Etiket: Adeta

  • Alkollü şahıs polislerle adeta köşe kapmaca oynadı

    Zonguldak’ın Ereğli ilçesinde alkol ve uyuşturucu kullandığı iddia edilen şahıs, kendisini tedavi için hastaneye götürmek isteyen polislerden kaçarak adeta köşe kapmaca oynadı. Polisin elinden iki kez kaçan alkollü şahıs, sonunda yakalanarak hastaneye götürüldü.

    Olay, Müftü Mahallesi Erdemir Caddesi İstanbul yol ayrımı mevkisinde meydana geldi. İddiaya göre, aldığı alkol ve uyuşturucunun etkisi ile yere yığılan Levent Ç.’yi gören vatandaşlar, durumu polis ve sağlık ekiplerine bildirdi. Kısa sürede olay yerine gelen polis ekipleri ambulansın gelmesini beklerken, Levent Ç. birden kaçmaya başladı. Uzun bir kovalamacanın ardından yakalanan Levent Ç., “Beni niye kovalıyorsun, bıraksana. Baba” diye bağırdı. Polisin sakinleştirmeye çalışarak kimliğini istediği Levent Ç., “Niye istiyorsun. TC’mi okuyayım sana, evliyim, iki çocuk babasıyım. Bir kızım, bir oğlum var” dedi. Polisin sakinleşmesi için serbest bıraktığı Levent Ç., yeniden kaçarak polisi atlatmaya çalıştı. Girdiği akaryakıt istasyonunda yeniden yakalanan Levent Ç.’ye bu kez kelepçe takıldı. Polislere “Alkol aldım sallanıyorum” şarkısını söylemeye başlayan Levent Ç., kelepçelerinin çıkarılmasını istedi. Olay yerine gelen ambulansa polis eşliğinde binen Levent Ç., tedavisinin yapılması için Kdz. Ereğli Devlet Hastanesi’ne götürüldü.

    Polis, olayla ilgili soruşturma başlattı.

  • (Özel haber) Adeta kuzu fabrikası olan bu koyunlar kurbanlık fiyatlarını düşürecek

    Bursalı bir müteşebbisin Ukrayna’dan ithal ettiği Romanov cinsi koyunlar, kurbanlık fiyatlarını ucuzlatacak.

    Türkiye’de ağırlıkları 40-50 kiloyu geçmeyen yerli ırkların bir çoğu yılda bir ve iki yavru veriyor. Bursalı müteşebbis Mustafa Aydın’ın özel izinle Ukrayna’dan getirtiği Romanov cinsi koyunlar ise yılda 6-8 kuzu doğuruyor ve ağırlıkları 70-80 kiloya kadar çıkıyor. Doğurganlıkları ile tam bir kuzu fabrikası olan koyunlar, ülkemizdeki iklim şartlarına hiçbir zorluk çekmeden alışabiliyor.

    Çok yavrulayan ve normal koyunlara nazaran daha iri olan bu koyunlar sayesinde Türkiye’de hem kurbanlık, hem de et fiyatlarının ucuzlayacağını ifade eden Mustafa Aydın, “Romanov cinsi koyunlardan 4 ay önce damızlık olarak 100 baş getirdim. Bu koyunlar yılda 2 kez doğum yapıyor. Bir batında 4 yavru doğurdukları oluyor. 12-14 ay zarfında Romanov cinsi koyun 6-7 yavru yapıyor. Eti lezzetli. Türkiye’de bir çok yerli ırk yılda 1-2 doğum yapıyor. Romanov koyunları süratle büyüyor, 70-80 kilo ağırlığa ulaşıyorlar. Ülkemizdeki koyun ırkları 40-50 kilo gelirken, Romanov cinsi koyunlar bunların iki katı cüsseye ulaşıyor. Romanov cinsi koyunların kurbanlık ve et fiyatlarını düşüreceğini ümit ediyorum. Ben bu koyunları 4 ay önce Ukrayna’dan getirttim. Bu koyunlar beni yanıltmadı. Gebe olarak aldığım bu koyunların ikiz, üçüz ve dördüz yavruladığına bizzat şahit oldum. Biz ülke olarak küçük baş hayvancılığın yaygınlaşmasını sağlamalıyız. Yerli ve yabancı ırk gözetmeksizin ülkemizdeki küçük baş seviyesini üst sıralara çıkartmalıyız” dedi.

