Etiket: Açısından

  • Öğrencilere “İslamiyet Açısından Madde ve Enerji” konferansı

    Antalya Balibey İhlas Vakfı Erkek Yurdunda “İslamiyet Açısından Madde ve Enerji” konulu konferans verildi.

    Türkiye’nin ilk milli Denizaltısının inşasında proje mühendisliği yapan, İhlas Vakfı Eğitim Müşavirlerinden Elektrik Yüksek Mühendisi Emekli Deniz Yarbay Cevat Karadayı, Antalya Balibey İhlas Vakfı Erkek Yurdunda üniversite öğrencilerine “İslamiyet Açısından Madde ve Enerji” konusunda konferans verdi. Karadayı, konferansta gençlere madde ve zaman yokken kâinatın Allahu Teala’nın kudreti ile bir anda oluştuğunu hatırlattı. Kuantum teorisi ve Karadayı, Einstein’ının Genel Görelilik (relativity = izafiyet) teorisini video ve slaytlarla özetlerken 3 boyutlu maddenin ve zamanın büyük bir enerjiden meydana geldiğinin kabul edildiği kaydetti.

    Konferansı, İhlas Yurtlarından mezun olan ve Antalya’da görevli doktor, mühendis, avukat ve öğretmenlerde izledi.

  • KKTC’deki kaçak nüfusla ilgili sağlık açısından önemli uyarı

    KKTC’de, yabancı uyruklu nüfus artışının, son yıllarda çeşitli sektörler bazında çok hızlı yükselişinden kaynaklanan, kayıt dışılık sorununun sağlık bacağına ilişkin bir uyarı da, Girne Amerikan Üniversitesi Sağlık Meslek Yüksek Okulu Müdürü Dr. Ali Fuat Atalay tarafından yapıldı. Dr. Ali Fuat Atalay, “KKTC’deki kaça nüfusun hangi oranda, bulaşıcı hastalıklara karşı aşılı olduğunu bilmiyoruz” dedi.

    Son verilere göre, kaçak nüfus ile ilgili yürütülen tedbir amaçlı tüm çalışmalara rağmen; çok ciddiye alınması gerekli, olası bir bulaşıcı hastalık tehlikesinin altını çizen Dr. Ali Fuat Atalay, buna karşı en etkili çözüm önerilerinden birinin; ‘Aile Hekimliği Sistemi’ olabileceğini söyledi.

    Dr. Atalay “Aile hekimliği iyi uygulandığı takdirde müthiş bir sistemdir. Tüm nüfusa hakim olursunuz, tüm nüfus üzerinde gelecekle ilgili planlar yaparsınız ve önlenebilir sağlık sorunlarını çözebilirsiniz. Önlenebilir hastalıklar ile mücadele, ön plana çıkıyor. Çok basit söyleyeyim, bizim ülkemizde anemi; çözümü basit ve önlenebilirdir. Beslenme alışkanlıkları ve iyi takip ile demir eksikliği anemisi tamamen ortadan kalkabilir. Demir eksikliği anemisi dediğimiz zaman; ’ilkokula giden çocuklarımızın dersi iyi anlamamaları demek’. Oraya kadar gider. Bu; Basit takip bile, önlenebilir hastalıkların önlenmesi için insanlığa büyük hizmettir. Diğer yandan; Tahminen 2013’teki sayıma göre, nüfusumuz tahminen 320 bin civarındadır. Bunlar, 5 ilçenin içindeki sınırlarda yaşıyor. Maalesef, sınırlarımızda problem var. Giren ve çıkanı; sağlık taramaları anlamında kontrol edemiyoruz. Maalesef, bu kaçak nüfusun; yüzde kaçının bulaşıcı hastalıklara karşı aşılı olduğunu da bilmiyoruz. Bu insanların, floralarını bilmiyoruz. Hangi hastalıkları taşıdıklarını bilmiyoruz. Hangi hastalıkları, bize bulaştırabileceklerini bilmiyoruz, yani; bir sürü bilmediğimiz şey var” şeklindeki kaygılarını dile getirdi.

  • Yılmaz: “Kazak turistler ülke turizmimiz açısından pazarın önemini arttırıyor”

    Alanya Turizm Tanıtma Vakfı (ALTAV) Yönetim Kurulu Üyesi Kasımoğlu Kerim Yılmaz, Kazak turistlerin kişi başı harcama oranında Ruslardan daha bonkör olduklarını söyleyerek, “Türkiye’ye gelen Kazak turistlerin ağırlıklı olarak yüksek gelire sahip olması ve global ölçekte yaşanan ekonomik krizden çok etkilenmemesi de ülke turizmimiz açısından pazarın önemini arttırıyor” dedi.

