Etiket: Açıklamalarını

  • İçişleri Bakan Yardımcısı Mehmet Ersoy: “Türk-İş Başkanı açıklamalarını tehlikeli buluyorum”

    Vatandaş memnuniyetini esas alan yönetim anlayışı doğrultusunda ‘izleme ve değerlendirme sistemi’ projesi uygulaması incelemesi için Kırşehir’e gelen Bakan Yardımcısı Ersoy, asgari ücretin en az 2 bin TL olması gerektiğini ifade eden Türk-İş Başkanı Ergün Atalay’ın, “Böyle ne kadar gider? Önümüzdeki günlerde göreceğiz. Ne kadar gider? İşte gördük Fransa’da gitmediğini. Üç gün sonra bizim burada görür müyüz görmez miyiz? Bize bağlı” sözlerini tehlikeli bulduğunu söyledi.

    Kırşehir Valiliğinde konuşan Bakan Yardımcısı Ersoy, “Eğer böyle bir açıklama yapıldıysa ben okumadım, bilmiyorum. Her şeyden önce tehlikeli buluyorum. Gezi olaylarının masum bir hak arama meselesi olmadığını en açık ve net bir şekilde bu Gezi olaylarına katılanlar bunu provokem edenler ve başlatanlar kendileri izah etmişlerdi.

    Meselenin ağaç meselesi olmadığını siz hala anlamadınız mı? Diyenlerin söylemleri ve ifadeleri hala kulaklarımızda yine aynı şekilde Gezi olaylarına önderlik eden ve kendilerini STK olarak tanımlayan bir takım kuruluşlar, Gezi olaylarının sona ermesi için Türkiye’den neler istediklerini Türkiye’yi hangi mantıkla yönetmeye kalkışa bildiklerini bugünler çok açık görüyoruz.

    Havaalanından köprüye kadar birçok ilin Valisinden Emniyet Müdürüne kadar birçok taleplerle karşımıza gelmişlerdir. Haliyle o gün yaşadığımız hadiselerin ne basit bir asayiş meselesi nede hak arama meselesi olmadığını Türkiye’nin Mayıs ayında yakaladığı tarihin en büyük en güzel ekonomik rakamlarına karşı yükselişimizin hızımızın önünün kesilmesi hareketi olduğunu ve devam eden istikrarın bir şekilde sonlandırılması gayretinin olduğunu hepimiz hem bugün o günde farklı değerlendirmelerde bulunan birçok vatandaşımız bugün aynı değerlendirme ve kanaati taşıyor diye düşünüyorum” dedi.

    Bakan Yardımcısı Ersoy, polis jandarma ve sahil güvenliğin altyapılarının birleştirilmesi ve terörle mücadelede etkinliğe etkilerinin nasıl olacağı yönünde ki soruya ise 2018 yılı için terör örgütüne katılım oranının kuruluşundan bu güne kadar ki en düşük rakamlarda olduğunu belirtti.

    Bakan Yardımcısı Ersoy, yaptığı açıklamada, “Dağlarımızda silahlarıyla vatandaşımıza zulmeden başta Kürt kardeşlerimiz olmak üzere bu coğrafyada yaşayan herkesin canına,malına,ırzına ve huzuruna kasteden 13-11 yaşında ki çocukları dağlara kaçırarak istismar eden cani vahşi terör örgütü bugün sayısal olarak tarihinin en düşük noktalarına gelmiştir. Mağaralarından başlarını çıkaramaz inlerinden çıkamaz eylem yapamaz hale getirilmiştir. Jandarma, Emniyet ve Sahil Güvenliğin gerektiği yerde olacağını terör örgütünün bu yaza tarihe gömüleceğini hedefliyoruz” diye konuştu.

  • Bakan Zeybekci, “Moody’s ve Fitch’in” açıklamalarını değerlendirdi

    Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarının Türkiye’nin mevcut kredi notu ile 25 bankasını negatif izleme sürecine almasıyla ilgili, “Tüm bu değerlendirmeleri sağlıklı bulmuyoruz, spekülatif ve manipülatif buluyoruz. Onun için bizim artık bu dönemde yani seçim dönemine girdiğimiz bu dönemde değerlendirmelerin bir kıymeti harbiyesi yoktur” dedi.

