Etiket: Açısından

  • Karaer; “Yıpranma payının Meclis’e gelmesi sendikacılık açısından tarihi bir kazanımdır”

    Sen Aydın Şube Başkanı A. Baki Karaer, “Sağlık-Sen kazanımı olarak sağlık çalışanları için yıpranma payının hayata geçecek olması, sendikacılık tarihi açısından da ezberlerin bozulması açısından da büyük bir başarıdır” dedi.

    Sağlık çalışanlarının sağlık hizmetlerinde dönüşümün kahramanı olduğunu ifade eden Sağlık-Sen Şube Başkanı Baki Karaer, “Fedakar emekleriyle, milletimizin umudu, devletimizin gururu olmuşlardır. Hayatını ortaya koyarak, her türlü riski göze alarak sağlık hizmetlerini bugünlere taşıyan sağlık çalışanlarımız, kendi geleceklerini ilgilendiren düzenlemelerde haklı olarak, adil davranılmasını beklemektedir. Mevzuatımızda işyeri tehlike sınıfları içinde sağlık hizmetlerinin büyük bir kısmı çok tehlikeli risk sınıfında yer almakta, bu riskler fiziksel, biyolojik, kimyasal ve radyolojik riskler şeklinde tanımlanmaktadır. Öte yandan güncel bilimsel araştırmalarımız, sağlık çalışanlarımızın insanüstü çalışma koşullarına bağlı olarak; duygusal tükenme ve duyarsızlaşma boyutu açısından orta düzeye, kişisel başarı boyutu açısından yüksek düzeyde tükenmişlik yaşadıklarını ortaya koymaktadır. Diğer çalışma ortamlarına göre sağlık işyerinde şiddete uğrama riski ise 16 kat fazladır.

    Hal böyle iken, yıpranma payı gibi son derece haklı bir talebin sahanın gerçeklerini karşılayan bir hakkaniyetle hayata geçirilmesi değişmez önceliğimiz olmaya devam edecektir. Sağlık hizmeti taşıdığı riskler de dahil bütün boyutlarıyla bir ekip işidir. Bu nedenle yıpranma payı, ek ödeme tavan oranları, emeklilik düzenlemeleri gibi, sağlık hizmeti için ter akıtan bütün sağlık kadrolarını ilgilendiren düzenlemeler, ayrıştıran değil, birleştiren olmalıdır. Ekip ruhunu güçlendirmeyi ve sisteme güveni artırmayı esas almalıdır” diye konuştu.

    “Sağlıkçıların hakları için mücadelemizi sürdüreceğiz”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2014 yılında Başbakanlığı döneminde katıldığı Sağlık-Sen buluşmasında tüm sağlık çalışanlarına 5 yıla 1 yıl yıpranma payı sözü verdiğini anımsatan Karaer, “4 yılı aşkın süredir hantal bir bürokratik anlayışla engel olunan yıpranma payı hakkının Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin ilk torba kanunu içinde yer alıyor olması, yeni dönemin farkını ortaya koyması açısından son derece olumludur. Bir Sağlık-Sen kazanımı olarak sağlık çalışanları için yıpranma payının hayata geçecek olması, sendikacılık tarihi açısından da ezberlerin bozulması açısından da büyük bir başarıdır. Yeni Türkiye’nin hedeflerine inancımız ve bağlığımızdan aldığımız güçle, temsil etmekten onur duyduğumuz sağlık çalışanlarımızın haklarını korumak ve geliştirmek için etkin şekilde mücadelemizi sürdüreceğiz. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, 2014 yılında Başbakanlığı döneminde katıldığı Sağlık-Sen buluşmamızda bu hakkaniyeti gözeterek, tüm sağlık çalışanlarına 5 yıla bir yıl yıpranma payı sözü vermiştir” şeklinde konuştu.

