Etiket: Açıklamalar

  • Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Şener’den gündeme ilişkin açıklamalar

    Cumhurbaşkanı Başdanışmanı İhsan Şener, Diyarbakır’daki bombalı saldırıyla ilgili terörün amacının Türkiye’deki insanları dehşete düşürerek umutsuz ve mutsuz etmek olduğunu söyledi.

    Cumhurbaşkanı Başdanışmanı İhsan Şener, Gaziantep’te Şahinbey İlçe Belediyesi tarafından düzenlenen ‘Türkiye de Yönetim Sistemi Sorunu ve Yeni Anayasa Talebi’ konulu seminerde sunum yaptı. Diyarbakır’da gerçekleşen saldırıyı kınayan Şener, Diyarbakır’daki bombalı saldırıyla ilgili terörün amacının Türkiye’deki insanları dehşete düşürerek umutsuz ve mutsuz etmek olduğunu söyledi.

    “Başkanlık sistemi rejim değişikliği değil”

    Başkanlık sisteminin rejim değişikliği olduğu algılamasının oluşturulmak istendiğini belirten Başdanışman Şener, “Başkanlık sistemi kesinlikle bir rejim değişikliği değildir. Başkanlık sistemi bir hükümet modelidir. Bu sisteme karşı çıkanların bir algısıdır” dedi.

    “Sınır meselemiz Lozan’da çözülmedi”

    Sınır meselelerinin Lozan’da çözülmediğini belirten Şener, “Yaklaşık bin 200 kilometre sınırımız olan Suriye ve Irak’ta komşularımızla olan sınır meselesi de aslında Lozan’da çözülmüş değildir. Musul, Kerkük, Erbil, Hatay misak-ı milli sınırları içindedir. İkinci dünya savaşından sonra bu bölgedeki imkanları sömürmek adına devletlerin başında sürekli sorunların olması gerekiyordu. Siz kendi meselelerinizle uğraşacaksınız ki bu meselelere ilgi duymayacaksınız. Biz bugünkü sınırlarımız içinde huzurlu mutlu ve zengin olarak yaşamak istiyoruz. Buralardaki yeni sömürge operasyonlarına sessiz kalamayız” şeklinde konuştu.

    “Başkanlık sisteminin an büyük avantajı denetime açık olmasıdır”

    Bugünkü parlamenter sistemde denetimin zor olduğunu vurgulayan Şener, “Bugünkü hükümet ciddi biçimde denetlemeye izin vermeyebilir. Çoğunluk bende diyerek denetlettirmeyebilir. Halbuki bu denetim yolunun açık tutulması gerekir. Ama parlamenter hükümette bu mümkün görülmüyor. Başkanlık sisteminin en büyük avantajı denetime açık olmasıdır” ifadelerine yer verdi.

    “Bizim bağışıklık sistemimizi dış devletlerin istihbaratları bozuyor”

    Oynanan oyunların siyasi olarak Türkiye’nin bağışıklık sistemini bozduğunu ifade eden Şener, “Bizim bağışıklık sistemimizi siyasal olarak bozan şey pek çok devletin istihbaratının bu topraklarda üzerinde oynanan oyunlardır. 15 Temmuz darbe girişimi de bunlardan biridir. Türkiye’yi bölgedeki terör örgütleri uluslararası bir işgaline hazır hale getirecek bir hale getirmektir. Çünkü bu bir darbe değil, yönetimi ele geçirme değil, bir işgal girişimiydi” diye konuştu.

    Konferansın ardından, Şahinbey Belediye Başkanı Mehmet Tahmazoğlu, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı İhsan Şener’e hediye takdim etti.

  • Galip Öztürk’ten önemli açıklamalar

    Ünlü iş adamı Galip Öztürk, “Artık millet olarak kendimizi kullandırmayacağımızı 15 Temmuz’da gösterdik. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğindeki bir ülkenin de artık millet olarak, üst aklın hesabını göreceğine, milletin milli duygularla daha iyi yerlere geleceğine inanıyorum” dedi.

    İstanbul 20. Ağır Ceza Mahkemesinin infazın durdurulması ve yargılamanın yenilenmesi kararının ardından Türkiye’ye dönen ünlü iş adamı Galip Öztürk, memleketi Samsun’un Ayvacık ilçesi Gürpınar Mahallesinde coşkuyla karşılandı. Metro Holding Kurucu Onursal Başkanı Galip Öztürk, Ayvacık ilçesi Gürpınar Mahallesi’ndeki baba evinde yakınları ve sevenleri ile bir araya geldi. Öztürk, vefat eden annesi Emine ve Babası Haci İsmail Öztürk için okuttuğu Mevlid-i Şerif büyük ilgi gördü. Gürpınar Mahallesi Merkez Camii’nde öğle namazına müteakiben düzenlenen mevlit programına Canik Belediye Başkanı Osman Genç, Ayvacık Belediye Başkanı Mustafa Belur, Çarşamba Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Ahmet Yılmaz, mahalle muhtarları ve çok sayıda mahalleli de katıldı.

    “Milletimiz bu belayı yok edecek”

    Mevlid-i Şerif ve okunan duaların ardından cami çıkışında kendisini bekleyen çocuklara harçlık veren Galip Öztürk, buradan baba evine geçti. Baba evinde basın mensuplarının kendisine yönelttiği soruları cevaplayan Öztürk, 15 Temmuz’da milletin büyük bir birliktelik örneği gösterdiğini vurgulayarak, “Beş yıllık bir süreçte her şeyi abarttığımızı, her şeyi paralele bağladığımızı, bunun doğru olmadığını söyleyenler 15 Temmuz’u yaşadıktan sonra, Gezi olaylarında uyanmayan, 17-25 Aralık olaylarında uyanmayan çok büyük bir kitlenin, 15 Temmuz’da kendi insanının başına asker kılıklı teröristler tarafından bomba atıldığını gördükten sonra şu anda milletimizin yüzde 99’u, bunların bir paralel yapı operasyonu olduğunu, yabancı mihrakların ve üst aklın ülke içindeki bir oyunu olduğunu hep birlikte gördük. Yine hep birlikte millet olarak, bu büyüyen belayı yok ederek, milli duygularımızı öne çıkararak hep birlikte bu beladan kurtulacağız inşallah” dedi.

