Etiket: Adı

  • Şehidin Adı Okula Verildi

    Bingöl’den geçici görev için gittiği Şırnak’ta güvenlik güçleri ile teröristler arasında çıkan çatışmada şehit olan Uzman Çavuş Cemil Turan’ın adı, memleketi olan Bursa’nın Karacabey ilçesinin Bayramdere Mahallesi’ndeki okulda yaşayacak.

    Konuyla ilgili yazılı açıklama yapan Karacabey İlçe Milli Eğitim Müdürü Emin Dingin, “Bayramdere’de eğitim-öğretime devam eden Bayramdere İlk ve Ortaokulu’na 20 Mart 2016 tarihinde Şırnak’ta güvenlik güçleri ile teröristler arasında çıkan çatışmada şehit olan Cemil Turan’ın adı verildi. Okulumuz artık Şehit Jandarma Uzman Çavuş Cemil Turan İlk ve Ortaokulu olarak hizmet verecek. Vatan savunmasında şehit düşen Cemil Turan’a Allah’tan rahmet, kederli ailesine tekrar baş sağlığı diliyorum“ dedi.

  • Kınaş Yapı’nın Yeni Adı ’Arven’ Oldu

    Kayseri’nin önde gelen inşaat firmalarından biri olan Kınaş Yapı’nın yeni adı Arven oldu. Arven Yapı Endüstrisi Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Say, Kayseri ve Türkiye için imajlarını yenilediklerini söyledi.

    Geçtiğimiz günlerde Fethullahçı Terör Örgütü’ne finans sağladığı için gözaltına alınan Hamdi Kınaş’ın tutuklanmasının ardından basın toplantısı düzenleyen Kınaş Yapı Endüstrisi Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Say, şirketin paralel yapıyla anılmasını istemedikleri için isim ve logo değişikliğine gidileceğini ifade etmişti. Geçen bir aylık sürede isim ve logo önerilerini değerlendirdiklerini belirten Orhan Say, şirketin yeni adının ’Arven’ olmasına karar verdiklerini kaydetti.

    Düzenlediği basın toplantısında konuşan Arven Yapı Endüstrisi Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Say, “Bundan yaklaşık 1 ay önce şirket unvanımızı ve markamızı değiştirme kararı almıştık. Bu kararımızı da hem basın mensupları hem de basın mensuplarının aracılığı ile kamuoyu ile paylaşmıştık. Yeni isim arayışı sürecimizde hem çevremizden hem de profesyonel kişilerden destek aldık. Pek çok kesimden çok güzel isim önerileri geldi ve ilgi de gerçekten büyük oldu. Bu ilgiden dolayı gerçekten herkese teşekkür ediyoruz. Yüzlerce isim önerisi arasından bir tanesine karar vermemiz gerekiyordu. Bu nedenle de, önce seçeneklerimizi azalttık ve son kalan isim önerilerini çalışma arkadaşlarımız ile paylaştık. Şirketimiz bünyesinde yaptığımız puanlama neticesinde şirketimizin bundan sonra yoluna devam edeceği unvanı ve markamızı belirledik.” ifadelerini kullandı.

    Şirkette yenilenme sürecinin yönetim değişikliği ile başladığına dikkat çeken Orhan Say, sözlerini şöyle tamamladı:

    “Şimdi biz, yepyeni bir marka ile tüm müşterilerimize daha iyi hizmet verebilmek, çok daha güzel projelere imza atabilmek, şehrimizin ve Türkiye’nin parlayan yıldızı olabilmek, daha çok kişi ve firmaya istihdam alanı oluşturabilmek için değişiyor ve gelişiyoruz. Yeni ismimiz, parlayan yıldız anlamını taşıyor. Bizde buradan hareketle yeni dönemimizde Kayseri’de konut sektörüne ilham veren bir marka ve markalar arasında da parlayan bir yıldız olmayı hedefliyoruz. Arven Yapı Endüstrisi AŞ., başta bizlerden güvenini 30 yıldır eksik etmeyen halkımız olmak üzere herkese hayırlı ve uğurlu olsun.”