    Bakan Zeybekci, seçim çalışmaları kapsamında geldiği memleketi Denizli’de, partisinin il başkanlığında ilçe belediye başkanları ile basın toplantısı gerçekleştirdi. Toplantı öncesinde kendisini bekleyen gazetecilerin sorularını yanıtlayan Bakan Zeybekci, önemli açıklamalarda bulundu. Bakan Zeybekci, bir gazetecinin ‘Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarından Moody’s’in Türkiye’nin ‘Ba2’ seviyesindeki kredi notunu, makroekonomik politikalara yönelik belirsizlik gerekçesiyle izlemeye almasını nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusuna yanıt vererek, yapılan açıklamaları sağlıklı bulmadıklarını spekülatif ve manipülatif bulduklarını ifade etti. Türkiye ile ilgili seçim öncesinde yapılan bu tür açıklamalarına alışkın olduğunu kaydeden Bakan Zeybekci, “Türkiye ile ilgili izlemeye aldığı yönünde açıklama var. Ama biz buna geçtiğimiz dönemlerden de alışkınız 16 Temmuz’dan hemen sonra pazartesi günü 08.30’da Türkiye’nin kredi notunun düşürüldüğünü ben çok iyi hatırlıyorum. 7 Haziran 2015 seçimlerinden önce 1 Kasım seçimlerinden de önce Türkiye ile ilgili kredi notlarını pazar günü seçim varken halbuki 1-2 ay sonraki değerlendirmelerini özellikle o pazar seçimlerinden önceki haftaya almak için gayret ettiklerini ve aldıklarını gördük. Bu Türkiye’nin gelecek ile ilgili beklentileri hakkında felaket tellallığı veya algı operasyonundan başka hiçbir şey değildir” dedi.

    “1 milyon 360 bin vatandaşımıza istihdam sağlamışız”

    Türkiye’nin büyüme performansı, istihdam, yatırım ve sanayi üretim endeksi ile değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Bakan Zeybekci açıklamalarını şöyle sürdürdü:

    “Türkiye değerlendirilecekse, Türkiye’nin değerlendirilmesi gerekiyorsa eğer bu hususta Türkiye’nin 2017 yılındaki performanslarına hep beraber bakalım. Büyüme performansı 7,4 ile dünyada ilk birde G20’de. Avrupa Birliği’nde 2, OECD’de 1. İhracat artışımıza son 20 ayına bakarsak kesintisiz bir şekilde artışımız devam ediyor, üstelik 2 haneli artışımız devam ediyor. İşsizlik rakamlarına bakacak olursak yaklaşık olarak 2 puanlık bir iyileşme var. 1 milyon 360 bin vatandaşımıza istihdam sağlamışız. Sanayi üretim endeksine baktığımızda yine orada da elde ettiğimiz sonuçlar cesaret vericidir. Artı 2018 ile ilgili beklentiler, bizim vermiş olduğumuz yatırım teşvik belgeleri. Teşvik sistemine göre vermiş olduğumuz belgeler. Artı bütün bunları gerçekleştirirken Türkiye’nin bütçe açığı yüzde 1.5 seviyesinde. 2018 hedeflerine baktığımızda da gerek ihracatta, büyümede, bütçe açığındaki hedeflerimiz ve 2017 yılındaki cari açığın sürdürebilirliliği ile ilgili bütün bunları yan yana koyduğumuz zaman objektif yaklaşılmalı.”

    “Herkesin negatif yönde yorum yapmada gayret göstermesini kötü niyetli olarak algılarız”

    Yapılan açıklamaların, Türkiye’ye uygulanan bir operasyon, bir manüpilasyon ve spekülatif amaçlı, birilerinin Türkiye üzerinden rant sağlaması ile ilgili oyuna alet olmak olarak gördüklerini yenileyen Bakan Zeybekci, yaklaşan seçimler öncesi yapılan bu tür açıklamaları kötü niyetli olarak algılandıklarını dile getirdi. Bakan Zeybekci, “Türkiye ile ilgili bir değerlendirme yapılacaksa eğer hakikaten gelecek ile ilgili Türkiye’nin sunduğu fırsatları önüne koyarak, Türkiye’nin kesinlikle olması gereken yer bu değildir. Ama biz şunu unutmuyoruz 2012 yılına kadar Türkiye olarak biz kredi derecelendirme kuruluşları tarafından yatırım yapılabilir ülke seviyesinde değilken Türkiye mucizesini gerçekleştirdik. Sonuç itibari ile bu dönemde yaklaşan seçimler döneminde Türkiye’nin, 24 Haziran da ki hakikaten demokrasi, Türkiye’nin dinamik güçlü yönetim sistemine geçiş döneminde, Türkiye ile ilgili ekonomik anlamda yorum yapan herkesin negatif yönde yorum yapmada gayret göstermesini kötü niyetli olarak algılarız. Buna, şuanda Türkiye’ye uygulanan bir operasyon, bir manüpilasyon ve spekülatif amaçlı birilerinin Türkiye üzerinden rant sağlaması ile ilgili bu oyuna alet olmak olarak görüyoruz” şeklinde konuştu.