    Aydın, Kurban Bayramı’na bir aydan daha fazla süre olduğunu, kurbanlık fiyatlarının henüz belli olmadığını kaydederken, Romanov cinsi koyunların fiyatların düşmesine katkı yapacağına inandığını sözlerine ekledi

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan:“kut’ül Amare’yi Yeni Nesillerden Adeta Sakladılar”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 29 Nisan 1916’da Irak’ta Osmanlı’nın İngiliz ordusunu yendiği Kut’ül Amare savaşıyla ilgili, “Yarın 100. yıl dönümünü idrak edeceğimiz bir Kut’ül Amare zaferimiz var ki, hafızalarımızdan kazılmaya çalışıldı. Bu tarih İngilizler için değil de bizim için utanç günüymüş gibi Kut’ül Amare’yi yeni nesillerden adeta sakladılar” dedi.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İmam Hatip Okulları Mezunları ve Mensupları Derneği ÖNDER tarafından Sinan Erdem Spor Salonu’nda düzenlediği “İmam Hatip Gençlik Buluşması” programına katıldı. Programda Erdoğan’ın yanı sıra Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç, Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, İmam Hatip Okulları Mezunları ve Mensupları Derneği ÖNDER Genel Başkanı Halit Bekiroğlu, ünlü oyuncu Hasan Kaçan katıldı. Program mehteran takımının gösterisi ve ardından Kuran’ı Kerim hilafetiyle başladı. Programda katılımcılar cep telefonlarının flaşlarıyla renkli görüntüler oluşturdu. Salona giren Cumhurbaşkanı Erdoğan, katılımcıları selamlayarak gül dağıttı.

    “CANLI BOMBA İLE KENDİNİ PATLATAN SÖZDE MÜSLÜMAN O PATLAMADA ÖLENLER YİNE MÜSLÜMAN”

    “Müslümanlar dünyada ciddi sıkıntılarla karşı karşıya” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu zulümlerin çoğu Müslümanların kendi kendine yapmasıdır. Allahüekber diyerek öldüren Müslüman. Aynı şekilde Allahüekber diyerek ölen de Müslüman. Canlı bomba ile kendini patlatan sözde Müslüman o patlamada ölenler yine Müslüman. Bu yürek paralayıcı manzara bize şu üç önemli tehlikeye karşı dikkatli olmamız gerektiğini gösteriyor” ifadesini kullandı.

    Müslümanların başında 3 fitnenin olduğunu vurgulayan Erdoğan, “Şu anda İslam İşbirliği Teşkilatı’nın dönem başkanıyız. Oradaki konuşmamda da söylemiştim, 3 fitne var. Bir mezhepçilik. Mezhepçilik fitnesi İslam dünyasının içinde bizi ciddi manada yaralıyor. Şia mezhep olmaktan çıkmış adeta din gibi değerlendiriliyor. Aynı şekilde Sünnilik bazı yerlerde adeta din gibi değerlendiriliyor. Bizim bu mezheplerin üstünde bir dinimiz var; İslam. İslam’dan başka bir şey tanımıyoruz. Müslüman olduğumuza göre Suriye’de 500 bini aşkın Müslümanı öldüren devlet terörü estiren bir Esed’e sahip olan acaba ne adına sahip oluyor? Bunu din ile ikrar edip, kalp ile tasdik eden kişinin taşıdığı diğer sıfatlarının bir önemi olabilir mi? Bizim Şiilik diye Sünnilik, şu cemaat, bu tarikat diye bir dinimiz var mı? Elbette hayır. Öyleyse bu kinin, düşmanlığın sebebi ne? Niçin mezhep aidiyetimiz Müslüman kimliğimizin önüne geçiyor. İkinci fitne ırkçılık, kavmiyetçilik, asabiye fitnesidir. Peygamber efendimizin özellikle yasakladığı ırkçılık fitnesinin aradan geçen asırlara rağmen hala etkili olduğun görüyoruz. İnsanların tenlerinin, renkleri, konuştukları dil gibi sebeplerle ayrımcılığa maruz bırakan herkes ırkçılık illetinden muzdariptir. Ne Arap’ın Arap olmayana, ne Arap olmayanın Arap’a üstünlüğü yoktur. Üstünlük takva ile olur. Üçüncü fitne terördür” diye konuştu.

