Etiket: Açısından

  • Başyiğit: “Sinop tabiat turizmi açısından çok zengin ve çok büyük potansiyele sahip”

    Orman ve Su İşleri 10. Bölge Müdürü Hasan Başyiğit, Sinop’un tabiat turizmi açısından çok zengin ve çok büyük bir potansiyele sahip olduğunu söyledi.

    10. Bölge Müdürü Hasan Başyiğit, Sinop’ta devam eden çevre yatırımlarıyla ilgili açıklamalarda bulundu. Sinop’ta Akliman ve Hamsilos mevkisinde başlayan yeni çalışmalarla ve hizmetlerde ilgili bilgi veren Hasan Başyiğit, Sinopluları çok güzel hizmetlerin beklediğini vurguladı. Başyiğit, “Sinop ilimiz tabiat turizmi açısından hakikaten çok zengin ve çok büyük potansiyele sahip. Bizim de Orman ve Su İşleri 10. Bölge Müdürlüğü ve bakanlık olarak bu tabiat turizminin gelişmesi adına destek vermek için tabiat turizmi master planlarını yaptık. Uygulama eylem planlarını nitekim 2019 yılına kadar neler yapacağımız konusunda planlarımızı oluşturduk. Sinop’ta korunan alanlarımız hakikaten Türkiye’de çok önemli ve çok da ziyaretçi çeken eşsiz güzellikte olan yerler. Bunlardan en öncelikli olan ve en çok ziyaretçi çeken yer, Erfelek Tatlıca Şelaleleri Tabiat Parkımız. 2016 yılı itibariyle buraya ziyaretçi sayısı 152 bin sayısına ulaşmış durumda. Bunun yanında yine Hamsilos Tabiat Parkımız var. Burası da çok ziyaretçi turist çekmekte. Buralarda ilgili proje çalışmalarımız var. Proje çalışmalarımızı 2016 itibariyle bitirdik. Tatlıca Şelaleleri’nin işletilmesi ile alakalı 2016 yılının Mayıs ayında ihalesi yapıldı. İşletmesini bir firma aldı” dedi.

    Akliman ve Hamsilos’taki çalışmalar

    Açıklamalarının devamında Hamilos’a ve Akliman’a yapılacak olan hizmetlerden bahseden Başyiğit, “Hamsilos Tabiat Parkımız eşi benzeri olmayan güzellikte çok önemli bir fiyort yapısına sahip bir yer. Buranın ziyaretçi sayısı çok fazla, daha da fazla olabilir. Buranın tabii ihtiyaçları da var. Yapılması gereken, oraya gelen insanların ihtiyaçlarını karşılamak için bazı eksikler vardı. Bu uygulama ve peyzaj uygulama planını projesini geçen yıl itibariyle onaylattık ve bu uygulamayla ilgili de mevcut ödeneklerimizle ihale işlemlerinin gerçekleştirdik. İşe 2016 yılı itibari başlandı. İhale bedeli 1 milyon 500 bin lira. Yıllara sari yaptık, 2016 ve 2017 yılı içerisinde 365 günlük süre vermiştik. Bu yıl içerisinde çalışmalar tamamlanacak. Şu anda merkezi Akliman’da statülü alan ismi tescil alan ismi Hamsilos Tabiat Parkı buraya 1 milyon 500 bin liralık ödenek işe başladık, bu devam ediyor. Şimdi Hamsilos Tabiat Parkı bu işlerden sonra hizmete girdikten hakikatten çok önemli bir yer. Planlanan çalışmaları tamamladıktan sonra buranın işletilmesini ilk önce idaremiz yapacak. Daha sonraki süreçte yine ihale kapsamında işletmeciliğini başka birisine devredeceğiz. Tabiat turizmi adına Sinop’a çok önemli bir katkı verecektir diye düşünüyoruz. Ayrıca tabii bizim daha önce bunun dışında teklif ettiğimiz korunan alanlar var. Sinop Gerze’de Sorgun Şelaleleri Tabiat Anıtı olarak teklif edilen bir alanımız var. Burası da güzel bir yer. Türkiye’de Çatak Kanyonu tabiatımızın da hazırlıkları bitti. Birkaç gün içerisinde ya da bugünlerde onaylanmasını bekliyoruz” diye konuştu.