    “Spekülatif ve manipülatif buluyoruz”

    Mevcut ile ilgili yapılan tüm bu değerlendirmeleri sağlıklı bulmadıklarının altını çizen Bakan Zeybekci, seçim dönemine girilen bu dönemde değerlendirmelerin bir kıymeti harbiyesi olmadığını aktardı. Bakan Zeybekci konuşmasına şöyle devam etti:

    “Türkiye’nin değerlendirilmesi gerekiyorsa şuandaki seçim atmosferi ile ilgili bir bölümde, Türkiye’nin bir manipüle edilen parasal sistemdeki daha doğrusu TL’nin değeri ile ilgili bir ortamda değil, Türkiye’nin yakın geçmişi yani 1 yıllık, 6 aylık, 3 aylık ki, 2018 çeyrek büyümesi de 14 Haziran’da açıklanacak. Bunlarla ilgili beklentiler, Türkiye’nin önümüzdeki dönemdeki yatırım vaatleri ve yatırım ile ilgili planları ve vermiş olduğu teşvikler ve Türkiye’nin turizm gelirleri, ihracat verileri, bunları değerlendirerek Türkiye’nin değerlendirilmesi gerekirken, mevcut ile ilgili yapılan tüm bu değerlendirmeleri sağlıklı bulmuyoruz, spekülatif ve manipülatif buluyoruz. Onun için bizim artık bu dönemde yani seçim dönemine girdiğimiz bu dönemde değerlendirmelerin bir kıymeti harbiyesi yoktur. 24 Haziran’dan sonra Türkiye’nin büyüme performansını gördüklerinde nasıl ki 2018-2017 yılında Türkiye’nin büyümesi ile ilgili aynı kuruluşlar 4-5 defa revize ettilerse öngörü ve tahminlerini Türkiye ile ilgili şuan ki yaklaşımlarını 2018 yılı 24 Haziran seçimlerinden sonra milletin iradesinin tecellisinden ve Türkiye’nin şahlanma dönemine geçtikten sonra tekrar revize edeceklerine inanıyorum.”

    “Aceleci ve maksatlı bir değerlendirme olarak görüyoruz”

    Bir başka uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarından Fitch’in 25 Türk bankasını negatif izleme sürecine almasına ilişkin soruya da yanıt veren Bakan Zeybekci, Türkiye’de bankacılık sistemine dair bir sorun bulunmadığını dile getirdi. Bakan Zeybekci, “Fitch’in ve Moodys’in Türkiye ile ilgili açıklamalarını, bu dönemde Türkiye ile ilgili açıklamaları tamamen manipüle ve spekülatif amaçlı Türkiye’ye yaklaşımları birilerine destek vermek amacı ile açıklama olarak görüyorum ben. Biz Türkiye’deki bankaların sermaye yeterliliklerini gayet iyi biliyoruz, bu süreçteki Türk bankacılık sistemindeki öz sermaye oranlarını da biliyoruz. Onun için bu konularla ilgili herhangi bir endişemiz yoktur, herhangi bir sıkıntımızda yoktur. Biz sağlıklı bulmuyoruz onların bu değerlendirmelerini. Aceleci ve maksatlı bir değerlendirme olarak görüyoruz” dedi.

    Toplantı, soruların cevaplandırılmasının ardından basına kapalı olarak devam etti.

