Etiket: Acılar

  • “Hastalarımız tarif edilemez acılar çekiyor”

    “Hastalarımız tarif edilemez acılar çekiyor”

    Kayseri Şehir Hastanesi Göğüs Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Ahmet Oral, korona virüse yakalanıp da hastaneye yatan bazı hastaların virüsü güçlükle atlattığını söyleyerek, “Toparlayan hastalarımız ile sohbet ettiğimiz zaman hayatlarındaki en büyük acıları çektiklerini ifade ediyorlar” dedi.

    Kayseri Şehir Hastanesi Göğüs Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Ahmet Oral, pandemi sürecinde yaşadıklarını İhlas Haber Ajansı’na anlattı. Kayseri’de vak’a sayılarının düştüğünü kaydeden Oral, “6 aydır pandemi sürecinin içerisinde aktif birisi olarak ilk dönemi başarılı bir şekilde atlattık. Sayılarımızı fazlasıyla düşürdük. Daha sonra Kayseri’de yaz dönemi olması nedeniyle düğün ve tatiller ile birlikte bir pik yaşandı. Sağlık hizmetlerinde bir aksamama yaşatmamak için tüm sağlık çalışanları ve yönetim ile birlikte gece gündüz çalıştık. Pik dönemini yaşadık, şuan plato fazında olduğunu söyleyebiliriz. Sayılarımız ağustos sonundaki yüksek sayılardan biraz daha düşüşte ama hali hazırda sıkıntı geçmiş değil. Maske, mesafe ve temizliğe azami şekilde dikkat etmemiz gerekiyor” ifadelerini kullandı.

    Korona virüs tedavisi gören bazı vatandaşların tarif edilmez acılar yaşadıklarını dile getiren Oral, “Özellikle yoğun bakımda gerçekten kovid hastalarımız entübasyon dediğimiz ventilatöre bağlanarak tarif edilmez acılar yaşamaktadır. Süreç de en az 10-15 gün devam etmektedir. Toparlayan hastalarımız ile sohbet ettiğimiz zaman hayatlarındaki en büyük acıları çektiklerini ifade ediyorlar. O yüzden ‘Bana bir şey olmaz’ demek hiç doğru değil. Hepimiz bu riskin içerisindeyiz. Mümkün mertebe dikkat etmeye devam etmeliyiz” şeklinde konuştu.

    Sağlık çalışanlarına karşı yapılan şiddete tepki gösteren Kayseri Şehir Hastanesi Göğüs Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Ahmet Oral, “Bütün sağlık çalışanları olarak birim ayırt etmeksizin bizim motivasyonumuzu düşüren olaylar ne yazık ki sağlıkta şiddetle karşılaşmamızdır. Bütün sağlık çalışanları bu zorlu süreçte en değerli varlıkları olan çocuklarının eğitim sürecinden fedakarlık yaparak gece gündüz 24 saat esasına göre nöbet tutmaktadır. O yüzden sağlık çalışanlarının da devamlılığının ve moralinin yüksek olması için vatandaşlarımızı azami şekilde dikkate davet ediyoruz” dedi.

  • Ak Partili İpek: “Umarım yaşananlar, acılar Türk İslam aleminin uyanışına vesile olur”

    AK Parti Amasya Milletvekili Haluk İpek yaptığı açıklamada, “Umarım yaşananlar, acılar Türk İslam aleminin uyanışına vesile olur” dedi.

    Ramazan Bayramı dolayısıyla memleketi Amasya’da katıldığı bayramlaşma töreninde dünyanın İslam dininin geçmişte getirdiği barış iklimine ve huzura ihtiyacının olduğunu belirten Haluk İpek, “Umarım bu dönemde yaşananlar, acılar Türk İslam aleminin uyanışına vesile olur. Bu yaşananların önünüzdeki dönemde yaşanmaması için Türkiye’nin ve Türk milletinin güçlenmesini ve yeniden tarihte olduğu gibi dünyayı insanlık için daha yaşanabilir bir zemin olarak tutmayı başarırız inşallah” diye konuştu.

    Amasya Belediyesi avlusundaki törende Vali Salih Işık, Ak Parti Grup Başkanvekili Naci Bostancı, Tugay Komutanı Kurmay Albay Zafer Uğur, Amasya Belediye Başkanı Cafer Özdemir ve diğer yetkililer de vatandaşlarla bayramlaştı.

  • Zeytinburnu’nda acılar taziye evinde paylaşılıyor

    Zeytinburnu Belediyesi, yakınlarını kaybeden vatandaşları zor günlerinde yalnız bırakmıyor. Merhum veya merhume yakınlarını taziye evinde ağırlayan belediye, araç tahsisinden yemek ikramına kadar tüm desteği sağlıyor.