    Eğitime destek

    Eğitime de destek vermeyi hedeflediklerini belirten Hasan Başyiğit şunları söyledi: “Doğa Koruma ve Eğitim Merkezi yapmayı planlıyoruz. Onaylanmasını beklediğimiz tabii bir de Sarıkum’da tabiatı koruma alanımız var. Burası da hakikaten çok güzel. Sinop için çok önemli bir nokta. Kuşların geçiş noktasında olan bir yer. Burayla alakalı da çalışmalarımız var. Özellikle okullardaki öğrencilerimizi alıp burada görsel materyallerle destekleyerek doğa ile ilgili yaban hayatı hayvanlar, bitkilerle ilgili eğitimler vereceğiz.”

  • Kan vermek sağlık açısından yararlı

    Mersin Halk Sağlığı Müdürü Dr. Aytekin Kemik, sağlıklı her bireyin düzenli olarak kan bağışında bulunması gerektiğini ifade ederek, “Kan bağışı yapmanın en önemli faydası hastayadır. Ayrıca kan bağışı yapmak birçok rahatsızlıkların da giderilmesine katkı sağlar” dedi.

    Kızılay Haftası dolayısıyla açıklama yapan Dr. Aytekin Kemik, Türk Kızılayı’nın kan, ilk yardım, afete müdahale, sağlık, sosyal hizmetler, gençlik ve gönüllülük çalışmaları ile eğitim alanlarında hizmetler sunduğunu belirtti. Türk Kızılayı’nın, Türkiye’de ve dünyanın herhangi bir yerinde meydana gelen doğal afetler sonrası, devlet kurumlarına destek görevi görerek afetzedelere, acil barınma ve acil beslenme hizmeti de sağladığını vurgulayan Kemik, afet sonrası yerleşim sistemleri, battaniye, giyim eşyası, gıda maddesi, sıcak yemek, sağlık yardımı yaparak afetzedelere destek olduğunu kaydetti. Kızılay’ın Türkiye’de kan hizmetlerinin kurulup geliştirilmesi gibi önemli bir görevi de üstlendiğinin altını çizen Kemik, “Kan vücut dışında üretilemeyen bir doku olup tek kaynağı şu an için sağlıklı bağışçılardır. Kan bileşenlerinin raf ömrü kısa olduğundan düzenli olarak kan bağışına ihtiyaç duyulmaktadır. Kaza sonucu oluşan yaralanmalar, vücudun kan üretememesi ya da ameliyatlar nedeniyle kana ihtiyaç duyulmaktadır. Kan acil değil sürekli bir ihtiyaçtır. Bağış yapılırsa acil durumda aranmasına gerek kalmamaktadır. 50 kilogram üzerinde, 18-65 yaş aralığında bulunan, bulaşıcı hastalığı veya riski bulunmayan her insan kan bağışında bulunabilir. Sağlıklı bireyler için erkeklerde bağış aralığı 90 günde birdir. Kadınlarda ise bağış aralığı 120 günde birdir. Tüm sağlıklı kişilerin yılda 2 kez bağış yapması halinde ülke ihtiyacının tümüyle karşılanabileceği düşünülmektedir” şeklinde konuştu.

    Kan bağışı birçok hastalığı giderebiliyor

    Kan bağışının toplumsal yardımlaşmanın en önemli noktalarından biri olduğuna dikkat çeken Kemik, “Kan bağışçısına manevi olarak doyum sağlar, tanımadığı bir kişinin hayatını kurtarmak bağışçıyı mutlu eder. En önemli faydası ise hastayadır. Bunun yanında kan bağışında bulunmanın, kandaki yağ oranının düşmesine, kemik iliğinin yağlanmasının önlenmesi ve sürekli kan yapımının canlı tutulmasına, kan bağışından sonra yeni hücrelerin hemen dolaşıma katılarak kişinin daha zinde hissetmesine, kalp krizi ihtimalinin azalmasına, vücuttaki toksitlerin atılmasına, kan veren kişide baş ağrısı, stres, yüksek tansiyon, yorgunluk gibi rahatsızlıkların giderilmesine katkı sağlayacağı belirtilmektedir. ’Benim kan grubum çok bulunan bir grup, ihtiyaç yoktur’ düşüncesi toplumumuzda sık görülmektedir. Kan gruplarının sıklığına göre orantılı olarak hastalara kullanılan kanın gruplarında da ihtiyaç yoğunlaşmaktadır. Bağış konusunda duyarlılık oluşmadığı ve bu şekilde düşünüldüğü zaman en sık bulunan kan gruplarında bile ihtiyaç artmaktadır” ifadelerini kullandı.