    Öztürk, ülkenin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile daha iyi yerlere geleceğine inandığını belirterek, “Tabii burada sadece bireysel olarak özgürlüğümüz değil, Türkiye’nin ve coğrafyamızın yaşadığı bir süreç var. Orta Doğu’daki savaşlar, Irak’ta Musul’a Türkiye’yi sokmuyorlar. Bizi PKK ile DAEŞ’le oyalayıp, diğer taraftan Musul’a giremeyeceğimizi söylüyorlar. Bu güçlerin bir sahibi var. Ben geçenlerde bir canlı yayın programına bağlandığımda da söylemiştim. Cumhuriyet tarihinden bugüne kadar benim vatandaş olarak kendi şahsi düşüncem, bütün hükümetlerin İngilizler tarafından kurulduğunu düşünüyorum. Çünkü kendi hür irademizle hiçbir hareket edememiş, ayakları üzerinde kalkamamış, bu kadar müteşebbis ve üretken bir milleti kendi içlerinde meseleler üreterek, sağ-sol, Alevi-Sünni, Türk- Kürt ayrımları ile Anadolu insanının öne çıkması her defasında engellenmiştir. Bugün de yaşadığımız süreçte gördüğümüz gibi, geçmişte ‘acaba Rusya mı bu kadar örgütü içimize koyuyor, komünizm mi gelecek’ diyorduk. Ama aslında hepsinin arkasında Batı ve üst akıl dediğimiz İngiliz, Amerikan menşeli ajanlar ve ülkeler çıkıyor. Bu ülkeler bize ne kadar dost? Biz kendimizi kullandırdığımız kadar dost oluyor. Ama artık millet olarak kendimizi kullandırmayacağımızı 15 Temmuz’da gösterdik. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde ki bir ülkenin de artık millet olarak, üst aklın hesabını göreceğini, milletin milli duygularla daha iyi yerlere geleceğine inanıyorum” diye konuştu.

    Samsunspor maçı

    Türkiye’ye gelişi öncesinden kendisine ait sosyal medya hesabından bu hafta Samsun 19 Mayıs Stadyumu’nda oynanacak Samsunspor- Altınordu maçında olacağını duyuran Öztürk, yarınki maçı izleyeceğini belirterek, “İnşallah yarınki maçta olacağım. Önce baba ocağıma gelmek istedim. Bu gece burada kaldıktan sonra yarın tüm Samsunlu gençlerimizle, hemşehrilerimizle, Samsunspor’un maçında statta birlikte olacağız. Samsunspor’un başarısı için orada olacağım. Samsunspor maçının ardından İstanbul’a dönmeyi düşünüyorum” açıklamasını yaptı.

    “Galip Öztürk’ler çok olur ama…”

    Canik’te 15 Temmuz darbe girişiminde büyük bir kahramanlık örneği gösteren Ömer Halisdemir’in adının verildiği okulu ziyaretiyle ilgili ise Galip Öztürk, “Ömer Halisdemir’in isminin bulunduğu okul için özel gelmek gerekir. O çok büyük bir kahraman. Allah daha çok inşallah, Ömer Halisdemir’ler yetişmesini nasip etsin. Galip Öztürk’ler çok olur ama Galip Öztürk’lerin var olabilmesi için çok miktarda Ömer Halisdemir’ler yetiştirmek lazım vatanımıza. İnşallah bu okulumuza ziyaret edeceğiz” şeklinde konuştu.

    “Hiçbir zaman siyaset yapmayacağım”

    Ünlü iş adamı Galip Öztürk, konuşmasının sonunda Samsunlulara verdiği mesajında, siyasette hiç bir zaman olmayacağını, Samsun’a katkıda bulunmak için çalışmak istediğini belirterek şunları kaydetti:

    “Hiçbir siyasetçinin benden rahatsız olmamasını öncelikle söylüyorum. Çünkü siyasetin hiçbir yerinde olmadım ve olmayacağım. Olmayı da düşünmüyorum. Bakıyorum; birileri sanki Samsun’da gündem belirleyen, gündemin değişeceğini düşünen, bundan rahatsızlık duyan kesimler olduğunu hissediyorum. Ama hiç kimse rahatsız olmasın, ben hayatımda kesinlikle siyaset yapmayacağım. Hep ticaret ile uğraşacağım. Önce Samsun’a, sonra kendi ülkeme sonra bu dünyaya katkı yapmak için çalışmak istiyorum.”

  • Ünlü sanatçı Şevval Sam’dan samimi açıklamalar

    Bir süredir Bodrum’da yaşayan ünlü sanatçı Şevval Sam, Bodrum’a yerleşmek istediğini açıkladı. Hayalinin bir karavanla mobil yaşamak olduğunu söyleyen Sam, mülk edinmenin yük olduğunu savundu.

    ’Bodrum Masalı’ dizisinin başrol oyuncusu Şevval Sam, gazetecilere samimi açıklamalarda bulundu. Yaklaşık 1 yıldır iş gereği Bodrum’da yaşayan Sam, ’karavanda yaşıyor’ haberine açıklık getirdi. Şevval Sam, 12 yıl önceki bir fotoğrafın bugün olmuş gibi servis edilmesine şaşırdığını açıkladı. Sam, Bodrum’u çok sevdiğini de söyleyerek, “Bu kış Bodrum’da kalırsam ilelebet burada kalmaya karar verebilirim. Bu gidişle galiba Bodrum’a yerleşeceğim” dedi.