    “İSLAM VE TERÖR KAVRAMLARININ YAN YANA KULLANILMASI UTANÇ VERİCİ”

    Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü:

    “İslam ve terör kavramlarının yan yana kullanabiliyor olması Müslümanlar için utanç vericidir. Sadece Müslüman insanları hedef alan terör örgütlerinin hepsi de bir proje ürünüdür. DAEŞ, EL Kaide, Boko Haram, gibi örgütler İslam’a karşı yürütülen kampanyalara malzeme üretiyorlar. PKK, PYD bunların İslamla uzaktan yakından alakası yoktur. Müslüman’ın Müslüman’a kanı, canı, malı, ırzı, namusu haramdır. Ve tabii Diyanet İşleri Başkanlığımızın da bu yılki Kutlu Doğum Haftası’nda teması vahdet ve tevhittir. Hepiniz toptan sımsıkı Allah’ın ipine sarılın, ayrılığa tefrike düşmeyin. Bunu yapıyor muyuz? Ne yazık ki yapamıyoruz. Zaten bunu yaptığımız gün iş bitti. Birbirimizi ancak müminler kardeştir. Müslümanlar yeniden izzetlerini, onurlarını, haysiyetlerini yükseltmek istiyorlarsa bu üç fitneyi bertaraf etmek mecburiyetindedir. Dinin sahibi Allah’tır. Biz Müslümanlara düşen varlığımıza ve geleceğimize sahip çıkmaktır. İslam İşbirliği Teşkilatı içinde en temel konularda dahi uzlaşmaya varabilmek mümkün olmuyor. Bu iki yıllık dönemde bunu başarmaya çalışacağız.”

    “Osmanlı’nın son dönemlerinde ülkenin en önemli ilim ve irfan kaynakları olan medreselerin yozlaşması büyük sıkıntıya yol açmıştır” diyen Erdoğan, “Cumhuriyetle birlikte bunların toptan kaldırılması daha büyük kayba ve boşluğa neden olmuştur. İmam Hatipler, İlahiyat Fakülteleri elbette çok önemli hizmetleri ifa ediyor. Eğitim gücü ve derinliği bakımından bu kurumların medrese geleneğinin binlerce yıllık birikimine henüz yetişemediği ortadadır. Son birkaç yüzyıldır dünyaya hakim olan düzen artık çatırdamaktadır” ifadesini kullandı.

    “İSLAM DÜNYASININ UMUDU TÜRKİYE’DİR”