  • Ekonomi Bakanı Zeybekci: “Devlet Bahçeli’nin açıklamalarını da anlayışla karşılıyorum”

    Denizli’de, referandum çalışmaları kapsamında Kaleiçi esnafını ziyaret eden Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Cumhurbaşkanı başdanışmanının yaptığı açıklamaya değinerek, “Ben hiçbir yerinde eyalet sistemi ile ilgili böyle bir ima dahi görmedim. Bunu kalkıp da o şekilde bir yere götürmek bence çok zorlamak olur. Biraz da insafsızlık olur diye düşünüyorum” dedi. Zeybekci ayrıca, Devlet Bahçeli’nin açıklamalarını da anlayışla karşıladığını belirterek, “Bu dönemde özellikle fitne zamanıdır. Açıklamalarımıza, sözlerimize dikkat etmemiz gerekiyor” ifadelerini kullandı.

    Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, referandum çalışmaları kapsamında Denizli Kaleiçi esnafı ile bir araya geldi. Esnafları dolaşan Zeybekci onlarla yemek yedi, çay içti. Bakırcılar çarşısında bir dükkana girerek keserle çıra kıran Zeybekci, dükkan sahibi Salih Demirayak’a dokuz aylık bebeği için altın taktı. Daha sonra çay ocağına giden Zeybekci, basın mensuplarının sorularını yanıtlamasının ardından esnafla sohbet etti.

    “Olumlu mesajlar ticarete yansımadı”

    Rusya’nın Türk ürünlerine uyguladığı yasaklar hakkında konuşan Bakan, Türkiye’nin hiçbir dönemde yasak koymamasına rağmen Rusya’nın yasakları sürdürdüğünü kaydetti. Yasaklarla ilgili Şubat ayındaki son görüşmede rahatsızlıkları raporlar halinde dile getirdiğini söyleyen Zeybekci, “2016 yılının ortalarından itibaren iki ülkenin liderleri, gerek sayın Cumhurbaşkanımızın, gerekse Putin’in olumlu görüşmeleri, olumlu mesajlar, maalesef iki ülkeler arasındaki ticari ilişkilere yansımadı. Rusya Türk tarım ürünlerine, Türk gıda ürünlerine, Türk müteahhitlerine, Türk nakliyecilerine birçok şeye yasak koymuştu. Sonraki zamanlarda bunun kısmen açıldığını gördük. Kısmen bazılarını gördük sadece. Ama genel itibariyle vize yasakları hala devam ediyor. Nakliye şirketlerimizin yasakları hala devam ediyor, önemli tarım ürünlerimize olan yasaklar hala devam ediyor. Oradaki Türk şirketlerinin faaliyetleriyle ilgili kısıtlama ve yasaklar hala devam ediyor. Bununla ilgili defalarca görüşmemize rağmen, bununla ilgili liderleri defalarca olumlu mesajlar vermesine rağmen, bir sonuç alamadık” dedi.

    “Yasaklar herkese zarar verir, kaybettirir”

    Yasak konulduğunda her iki tarafın da kaybedeceğini belirten Zeybekci, “Yani orada dikkat çekilmesi gereken eskiden 750 milyon dolar değerindeki Türk tarım ürünleri Rusya’ya kısıtlı bir şekilde girebilirken, hala 450-500 milyon doları hala giremezken, biz Rusya’dan 1 milyar 800 milyon dolarlık tarım ürünü ithal ediyoruz. Bunun en büyük kısmı reesport, yani alıp, işlendikten sonra üçüncü ülkelere satmak üzere ithal ediliyor. Bununla ilgili rahatsızlıkları dile getirdik. Bir taraf yasaklarken, bir taraf yasaklamaması, tarım kooperatiflerimiz, ziraat ve çiftçilik örgütlerimizi ve tarım ürünü ihracatçılarımızın bizim üzerimizde yoğun bir baskı oluşturduğunu söyledik. Dahili işlem belgesini alan ihracatçılarımızın, Rusya’yı tercih etmek istemediklerini söyledik. Bunun için yasakların bir an önce sonlandırılması gerektiğini söyledik, maalesef olmadı. Ardından da Rusya’dan tarım ithal edecek ihracatçılarımız izin ‘dahili izin belgesi’ düzenleyemez hale geldik, çünkü talep yok. Şimdi bu vaka ortaya çıkınca, Rusya tarafından sanırım, yasaklamanın sonuçlarının iki ülkenin yararına olmadığı ile ilgili daha net bir şekilde görüldüğünü düşünüyorum. Aramızda görüşmeler oldu, karşılıklı telefon görüşmelerine devam ettik. Bu referandumdan dolayı heyetler arası karşılıklı bir görüşme imkanı bulamadık. Ama 17 Nisan Pazartesi ilgili bakanlıklardan teknik heyetlerle beraber bir Rusya ziyaretimiz olacak. Karşılıklı olan tüm yasakları, yani Rusya tarafının koymuş olduğu yasaklarının tamamını, vizeden nakliyeye, şirketlerimizin faaliyetleriyle ve tarım ürünleriyle ilgili konuları konuşarak, yasakları gözden geçireceğiz. Umarım bu sefer çözeriz. Onun için Pazartesi gideceğiz, Salı günü Rusya’da ilgili bakanlarla, kurumlar bir mini zirve gerçekleştireceğiz. Göreceğiz inşallah, umarım bu yasak bir an önce biter” diye konuştu.