    12 yıl önceki haber

    Sam, karavanda yaşadığı haberlerine ise şöyle cevap verdi:

    “Karavanda yaşadığım haber 12 yıl öncesine ait bir durum. Şu anda şahane bir mandalina bahçesi içerisinde yaşıyorum ama benim bir karavanım var. Acil durumlarda karavanımın içerisinde de yaşıyorum. Gelecekte de karavanda yaşamak istiyorum.”

    “Mülk edinmek yüktür”

    İdealini açıklayan Sam, mülk edinmenin yük olduğunu da söyledi. Şevval Sam, sözlerine şöyle devam etti:

    “İdealim bağımsız olmak. Karavanıma atladığım zaman her yer benim evim. Çok fazla mülk edinmek istemiyorum hayatımda. Mülk edinmenin yük olduğunu düşünüyorum. Karavanımla istersem deniz kenarı benim olacak istersem dağ başında dağ evim olmuş olacak.”

  • Bakan Özlü’den gündeme ilişkin çarpıcı açıklamalar

    ÇORUM (İHA) – Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, son günlerde ikinci darbe girişimiyle ilgili söylemlerin gündeme gelmeye başladığını belirterek, “15 Temmuz’dan hiç mi ders almadınız? Geleceğiniz varsa göreceğiniz de var. Vız gelirsiniz tırıs gidersiniz. Elinizden geleni ardınıza koymayın” dedi.

    Çeşitli ziyaretler ve incelemelerde bulunmak üzere Çorum’a gelen Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, AK Parti Çorum İl Başkanlığı tarafından düzenlenen “Siyaset Akademisi”ne katıldı. Burada bir konuşma yapan Bakan Özlü, FETÖ ve PKK, yeni anayasa ve başkanlık sistemi ile ilgili açıklamalarda bulunurken ana muhalefet partisi CHP’yi eleştirdi.

    Milletin AK Parti’den çok şey beklediğini dile getiren Bakan Özlü, milletin büyük, güçlü ve lider bir Türkiye’nin özlemini duyduğunu, özlemini duyduğu böyle bir Türkiye’ye doğru da her geçen gün biraz daha yaklaştığını gördüğünü söyledi. Bu nedenle milletin AK Parti’ye olan teveccühünü hiç kaybetmediğini belirten Özlü, 15 Temmuz gecesi, üzerinde uzun uzun düşünülmesi gereken bir gece olduğuna dikkat çekti.

    Milletin o gece ortaya koyduğu refleksi ve bu refleksin nedenlerinin çok iyi tahlil edilmesi çağrısında bulunan Bakan Özlü, “İnsanlar o gece neden sokaklara akın ettiler? İnsanlar, neden o gece canlarını hiçe saydılar? Bence bunun cevabı şudur: İnsanlar, o gece, bu ülkeyle ilgili hayallerinin saldırı altında olduğunu hissettiler. Türkiye’nin yürüyüşünün yavaşlayacağını, duracağını ve belki de gerileyeceğini sezdiler. Darbe girişimi başarılı olsaydı, bu ülkenin yeniden kabuğuna çekileceğini, silik ve iddiasız bir ülke haline geleceğini anladılar. Türkiye’nin yeniden başka devletler tarafından, milli irade dışındaki yapılar tarafından hizaya çekilmesine rıza göstermediler.15 Temmuz gecesinde, 14 yıllık kazanımlarımızı heba etmek istediler. Ancak milletimizin gönlü, o kazanımların heba edilmesine razı olmadı. İnsanlarımız, kendi canları pahasına, ülkemizi, devletimizi, demokrasimizi, ekonomimizi korudular, kolladılar. O gece ortaya konan kahramanlık destanlarını burada tekrar anlatmayacağım. Ancak 15 Temmuz gecesinin ve sonrasındaki demokrasi nöbetlerinin hepimizin sorumluluğunu artırdığını ifade etmek istiyorum. Hepimiz, milletimize karşı borçlandık. Bu nedenle, artık çok daha fazla çalışmak zorundayız. Artık çok daha doğru işler yapmak durumundayız. Bu zorlu süreçte hepimiz çok dikkatli adımlar atmalıyız” dedi.

    “FETÖ ile mücadele konusunda herkes aynı hassasiyeti göstermeli”

    FETÖ ile mücadele konusunda herkesin aynı hassasiyet göstermesini isteyen Bakan Özlü, “Çocuğumuz, kardeşimiz, anne babamız, kuzenimiz, yeğenimiz, dayımız veya halamız, eşimiz veya dostumuz bunlardan olabilir. Ancak unutmayalım ki, vatanın hakkı, diğer tüm hakların üstündedir. Bu yapıya mensup bir kişinin dahi yakasını kurtarmasını istemiyoruz. Ancak aynı şekilde, bu yapıya mensup olmayan bir kişinin de herhangi bir haksızlığa kurban gitmesini istemiyoruz. Bu mücadelede çok büyük bir titizlik gösteriyoruz. Varsa hataları telafi etmek için mekanizmaları kuruyoruz. Ancak bugünlerde, özellikle ana muhalefet tarafında, bir mağduriyet edebiyatı başlayıverdi. Bilirsiniz, ‘hem suçlu hem güçlü’ diye bir sözümüz vardı. FETÖ’nün durumu biraz buna benziyor. Bütün pis işleri yapacaklar, bütün alçaklıkları yapacaklar, bütün haksız ve hukuksuz eylemlere imza atacaklar. 1 dolar için ruhlarını satacaklar. Devletin gücünü devletin ve milletin aleyhinde kullanacaklar…

    Yabancı istihbarat servislerinin dümenine girecekler, terör örgütleriyle ortak olacaklar. Yetmeyecek, üstüne darbeye kalkışıp 240 vatan evladını şehit edecekler, 2 binden fazla kardeşimizi yaralayacaklar. Sonra devlet bunun hesabını sorunca, vay efendim mağduruz” ifadelerini kullandı.