    İslam dünyasının umudunun Türkiye olduğunu belirten Erdoğan, “Üst üste gelen krizler yeni bir değişimin habercisidir. İslam dünyasının umudu Türkiye’dir. Türkiye’nin umudu da sizlersiniz. Bunun büyük bir sorumluluk olduğunu biliyorum. Ülkemize bize saldıranların hedefinin başında tarih gelir. Tarihini unutan millet hafızasını unutur. Tarihimizle irtibatımızı kesmek için okul kitaplarından her alana öylesine planlı ve titiz çalışma yapılmıştır ki, milletimizin önemli bölümü hayata ve geçmişine bu yalanlar üzerinden bakmıştır. Bize yıllardır I. Dünya Savaşı’nda her yerde yenildiğimiz öğretildi değil mi? Döneme ilişkin hatıratlara, askeri belgelere bakıyorsunuz bambaşka bir manzara. Osmanlı Doğu, Batı, Güney cephelerinde inanç ve cesaretle mücadele vermiştir. Kimi cephede yenmişler, kiminde yenilmişler, ama mücadeleyi asla bırakmamışlar. Çanakkale Savaşı geçtiğimiz yüzyılın en önemli savaşlardan birisi olmasına rağmen yakın zamana kadar hakkıyla anılmamıştır” dedi.

    “KUT’ÜL AMARE ZAFERİMİZ VAR Kİ, HAFIZALARIMIZDAN KAZILMAYA ÇALIŞILMIŞTIR”

    “Yarın 100. yıl dönümünü idrak edeceğimiz bir Kut’ül Amare zaferimiz var ki, hafızalarımızdan kazılmaya çalışılmıştır” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “1916’nın 29 Nisan gününe kadar devam eden bu büyük zaferin kahramanlarını Süleyman Askeri, Ali İhsan Sabis, Nurettin Paşa’yı saygıyla, hürmetle yad ediyorum. İngilizlerin çoğunluğu Hintlilerden oluşan kısa sürede Bağdat’ı ele geçirme hayalleri Kut’ül Amare’de hezimete dönüşmüştür. 29 Nisan 1916’da 5 general 500 subay 13 bin askerle Halil Paşa’ya teslim olan İngiliz ordusu için bu tarih kara bir gündür. Bu tarih İngilizler için değil de bizim için utanç günüymüş gibi Kut’ül Amare’yi yeni nesillerden adeta sakladılar. Yarın Sayın Başbakanımızın ve Genelkurmay Başkanımızın da katıldığı bir törenle bu zaferi anacağız. Bu bakımdan tarihimizin ayrılmaz parçası olan mücadelelerin hepsi de Kurtuluş Savaşımız kadar önemlidir, değerlidir. İstiklal Harbimiz bu savaşların son halkasıdır. Bugün terör örgütünün eylem yaptığı şehirlerimizde kahramanca mücadele veren asker, polis ve korucumuz emin olun bu mücadeleyi farklı bir şekilde veriyor. Tüm şehitlerimizi rahmetle anıyorum” ifadesini kullandı.

    Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü:

    “İmam Hatip neslini bu kadim davanın günümüzdeki temsilcileri olarak görüyorum. Ben her bir kardeşimin gözünde azmi, kararlılığı, cesareti görüyorum. İmam Hatipliler, Kuran ve temel bilimlerle birlikte peygamberimizin hayatı, siyer-i nebiyi öğretmeleri sebebiyle ayrıca önemlidir. Peygamberimizin aziz hatıraları başta olmak üzere İslam medeniyetinin değerlerine bizim kadar hürmet gösteren, samimiyetle sahip çıkan pek az millet vardır.”

  • Erdoğan: “Para Adeta Bir Cıva Gibidir”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Zagreb’de gerçekleştirilen Hırvatistan-Türkiye İş Forumu’da yaptığı konuşmada, “Ekonomide bir kaide var, para adeta bir cıva gibidir. Cıva kendine uygun zemini bulur oraya doğru kaçar. Para da öyledir. Kendine uygun zemin neredeyse oraya doğru kaçar” dedi.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Zagreb’deki temasları kapsamında Hırvatistan Cumhurbaşkanı Kolinde Grabar-Kitaroviç ile Hırvatistan-Türkiye İş Forumu’na katıldı. Erdoğan iş adamlarına gerçekleştirdiği hitabında, Türkiye ve Hırvatistan’ın geleceğe yönelik ciddi adımlar atacağına inandığını ifade ederek, “10 yıl önce geldiğim Hırvatistan bir başkaydı, 10 yıl sonra geldiğim Hırvatistan bambaşka. Çok ciddi bir gelişmenin olduğunu görüyorum. 2006 yılındaki ziyaretim sırasında Hırvatistan henüz NATO üyesi değildi, Hırvatistan henüz AB üyesi değildi. Ülke 1990’lı yıllarda yaşadığı savaşın etkilerini gidermenin, yol açtığı yaraları sarmanın gayreti içindeydi” dedi.

