Etiket: Ağbal

  • Bakan Naci Ağbal: “Geçici Vergiyi Kaldırmamız Söz Konusu Değil”

    Maliye Bakanı Naci Ağbal, geçici verginin sadece Türkiye’de uygulanmadığını belirterek, “Geçici vergiyi kaldırmamız söz konusu değil. Fakat 4. dönem geçici verginin kaldırılması konusunda bizim gelir vergisi kanun tasarısında bir düzenlememiz var” dedi.

    Maliye Bakanı Naci Ağbal, İSO Odakule Binası’nda düzenlenen Meslek Komiteleri Ortak Toplantısı’na katıldı. Toplantıya, Bakan Ağbal’ın yanı sıra İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, meclis üyeleri, sanayiciler ve meslek komiteleri katıldı. Toplantının İSO Başkanı Bahçıvan açılış konuşmasını yapmasının ardından meslek komiteleri sunum yaptı. Sunumları ardından bir konuşma yapan Bakan Naci Ağbal, ihracat verilerinde özellikle Avrupa Birliği’nden kaynaklanan piyasalarda olumlu gelişmeler olduğunu belirtti. Bakan Ağbal, “Haftaya alt komisyonda sizlerden gelen görüş ve öneriler çerçevesinde gelir vergisi tasarısıyla ilgili gerekli değişiklikleri de yapak suretiyle hakikaten hepimizin kabulleneceği, ekonomimizin önünü açacak bir gelir vergisi tasarısını hayata geçirmeyi hedefliyoruz. Vergi kanunlarında değişiklik yapan bir meşhur tabiriyle ‘Torba Kanunu’ çalışmamız var. Çok değişik alanlarda hem finans sektörünün hem de reel sektör ilgilendiren yasal bir düzenleme bizim hep birlikte çalışıp özel sektörün üzerinde veya iktisadi faaliyetler üzerinde maliyet oluşturan, işveren üzerine yük oluşturan farklı vergi uygulamaları var. Hepimiz ifade ediyoruz, damla vergisi, banka sigorta muamele vergisi bunların hepsi inşallah gelir torbamızda düzenlemeler olacak. İstiyorum ki bugün bu toplantıda çıkacak bir çok konuyla bu torba yasaya koyalım, oradan düzenleyelim ve toplantıdan verim alalım” dedi.

    “FİNANS SEKTÖRÜ REEL SEKTÖR OLMADAN YAŞAYAMAZ”

    Bakan Ağbal, “Bugün eğer ekonomi ayakta kalacaksa bunu 3 tane sayaç ayağı var. Bunun birincisi reel sektör, reel sektör ayakta kalacak. Rasyonel bir ortamda önünü görecek, gerek içeride gerekse dışarıda fırsatları koşturacak ve hem firma hem sektör düzeyinde hem de ulusal düzeyde daha da fazla gelişmenin yollarını arayacak. Ama reel sektörün bunu yapabilmesi için ikinci saya ayağı olan finans sektörünün buna destek olması lazım. Finans sektörü reel sektör olmadan yaşayamaz. Kredi verecek finansman yapacak bir reel sektör yoksa o zaman finans sektörü olarak da ayakta kalmanız mümkün değilsin. Aynı şey reel sektör içinde geçerlidir. Bir reel sektör eğer sürdürülebilir bir ekonomik ortam istiyorsa, mutlaka finans sektörü güçlü olmalıdır. Ayakları yere basmalı, sürdürülebilir bir mali yapıya sahip olmalıdır. Ben hep söylüyorum, bir şey istikrar içerisinde ise iyidir. Döviz kuru istikrar içindeyse iyidir, faiz istikrar içindeyse iyidir. Öngörülebiliyorsa, sürdürülebiliyorsa iyidir. Enflasyon kalıcı bir düşüşe işarete ediyorsa iyidir. Konjektüel enflasyondaki aşağıya gelme bu meselenin çözüldüğünü anlamına gelmez. Bir başka farklı konjetüel faktör tekrar enflasyonu yukarıya çekebilir. Onun içinde burada meseleleri çözerken her zaman için meselenin yüzeysel tarafıyla değil yapısal tarafıyla ilgili mutlaka tedbir almamız gerekiyor” ifadelerini kullandı.