    “Ben açıklamayı okudum, hiçbir yerinde böyle bir şey yazmıyor”

    Eyalet söylemleri hakkında konuşan Bakan Zeybekci, böyle bir şeyin mümkün olmadığını aktardı. Zeybekci, “Cumhurbaşkanı başdanışmanlarından Şükrü Karatepe’nin yapmış olduğu bir açıklama, bu açıklamayı baştan sona, kelime kelime okudum. Genel itibariyle baktığım zaman, yerel yönetimlerin güçlendirilmesi ile ilgili söyledikleri sözler var. Bu hepimizin söyledikleri sözler. Türkiye’de yerel yönetimler güçlendirilmeli. Büyükşehir yasasından sonra, yani 30 tane şehrimiz büyükşehir, yani geri kalan 51 şehrimizin bütün şehir kapsamında, yani şehrin ana konularında, ortak bir karar mekanizmasını artık büyükşehir her şeyi yapabiliyor. Örneğin katı atık, kanalizasyon, çöp toplama, mezarlık hizmetleri, temiz su dağıtım işleri, ulaşım gibi birçok işi büyükşehir yapabiliyor. Ama küçük şehirlerde, yan yana iki dere, iki farklı belediye bakıyor ve ikisi farklı arıtma yapıyor veya yapmıyor. Söylediği şeyler bunlar” ifadelerini kullandı.

    “Üniter yapı ile ilgili, ülkenin yönetim sistemi ile ilgili görüşlerimiz nettir”

    Hem AK Parti’nin, hem de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın devletin üniter yapısıyla ilgili görüşlerinin net olduğunu belirten Zeybekci, “Bütün şehir yani üst ölçekli planlarda iş birliği alt yapı planlarında bir iş birliği sağlayacak olan bir bütün şehir oluşturulması geri kalan 51 şehirle ilgili. Ben hiçbir yerinde eyalet sistemi ile ilgili böyle bir ima dahi görmedim. Kaldı ki bu 18 maddeyle ilgili de yanlış hatırlamıyorsam anayasanın 129’uncu maddesi olabilir. Türkiye’deki yönetim sistemini ve il kanununu düzenleyen maddedir. Orayla ilgili de hiçbir değişiklik önerilmiyor şu anda. Bu zorlama bir şey olur. Yani Cumhurbaşkanı başdanışmanının bu toplu konudaki açıklamalarını ne zaman yaptığını onu da bilmiyorum belki önceden yazdığı makalede olabilir. Bunu kalkıp da o şekilde bir yere götürmek bence çok zorlamak olur. Biraz da insafsızlık olur diye düşünüyorum. Çünkü Türkiye’de AK Parti’nin, Cumhurbaşkanımızın, hükümetimizin Türkiye’nin üniter yapısıyla, bu vatanın bölünmez bütünlüğüyle ilgili ve devletimizin ve ülkemizin yönetim sistemleriyle ilgili kararı bellidir, çok nettir ve berraktır. Bununla ilgili de herhangi bir şekilde birilerinin bize hassas olduğunu göstermesi de bence pek uygun da düşmez” şeklinde konuştu.