    “TÜRKİYE DIŞ TİCARETİNİN YARISINI AB ÜLKELERİYLE GERÇEKLEŞTİREN BİR ÜLKE”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2008 yılındaki finansal krizin AB’yi olduğu gibi Hırvatistan’ı da etkilediğini belirterek, şunları söyledi:

    “Bununla birlikte Hırvatistan ekonomisinin 2015 yılından itibaren tekrar büyüme trendine girdiğini görüyorum. Türkiye olarak bizim yaşadığımız tecrübeler Hırvatistan için de iyi bir örnektir. 2006 yılında Hırvatistan’ı ziyaret ettiğimde Türkiye’nin gayrı safi milli hasılası yaklaşık 400 milyar dolar, dış ticaret hacmi 225 milyar dolardı. Özellikle 2011 yılından bu yana çevremizde yaşanan krizlere rağmen gayrı safi milli hasılamızı ikiye katladık, dış ticaret hacmimizi de 400 milyar dolara kadar çıkarmayı başardık. Bugün Türkiye dış ticaretinin yarısını AB ülkeleriyle gerçekleştiren bir ülke. Kişi başında düşen milli gelirimiz bir ara 11 bin dolara kadar çıktı. Şu an 10 bin doların biraz altında. Cumhuriyetimizin kuruluşunun 100. yıldönümü olan 2023 hedeflerine ulaşmada biz de kararlı adımlarla yürüyoruz.”

    2001 yılında yaşanan kriz nedeniyle Türkiye’nin ekonomisinin neredeyse durma noktasına geldiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gerçekleştiğimiz yapısal reformlar sayesinde bu zorlukları aştık. Bu başarıda altyapı yatırımlarına verdiğimiz önemin ve bugün aramızda temsilcileri bulunan dinamik özel sektörümüzün büyük katkısı var” dedi.

    “1 MİLYAR DOLARLIK BİR KAPASİTEYE ULAŞMAMAMIZ İÇİN HİÇBİR NEDEN YOK”

    Hırvatistan ve Türk iş adamlarına seslenen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kültürel noktada tarihten gelen bir işbirliğimiz var. Bunları bizim çok daha aksiyonel hâle getirmek suretiyle Türkiye ve Hırvatistan az önce de sayın Cumhurbaşkanının ifade ettiği gibi, bizim artık ticaret hacminde 1 milyar dolarlık bir kapasiteye ulaşmamamız için hiçbir neden yoktur. Bölgemizde barış ve istikrarın muhafazası için örnek işbirliği sergilediğimizi düşünüyorum. Ancak ülkelerimiz arasındaki ticari ve ekonomik ilişkilerimiz ülkelerimiz arasındaki müstesna ilişkilerin ve halkların arasındaki dostluğun gerisinde kalmış durumdadır” şeklinde konuştu. Erdoğan, Hırvatistan Cumhurbaşkanının kendisine hayvancılığa yönelik teklifi olduğunu, 10 bin ton gibi Hırvatistan’dan Türkiye’ye büyükbaş konusunda ihracatın olmasına yönelik teklifin olduğunu ve bu ihracatın yapılabileceğini bildirdi.