    “Reformları kararlılıkla uyguluyoruz ve uygulayacağız” diyen Bakan Ağbal, “Burada yapılan reformların yapılmış olması ve reformun kalitesi de önemlidir. Yani gelir vergisi düzenlemesi yapmaktan bahsediyoruz. Ama kalitesini de sorgulamak zorundayız. Bu gelir vergisi kanunu her gün çıkan bir kanun değil. Bu kanun 40-50 yılda bir çıkar. Ama çıktığı zaman gerçekten o 40 yıldaki değişimi ve dönüşümü ortaya çıkaran bir vizyonla ortaya çıkmalı. O yüzden ben gelir vergisi kanununda bir miktar bu yönümüzün eksik olduğunu düşünüyorum” dedi.

    “GELİR VE KURUMLAR VERGİSİ OLARAK 2 KANUNU BİRLEŞTİRİYORUZ”

    Bakan Naci Ağbal, “Gelir ve Kurumlar Vergisi olarak 2 kanunu birleştiriyoruz. Belirsizlik oluşturan alanları azaltıyoruz. Mali disiplin konusu bakanlık olarak da baktığımız zaman bizim için olmazsa olmazlardan 1 tanesidir. Mali disiplin ne demektir? Birincisi bu gömleğinizin düğmesinin düğmeleyebilmeniz demektir. Yani bütçenin 2 yakası 1 arada mı? O demektir. Allah’a şükürler olsun ki şu an bütçemizin 2 yakası bir arada. Bugün Türkiye’deki bütçe açıkları yüzde 1,3’ler seviyesindedir. Bu herkesin gıpta ile baktığı bir şeydir. Sizlerden gelen öneriler çerçevesinde geliştireceğiz. Biz de inanıyoruz. Mutlaka vergisin tam ve zamanında ödeyen ve tüm sorumluluklarının yerine getiren mükelleflere devlet bunun karşılığında takdir vermesi gerekir. Bu takdir belgesinden ibaret olmamalıdır. Bunu farklı yollarla ifade etmemiz lazım” şeklinde konuştu.

    Bakan Ağbal, “Gerçekten iyi gününde vergisini ödeyen bir mükellefimize, zor durumda ve gününde verginin kendisinde, faizinde, ödeme süresinde birtakım kolaylıklar getirmeyi düşünüyoruz. Açık söyleyeyim ki, bunun sonu yok. Yeni bir indirim bir başka indirimi getiriyor. Ancak Gelir İdaresi Başkanlığı bir süredir farklı oranlarla ilgili aksıysan yönler nelerdir. Çünkü farklı oran yapısı getirdiğiniz zaman girdilerde ödediğiniz KVD’lerle dışta ödediğiniz KDV arasında fark oluyor. O zaman bu girdik KDV’de esaslı unsuru oluşturan girdilerdeki KDV yükünü nasıl aşağıya çekebiliriz. Bu konuyla ilgili arkadaşların bir çalışması var” ifadelerini kullandı.

    “GEÇİCİ VERGİYİ KALDIRMAMIZ SÖZ KONUSU DEĞİL”

    Maliye Bakanı Naci Ağbal konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Yani bu geçici vergi sadece enflasyon nedeniyle gelen bir vergi değil. Bir de sadece Türkiye’de uygulanan bir vergi değil, böyle bir süredir haklı bir beklenti var. İşte enflasyon düştü, neden geçici vergi ödüyoruz. Ama arkadaşlara araştırma yaptırdım. Enflasyon hiç olmayan ülkelerde bu geçici vergi var neden? Geçici vergi uygulaması kamu finansmanı bakımından yıl içerisinde kamu finansmanına süreklilik sağlayan kamu kaynağıdır. Dolayısıyla burada geçici verginin kaldırılması söz konusu olamaz. Fakat 4. dönem geçici verginin kaldırılması konusunda bizim gelir vergisi kanun tasarısında bir düzenlememiz var. Özel sektörün bunu desteklediğini biliyorum ama biz burada kurumlar vergisi beyannamesinin de bir miktar öne gelmesini arzu ediyoruz. Burada özellikle muhasebeci arkadaşlarımız biz yetiştiremeyiz diyorlar. Bu konuda hep beraber konuşalım, bizde 4. dönem geçici vergi beyannamesini kaldıralım. 3 dönem geçici vergi beyannamesinden sonra kurumlar vergisi beyannamesini versin ama orada teknik bir mesele var. O konuda da inşallah hep beraber çalışarak bunu üretiriz”