    “FETÖ’nün mağdur edebiyatını anlayabiliriz de neden CHP bunu destekliyor”

    FETÖ’nün mağdur edebiyatını anlayabildiklerini ancak CHP’nin neden bunu desteklediğini soran Bakan Özlü, “CHP, darbeden sonra milletin yanında durmayı başardı. Ancak öyle zannediyorum ki, yeniden kodlarına dönmeye başladı. Veya eski ortaklıkların gereğini yapmaya başladı. O yüzden de milletin mağduriyetini değil, FETÖ’nün mağduriyetini diline dolamaya başladı” diye konuştu.

    Darbe girişiminden sonra

    PKK’nın devreye girdiğine işaret eden Bakan Özlü, “Darbe girişiminden sonra, PKK devreye girdi. Bunların vardiya usulü çalıştıkları iyice anlaşıldı. Devletimiz, FETÖ ile mücadele ederken, bir yandan da PKK’ya karşı tarihin en kapsamlı operasyonlarını sürdürüyor. Yetmiyor, sınır ötesinde, DAEŞ’e karşı bir operasyonu başarıyla yürütüyor. Bu süreçte şehitlerimiz, gazilerimiz oldu. Allah’tan tüm şehitlerimize rahmet, gazilerimize de acil şifalar diliyorum. İnşallah, onların emanetine sahip çıkacağız. İnşallah, Türkiye’yi hak ettiği seviyeye çıkaracağız. Millet olarak, birbirimize daha fazla sarılacağız, daha fazla güveneceğiz” dedi.

    “15 Temmuz ve sonrasında Batı ikili davrandı

    15 Temmuz darbe sürecinden sonra Batı’nın iki yüzlü davrandığını dile getiren Bakan Özlü, “15 Temmuz ve sonrasında, Batı dünyasının ne kadar ikiyüzlü bir tavır sergilediklerini gördünüz. İkircikli oynadılar, adeta darbenin sonucunu beklediler.Net bir tavır gösteremediler. Darbe girişimini açıkça kınamaları ancak bir ay sonra mümkün olabildi. ABD, bütün delillere rağmen, FETÖ elebaşını ısrarla koruyor. Aynı şekilde, güya DAEŞ ile mücadele ediyor diye, PKK ile hiçbir farkı olmayan YPG’yi açıkça destekliyor. Batı dünyasından böyle tavırlar görmeye artık alıştık. Önemli olan, bizim doğrularımız. Önemli olan bizim ilkelerimiz ve yaptıklarımız. Onlar ne yaparlarsa yapsınlar, hangi yanlışa düşerlerse düşsünler, Türkiye doğruları yapmaya, doğruları savunmaya devam edecek. Çok şükür, Recep Tayyip Erdoğan gibi bir liderimiz var. Binali Yıldırım gibi bir başbakanımız var. AK Parti gibi bir siyasi kadromuz var. Sizler gibi bir teşkilatımız var. 15 Temmuz gecesinde kahramanlığını ispat etmiş bir milletimiz var. Bizim hiçbir şeyden korkmamıza gerek yok. Şimdi ikinci darbe girişimi falan gibi şeyleri konuşuyorlar. Tahmin ediyorum, böyle tehditlerle bizi ve milletimizi sindireceklerini, korkutacaklarını zannediyorlar. Yahu siz, 15 Temmuz’dan hiç mi ders almadınız? Tekrar bir girişimde bulanacaklarına hiç ihtimal vermiyorum. Ama şayet geleceğiniz varsa göreceğiniz de var. Vız gelirsiniz tırıs gidersiniz. Elinizden geleni ardınıza koymayın. Bu milletin yürüyüşünü durduramayacaksınız. Türkiye’nin yükselişine engel olamayacaksınız” şeklinde konuştu.

    “Gündemimiz yeni Anayasa değişikliği ve başkanlık sistemi”

    Öncelikli gündemlerinin anayasa değişikliği ve başkanlık sistemi olduğunu anlatan Özlü, şunları kaydetti:

    “En öncelikli gündem maddemizin de anayasa değişimi ve başkanlık sistemi olduğunu düşünüyorum. AK Parti olarak, Türkiye’ye en uygun yönetim modelinin başkanlık sistemi olduğunu iddia ediyoruz. Son günlerde, bu tartışma yeniden başladı. İnşallah bu konuda, daha somut adımların atılacağı bir dönemin eşiğindeyiz. Darbe anayasasıyla ve mevcut sistemle yolumuza devam edemeyiz. Etsek bile, ağır aksak ederiz, yavaş ilerleriz. Daha demokratik ve daha iyi işleyen bir sistem oluşturabilirsek, hızımıza hız katarız. Her anlamıyla, evrensel standartlara daha rahat ulaşırız. Ben, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı olarak görev yapıyorum. Bilimin de, sanayinin de, teknolojinin de en öncelikli şartı, açık, şeffaf, demokratik, güvenilir ve özgür bir ortamdır. Demokrasi güçlü olmazsa bilim olmaz. Sistem şeffaf olmazsa, yatırımlar yeterince artmaz. Özgürlüklerin genişlemediği bir ortamda, girişimcilik ve yenilikçilik gelişmez. Başkanlık sistemi tartışmasına böyle yaklaşmak lazım. İnsanları değil sistemi konuşmamız lazım. Ne yazık ki muhalefet bu hataya düşüyor. Onlar aslında Başkanlık sistemine değil, Recep Tayyip Erdoğan’a karşı çıkıyor. Ülkenin geleceğini değil, kendi dar manevra alanlarını korumayı düşünüyorlar. Meseleye akıllı ve sağduyuyla yaklaşmamız lazım. Her sistemin artıları ve eksileri vardır. Mühim olan artıları maksimum, eksileri ise minimum düzeyde olan bir sistem inşa edebilmektir. Bunun yolu da, sistemi ve işleyişi, akılla, bilgiyle, mantıkla, soğukkanlılıkla tartışmaktan geçer. Bunu yapabilirsek, 79 milyonun her biri için daha iyi bir Türkiye inşa edebiliriz. Bunu başarmak, yani yeni bir anayasayı yapmak ve daha iyi bir sistemi hayata geçirmek, hepimizin omuzlarında tarihi bir vazife olarak duruyor. AK Parti, bu vazifeyi yerine getirmek için her şeyi yapmaya hazırdır. Muhalefetin de meseleye bu anlayışla yaklaşacağını umut ediyorum.”

  • Başkan Gökçek’ten önemli açıklamalar

    Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek “Şu ana kadar FETÖ’nün 14 Ağustos kehaneti ‘fıs’ çıktı. Demek ki bu mehdi değilmiş, bu şaklabanın tekiymiş. Bundan sonra bakalım nasıl avutacak milleti” dedi.

    Bir televizyon kanalında canlı yayın konuğu olan Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, 15 Temmuz darbe girişimi sonrası ve FETÖ’nün 14 Ağustos senaryolarına ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Başkan Gökçek, yaklaşık 3 saat süren programda açıklamalarına 15 Temmuz darbe girişimi akşamında yaşadıklarını anlatarak başladı. O geceye ilişkin kendisinin tüm koordineyi ilk olarak gittiği gecekondudan telefonla sağladığını anlatan Gökçek, Büyükşehir Belediyesi tarafından Ankara’nın dört bir tarafında darbeye karşı yapılan çalışmaları anlattı. Başkan Gökçek, “Bu olayda da bazıları ortalarda vardı, bazıları yoktu. Aradan 3-5 gün geçtikten sonra sahte kahramanlar çıkıyor. Bu tür olaylarda Sayın Cumhurbaşkanımız hep yalnız kaldı. Bilinçli yapıyorlardı bunu insanlar. Ben o dönemde çıkıp televizyonlarda durduk yerde mi laf attım. Ama benim gibi birisinin çıkıp söylemesi lazımdı. O dönem yapılmak istenenle cumhurbaşkanının otoritesi sıfıra inecekti” dedi.

    Sunucu Murat Gener’in FETÖ’nün 14 Ağustos planlarına ilişkin sorusu üzerine 3 ihtimal üzerinde durulduğunu söyleyen Gökçek, bunların elektriklerin kesilmesi, montaj ses ve görüntü kasetleri ile Marmara’da büyük bir deprem olarak tasarlandığını açıkladı. Elektrik kesintilerine karşı çok etkin tedbirler alındığını anlatan Başkan Gökçek, montaj ses ve görüntü kayıtlarının yayınlanması durumunda vatandaşların buna itibar etmemesini istedi. Üçüncü ve en önemli planı da Marmara’da bir deprem senaryosu olarak açıklayan Başkan Melih Gökçek, “Benim inanasım gelmiyor ama depremi tetikleyen Amerika, İsrail ve Rusya’nın üzerinde çalıştığı sistem var mı, İstanbul’da böyle bir şey olur mu diye düşünüyor insan. Çünkü sonra ‘bu (FETÖ) mehdi ve dediği gibi İstanbul’da deprem oldu’ diyecekler. Gayriihtiyari insan böyle bir şey olur mu diye düşünüyor” dedi.

    “Amaç Türkiye’yi parçalamaktı”

    Sunucuların “Tehlike geçti mi sizce? Daha fazla ne yapabilirler bu teröristler? Her zaman tetikte mi olmalıyız?” soruları üzerine de Başkan Gökçek, “Bunların bir başka planı daha vardı. Darbe günü muvaffak olsalardı, IŞİD ve PKK Türkiye’ye girecekti. Anlaşma da şuydu; Türkiye parçalanacaktı. Ben bunu ilk defa söylüyorum. Bir bölümde PKK, bir bölümde Ermenilerin hâkimiyeti kesinlikle yapılacaktı. Bir de Türkiye’yi karıştırmaya yönelik de IŞİD kullanılacaktı. Çok enteresan IŞİD’in İsrail’e saldırdığını gördünüz mü? Neden saldırmıyor? Bize saldırıyor ama İsrail’e saldırmıyor” diye konuştu.

    “FETÖ yeni Öcalan”

    Açıklamalarını, “Biz kesinlikle ve kesinlikle Amerika’yla dost kalmak istiyoruz” sözleriyle sürdüren Başkan Melih Gökçek, Amerika’nın kendisini Türkiye yerine koymasını isteyerek, “Onlar bizi anlayacak, biz de onları anlayacağız. Biz stratejik dostuz diyoruz, o zaman niye bize FETÖ’yü vermiyorsunuz?” sorusunu yöneltti.

    FETÖ’nin (Fethullah Gülen) yeni Öcalan (Abdullah) olduğunu söyleyen Başkan Gökçek, “Bu ortaya da çıktı. Güneydoğu’da PKK ve FETÖ’cü generaller birlikte çalışıyor. Bunlar PKK’ya sığındı. Bunu inkâr ediyorlar ama öyle. Kaçtılar oraya” dedi.