  • Gazze Anlaşmasının Türkiye Ve İsrail Açısından Sonuçları

    Türkiye ve İsrail arasında uzun yıllardır devam eden sorunlar26 Haziran günü ‘normalleşme’ sürecine girecek. İlk adım atılıp, iki taraf da anlaştıklarını açıklayacak. İki ülke dışişleri bakanlıklarının müsteşarları tarafından Temmuz ayında imzalanması planlanan anlaşmayla da süreç başlayacak. İstanbul Gelişim Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. R. Kutay Karaca, İsrail ve Türkiye’nin birbirine ihtiyacı olduğunu söyledi.

    “İsrail Türkiye ilişkilerinde yalnızca bir tarafına İsrail’i diğer tarafına Türkiye’yi koyarak algılayamayız. Ortadoğu’daki bölgesel konjonktüre de bakmak lazım” diyen İstanbul Gelişim Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. R. Kutay Karaca, “Ortadoğu, bugün güç mücadelesi içerisinde, sınırların nasıl şekilleneceği, halkların, ekonominin ne olacağı belirgin değil. Bütün bu belirsizlikler içerisinde bölgede iki temel güç İsrail ve Türkiye’nin birbirine ihtiyacı olduğu kesin” dedi.

    “GAZZE ANLAŞMASI ÜÇÜNCÜ ŞARTIN NASIL OLACAĞIYLA İLGİLİ”

    Gazze anlaşmasını Türk dış politikası açısından değerlendirmek gerektiğini ifade eden Doç. Dr. Karaca, “ Stratejik derinlik içerisinde boğulan Türk dış politikasında stratejik olgunluğu tekrar kazanma ihtiyacı ortaya çıktı. 2010 yılında meydana gelen Mavi Marmara olayına geldiğimiz zaman Türkiye’nin üç şartı vardı. İlki İsrail’in özür dilemesiydi. Amerika Başkanı Barak Obama aracılığıyla Netanyahu özür diledi, ikincisi İsrail’in tazminat ödemesiydi, İsrail, Mavi Marmara mağdurlarına 20 milyon dolar tazminatı ödemeyi kabul etti. Üçüncü şart Gazzeambargosunun iptal edilmesiydi.Bugün konuştuğumuz Gazze anlaşması bu üçüncü şartın ne şekilde yerine getirileceği üzerine yapılan bir anlaşma” diye konuştu.

    “ABLUKANIN YUMUŞATILMASI İSRAİL TARAFINDAN KABUL EDİLMİŞ”

    “Ben Gazze’den ablukanın tamamen çekileceğini düşünmüyorum” diyen Karaca, “Ama ablukanın yumuşatılması da İsrail tarafından kabul edilmiş görülüyor. Anlaşmanın önemli maddelerinden birisi Gazze’deki Filistin halkının temel ihtiyaçlarının karşılanması. Hastanenin inşa edilmesi, ilaç ve personel gönderilmesine İsrail’in sorun çıkarmayacak olması. Almanya ile Türkiye ortak bir enerji santrali inşa edecek. Gazze’nin en önemli sorunların biri içme suyu sorunu, deniz suyu arıtma tesisinin yapılacağından bahsediliyor” dedi.

    “ÇEKİNCELERDE ORTADAN KALKACAK”

    6 yıldır büyük sorunlar yaşanan İsrail-Türkiye ilişkilerinde büyükelçiler tekrar atanıp, diplomatların görevlendirileceğini belirten Karaca, bu sayede ilişkilerin normale döneceğini ayrıca iki devletin uluslararası kuruluşlarda birbirlerine koydukları karşılıklı çekincelerinde ortadan kalkacağını söyledi.

    “TÜRKİYE’NİN, İSRAİL İLİŞKİLERİNDEKİ YAPICI DİPLOMASİSİ”

    “Türkiye bu anlaşmayla beraber Filistin devletinin kurulmasında önemli aktörlerden biri haline gelecektir” diyen Karaca,“Bu süreçte Türkiye, Mısır veuçak krizi yaşanmasının ardındanRusya ile diplomasi sorunu yaşıyor. İsrail ile oluşan bu yapıcı diplomasi Türkiye’nin, Rusya ve Mısırla olan ilişkilerinde de bir yumuşama ve daha fazla diplomasiyi ön plana çıkartacaktır. Gazze’ye yardımlar için Kuzey Kıbrıs TürkCumhuriyetinin (KKTC) limanlarının kullanılması Gazze’ye gidecek gıda yardımlarında Kıbrıs’ta üretilen mallarında kullanabileceği anlamını taşıyabilirki buda Kuzey Kıbrıs’ta ekonomik anlamda olumlu bir ortam yaratabilecektir” dedi.