  • Bakan Ağbal: “Her 3 Kişiden Biri Kayıt Dışı Çalışıyor

    Maliye Bakanı Naci Ağbal, kayıt dışı istihdamla ilgili, “2015 için yüzde 33.6 yani yüzde 52.1 olan kayıt dışı istihdam oranı gerilemiş. Yaklaşık 20 puan bir iyileşme var. Dolayısı ile artık her 3 kişiden sadece bir kişi kayıt dışı çalışıyor. Bu oran bile hala çok yüksek mutlaka bizim kayıt dışı istihdamı daha da aşağılara çekmemiz lazım” dedi.

    13 – 14 Mart tarihleri arasında Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen “Uluslararası Yerel Zincirler Buluşuyor 2016” konferansına Maliye Bakanı Naci Ağbal, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu katıldı. Bakan Ağbal, konferansta yaptığı konuşmada, vergi konusundan sektöre kadar, önemli konulara değindi.

    “KAYIT DIŞI İSTİHDAMDA YAKLAŞIK 20 PUANLIK İYİLEŞME VAR”

    Bakan Naci Ağbal, kayıt dışı istihdam ile ilgili konulara değinerek, “Kayıtlı ekonominin en önemli göstergelerinden bir tanesi kayıtlı istihdamın seviyesi veya kayıt dışı istihdamın aşağı yönlü gelip gelmediği. 2002 yılında Türkiye’de kayıt dışı istihdam oranı yüzde 52.1’di. Bu her iki çalışandan sadece birisi kayıtlı çalışıyor anlamına geliyor. Bu çok önemli bir sıkıntıydı. 2 kişiden birisi kayıtlı çalışıyor diğeri kayıtsız çalışıyor ise sosyal güvenlik dengesini tutturamazsınız. Sosyal güvenlik açıkları sürekli bir şekilde devam eder. Dolayısı ile kayıt dışı istihdamın aşağıya çekilmesi son derece önemli son 14 yılda bu alanda önemli mesafeler kaydettik. En son açıklanan veri, 2015 için yüzde 33.6 yani yüzde 52.1 olan kayıt dışı istihdam oranı gerilemiş. Yaklaşık 20 puan bir iyileşme var. Dolayısı ile artık her 3 kişiden sadece bir kişi kayıt dışı çalışıyor. Bu oran bile hala çok yüksek mutlaka bizim kayıt dışı istihdamı daha da aşağılara çekmemiz lazım. Bu anlamda organize perakende ticareti yapan sizler, özellikle kayıt dışı istihdamın aşağıya çekilmesi noktasında verdiğiniz önemli katkılardan dolayı teşekkür ediyorum” diye konuştu.

    AĞBAL’DAN VERGİ EŞİTLİK SEVİYESİ ESPRİSİ

    Perakendeciler zincirlerine seslenen Bakan Ağbal, sektördeki vergi oranlarının eşit olması gerektiğini ifade ederek, “Ticarete konulu malları üreticiden toptancıdan alıyorsunuz ve tüketiciye sunuyorsunuz. Burada aldığını malların KDV oranları ile aynı malları satarken uyguladığınız katma değer vergisi oranları farklı olabiliyor. Dolayısı ile yüzde 1’den alıp yüzde 8’e satabiliyorsunuz. Burada ideal olan tabii ki zincirin tamamında vergi oranının eşit olmasıdır. Yani üretimden tüketime kadar bütün oranın aynı olması gerekir. Böyle bir durumda alanda satan da vergiden herhangi bir şekilde etkilenmez. Fakat zaman içerisinde farklı gerekçelerle oran farklılaşmasına gittiğimiz durumlar oluyor. Yine kayıt dışı ekonomi ile mücadele etmek veya kayıtlılığı arttırmak anlamında bu zincirin belirli bir aşamasında oranı düşürebiliyoruz. Mesela, toptancı aşamasını yüzde bir perakende aşamasını yüzde 8 yapabiliyoruz. Bunu yaparken temel amaç kayıtlılığı arttırmaktır. Ama ben görüyorum ki burada oran farklılaşması bu defa perakendeciler zincirindeki firmaları olumsuz yönde etkiliyor. Burada mutlaka bizim bu konular üzerinde çalışıp perakendeci de toptancı da herhangi bir maliyetin üzerinde kalmayacak çözümleri üretmemiz lazım. Sayın Başkan söyledi ‘Biz sadece oranları eşitleyin diyoruz, sayın Maliye Bakanı onları nerede eşitleyeceğini bilir’ dedi. Doğru inşallah en yukarı seviyede eşitleyeceğiz. Bu hepimiz içinde son derece önemli” şeklinde konuştu.