    “Devlet Bahçeli’nin açıklamalarını anlıyorum”

    MHP ile yol birlikteliğinin bozulması için her türlü fitnenin yapılacağını belirten Zeybekci, şunları kaydetti:

    “Devlet Bahçeli’nin açıklamalarını da anlayışla karşılıyorum. Bu dönemde özellikle fitne zamanıdır. Açıklamalarımıza, sözlerimize dikkat etmemiz gerekiyor. Öğrencisi hocasına sormuş. ’Hocam demiş tuvalette sakız çiğnemek mekruh mudur değil midir?’ Hocası da cevap vermiş ’oğlum demiş mekruh değildir günah da değildir ama tuvaletten çıkarken ağzını oynarken görenler başka şey zannederler.’ Onun için böyle zaman ve mekanlarda dikkat etmek lazım. İnşallah 16 Nisan’dan sonra bu ülke tarihi bir dönemeci atlatacak. Bu ülke gerek ülkenin bağımsızlığı gerekse ülkenin geleceği, ekonomik bağımsızlığı, namerdi bırak merde muhtaç bırakmayacak bir güçlü Türkiye’ye doğru herhalde yolculuğa çıkacak. Ortaya fitne atanlar olacaktır veya böyle şeylerden çok büyük anlamlar çıkararak da bu yolculuğa beraber çıktığımız Milliyetçi Hareket Partisi ile AK Parti’yi belki bu yoldan dönmeleri için veyahut bu yolda zarar görmeleri için ellerinden gelen gayreti gösterecekler ve bütün fırsatı değerlendireceklerdir.”

  • Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Bozoğlan, Trump’ın “Suriye’de güvenli bölge oluşturacağım” açıklamalarını değerlendirdi.

    Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Emin Bozoğlan, bu saatten sonra Suriye’de yeni güvenli bölge oluşturmanın bir anlamının olmadığı vurguladı. Bozoğlan, bugüne kadar güvenli bölge oluşmasını Amerika’nın bizzat kendisinin engellediğini söyledi.

    Astana görüşmelerinde Suriye muhalefetinin içerisinde Suriye Türkmenlerini temsil eden Emin Bozoğlan, Amerika Birleşik Devletleri’nde yeni göreve başlayan Başkanı Donald Trump’ın “Suriye’de güvenli bölge oluşturacağım” açıklamalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. “Amerika’nın Suriye planında PYD-YPG gibi unsurlara her tür stratejik, askeri ve teknolojik destek vermekte olduğunu belirten Bozoğlan, “Fakat Trump’ın aynı politikayı izleyip izlemeyeceğinden emin değiliz. Tabi ki Trump yeni doğdu. Bu ilk açıklaması, böyle bir açıklamanın içini doldurmak lazım. Ne kastettiğini şu anda bilmiyoruz. Ama bu saatten sonra ayrı bir güvenli bölge veya güvenli bölgeler anlamlı değildir. Temennimiz daha gerçekçi bir yaklaşımda bulunur” diye konuştu.

    “Suriye güvenli bölge olsun istiyoruz”

    Suriye’de güvenli bölge veya gölgeler değil, “Suriye güvenli bölge olsun” dileğinde bulunan Bozoğlan, Güvenli bölge konusunda Suriye Türkmen Meclisi olarak 3-4 yıldan beri eğit, donat, güvenli bölge, uçuşa yasak bölge gibi taleplerin sürekli olduğunu, Türkiye’nin de bu konunu üzerinde durduğunu dile getirdi. “Fırat Kalkanı Harekatı ile güvenli bir bölge oluşturmak için; bu müdahale gerçekten hem yerindeydi, hem haklıydı hem geç kalmıştı” ifadelerini kullanan Bozoğlan, “Dolayısıyla burada bir güvenli bölge oluşturuldu, buradaki insanlar güvenli bir şekilde yaşamaktadır. Her türlü insani yardım oraya gitmektedir. Aynı zamanda da Türkiye’ye göçmek zorunla kalan mültecilerin bir kısmı tekrar kendi yerlerine döndüler. Temenni ederiz ki güvenli bölge veya güveli bölgeler değil, Suriye güvenli bölge olsun istiyoruz” açıklamasını yaptı.

    “Bu saatten sona yeni güvenli bölge oluşturmanın bir anlamı yoktur”

    Göreve yeni başlayan ABD başkanı Trump’ın Suriye’de güvenli bölge oluşturma yönündeki açıklamaları ile neyi kastettiğini bilmediği bu açıklamanın içini doldurması gerektiğine dikkat çeken Bozoğlan, “Bu saatten sona yeni güvenli bölge oluşturmanın bir anlamı yoktur. Bugüne kadar güvenli bölge oluşmasını Amerika kendisi bizzat engelledi. Bugün Amerika’nın; Suriye’nin bölünmesini, federal bir devlet olmasını, farkı gruplara özerklik ve ayrıcalık tanınmasını bütün Ortadoğu’da bir takım ülkeleri böldüğü gibi Suriye’yi de bölmek istediğini görüyoruz. Buna şahidiz” yorumunu yaptı.