  • Özcan: “Bazı Ürünler, Organik Ürün Adı Altında Satılıyor”

    Ondokuz Mayıs Üniversitesi(OMÜ) Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Muharrem Özcan, tarım ürünlerinde etiketlemenin henüz standart hale getirilememesinin çeşitli sorunlara neden olduğunu ve organik olmayan ürünler (tüketiciyi kandırmaya yönelik) organik ürün adı altında satıldığını söyledi.

    Organik tarımın üretim aşamalarından tüketiciye sunum aşamalarına kadar sertifika programı kapsamında izin verilen uygulamalarla yapıldığını söyleyen Prof. Dr. Muharrem Özcan, organik olarak üretilen ürünlerin tüketiciye organik olarak sunulabilmesi için ambalajlama, depolama, taşıma ve pazarlama işlemlerinin de organik tarım yönetmeliğine göre yapılmasının zorunlu olduğunu belirtti.

    “ORGANİK ÜRÜNLER, ORGANİK OLMAYAN ÜRÜNLERDEN AYRI DEPOLANMALIDIR”

    Hasat sonrası uygulamaların kalitenin tüketiciye ulaşmasını sağlayan etmenler olduğunu ifade eden Prof. Dr. Muharrem Özcan, “Ambalajın ürünün organik niteliğini bozmayacak yapıda olması etiket bilgilerinin tam olması ve ambalaj üzerinde logonun bulunması zorunludur. Organik ürünler, organik olmayan ürünlerden ayrı depolanmalıdır. Olanakların sınırlı olduğu durumlarda ürün karışımını engelleyici önlemlerin alınmasıyla birlikte her iki ürün grubu aynı depoda muhafazaya alınabilir. Ancak, depolama sırasında kesinlikle kimyasal madde kullanılmaz. Organik ürünlerin taşınmasında ürünün içeriğinde herhangi bir karışmaya neden olmayacak biçimde uygun paket ve araçların kullanılması bunlarda da, izlenebilirliğini sağlanması zorunludur” dedi.

    “ORGANİK ÜRÜNLERE OLAN TALEP ARTMAKLA BİRLİKTE İSTENİLEN DÜZEYE HENÜZ ULAŞILAMAMIŞTIR”

    Organik ürün sertifikasına sahip olan ürünlerin organik ürün olarak pazarlandığını söyleyen Özcan, “Organik ürünler, organik ürün olduğu açıkça belirtilerek satılır. Organik ürünlerin, konvansiyonel ürün ile karışmaması ve organik niteliğinin korunması zorunludur. Ülkemizde tarım ürünlerinde etiketlemenin henüz standart hale getirilememesi bu konuda çeşitli sorunlara neden olmakta hatta, organik olmayan ürünler (tüketiciyi kandırmaya yönelik) organik ürün adı altında satılabilmektedir. Ülkemizde organik ürünlere olan talep artmakla birlikte istenilen düzeye henüz ulaşılamamıştır. Bunda fiyat yüksekliği, bilgi eksikliği, ürün çeşitliliğinin azlığı, ürünün sürekliliğinin azlığı, satış kanallarının yetersizliği, halkın gelir ve kültür düzeyi ile alternatif ürün varlığı gibi nedenler etkili olmaktadır” diye konuştu.

  • Kurtulmuş,:“ Bugün Bu Coğrafyada Bir Oyun Oynanıyor. Bu Oyunun Adı ‘İkinci Sykes-picot’dur”

    Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, batılı devletlerin tarihteki gizli bir anlaşmasına atıfta bulunarak, “Bugün bu coğrafyada bir oyun oynanıyor. Bu oyunun adı ‘İkinci Sykes-Picot’dur. İkinci Sykes-Picot, tam bir asır evvel oynanan birinci tiyatronun birinci perdesinin devamını dilemektedir” dedi.

    Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, Dışişleri Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) resmi desteğinde Borsa İstanbul ve Başbakanlık Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı iş birliği ile Al-Iktissad Wal-Aamal Group (AIWA) tarafından Çırağan Sarayı’nda düzenlenen 11’inci Türk-Arap Ekonomi Forumu’na (TAF’2016) konuk oldu. Burada yerli ve Arap iktisatçılara hitap eden Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, tarihteki bir gizli anlaşmaya atıfta bulunarak, “Bugün bu coğrafyada bir oyun oynanıyor. Bu oyunun adı ‘İkinci Sykes-Picot’dur. İkinci Sykes-Picot, tam 1 Asır evvel oynanan birinci tiyatronun, birinci perdesinin devamını dilemektedir. Yani, 1. Dünya Savaşı’ndan sonra Osmanlı coğrafyasında savaşın galipleri masanın üstüne haritaları koydular, cetvelleri çıkardılar, haritaları tamamıyla cetvelleriyle çizerek bölge ülkelerini birbirinden ayırdılar. 1 asır evvel sınırları bölerek birbirinden ayırdıkları bölge halklarını, şimdi gönüllerini ve zihinlerini birbirinden ayırarak tamamen parçalamak istiyorlar” şeklinde konuştu.

    “BUGÜN BU COĞRAFYADA BİR OYUN OYNANIYOR”

    Kurtulmuş, böyle bir coğrafyada Türkiye’nin siyasi ve ekonomik istikrarını sağlıyor olmasının ve bunu sürdürüyor olmasının başlı başına büyük bir başarı öyküsü olduğunu söyleyerek sözlerine şöyle devam etti:

    “Ümit ediyoruz ki halkımızın desteği ile Türkiye’nin demokratikleşme sürecinde cesur adımlarla yolumuza devam etmeyi başaracak ve Türkiye’nin bu siyasi ve ekonomik istikrarını sürdürebileceğiz. İstikrar ortamı olmadan, bölge içerisinde de daha uzun planların yapılması mümkün değil. Bakın biz Türkiye’de bundan 20 sene evvel, 15 sene evvel, hatta daha yakın zamanda 10, 12 yıl önce hiçbir 5 yıllık, 3 yıllık perspektiflerle bir plan yapamazdı. Hele kamu kurum ve kuruluşlarının kalkınma planları tutturulamazdı. Şimdi çok şükür Türkiye son 13, 14 yıldır, özellikle 2003’ten itibaren planını ortaya koyuyor, uzun vadeli planlar yapıyor ve bunlara ulaşabiliyor. Bu istikrarın sürdürülebilir olmasını temenni ediyoruz ve birinci önceliğimizin de bu olduğunu ifade ediyoruz. Aynı şekilde Türkiye’nin bölge ülkeleriyle ilişkilerinin de gelişmekte olduğunu görüyoruz. Bunu özellikle Arap dünyasından gelen misafirlerle paylaşmak istiyorum. Bugün bu coğrafyada bir oyun oynanıyor. Bu oyunun adı ‘İkinci Sykes-Picot’dur. İkinci Sykes-Picot, tam bir asır evvel oynanan birinci tiyatronun, birinci perdesinin devamını dilemektedir. Yani, 1. Dünya Savaşı’ndan sonra Osmanlı coğrafyasında savaşın galipleri masanın üstüne haritaları koydular, cetvelleri çıkardılar, haritaları tamamıyla cetvelleriyle çizerek bölge ülkelerini birbirinden ayırdılar. Bir asır evvel sınırları bölerek birbirinden ayırdıkları bölge halklarını, şimdi gönüllerini ve zihinlerini birbirinden ayırarak tamamen parçalamak istiyorlar. Şimdi Türkleri, Kürtleri, Arapları, Farisileri, bu bölge halklarını birbirlerine düşman haline getirmeye çalışıyorlar. Değerli kardeşlerim, hepimizin ortak olarak karşı çıkmamız gereken husus burası. Çok açık söylüyorum bu coğrafyada Türk’ün, Kürt’ün, Arap’ın ve Farisi’nin ve diğer unsurların hiçbirisinin kaderi bir diğerinden ayrı olamaz. Arap Türk’ten ayrı, Türk Kürt’ten ayrı, Kürt Farisi’den ayrı ya da bir diğeri diğerinden ayrı olarak güçlü bir şekilde ayakta kalamaz. Önce bu oyunu iyi anlamak ve bu oyunu bozmak mecburiyetindeyiz. Bu bölgede son 25 yıldır, Soğuk Savaş bittikten bu yana bu bölgede Sykes-Picot’nun ikinci perdesini oynamaya çalışıyorlar. Maalesef fiilen de bir hayli mesafe alınmış durumda.”