    “GÜNDEMİMİZDE VERGİ İNDİRİMİ SÖZ KONUSU DEĞİL”

    Vergi oranlarındaki farklılaşmalar nedeni ile uzun vade de sektörlere zarar geldiğini söyleyen Ağbal, “Kolay ve kısa vadede çözüm üreten bir formül gibi gelse de orta ve uzun vadede aslında vergi indirimi ve vergi oranlarındaki farklılaşmalar sektöre zarar veriyor. Onun için bizim mümkün oldukça, özellikle Katma Değer Vergisi’nde oran farklılaştırmalarından uzak durmamız lazım. Bize geçmiş şunu gösterdi bundan sonra vergi oranı ile ilgili çalışma yaparken 41 kere düşünmek lazım. Çünkü bir parçasını düşünüp bir düzenleme yapıyoruz sonra bakıyoruz ki bir tarafı düzelttik derken bir başka tarafı bozabiliyoruz. Onun için burada özellikle mali istikrarın devamı, bütçe disiplinin devamı için gündemimizde herhangi bir şekilde vergi indirimi söz konusu değil. Burada özellikle vergi oran farklılaştırmasından kaynaklı maliyetlerin aşağıya çekilmesi, uygulamadan kaynaklanan zorlukların giderilmesi konusunda sektör olarak sizlerle bir araya gelir, çözümler geliştiririz. Yeter ki siz ayakta kalın yeter ki siz işlerinizi yürütün” dedi.

    TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ise iş dünyası ile ilgili düzenlemeler beklediğini ifade ederek, “Sayın Bakanım, pek çok sektörde girdi ve çıktı arasındaki büyük KDV farkı bulunmaktadır. Bu yüzden şirketler KDV alacaklarını uzun süre tahsis edemiyor. Finansman sıkıntısı yaşıyor. Devlet alacağına karşı borcuna da aynı duyarlılığı göstersin istiyoruz. Şirketlerin KDV alacaklarını kurumlar vergisinden mahsup edilmesine veya devlete ödemelerinden mahsup edilmesine imkan verilmesi lazım. 2’inci olarak sebze, meyve ve et gibi temel ürünlerde KDV oranları yüzde 1, hem kayıt dışılık ile mücadele hem de orta ve düşük gelirli vatandaşlarımızın yararına olacak diyorum. Bu kapsamda üretimdeki oranı 1 ise satış noktasındaki bu oranda bir olsun  yani KDV’ler eşitlensin” dedi.

  • Maliye Bakanı Naci Ağbal: “Damga Vergisi, Bu Dünyaya Ait Vergi Değil”

    Maliye Bakanı Naci Ağbal, damga vergisinin bu dünyaya ait bir vergi değil, eski dünyanın vergisi olduğunu söyledi.

    Maliye Bakanı Naci Ağbal, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından düzenlenen Genişletilmiş Başkanlar Kurulu Toplantısı’na katıldı. TİM binasında düzenlenen toplantıda açılış konuşması yapan Bakan Ağbal, son günlerde Avrupa’da ve Türkiye’de yaşanan terör saldırılarına değinerek, “Gittikçe daha büyük sıkıntıların içerisine çeken ve global hale gelen terörü kınadığımı bunun bir insanlık suçu olduğunu ifade etmek isterim. Ülkemiz bu anlamda terör olaylarının yaşandığı ülkelerden bir tanesi. Yüreğimiz yanıyor, içimiz sızlıyor ama ülke olarak terörle sonuna kadar mücadele edeceğiz. Bu millet olarak devlet olarak hepimizin ortak sorumluluğu. Son yaşanan olaylar terörün global bir sorun olduğunu ortaya koydu. En son Brüksel’de yaşanan olayın gösterdiği şu, bu bir global mesele ve bu çözülecekse bütün medeni toplumların birlikte çözmesi gereken bir konu. İnşallah bu konu da ülkemiz üzerine düşen sorumluluğu yapmaya devam edecektir” dedi.