    “GAZZE ANLAŞMASI İSLAMAFOBİYİ DURDURACAK”

    Türkiye’nin,Ortadoğu’da bölgesel dengeler konusunda İran’a karşı kaybeden ülke konumuna geldiğine dikkat çeken Karaca, sözlerine şöyle devam etti;

    “İsrail anlaşmasından sonra Ortadoğu’da, İran’ı dengeleyebilecek bir Türkiye göreceğiz. Dünyada son dönemde artan İslamafobi, bunun yanında Müslümanların uzlaşmaz olarak gösterilmesi sürecini de bu anlaşma durdurabilecektir. Bu anlaşma Arap dünyası ile Türkiye arasındaki yakınlaşmayı negatif etkileyebilir. Ama Gazze’ye yıllardır uygulanan ablukanın Türkiye vasıtasıyla kırılması belki Arapdünyasıyöneticilerinde,Türkiye’ye karşı negatif bir bakış yaratabilecekolsa da Arap halklarında kesinlikle bir pozitif etki yaratacaktır. Gazze anlaşmasının ekonomik anlamda büyük etkilerini göreceğiz. İsrail artık doğalgaz ihraç edecek konuma geldi. Fakat İsrail’in doğalgazı ihraç edebilmesi için en güvenilir yol Türkiye üzerinden geçiyor. Çünkü İsrail, Türkiye kadar demokratik, laik, sosyal devleti Ortadoğu da bulamıyor. Avrupa’ya gidecek doğalgazın en kısa ve ucuz gidebileceği tek hat Türkiye üzeridir. Bu gaz anlaşması Türkiye’nin,İran ve Rusya’ya olan bağımlılığını azaltabilecek bir anlaşma olacaktır. Dolayısıyla Türkiye’ye, enerji açısından önemli avantajlar yaratılabileceğini söyleyebiliriz.”

    Türkiye-İsrail anlaşmasının İsrail iç politikasının yumuşamasına daneden olacağını belirten Karaca,“İsrail tarihinin en sağcı koalisyonu karşımızda… Bu anlaşma İsrail kamuoyunun daha fazla radikalleşmesinin de önüne geçebilecektir.”

    “HAMASI GÖZARDI EDEREK FİLİSTİN SORUNU ÇÖZÜLMEZ”

    İsrail’in Haması terör örgütü gibi gördüğünü söyleyen Karaca, “Bizim Suriye’de Amerika-PYD ilişkisi üzerindendüştüğümüz durum, İsrail açısından baktığımız zaman Türkiye-Hamas ilişkisi üzerinden yaşanıyor. Hamasın farkı var. Hamas aynı zamanda seçilmiş bir organ. Haması bir kenara koyarak Filistin sorununu çözemezsiniz. İsrail, Türkiye’ye Hamas ile ilişkinizi kesin dayatması da yapamaz. Şu net Suriye’nin bu noktaya gelmesinde Türkiye, Esad’ın kaybetmesini istemedi. Türkiye Filistin birlik hükümetiyle İsrail arasında bir arabuluculukta görevi de ortaya çıkartabilir. Bu süreçte iki ülkenin birbirine olan güvensizliği Hamas sorununu ortaya koyuyor diye düşünüyorum eğer güvensizlik olmasa Hamas bu kadar sorun olarak ortaya gelmeyecek diye düşünüyorum” açıklamalarında bulundu.

  • Bir Erkeğin Bakış Açısından Ayrılık: F Tipi Aşk

    Genç yazar Alican Sofu’nun kaleme aldığı F Tipi Aşk adlı kitap kısa sürede beğenilerek binlerce okuyucuya ulaştı. Müptela yayınlarından çıkan kitabın konusu ise ‘Ayrılık’.