    Kazakistan Uluslararası KITF Turizm Fuarı’nda Alanya’yı temsil eden ALTAV Yönetim Kurulu Üyesi Kasımoğlu Kerim Yılmaz, Almatı şehrinde düzenlenen fuara 32 ülkeden 330 turizm şirketinin katıldığını söyledi. Rusya Turizm Fuarı’ndan sonra Avrasya coğrafyasında düzenlenen en büyük fuar olduğunu ifade eden Yılmaz, “Almatı şehri 2 milyon nüfusa sahip. 20 milyona yakın nüfusu olan Kazakistan’da düzenlenen fuarda bu sene yaklaşık 330 şirket ve 32 ülkenin katılımı oldu. Almatı Atakent Fuar ve Sergi Merkezinde yapılan tanıtım çalışmaları üç gün sürdü. Fuarda ön plana çıkan ülkeler, Türkiye, Endonezya, Rusya, Güney Kore, İspanya, Bulgaristan, Çin, Gürcistan ve Yunanistan oldu. Kazaklar kültürel bağlar nedeniyle Türklere oldukça yakınlar. Türkiye’ye gelen Kazak turistlerin ağırlıklı olarak yüksek gelire sahip olması ve global ölçekte yaşanan ekonomik krizden çok etkilenmemesi de ülke turizmimiz açısından pazarın önemini arttırıyor” dedi.

    “Konaklama süreleri 7-14 gün”

    Kazak vatandaşların turistik anlamda tercih ettikleri ülkeler listesinde Türkiye, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Tayland ve Almanya’nın başı çektiğini belirten Kerim Yılmaz, “Kazakların ortalama konaklama süresi 7-14 gün arasında. Tercih ettikleri konaklama türü ise 4-5 yıldızlı oteller ve tatil köyleri. Diğer pazarlardan farklı olarak lüks alışverişe ve dışarıda yeme-içme ve eğlenmeye düşkünler. Çocuklu kalabalık aile şeklinde tatille çıkıyorlar” ifadelerini kaydetti.

    “Favori destinasyonları Antalya”

    Yılmaz, “Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos ve Eylül aylarını tatil için tercih ediyorlar. Türkiye seçimlerindeki en önemli sebep ise deniz, kum ve güneş. Kazak turistlerin ilk tercih ettikleri destinasyonlar sırasıyla Antalya, İstanbul, Marmaris ve İzmir. Bu pazar kaynağında lükse düşkün ve paralı turistlerin olması nedeniyle hizmet ve serviste kalitemizi yüksek tuttuğumuz sürece kazanan turizm sektörü ve döviz girdisi bakımından ülkemiz olacaktır. Kazaklar kişi başı harcama oranında Ruslardan daha bonkörler” diye konuştu.

    “Alanya’ya talep yüksek”

    Bölge rezervasyonlarının geçen senenin üzerinde olduğunu kaydeden ALTAV Yönetim Kurulu Üyesi Kasımoğlu Kerim Yılmaz, “Son günlerde charter uçuşlarının Rusya tarafından iptal edileceğiyle ilgili iddiaların basında yer almasıyla Türkiye satışlarının yüzde 70 azaldığı söylendi. Catt Tour ve Kalanit Tours gibi 50 binin üzerinde yolcu sayısına ulaşan firmaların yetkililerinden aldığım bilgilere göre Alanya’ya talep yüksek.”

  • Kamu Başdenetçisi Malkoç: “Özellikle son gelişen olaylar göçmenler açısından tedirgin edicidir”

    Kamu Başdenetçisi (Ombudsman) Şeref Malkoç, “Özellikle son gelişen olaylar hak ve hürriyetler, insan hakları, göçmenler açısından tedirgin edicidir” dedi.

    Malkoç, Alman Büyükelçisi Martin Erdmann’i makamında ağırladı. Büyükelçi Erdmann, Kamu Başdenetçisi Malkoç’a ziyarette bulunmaktan büyük memnuniyet duyduğunu ifade etti. Kamu Başdenetçiliği ile Almanya Büyükelçiliğinin komşu olduğunun altını çizen Erdmann, ”Komşuyu bugün ziyaret etmekten mutluluk duyuyorum. Demokrasilerde ve hukuk devletlerinde kamu denetçiliği çok önemli bir yere ve göreve sahiptir. Süreçler içerisinde yürüyen davalarda yer alarak o davaların daha çabuk, hızlı, kısa sürede sonuçlanmasını sağlayabilir. Aralık ayında atanmıştı göreve, çalışmalarında görevlerinde başarılar diliyorum” dedi.