    Zeytinburnu’nda sosyal belediyecilik anlayışıyla hayata geçirilen taziye evi, yakınlarını ebedi hayata uğurlayan vatandaşlara zor günlerinde destek çıkıyor.

    Taziye hizmetleri, modern şehir hayatında uygulaması giderek zorlaşan kültürel değerlerimizden biri haline gelmiş durumda. Konuyla ilgili gerekli ihtiyacı tespit eden Zeytinburnu Belediyesi, ilçede yer alan Merkezefendi Parkı içerisinde aileleri ağırlayabilecek genişlikte yemekhanesi, salonu ve avlusuyla modern bir mimariye sahip olan tam teşekküllü taziye evini faaliyete geçirdi. Hizmet kapsamında merhum veya merhume yakınlarının belediyeden yardım talep etmesi üzerine gerekli hazırlıklar başlatılarak başsağlığına gelen misafirler taziye evinde ağırlanıyor. Cenaze sonrasında vefat edenlerin yakınlarına da araç tahsis eden Zeytinburnu Belediyesi, tüm bunların yanı sıra başsağlığına gelen vatandaşlara etli pilav, helva ve ayran ikram ediyor. Konuyla ilgili açıklamada bulunan Zeytinburnu Belediye Başkanı Murat Aydın, “Dinimiz, hayatın en büyük hakikati olan ölümle karşılaşmış ailelere karşı yükümlülüklerimiz olduğunu belirtmiştir. Samimiyet ve paylaşım üzerine kurulan taziye evimiz, Türkiye’de örnek bir uygulamadır. Zeytinburnulu hemşehrilerimize zor günlerinde bir nebze de olsun yardım etmek istiyoruz. Taziye evleri ile vatandaşlarımız bir araya gelerek acılarını paylaşıp, temiz ve hijyenik bir ortamda taziye ziyaretlerini kabul ediyorlar” dedi.

  • 17 yıl geçti ama acılar hala taze

    17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nde 3 bin 891 deprem şehidinin verildiği Sakarya’da büyük felaketin üzerinden 17 yıl geçmesine rağmen acılar tazeliğini koruyor.

    17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin üzerinden tam 17 yıl geçti. Büyük felakette Sakarya’da 3 bin 891 deprem şehidi verildi, kimisi oğlunu-kızını, kimisi annesini-babasını kaybetti. Depremde sevdiklerini toprak altına koyan vatandaşlar, büyük felaketin 17’inci yıldönümünde Serdivan ilçesinde bulunan deprem şehitliğine koştu. Deprem şehitlerinin mezarları başında yine acı ve gözyaşı vardı. Depremde yakınlarını kaybeden vatandaşlar, felakette hayatını kaybedenlerin isimlerinin yazılı olduğu beton bloklarda yazılı isimleri öptü.

    Depremde kızı ile torununu kaybeden Binnaz Bayram, “O gün ne yaşadığımı hiç hatırlamıyorum. Bizim için çok büyük bir dönemeçtir. O acı devam ediyor, bitmiyor” dedi. Yıkılan binaların altında kızının evini göremediğini ifade eden Yaman, “Oğlum bacımın evi yıkıldı diye bana söyledi. Enkaz altında dedi, orada ne olduğunu anlamadım” diye konuştu.

    Büyük felakete 5 katlı apartmanın birinci katında yakalanan ve apartmanın yıkılması sonucu enkaz altında kalan Ayşe Sert ise 15 yaşındaki kızını kaybetti. Evlat acısının çok zor olduğunu belirten Sert, “Allah kimseye bu acıları tattırmasın. Seneler geçti unutacağız zannediyoruz ama her yıl daha çok tazeleniyor. Allah kimselere evlat acısı vermesin. Bizler aldanıyoruz oğlum bu dünyada. Dünyada 15 sene yaşadı, toprakta daha çok yaşadı benim kızım. Annemi kaybettim 2 buçuk ay sonra ama annemin acısı bana düğün gibi geldi. Kızımın acısı daha çok yaktı, her 17 Ağustos ve bayramlarda daha çok yakıyor. Kızımın adını da torunuma verdim” dedi.

    Tatilden döndükleri günün gecesinde depreme 13 aylık kızını kucağında emzirirken yakalanan Semra Yamanda, büyük felakette 13 aylık bebeği ile 10 yaşındaki kızını kaybetti. Bebeğini en son kucağında hatırlayan Yaman, “Kıyamet kopuyor zannettim, bir yavrum kucağımda emzirirken vefat etti. Bir yavrum da babasının yanında sesini çıkaramadı. Hala daha rüyalarımda, yavrum neredesin diye arıyorum onu. Bebeğim emiyordu deprem sırasında. 13 aylıktı yavrum, emzirirken kaybettim onu. Evladımı hiç görmedim, son kez emzirdiğimi biliyorum o kadar. Umuyorum, biliyorum rabbim çocuklarımın şefaatine nail edecek bizi” şeklinde konuştu.