    “Başkaları hayal bile edemedi”

    Sağlıkçılara yıpranma payının bazı kesimler tarafından hayal olarak görüldüğünün altını çizen Karaer, açıklamasını şu ifadelerle tamamladı: “Bu amaçla yıpranma payı konusundaki nihai hedefimiz, yıpranma payının sağlık hizmetlerinde çalışan bütün kadrolardaki kamu görevlilerini kapsaması, yıpranma payının geriye dönük olarak hesaplanması ve daha önce Cumhurbaşkanımızdan sözünü aldığımız şekliyle 5 yıla 1 yıl şeklinde düzenlemenin hayata geçmesi olacaktır. Özellikle önümüzdeki süreçte politika belirleyicilere, kanun koyuculara, uygulayıcılara; kısacası tüm ilgili taraflara raporlarımız, çalışmalarımız, maliyet analizlerimiz ve alternatif önerilerimizle birlikte belirttiğimiz şekilde katkılar sunmaya devam ederek yıpranma payının daha da kapsayıcı şekilde ileri bir aşamaya götürülmesini sağlayacağız. Şimdilik son söz olarak tekrar etmek gerekirse başkalarının hayal bile edemediği, gündeme getirmediği ve hatta gündeme geldiği andan itibaren ‘çıkmaz, çıkmayacak göreceksiniz’ şeklinde olumsuz propagandalarla baltalamak istediği ‘Yıpranma Payı’ hakkının elde ediliyor olması sendikacılık açısından tarihi bir kazanımdır”

  • Prof. Dr. Görün Arun; “Ahşap yapıların korunması açısından bilgi eksikliğimiz var”

    Uluslararası Anıtlar ve Sitler Konseyi (ICOMOS) Uluslararası Mimari Mirasın Yapısal Analiz ve Restorasyonu Türkiye Bilimsel Komitesi Başkanı Prof. Dr. Görün Arun, Kastamonu’nun ahşap yapılar açısından çok zengin bir il olduğunu söyledi.

    Kastamonu Belediyesinin ev sahipliğinde ICOMOS tarafından gerçekleştirilen “Anadolu ve Ötesinde Anti Sismik Yerel Mirası” değerlendirme toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıya Türkiye’nin yanı sıra Avustralya, ABD, Bosna Hersek, Bulgaristan, Cezayir, Fransa, Polonya, Romanya ve Yunanistan’dan bilim insanları katıldı.

    Değerlendirme toplantısında konuşan Uluslararası Anıtlar ve Sitler Konseyi (ICOMOS) Uluslararası Mimari Mirasın Yapısal Analiz ve Restorasyonu Türkiye Bilimsel Komitesi Başkanı Prof. Dr. Görün Arun, Kastamonu’nun ahşap yapılar açısından oldukça zengin olduğunu söyledi.

    Kastamonu Belediyesi’nin ev sahipliğinde gerçekleştirdikleri toplantıda Kastamonu’dan çok etkilendiklerini kaydeden Prof. Dr. Görün Arun, “Bizi en çok etkileyen şey yönetimin tarihi mirasa sahip çıkması ve onarım konusunda baya çaba göstermesi, çok etkileyicidir. Toplantıda ahşap yapıları tanıttık. Ahşap yapıların korunması açısından bilgi eksikliğimiz var. Ahşap yapıyı kolay bir işmiş gibi görüyoruz. Oysa oldukça ince detayları var. Depreme karşı dayanıklı binalar yapılırken yukarı doğru içeri boşaltılır binanın. Alt katta taş koyduysa orta katta kerpiç koyar en üst katta içi boş olur. Restorasyonlarda gördüğümüz bugün için gaz beton kullanıyorlar. Altta üstte aynı malzemeyi kullanmıyorlar. Bir ağırlık farkı yok. Kastamonu tarihi mirasa sahip çıkılması bakımından yerel yönetim bunu destekliyor. Fakat yerel izleyicilerin toplantılara katılmaması oldukça üzücü” dedi.

  • Erenoğlu: “Ekonomi ve maliye politikaları açısından daha verimli olacaktır”

    Yeni hükümet sistemiyle bakanlık sayısının 16’ya düşürülmesine ilişkin Demokrat Denetim Elemanları Platformu (DEDEP) Başkanı Erhan Erenoğlu, “Yeni sistemde Hazine Müsteşarlığı ile Maliye Bakanlığı’nın tek bakanlık olarak birlikte yönetilmesi, ekonomi ve maliye politikaları açısından daha verimli olacaktır” dedi.