    “PARA ADETA BİR CIVA GİBİDİR”

    Finansın yönetiminin farklı olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ekonomide bir kaide var, para adeta bir cıva gibidir. Cıva kendine uygun zemini bulur oraya doğru kaçar. Para da öyledir. Kendine uygun zemin neredeyse oraya doğru kaçar. Onun için finansörler veya finans yöneticileri çok da insaflı değildir. Kendileri için uygun zemin neredeyse oraya doğru kaçarlar. Biz siyasilere düşen de bu uygun zemini hazırlamaktır. Biz bu uygun zemini hazırlarsan finansör de girişimci de oraya doğru koşacaktır” dedi.

    “BÜROKRASİDE EN BÜYÜK RAKİBİM BÜROKRATİK OLİGARŞİDİR”

    “2006 yılında ikili ticaret hacminin 270 milyon dolarken şimdi krizlere rağmen 355 milyon dolar civarındayız. Ama hedef artık 1 milyar dolar. Önümüzdeki, 5 yıl içinde 1 milyar dolarına yükseltme siyasi iradesini ben mevkidaşımla gördüm. Bu hedefe beraber yürüyeceğiz” diyen Erdoğan, konuşmasını şu şekilde sürdürdü:

    “Benim bürokraside her zaman en büyük rakibim bürokratik oligarşidir. Siyasiler bürokratik oligarşiyi mağlup ettikleri oranda başarılı olurlar. Buna inanıyorum. Eğer bürokratik oligarşiye aşamazsanız bugün git yarın gel. Bununla karşılaşırsınız.”

    Erdoğan, Türkiye’ye geçtiğimiz yıl yapılan doğrudan uluslararası yatırım tutarının 16 buçuk milyar dolar olduğunu ve daha önce 22 milyar doları yakaladıklarını ve tekrar yakalanacağını hatta aşılacağını ifade ederek, ”Ülkemizdeki toplam uluslararası yatırım tutarı 165 milyar doların üzerindedir” şeklinde konuştu.

  • Lale Tarlası Adeta Dev Bir Gökkuşağını Andırdı

    Konya’nın Karatay ilçesinde 40 milyon lalenin dikili olduğu 400 dönümlük lale tarlasının eşsiz güzelliği havadan görüntülendi. İki hafta boyunca ziyaretçilere açık olan lale tarlası fotoğrafçıların ilgi odağı haline geldi.

    İstanbul Büyükşehir Belediye’sinin sosyal sorumluluk projelerinden olan Alım Garantili Lale Soğanı Yetiştiriciliği ile Konya lale yetiştiriciliğinde önemli bir noktaya geldi. Konya’nın Karatay ilçesinde Asya Lale firmasına ait 400 dönümlük lale tarlası bölge halkının kalkınmasını sağlarken aynı zamanda birçok yerli ve yabancı turistin akınına uğruyor. Firma yetkilileri lale taç yaprağı kırım işlemi başlamasıyla 2 hafta boyunca lale tarlasını ziyarete açık tuttu. Bu süre zarfında ise profesyonel ve amatör fotoğrafçılar lale tarlasında en güzel fotoğrafı çekebilmek için birbirleriyle kıyasıya yarıştı.

    LALE TARLASI HAVADAN GÖRÜNTÜLENDİ

    40 milyon lalenin dikildiği 400 dönümlük lale tarlasının havadan çekilen görüntüleri adeta gökkuşağını andırıyor.Lalelerin sulama işlemi gerçekleştirilirken havadan çekilen görüntüler eşsiz bir manzara oluşturdu. Onlarca kadının lalelerin taç yapraklarını kırma işlemi yapması da yine havadan görüntülendi.

    YURT DIŞINA İHRAÇ EDİLİYOR

    İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin alım garantisi ile üretim kapasitesini artıran Asya Lale firması lale soğanı ihracatı da yaparak ülke ekonomisine katkı sağlıyor. Komşu ülkeler başta olmak üzere dünyanın önemli lale üreticilerinden Hollanda’ya da lale soğanı ihraç ediliyor. Konya’da lale soğanı üretim aşamasında köylüler başta olmak üzere birçok kişinin istihdamı sağlanıyor.