    “YAPISAL REFORMLAR GİTTİKÇE DAHA ÖNCELİKLİ HALE GELECEK”

    Global büyümenin önündeki en büyük engellerden birisinin yapısal reform ihtiyacı olduğunu ifade eden Bakan Ağbal, “Gerek uluslararası finans sistemindeki yapısal reformlar gerek iş gücü piyasalarındaki katılıklar, gerek ise özellikle verimlilik önündeki engeller, dolayısı ile bugün ülkelerin tek tek yapmaları gereken ev ödevlerinden ziyade global anlamda yapısal reformlar gittikçe daha öncelikli hale gelecek. İnşallah bu süreçte alınacak yapısal önlemler sayesinde tek tek büyüme trendinin öne çıkmasını ümit ediyoruz. Bu süreçte ortaya çıkan önemli gelişmelerden bir tanesi de Petrolun ve emtia fiyatlarının aşağı gelmesi ilk başlarda bu olumlu bir gelişme olarak nitelendi. Özellikle petrol ve emtia ithalatçısı ülkelerde iç talebi arttıracak bir unsur olarak görüldü ama zamanla bakıldı ki bir taraftan bu gelişmesi ülkelerde çok ciddi ekonomik sorunlara neden oldu. Hem de gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde beklenen iç talep artışına katkıyı vermedi. Burada da yavaş yavaş emtia fiyatlarında yukarıya yönlü büyüme olumlu bir beklenti olarak hepimiz tarafından ifade ediliyor” diye konuştu.

    “BÜTÇE AÇIĞINDA, AVRUPA KRİTERLERİ ALTINDAYIZ”

    Siyasi ve ekonomik istikrar sonucu Maliye Politikası’nda başarılar elde edildiğini söyleyen Ağbal, “En çok iftihar ettiğimiz konulardan bir tanesi maliye politikasında geldiğimiz seviyelerdir. Bütçe açığı biliyorsunuz ki tarihi seviyelerden aşağıya geldi. Bugün Türkiye’nin 2016 için öngördüğümüz bütçe açığı yaklaşık yüzde 1.3, 2015 yılını yüzde 1.2 ile kapattık. Birçok ülkenin gıbta ederek takdir ettiği bütçe açığı seviyelerindeyiz. Eskiden ifade ederdik 2004 yılında, biz de bir gün kriterleri yakalayacağız ve Avrupa Birliği’nin meşhur yüzde 3 bütçe açığını standarttı vardı. Türkiye için bu 2002’de geldiğimizde yaklaşık bütçe açıkları yüzde 11 seviyelerindeydi. Ama biz şu anda yaklaşık 9 yıldır bütçe açığı noktasında, Avrupa Birliği kriterleri altındayız. Yüzde 3 olan bu oranı biz yaklaşık bugün yüzde 1.2, 1.3 seviyelerinde realize etmiş durumdayız” şeklinde konuştu.

    “KİMSEDEN BİR KURUŞ FAZLA VERGİ İSTEMİYORUZ”

    Vergilerin dolaysız olarak toplanması gerektiğini ifade eden Ağbal, “İşlem vergilerinde, işletmeyi o işe girişmekten alıkoyan kayıttan alı koyan uygulamalar. Vergileri dolaysız vergilerden toplamamız lazım. Hepimizin ne kadar kazanıyorsak o kadar vergi ödeyeceğiz bir düzeni yakalarsak, o zaman Türkiye’de her şey bence yoluna girecek. Ben hep söylüyorum kimseden bir kuruş fazla vergi istemiyoruz.  Mükellef kazancına göre ne kadar vergi vermesi gerekiyorsa o kadar vergi vermeli. Vergi denetiminde mükellefin, üzerine gri alanlardan gidip mevzuatın belirsiz olduğu alanlarda mükellefin aleyhine yorum yaparak burada vergi vardır anlayışını kökten ortadan kaldırmamız lazım. Bizim vergi denetimden mutlaka ve mutlaka vatandaşın gerçekten vergiye gönüllü uyumunu destekleyecek bir denetim iklimini üretmemiz lazım” dedi.