    Malkoç, Türk-Alman dostluğunun altını çizerek, “Ombudsmanlık önemli bir kurumdur. Verdiği tavsiye kararları ile yol göstermekte, idarenin ufkunu açmaktadır. Diğer konularda ise insan hakları, hakkaniyet, adalettir. Bu konularda da biz idari denetimi yapmaktayız. Görev alanımıza giren diğer bir konuda mülteciler ve göç konusudur. Bunlarla ilgili olan haklardır. Bu konularda da titiz çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Türk-Alman dostluğu tarihi tecrübelere dayanan bir dostluktur. Özellikle son gelişen olaylar hak ve hürriyetler, insan hakları ve göçmenler açısından tedirgin edicidir. Avrupa’da seçimler münasebetiyle popülizmin yaygınlaşması, yabancı karşıtlığının artması, siyasette aşırı akımların güç bulması ve İslam karşıtlığının güçlenmesi bunlar önemli konular ve bizim denetim alanımıza giren konular. Bu konularda da kendisi ile karşılıklı görüş alışverişinde bulunacağız” şeklinde konuştu.

  • (Özel Haber) Doç. Dr. Ergün Öztürk: “El yazısı öğrenciler açısından daha olumlu”

    Erciyes Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ergün Öztürk, bitişik eğik el yazısının aileleri endişelendirmemesi gerektiğini, bu tür yazının, çocuğun düşüncelerini kağıda daha hızlı aktarmasını sağladığını söyledi.

    Son birkaç yıldır ilköğretimde uygulanan bitişik eğik el yazısı ile ilgili ailelerin, çocukları zorladığı gerekçesi ile endişelendiğini belirten Doç. Dr. Ergün Öztürk, bitişik eğik el yazısının, ailelerinin düşündüğünün aksine, çocuklar açısından olumlu sonuçlar doğurduğunu ifade etti.

    Doç. Dr. Ergün Öztürk, “Okuma gelişimi ile yazma gelişimi farklıdır. Okuma tek bilişsel süreci ifade eder ama yazma hem bilişsel hem de psikomotor beceridir ve gelişmesi zaman alabilir. Kesinlikle telaşa gerek yok. Çocuğun zaman içerisinde yazması güzelleşecektir” dedi.

    “El yazısı düşüncelerin daha hızlı aktarılmasını sağlıyor”

    İnsanların normalde yazdığından daha hızlı düşündüğünü ve bitişik eğik el yazısının, bu hızlı düşünme durumuna daha uyumlu olduğunu belirten Doç. Dr. Ergün Öztürk, “İnsanlar çok hızlı düşünürler. Hızlı düşündükleri için düşüncelerini kağıda aktarmakta dik temel harflerle başladığınız zaman problem yaşarsınız. Çünkü 6 hareketi bir sesi kağıda aktarmanın geçtiği bir zamanla, en fazla 3 hareketli bitişik eğik el yazısının yazım aşaması ile zaman farkı var. Bitişik eğik el yazısında çocuklar ellerini kaldırmadan seri yazabiliyorlar ve dolayısıyla fikirlerini kağıt yüzeyine çok rahat aktarabiliyorlar. İlkokullarda Türkçe derslerine girdim. 1 saat yazma çalışması yaptık. Nedenini sorduğumda da ‘Öğretmenim aklıma çok şey geliyor ama yazamıyorum.’ şeklinde yanıt aldım. Dolayısıyla çocuğun yazma hızının yavaşlığı fikirlerinin de kağıda geçmesini engelliyor. Ama bitişik eğik yazıda hız var ve akıcı. Çocuklar düşüncelerini bu sayede daha hızlı kağıda aktarabilme olanağı buluyor” diye konuştu.

    “Problem yazıda değil öğretme tekniklerinde”

    Problemin yazıda değil, öğretmenlerin öğretme tekniğinde olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Ergün Öztürk, “Eğer öğretmenlerimiz bitişik eğik el yazısını güzel ve doğru yazarlarsa, öğretme tekniklerini kavrarlarsa kesinlikle bir sorun yaşanmayacak. Yıllardır öğrenci mezun ediyorum. Bu alanın hocasıyım ve kesinlikle bir öğrencimden bitişik eğik el yazısıyla ilgili şikâyet almadım. O nedenle aileler kesinlikle endişe etmesinler” ifadelerini kullandı.