    MİT’in PKK içerisindeki elemanlarının da FETÖ’cüler tarafından deşifre edildiğini ve PKK tarafından hepsinin öldürüldüğünü anlatan Başkan Gökçek, “Siz bu yapıyı nasıl tanıdınız ve ne zaman anladınız böyle bir örgüt olduğunu?” sorusuna, “Bütün samimiyetimle söylüyorum, böyle bir vahşet örgütü olduğu aklımın ucundan geçmedi. Benim değil kimsenin geçmedi. Anlayabilmeniz mümkün değil. Hep iyi gözle baktık. Ama herkesi tehdit ede ede duman etmişler. Bunlar, bir zengin tabakası meydana getirdiler ve bu zengin tabakası FETÖ’ye çalışmaya başladı” cevabını verdi.

    Yerel seçimlerin ardından Büyükşehir Belediyesi’nde görev yapan tüm üst düzey yönetici pozisyonunda bulunan FETÖ’cuları görevden aldığını da kaydeden Başkan Gökçek, “FETÖ’cü olduğunu biliyordum ama kötü insanlar olduğunu bilmiyordum. Ben abdestinde, namazında, Allah rızası için ülkesine yardım için çalışan insanlar sanıyordum. Bunu herkes böyle bilmiyor muydu? Yanılmayan, düşmez kalkmaz bir Allah. Biz de yanılmışız. Ne zaman şerlerini gördüm, o günden sonra hepsini engellemeye çalıştım” diye konuştu.

    “Belediyeden tahsis ettiğimiz tek bir arsa yok”

    Bazı ideolojik saplantılı kişilerce bu örgüte yardımcı olduğu yönünde iftiralar atıldığını ifade eden Başkan Melih Gökçek, “Ben bütün sivil toplum kuruluşlarına hep yardımcı oldum, eğer hayra hizmet ediyorsa. Ama hiçbirine yasal sınırlar dışına çıkarak yapmadım. Belediyeden onlara tahsis ettiğimiz tek bir arsa yok. Ama bir yerden kendi almış araziyi, bize sunuyor planını, biz de Belediye Meclisi’nde görüşürüz. Olay bu. Yani geçmiş dönemin içerisinde tanıyamadık ve bilemedik” dedi.

    “Tehdit alıyor musunuz?” sorusuna da “Beni tehdit edemezler, benden çekinirler” cevabını veren Başkan Melih Gökçek, tasfiyeler konusunda nasıl bir tespit çalışması yaptıklarına ilişkin olarak da zorlandıklarını, ancak ince eleyip sık dokuyarak çalıştıklarını söyledi. Bir kişinin FETÖ’cü olup olmadığının nasıl anlaşılabileceğini soran sunucuya Gökçek, “Somut bir ölçü olsa yapardık. Değişik çaprazlamalar, ilişkileri ve benzeri çalışmalarla ortaya çıkıyor” değerlendirmesinde bulundu.

    Büyükşehir Belediyesi’nde de FETÖ’cülerin sorumlu bir memurunun bulunduğunu, bu kişinin 15 Temmuz girişiminden bir hafta önce kendisine övgü dolu bir mektup yazdığını anlatan Başkan Gökçek, “15 Temmuz’dan bir iki gün önce bizim bir genel müdürümüzün yanına gelip, ‘sizin boynunuza tasma takıp götüreceğim’ diyor. Şu anda içeride. Emniyet tespit edip almış” dedi.

    Başkan Gökçek, “Ben daire başkanlarımı toplayıp konuştum. ‘FETÖ’cuları bildirin ama olmayanları da kincilik nedeniyle bildirirseniz sizi görevden alırım’ dedim. Sırf aralarında tartışma var diye iki kişiye iftira atan bir daire başkanımı hemen görevden aldım. Hata yapmama noktasında azami gayreti sarfediyoruz. Devlet de böyle. Ama hata olmaz mı? Mümkün olduğu kadar sıfırlamaya ve en zararla kurtarmaya çalışıyoruz” diye konuştu.

    “Kadınlara fuhuş yaptırıyorlardı”

    FETÖ içerisindeki yapıyı “İnanılmaz bir beyin yıkama var. Bunlar evlerine aldıkları çocukların, Fethullah’ın kitapları hariç hiçbirini okumaya izin vermiyorlar. Eğitim onun üzerinden veriliyor ve beyin onun üzerinden yıkanıyor. Oraya giren herkes bu hikayeye inanıyor” sözleriyle nitelendiren Başkan Gökçek, “Kadınlar, kızlar gerektiği zaman esir alınmak istenen, kontrol altına alınmak istenen insanlar için kullanılıyor. Fahişelik yaptırılıyor. Din adına kadınları kullanıyorlar. Hiç acımıyorlar yani. Herkese yapıyorlar. Dışarıdan fahişe bulmak değil, kendi içlerinden, bunu da hizmet olarak kabul ediyorlar” dedi.

    “Bizi dinleyen bir yığın bayan FETÖ’cü var. Bunların içinde namusu ve ailesiyle olan da var. Ama bu sebeple kullanılan da var. Ben onların yerinde olsam bunları itiraf ederim. Bunlar size acımadı, siz de onlara acımayın” diye seslenen Başkan Gökçek, “Muta nikâhını çok sık kullanıyorlar. Kendi aralarında bir meşruiyet almışlar herhalde. Bunların hepsi yeni ortaya çıkıyor. Bunları hiç bilmiyorduk biz. Bunlar öğrenildikçe bunlardan vazgeçecekler” diye konuştu.