    “Meksika’da somut bir duvar inşa ediyor, Müslüman ülkelerine de soyut duvar inşa edecek”

    Trump’ın bir başka açıklamasına da değinen Bozoğlan, “7 tane Ortadoğu ülkesi vatandaşlarının Amerika’ya girişlerini yasakladı. Biz burada şunu algılıyoruz; Meksika’ya somut bir duvar inşa ediyor, Ortadoğu’daki Müslüman ülkelerine de soyut duvar inşa edecek gibi görünüyor.

  • İsmail Koncuk, Aydın Milli Eğitim Müdürü Töre’nin Açıklamalarını Eleştirdi

    Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, Aydın Milli Eğitim Müdürü Pervin Töre’nin hakkında açılan davaları onuru saydığı yönündeki açıklamalarına ilişkin, “Eğitim Bir Sen’li olmandan duyduğun mutluluk seni ilgilendirir diyeceğim ama şu anda il milli eğitim müdürü olduğunu unutmuşsun. Bir sendika toplantısında bunları söylemeni de yadırgamıyorum, çünkü sizin gibiler gerçekte o makamın insanı değilsiniz, o makama verecek hiçbir değere de sahip değilsiniz” dedi.

    Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, Eğitim Bir Sen’in toplantısına katılan ve burada yaptığı konuşmada hakkında açılan davaları onuru saydığını söyleyen Aydın Milli Eğitim Müdürü Pervin Töre’nin açıklamalarını sosyal medya hesabından eleştirerek, “Aydın Milli Eğitim Müdürü Pervin Töre, Eğitim Bir Sen tarafından düzenlenen toplantıda ‘Türkiye’de görevden alınan okul müdürlerinden geriye dönmeyen tek il biziz. Şu anda mahkemelerde görevimi kötüye kullandığımdan dolayı suç duyurusu yapıyorlar. Gerek paralel yapının açtığı davalar, gerekse bu arkadaşların açtığı davalar bizim onurumuzdur. Bu tür davalar bazı kişilerin onuru olur. Benim de onurumdan biri bu açılan davalardır’ demiş ve Türkiye’de Eğitim Bir Sen’de görev alan ilk bayan yönetici olduğunu, Eğitim Bir Sen’li olmanın büyük mutluluk olduğunu, Aydın’da Eğitim Bir Sen çatısı altında toplanan ve bu davaya emeği geçen, bu davanın aşığı olan tüm çalışma arkadaşlarına emeklerinden ve çalışmalarından dolayı teşekkür ettiğini de sözlerine ekleyivermiş” ifadelerini kullandı.

    “Eğitim Bir Sen’li olmandan duyduğun mutluluk seni ilgilendirir diyeceğim ama şu anda il milli eğitim müdürü olduğunu unutmuşsun” diyen Koncuk, şunları kaydetti: “Bir sendika toplantısında bunları söylemeni de yadırgamıyorum, çünkü sizin gibiler gerçekte o makamın insanı değilsiniz, o makama verecek hiçbir değere de sahip değilsiniz. Sizin gibi küçük düşünenler, herkesin müdürü olmaktansa, makamını korumak için her türlü ayıplı yolu yol olarak görürler. Şayet, sen o makama alın terin, bilgin ve tecrübenle gelmiş olsaydın, bir grubun değil, devletin bürokratı olmayı tercih eder ve kimseye yağ çekme gereği duymazdın. Tabi bu duygular sana çok uzak. Sen yağcılık yapmaya devam et, sen yöneticileri göreve döndürmemek için yaptığın hukuksuzlukla övünmeye, hakkında açılan davalarla gurur duymaya devam et. Ey Pervin Töre denilen müptezel; sen bu açıklamanla ne kadar küçük olduğunu sadece Aydın iline değil, tüm ülkeye ilan etmişsin. Sana yazıklar olsun, hiçbir özelliğin olmadığı halde seni oraya milli eğitim müdürü olarak atayanlara da yazıklar olsun. Senin onur diye övündüğün şey, başka insanların hakkını gasp etmek, alın terini çalmaktır, yani kul hakkıdır. Kul hakkı yemek hiçbir insanı onur sahibi yapmaz, yapsa yapsa onursuz yapar. Yazık sana.”