  • Katliamın 21. yıldönümünde Srebrenitsa’da acılar hala taze

    Sırpların 1995 yılında en az 8 bin 372 Müslüman Boşnak’ı acımasızca öldürdüğü Srebrenitsa Katliamı’nın 21. yıldönümünde yaşanan acılar tazeliğini koruyor.

    8 bin 372 Müslüman Boşnak’ın 1995 yılında Sırplar tarafından acımasızca öldürüldüğü Srebrenitsa Soykırımının 21. yılında hayatını kaybedenler bugün yapılan anma töreni ile bir kez daha anıldı. Katliamda hayatını kaybeden 8 bin 372 kişiden sadece 7 bini bulundu. Bugüne kadar toprağa verilen kurbanların sayısı 6 bin 377’ydi. Bu yıl kimliği tespit edilen 127 cenaze daha toprağa verildi. Katliamdan bu yana halâ izi bulunamayan bin 372 kişi var.

    Birçok kadın ve küçük yaştaki çocuklar da katliamda öldürülürken Sırp ordusunun dışında “Akrepler” olarak tanınan Sırbistan özel güvenlik güçlerinin de katliama katıldığı belgelerle kanıtlandı. Srebrenitsa katliamı II. Dünya Savaşı’ndan bu yana Avrupa’da gerçekleşen en büyük toplu insan kıyımı olarak ve Avrupa’da hukuki olarak ilk kez belgelenen soykırım olarak kayıtlara geçti.

    Katliamın Gelişimi

    Yugoslavya’nın çöküşü üzerine 1992 yılında Sırpların Bosna’da başlattıkları soykırımın ardından bölgeye zoraki olarak müdahale eden Birleşmiş Milletlerin güvenli bölge ilan ettiği 6 bölge arasında Srebrenitsa da bulunmaktaydı. Savaştan önce nüfusu 24 bin civarında olan kentin nüfusu diğer bölgelerden gelen göçlerle 60 bin civarına gelmişti. Artık Srebrenitsa ’açlık’ ve ’hastalıklar’ ile mücadele eden bir yere dönüşmüştü. Üstelik Boşnakların ellerindeki silahlar da BM Barış Gücü tarafından koruma gerekçesiyle toplanmıştı.

    1992 Bosna Savaşı’ndan sonra Sırbistan, Bosna-Hersek’in stratejik alanı haline geldi. Özellikle ülkenin doğu tarafı Avrupa Birliği tarafından yasak bölge ilan edildi. Bu bölge içinde Sırbistan’ın o zamanki başkenti Srebrenitsa da vardı. Bu da Bosna Hersek Silahlı Kuvvetleri için bir fırsat olarak değerlendirildi. Ayrıca Bosna Hersek’in bütün maddi varlığı olan en büyük maden ocakları da ülkenin tek geçim kaynağıydı. Bu da Sırplar için bir araç olarak değerlendirildi. Müslüman nüfusun çoğunlukta olduğu ve Sırp zulmüne karşı yetersiz imkânlarla karşı koymaya çalışan Srebrenitsa’nın Tanjarz Kırsalı’nda tam 10 bin kişiyi esir alan askeri grup, Srebrenitsa katili Ratko Mladiç’in emriyle esirleri öldürmeye başladı.

    11 Temmuz 1995 günü Sırp katil General Ratko Mladiç silahlarından arındırılmış kente hiç zorlanmadan girdi. Sonra da Sırp askerler Müslüman Boşnakları çocuk ve kadın demeden yollarda, dağlarda katlettiler. Sırp askerler cesetlerin kimlikleri tespit edilmesin diye cesetleri parçalayarak sayıları 64’ü bulan toplu mezarlara gömdüler. Sırp vahşeti Avrupa’dan yüz bularak doruğa çıktı ve tam 5 gün süren katliamda 8 bin 300 kişi öldürülürken kalan 2 bin 700 kişi de serbest bırakıldı.

    Uluslararası Savaş Suçluları Mahkemesi tarafından Srebrenitsa Soykırımı’ndan dolayı aranan, yargılanan ve mahkum olan Sırp katil üst subaylar ve siyasilerin arasında, Momcilo Krajisnik, Bilyana Plavsiç, Ratko Mladiç ve Zdravko Tolimir’in isimleri bulunuyor.