    Türkiye’de FETÖ’nün gerçekleştirdiği 16 önemli olay

    Açıklamalarına Türkiye’de FETÖ tarafından gerçekleştirilmiş olayları açıklayarak devam eden Başkan Gökçek, 16 maddelik olayları tek tek tarihleriyle birlikte şöyle sıraladı:

    “Necip Hablemitoğlu cinayeti, Aselsan intiharları, Hrant Dink’in öldürülmesi, Ergenekon davası, rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu’nun helikopterinin düşürülmesi, Kozmik Oda olayı, Balyoz hadisesi, Deniz Baykal’ın kaseti, MHP milletvekillerinin kasetleri, Oslo görüşmelerinin sızması, MİT krizi, büyük kalkışma Gezi olayları, MİT TIR’ları, Davutoğlu-Fidan ses kaydı ve en son da Rus uçağının düşürülmesi Türkiye’de 16 tane önemli işin hepsinin faili bunlar.”

    Darbenin gerçekleşmiş olması durumunda yönetime gelecek kişilerin kimler olup olmadığı sorusuna da “Duyarsınız bilirsiniz ama söyleyemezsiniz. ‘İspat et’ derlerse ispat edemezsiniz. Meral Akşener’in başbakan olacağını söyledim. Ama bir şeye dayanarak söyledim. Kullandıkları sloganlar aynı” diyen Gökçek, Deniz Baykal’a ilişkin olarak da, “Sayın Baykal’ı anlayamıyorum. Kendisini severim ama son darbe olayındaki tavırlarını anlamıyorum. Kaseti onların yaptığı aşikar. Şu andaki hareketlerine anlam veremiyorum ve çözemiyorum. Deniz Baykal’ı nereden kıstırdılar onu çözmeye çalışıyorum. Başka şeyler de var. Belki bazı vaatler olabilir” diye konuştu ve daha fazla ayrıntı vermek istemediğini söyledi.

    “Bu olay yüzünden halk silahlanıyor”

    “Biz darbede hazırlıksız yakalandık. Aslında bunu endişeyle de izliyorum, çok ciddi bir silahlanma oldu halkta. İnanılmaz bir silahlanma oldu” diye konuşan Başkan Gökçek, “Geçen sefer 240 şehit verildi ya. Ölüme giden adam eline silah almaktan korkar mı? Bizim kanunlarımıza göre saçma atan av tüfekleri ve havalı tabancalar. Bunların da etkin olanları var. Endişe duyuyorum bundan. Ama vatandaş da endişe duyuyor, yarın böyle bir şey bir daha olursa ben ne yapacağım diye?” değerlendirmesini yaptı.

    Bu konuda tavsiyesinin ne olduğunun sorulması üzerine ise Başkan Gökçek, “Benim tavsiyem oldu. Herkes alsın Amerika’da olduğu gibi. Ama ruhsatlı olsun. Ben, milletvekili olduğum için taşıyabiliyorum. Ama bunu vatandaşa da ver. Hiç olmazsa kimin elinde silah var bunu kontrol edelim. Meşrulaştırmak lazım. Ruhsatsız silah alıyor vatandaş. İnanılmaz Türkiye’nin dört bir tarafında silahlanma var. Endişeyle de takip ediyoruz” diye konuştu.

    Sanatçı Sıla konusu

    Ses sanatçısı Sıla konusundaki değerlendirmesi sorulan Başkan Gökçek, “O konuda tweet attım. Şarkıcıya birileri sahip çıktı hemen. ‘Demokratik hakkı’ diye. Onu davet edenin de anlaşmasını feshetmesi onun demokratik hakkı değil mi? Darbe konusunda bu kadar hassasiyet noktasındayken saygı göstermiyorsan, üst perdeden konuşuyorsan ben de istemiyorum. Bu kadına söven mi var, döven mi var, hayır. Demokratik hakkını kullanıyor. Dediği şovun içerisinde Cumhurbaşkanı, Başbakan, ana muhalefet liderleri, Genelkurmay Başkanı, Diyanet İşleri Başkanı var. Bu devleti yöneten tüm üst düzey orada. Şov sayıyorsan sen, ben de senin şovunu seyretmiyorum. Senin demokratik hakkın da benim seyretmemem. Benim niye demokratik hakkım olmuyor. Birkaç yazar da ona arka çıktı. Gelmeyeceksen gelme, bütün Türkiye’nin birlik beraberliğini gösteren harekete ‘şov’ diyorsun. Olmaz” dedi.

    “FETÖ’nun öldüğü haberi gelirse örgüt dağılır mı?” sorusuna da “Bitmez ama parçalanır” cevabını veren Başkan Gökçek, “Bu tehdit ortadan kalkmaz. Çünkü sadece FETÖ’ye bağlı bir örgüt değil, uluslararası teşkilatlara bağlı bir örgüt. Bunun yerine başkası getirilir ve devam eder” diye konuştu.

    FETÖ’ye ilişkin yakında çok daha değişik iddiaların ortaya çıkacağının altını çizen Başkan Gökçek, “Gerçekten Müslüman mı diye mesela?” dedi.

    Darbe girişiminin başarılı olması durumunda FETO’nun Cumhurbaşkanı olarak değil de Türkiye’nin Humeyni’si olarak ülkeye geleceğini söyleyen Başkan Gökçek, son günlerin en çok konuşulan gündem maddelerinden olan “idam” konusunda da TBMM’den çıksa da çıkmasa da referanduma gidilip, Türkiye’nin yüzde 80’inin bunu istediğinin tüm dünyaya gösterilmesi gerektiğini söyledi.