    “DAMGA VERGİSİ BU DÜNYAYA AİT VERGİ DEĞİL”

    Kamu yöntemindeki verimsizliklerin ve bürokrasinin ortadan kalması gerektiğini ifade eden Ağbal, “İşlem süreçlerini kısaltmamız lazım, gereksiz yetkileri ve hele de aynı yetkinin farklı kurumlarda mükerrer bir şekilde oluşturan yetki düzenini ortadan kaldırmamız lazım. Daha sade daha hızlı çalışan karar alma inisiyatifine sahip bir kamu yönetimini hep beraber inşa edeceğiz. Kamu maliyesi önemli reform alanlarından bir tanesidir. Bugüne kadar kamu maliyesine bakıldığından özellikle mali disiplinin sağlanması konusunda önemli başarılar elde ettik. Kamu maliyesinin kalitesinin arttırılması lazım. Kamu maliyesi kalitesi, kamu gelirlerinin daha fazla dolaysız yönden elde edilmesidir. Sayın başkanın ifade etti damga vergisini. Evet damga vergisi bu dünyaya ait bir vergi değil eski dünyanın vergisi. Dolaylı vergilerde işlem vergilerinde işletmeyi o işe girişmekten alıkoyan uygulamalar var bunlarla mücadele etmemiz lazım. Vergiyi dolaysız vergilerden toplamamız lazım” diye konuştu.

  • Bakan Ağbal, İktisat Öğrencileriyle Bir Araya Geldi

    Maliye Bakanı Naci Ağbal, Bayburt ziyaretinde iktisat fakültesi öğrencileriyle bir araya gelerek sohbet etti. Bakan Ağbal’ın öğrencilere, ’Ne olmak istiyorsunuz?’ sorusunu yöneltmesi üzerine öğrencilerden birinin, ’Bakan olmak istiyoruz’ cevabı, gülüşmelere neden oldu.

    Bakan Ağbal, Bayburt ziyareti kapsamında yeni yapılacak 200 yataklı hastanenin yerini açıkladı. Yatırım alanlarında incelemelerde bulunan Bakan Ağbal, 200 yataklı hastanenin Demirözü yolu üzerinde kışlanın hemen karşısındaki alana yapılacağını belirtti. Ağbal, ayrıca yeni yapılacak hastane yakınındaki bir alana Adli Tıp Merkezi’nin yapılacağını da duyurdu. Tarım Yerleşkesi’nde yer tespiti çalışmalarının sürdüğünü söyleyen Ağbal, 10 milyon avro bedelli barınma merkezi ve Tedaş tarafından inşa edilecek eğitim merkezi hakkında da bilgi verdi.

    İKTİSAT ÖĞRENCİLERİNE SÖZLÜ SINAV

    Bakan Ağbal, ziyaretleri çerçevesinde Kredi Yurtlar Kurumu ve Arpalı Beldesi’nde de temaslarda bulundu. Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Bayburt Yurt Müdürlüğünü ziyaret eden Bakan Naci Ağbal, burada kalan kız öğrencilerle sohbet etti. Bakan Ağbal, Bayburt Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi son sınıf öğrencilerine, ’Ne olmak istiyorsunuz sorusunu’ yöneltti. Öğrencilerden birinin, ’Bakan olmak istiyoruz’ cevabı, gülüşmelere neden oldu. Öğrencilere, dünya ekonomisini de soran Bakan Ağbal’a, bir kız öğrenci ülkelerin istihdam alanlarının geliştirmesi için yeni iş alanlarının kurulması gerektiğini ve Türkiye’nin buna ihtiyacını olduğunu söyledi.

    Bakan Ağbal ise, “Dünya ekonomisinin toparlanması gerekiyor. Bugün bakın bu kadar genişletici para politikası uygulanmasına rağmen bir tülü ülkelerin büyüme oranları istenilen düzeye gelmiyor. Demekki para politikası tek başına yeterli değil, mutlaka maliye politikasıyla desteklenmesi lazım” diye konuştu.