    Demokrat Denetim Elemanları Platformu (DEDEP) Başkanı Erhan Erenoğlu, Maliye Bakanlığı bünyesinde yer alan Vergi Denetim Kurulu’nun (VDK) yeni sistemde doğrudan Başkana bağlı olması gerektiğini söyledi. Erenoğlu, “24 Haziran Seçimleri ile birlikte ülkemiz 16 Nisan referandumu ile ortaya çıkan yeni yönetim sisteminin fiili olarak icraya konulacağı bir döneme girecektir. Yeni sistemi güçlü kılacak temel etkenlerden biri de VDK’nın Cumhurbaşkanlığı Hükmet Sisteminde yer almasıdır. VDK’nın Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminde olması, bu sistemi çok daha güçlü kılacaktır” diye konuştu.

    “Sorunun kaynağı hiyerarşik üst-ast ilişkisi”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmalarında sıklıkla bürokratik oligarşiyle mücadeleye dikkat çektiğini ifade eden Erenoğlu, “Öteden beri siyasal sorumlular ve kamuoyunun sürekli olarak şikayet ettiği bürokratik oligarşi sorunumuz var. Platformumuza göre bu sorunun temel kaynağı denetlenen ile denetleyenin idari hiyerarşik üst-ast ilişkisi içinde yer almasıdır. Denetçinin, denetlediği idari yapının bir parçası olması ve bu idari yapıda üst idari amirlerin varlığı, tarafsız ve bağımsız denetim sorununa neden olmaktadır” şeklinde konuştu.

  • Bakan Sarıeroğlu: “Kıdem tazminatı dünya açısından gündemin ilk sırasındaki konudur”

    Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu, “Kıdem tazminatı konusu gündemin ilk sıralarında iş dünyamız açısından olan bir konu” dedi.

    Bir dizi ziyaretler için Sakarya’ya gelen Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu, ‘Endüstri 4.0 ve Çalışma Hayatına Etkileri’ isimli programa katıldı.

    Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu toplantıda yaptı açıklamada, “Ben artık sanayimizin önde gelen şehirlerimizden birisi olan, özellikle teknolojik yatırımlar açısından gerçekten yer alan Sakarya’mıza bu vizyonu ortaya koydukları için teşekkür ediyorum. Gelecek açısından planlamalarımızı işçi-işveren hep birlikte yapmamız gereken bir alan. Kıdem tazminatı konusu gündemin ilk sıralarında iş dünyamız açısından olan bir konu. Tabi ama onun süreçleri geçmişten bu yana işleyen süreçler var. Şuanda Endüstri 4.0 ile birlikte biz yeni sürece güçlü bir şekilde hazırlanmanın gayreti içerisindeyiz. Türkiye 16 yılda özellikle çalışma anlamında attığı adımlarla hem nicel hem de nitel olarak işgücü piyasamıza çok önemli gelişmelere ulaştı” dedi.

    “1,5 milyon ek istihdam Türkiye sağladı”

    Bakan Sarıeroğlu konuşmasının devamında, “2017 yılı içerisinde 1,5 milyon ek istihdam Türkiye sağladı. Son 10 seneye baktığınızda 8 milyon istihdam oranıyla bir Avrupa Birliğinin nüfusuna eşdeğer bir istihdamla da OECD ülkeleri içerisinde en fazla istihdam sağlayan ülkelerden biri konumundayız. Ülkemizle alakalı güçlü hedefler, büyük hayallerimiz var. 16 yıldır her köşeyi hizmetlerle, güçlü yatırımlarla her alanda yaptığımız atılımlarla donatmak için büyük gayret içerisindeyiz. Ortaya koyduğumuz bu son paketlerle de inşallah ülkemizi çok daha iyi ve ileri seviyelere hep birlikte getireceğiz. Çünkü ülkemizin çok güçlü olması lazım Hala bölgemizde oynanan oyunlar devam ediyor, hala ülkemizle alakalı derdi olanlar var. İnşallah 24 Haziran’da hep birlikte en büyük cevabı da vereceğiz buna yürekten inanıyorum. Türkiye olarak’ta 24 Haziran’dan sonra yolumuza güçlü adımlarla devam edeceğiz. 24 Haziran işte bir daha ülkemizle alakalı plan, girişim yapamayacaklarının tam olarak anlaşılacağı inşallah böyle bir mührün vurulacağı tarih olacak” diye konuştu.