    “Bazı kişiler cumhurbaşkanımızı yalnız bıraktılar”

    17-25 Aralık olaylarına ilişkin olarak, “O dönem partinin içerisinde Cumhurbaşkanımızı itibarsızlaştırmak için elinden geleni yapanlar vardı. Şu anda yok Allah’tan. O dönem yalnızlaştırdılar” diyen Başkan Gökçek, “Bu olayda da aynıydı. Niye bazıları vardı ortalarda, bazıları yoktu. Aradan 3-5 gün geçtikten sonra sahte kahramanlar çıkıyor. Nasıl yalnız hissetmesin kendisini Cumhurbaşkanımız? Cumhurbaşkanımız sitemlerinde haklı. Gezi olaylarında bir Recep Tayyip Erdoğan, bir ben, bir de Şamil (Tayyar) vardı. Dördüncü bir isim yoktu ortalarda. O dönemki yol arkadaşlarımızdan Recep Tayyip Erdoğan’a ilk günlerden sahip çıkan biri yoktu” dedi.

    O dönem, “Aman konuşmayın” diyerek dönemin başbakanı, şimdiki Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıklamalarından dolayı halkın kışkırtıldığını ve partinin kötüye gittiğini söyleyen kişiler bulunduğunu anlatan Başkan Gökçek, “Olay yurt dışından organize ediliyordu. O dönem ben anlatıyorum televizyonlara çıkıp, o dönem içerisinde kalkıp başbakan yardımcısı Cumhurbaşkanımıza o dönem Başbakanımız tabi, ‘Bu Melih’i sustursana’ diyor. Böyle günlerden geçe geçe geldik” diye konuştu.

    Gezi olaylarının yaşandığı dönemde şimdi içeriye alınan emniyet müdürleri ile otobüslerin rehin alındığına dair görüşmeler yaptığını ancak emniyetten yardım gelmediğini de kaydeden Başkan Melih Gökçek, açıklamasını şöyle sürdürdü:

    “Bu tür olaylarda Sayın Cumhurbaşkanımız yalnız kaldı. Bilinçli yapıyorlardı bunu insanlar. Ben o dönemde çıkıp televizyonlarda durduğum yerde mi laf attım. Ne kazanacaktım. Ama benim gibi birisinin çıkıp söylemesi lazımdı. O dönem yapılmak istenenle cumhurbaşkanının otoritesi sıfıra inecekti. Sayın Davutoğlu üzerinde hegemonya kuruyor birisi, ‘Abi’ pozisyonunda. Herkes neden konuştuğumu düşündü. AK Parti gidiyordu, otorite gidiyordu, Davutoğlu da gidiyordu. Ondan sonra 180 derece çark. Bana çatıyor. Hiç önemli değil, kıymeti harbiyesi yok. O dönemde ‘bunu niye yaptın ayıp ettin Melih’ diyen herkes, şimdi ‘ne kadar haklıymışsın’ diyor. Parti içinde de temizliğe Cumhurbaşkanım karar verir. Ona ben karışmam. AK Parti’nin kendi iç dizaynı içerisinde girdim gireli bir sefer şu olsun diye topa girmedim. Ben ancak partimi, liderimi tehlikede, sıkıntıda görürsem, kimseye sormadan çıkıp ortaya savunurum. Bunda da öyle oldu. Türkiye’de ilk televizyona çıkan benim. Ne zaman, Cumhurbaşkanım ve Başbakanımla görüşüp görevlerimi almaya başladım. Bekleye de bilirdim. Ama bekleyenler de vardı, o ayrı.”

    “Fenerbahçe’yi ele geçirmeye çalıştılar”

    FETÖ’nün spor ve sanat dünyasında da birçok üyesi bulunduğunun hatırlatılması üzerine Başkan Gökçek şunları söyledi:

    “FETÖ’nun ilgilenmediği hiçbir konu yok. Asker, polis, bürokrasinin her çeşidiyle ilgileniyor. Sanatkarları da ele geçirmeye çalışıyor. Sporla da ilgileniyor. Fenerbahçe’yi ele geçirmeye çalıştılar. Her şeyi yapmaya çalışıyorlar. Gazeteleri ele geçirmeye çalışıyorlar. Televizyonlar kuruyorlar. Televizyon sahiplerine, büyük iş adamlarına şantajlar yapıyorlar. Futbol büyük bir silah, bunu kabul etmek lazım. Şikenin olduğuna yüzde yüz inanıyorum. Fenerbahçe’nin ele geçirilmesi işi. Fenerbahçe kulübünü ele geçirmeye çalışıyorlar. Açılan konuların hepsi veya birçoğu doğru. Şike var. Şike olduğuna ben her zaman inandım, inanıyorum. Ama şu takım, bu takım diye tartışma konusuna girmek istemiyorum. Burada Fenerbahçe Spor Kulübü’nü ele geçirmekti amaç. Çünkü Türkiye’nin en büyük kulübü. Sporun en büyük partisi de bu. Böyle bir kulübü ele geçirmek istiyor. Bunun sayesinde yapacağını yapacak. Aziz Yıldırım’ı da attırdı içeri. Çünkü hedef şike değil Fenerbahçe’ydi.”

    “Fenerbahçe, FETO kulübü olacaktı”

    Birçok futbolcu antrenörünü de kendilerine bağladıklarını anlatan Başkan Gökçek, “Türkiye’de şike vardı. İnşallah bundan sonra olmaz. Tartışılan tarihlerde yüzde yüz var. Bir takımı kastederek söylemiyorum. Hiçbiri alınmasın, ama şikenin olduğu yüzde bir milyon. Net bilgilerim var. Ama şike hadisesi Fenerbahçe’yi ele geçirmek için FETÖ tarafından kullanıldı. Fenerbahçe FETÖ kulübü olacaktı. Şu andan sonra etkili olacağını sanmıyorum” değerlendirmesini yaptı.