  • Şehit Çocuğuna Babasının Adı Verildi

    Diyarbakır’ın Sur ilçesinde Ocak ayında şehit düşen ve baba evinin virane olması nedeniyle Türkiye gündemine gelen şehit Nuh Özdemir’in oğlu dünyaya geldi. Aile, bebeğe şehit babasının ismini verdi.

    4 Ocak’ta Diyarbakır’ın Sur ilçesinde bölücü terör örgütüne karşı yapılan operasyonlarda şehit düşen 25 yaşındaki Uzman Çavuş Nuh Özdemir’in eşi Leyla Özdemir, eşinin şehit olmasından 4 ay 22 gün sonra çocuğunu dünyaya getirdi. Samsun’da Büyük Anadolu Hastanesi’nde saat 09.00 sıralarında sezaryenle dünyaya gelen bebeğe şehit babasının adı olan ’Nuh’ ismi koyuldu.

    Bebek Nuh’u ilk kez gören kişi olan şehidin babası 63 yaşındaki Mehmet Özdemir, “Bugün benim en mutlu günüm” dedi. Nuh bebek daha sonra anne Leyla Özdemir’in yanına getirildi. Anne Leyla Özdemir, ilk kez kucağına aldığı oğlunu, “Babasının emaneti, annesinin gülü, annesinin bebeği” diye sevdi. Bebeğini kucağına aldığı için çok mutlu olduğunu belirten şehit eşi Leyla Özdemir, “Şu an hiçbir şey diyemiyorum. Çocuğuma babasının ismi olan Nuh Umut ismini koyacağım” diye konuştu.

    “BUGÜN BENİM EN MUTLU GÜNÜM”

    Buruk bir sevinç yaşayan şehit babası Mehmet Özdemir, oğlunun emanetine kavuştuğu için çok mutlu olduğunu ifade ederek, “Allah’ıma bin şükür. Bugün benim en mutlu günüm. Mutluluktan başka söyleyecek kelime bulamıyorum. Allah baştan başa şen etsin. İsim olarak babasının ismini koyacağız. İsmi Nuh olacak. Annesiyle öyle olacak diye konuşmuştuk. Şehit oğlumun ismini çocuğuna veren gelinimden de Allah razı olsun. Kocasının ismini torunuma verdiği için ona teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu.

    HASTANEDEN ŞEHİT ÇOCUĞUNA DESTEK

    Şehit çocuğunun takibini sürdüreceklerini vurgulayan Büyük Anadolu Hastanesi Genel Müdürü Güner Armutlu, “Sevincimiz var ama buruk bir sevincimiz var. 1 Nuh gidiyor, bin Nuh geliyor peşinden. Allah’ın izniyle bu memleketi bölmeye çalışanlar, bunu asla başaramayacaklar. Biz bu anlayış ve yaklaşımdayız. Yeni dünyaya gelen Nuh, bizim çocuğumuzdur, bizim evladımızdır. Nuh’u biz bundan sonraki hayatında da hep takip edeceğiz. Şehide olan vazifemizi fazlasıyla yerine getirmeye çalışacağız. İnşallah Nuh’un kaderi ve bahtı çok açık olur. Bu memlekete babasının yarım bıraktığı işleri tamamlayıp, daha üst seviyeye getirecek şekilde görev yapar. Biz annesine ve geride kalanlara bu buruk sevincin hayırlı olmasını diliyoruz” ifadelerini kullandı.

    Şehit Uzman Çavuş Nuh Özdemir’in Ordu’nun Akkuş ilçesindeki sıvasız ve tuğladan evi Türkiye’de gündem olmuş ve Ordu Büyükşehir Belediyesi tarafından yeni bir ev yapılması için çalışmalar başlatılmıştı.