    “Merkezimiz çok iyi işler çıkaracak”

    Bakan Sarıeroğlu daha sonra SESOB tarafından açılan Mesleki Sınav Merkezi binasının açılışına katıldı. Bakan Sarıeroğlu burada yaptığı açıklamada, “Gerçekten bizim esnaflarımız önemli, geleceğe dair esnaflarımızın daha güçlenmesi ve onları ekonomimizin can damarları olarak görüyoruz. Onların her alanda iyi hissetmeleri, geliştirmeleri, dönüştürmeleri bizim için önemli. Bu bağlamda odalarımızın, birliklerimizin inisiyatif alması bizim işlerimizi, çalışmalarımızı kolaylaştırıcı bir nitelikte. Bu anlamda yapılan işin çok önemli olduğunu, Türkiye’nin geleceği, ahilik kültürü ve esnaflarımız açısından çok önemli olduğunu vurgulamak istiyorum. Bu güzel 4 bin 500 metrekare alan herhalde buda Türkiye’de ilk. Bu kadar büyük bir alana sahip Sınav Belgelendirme Merkezimiz yok diye biliyorum. Bu anlamda çok iyi işler çıkacak inşallah. Sakarya istihdamda olduğu gibi bu sınav belgelendirme durumunda da Türkiye’de inisiyatifi almış durumda. Şuanda 2 milyon 250 belge verme kapasitesine sahibiz 141 Sınav Belgelendirme Merkezimizle ama şuan 330 bine ulaşmışız, bunun yüzde 10’nu Sakarya’da. Ve 3 bin 900’u da bu merkezimizde. İnşallah o rakamlar artarak farklı meslekler, farklı alanlarda ki yeterliliklerle ilgili de belgelerle bu alandaki performansın artacağına inanıyoruz” şeklinde konuştu.

  • Başkan Altuğ: “Üretimin verimliliği açısından kümelenmeyi önemsiyoruz”

    Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı A. Akgün Altuğ ve yönetimi’ne, hayırlı olsun ziyaretleri devam ediyor.

    Ziyaretler kapsamında 33. Meslek Komitesi üyeleri, 14. Meslek Komitesi üyeleri, Dörtyol Sanayi Çarşısı Güzelleştirme Derneği Başkanı İsmail Günay, 15 Temmuz Milli İrade Derneği Genel Başkanı Ali İnci, Sanayi İl Müdürü Özcan Keskin ve dernek ile stk’ların yönetim kurulu üyeleri, SATSO Yönetim Kurulu Başkanı A. Akgün Altuğ ve Meclis Başkanı Talip Kuriş’i makamında ziyaret etti.

    Ziyaretlerde konuşan Başkan Altuğ, sektörel güçlenme anlamında kümelenmenin gerekliliğine değinerek, “Vizyon olarak var olanın üzerine artı katarak ilerlemekten yanayız. Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası olarak ilimiz ve bölgemiz adına iş dünyasının süreçlerini hızlandırarak, gelişmeye odaklanarak çalışmayı hedefliyoruz. Önceliğimiz her zaman bu şehrin ve üyelerimizin menfaatlerini korumaktır. Sektörel birliktelik, üretimin verimliliği ve düzenli sanayileşme açısından kümelenmeyi her zaman destekliyoruz. İlimizi yatırımlara hazır hale getirmeye gayret ederken, yatırımları da ilimizin doğasını doğal potansiyelini bozmayacak şekilde düzenlemek bizim, hem Sakaryalı olarak hem de SATSO olarak görevimizdir” dedi.