    İzmirli radyo programcısı ve yazar Alican Sofu’nun son yazdığı F Tipi Aşk kitabı büyük ilgi gördü. Kısa süre içerisinde binlerce okuyucuya ulaşan kitap sosyal medya da beğeniyle takip ediliyor. Kitabında herkesin kendinden bir parça bulduğunu ve duygu yüklü satırların yanı sıra kitabın ayrılığı tam anlamıyla ifade ettiğini aktaran 26 yaşındaki Alican Sofu, kitabında ayrılık acısını bir erkeğin bakış açısından anlatıyor. Kitaba, genellikle kadın okurların daha çok ilgi gösterdiğini dile getiren Sofu, şunları söyledi: “Kitabı yazarken birçok insanın yüreğine değeceğini biliyordum fakat insanların o kadar çok kanayan yarası var ki hangi cümleden başlasam onları anlatmaya okur duygusallaşıyor. Herkesin aslında söylemek istediği şeyler vardır kaleme dökemediği, ben bunu onlar için yazdım ve onlarda bu hislerine sahip çıkarak kitaba ilgi gösterdi. Bunun için teşekkür ediyorum. Merak edilen bir konu ise kitabın içerisinde anlatılan hikâyeyi yaşamış olup olmadığım. Evet, o hikâye tamamen yaşanmış bir hayat üzerine kurulu. Kitabın ilgi görmesi gerçekten beni mutlu etti.”

  • İcra Çalışanları Toplumun Olumsuz Bakış Açısından Rahatsız

    Aydın İcra Müdürü Sedat Baysal, İcra Müdürlüğü çalışanlarının en büyük sıkıntısının toplumun İcra Müdürlüğü çalışanları üzerindeki olumsuz bakış açısı olduğunu belirterek “Bizlerin sadece haciz işlemi yapan devlet memuru olarak görülmesi çalışanlarımız için üzüntü verici” dedi.

    İncirliova Köşk ve Germencik Adliyelerinin kapanmasının ardından Efeler ilçesi ile birlikte dört ilçenin icra işlemlerinin Aydın İcra Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilmeye başlandığını kaydeden Aydın İcra Müdürü Sedat Baysal, günümüzde ayrı yaşayan eşlerin çocuk tesliminden, bayanların çeyiz eşyalarının teslimine kadar pek işlemin icra memurları tarafından gerçekleştirildiğini söyleyerek “Toplumda borçlanma kültürünün kaybolması ile icra dosyalarındaki sayı da arttı” dedi.

    Toplumda icra dairelerinin sadece haciz işlemi yaptığı algısının olduğunu ve birçok kişinin de icra memurlarına karşı bakış açısının olumsuz olduğunu ifade eden Baysal, “Ülke genelinde olduğu gibi Aydın’da da artan nüfus ve borçlanma kültürünün kaybolması ile icra dosyalarındaki sayı arttı. Eskiden insanlar ödeyemeyeceği borcu almazdı ve ödeyemeyeceği borcun altına girmezdi. 15-20 Yıl önce insanlar icra kağıdından hacizden utanır çekinirdi. Artık sanatçılara işadamlarına haciz geliyor bana gelmesi çok mu anlayışı yaygınlaşmaya başladı” diyerek Türk toplumunda da icra işlemlerinin doğal karşılanmaya başladığını kaydetti.

    “MAHKEME KARARININ UYGULANMASI İCRA DAİRELERİNCE YAPILIR”

    Bugün icra dairelerinin sadece haciz işlemi yapmadığını tarafların yerine getirmediği mahkeme kararının icra daireleri tarafından uygulandığını ifade eden Aydın İcra Müdürü Sedat Baysal, “İcra daireleri sadece haciz işlemi yapmaz. Çocuk teslimi, nafaka işlemi, sınır ihlali gibi her türlü mahkeme kararının uygulanmasını icra daireleri yapar. Bizler sadece haciz memuru değiliz. Biz olmazsak hukukun bir ayağı eksik kalır. Ayrılan eşlerin çeyiz eşyalarını biz teslim alıp biz teslim ediyoruz. Bizim olmadığımız yerde ciddi sıkıntılar çıkar. Bu nedenle toplumun bize karşı olan olumsuz bakış açılarının değişmesini istiyoruz” diye konuştu.

    “HER YIL DOSYA SAYISI ARTIYOR”

    Bu arada Aydın’da her yıl icra dosyası sayının arttığı öğrenildi. Kriz yıllarındaki artışın bir anda iki kat artarken son yıllardaki yükselişin nüfus artışına paralel olarak gerçekleştiği öğrenilirken Aydın’da 2014 yılında yaklaşık 35 bin, 2015 yılında yaklaşık 53 bin, 2016 yılının ilk ayında ise yaklaşık 4 bin 800 dosyanın işlem gördüğü ekonomik krizlerde icra dosyası sayılarında birden yüzde 100 oranlarında artışlar yaşandığı öğrenildi.