    Öğrencilerin “Maliye politikası hakkındaki kamu harcamalarını artırıp vergileri azaltmalıyız” ifadelerine ise Ağbal, “Ama o zaman da bütçenin iki yakası bir araya gelmez” şeklinde konuştu.

    Ağbal, öğrencilerle soruların yanıtları üzerine fikir alışverişinde bulunarak, “Mülakat yapıyorum ona göre” dedi.

  • Maliye Bakanı Naci Ağbal:

    Maliye Bakanı Naci Ağbal, kamu borçlarına ilişkin istatistikleri açıklayarak, kamu net borç stokunun millî gelire oranının 2002 yılında yüzde 61,5 iken 2016 yılı Ocak ayında yüzde 7,6 olduğunu söyledi.

    2016 Yılı Bütçe Kanun Tasarısı görüşmelerinde sorulara cevap veren Maliye Bakanı Naci Ağbal, bir milletvekilinin sorusuna cevaben kamu borçlarına ilişkin istatistikleri açıkladı. Bakan Ağbal, “AB tanımlı genel yönetim borç stoku, milyon TL olarak, 2002 yılında 259 milyar 350 milyon TL; 2016 Ocak itibarıyla 654 milyar 823 milyon TL. AB tanımlı genel yönetim borç stokunun milli gelire oranı 2002 yılında yüzde 74 iken 2016 Ocak itibarıyla yüzde 32,6. Kamu net borç stoku 2002 yılında 215 milyar 631 milyon TL iken 2015 Ocak ayında 143 milyar 402 milyon TL. Kamu net borç stokunun milli gelire oranı 2002 yılında yüzde 61,5 iken 2016 Ocak ayında yüzde 7,6” diye konuştu.

    2002 ilâ 2016’yı karşılaştıran TÜİK’in verilerini açıklayan Bakan Ağbal, “Net asgari ücretle çalışan bir vatandaşımız 2002 yılında, satın alma gücü olarak bakıldığında, net asgari ücretle bir ayda 181 ekmek alabilirken, şu anda 346 ekmek alıyor. Daha önce 85 kilogram pirinç alabilirken, şimdi 203 kilogram pirinç alabiliyor. 111 kilogram toz şeker alabilirken bir aylık ücretiyle, şimdi 320 kilogram alabiliyor. Bu listeyi uzatmam mümkün. Bu listenin gösterdiği şey şu; çalışanlarımız AK Parti hükümetleri döneminde satın alma gücü bakımından, refahlarının artışı bakımından önemli kazanımlara sahip olmuşlardır. Son yıllarda bu noktada bazı ürünler bakımından bakıldığında bu fotoğrafın farklı olduğu ürünler de var. Ama hep beraber bu refahı daha nasıl arttıracağız, onun gayreti içerisinde olmamız lazım” şeklinde konuştu.

    2002 yılında kamu sektörünün brüt dış borcunun 2002 yılında 64,5 milyar dolar iken 2015 yılının üçüncü çeyreğinde 114,8 milyar dolar olduğunu kaydeden Bakan Ağbal, özel sektörün brüt dış borcunun 2002 yılında 43,1 milyar dolar, 2015 üçüncü çeyrek itibarıyla 289,6 milyar dolar olduğunu ifade etti. Bakan Ağbal, “Kamu sektörünün borcunun gayrisafi milli hasılaya oranı olarak baktığımızda, 2002 yılında milli gelirin yüzde 28’i iken 2015 üçüncü çeyrek itibarıyla milli gelirin yüzde 15,5’ine düşmüş gözüküyor. Buna karşılık özel sektörün borçları, 2002 yılında milli gelire oranı yüzde 18,7 iken şu anda yüzde 39,39’a çıkmış. Toplum brüt dış borç stoku olarak baktığımız zaman, 2002 yılında Türkiye’nin brüt dış borç stoku milli gelire oranı yüzde 56,2 iken şu anda yüzde 54,7. Ama esas olan AB tanımlı kamu borç stokudur; orada da önemli iyileşmeler var. Milli gelire oran olarak baktığımızda yüzde 74 seviyelerinden yüzde 32,6 seviyesine kadar düşmüş gözüküyor” açıklamasında bulundu.