Etiket: acıbadem

  • Acıbadem Eskişehir Hastanesi’nde Diş Hekimliği Günü Kutlaması

    Acıbadem Eskişehir Hastanesi Ağız ve Diş Sağlığı ekibi, Diş Hekimliği Günü etkinlikleri kapsamında “Sağlıklı Gülüşler İçin” temalı kutlama yaptı.

    Acıbadem Eskişehir Hastanesi Ağız ve Diş Sağlığı Klinik Şefi Dt. Burhan Yürütücü’nün yönetimindeki klinik hekim ve personeli bir araya geldi. Dt. Burhan Yürütücü, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Yaşamı doğrudan tehdit etmediği halde yaşam kalitesini etkileyen diş ve dişeti hastalıkları ülkemizde en sık rastlanan sağlık sorunlarından birisidir. Yapılan araştırmalar ülkemizde her 100 kişiden 85’inin ağız diş sağlığı problemi yaşadığını göstermektedir. Küçük yaşlardan itibaren yapılacak rutin kontrol ve kişisel hijyen, vücut sağlığını etkilemektedir” dedi.

  • Acıbadem Ankara Hastanesi Omurga Ve Omurilik Sağlığı Merkezi Hizmete Girdi

    Acıbadem Ankara Hastanesi Omurga ve Omurilik Sağlığı, Hastalıkları ve Cerrahisi Merkezi, düzenlenen resepsiyon ile hizmete girdi.

    Ankara Swissotel’de gerçekleşen Acıbadem Ankara Hastanesi Omurga ve Omurilik Sağlığı, Hastalıkları ve Cerrahisi Merkezi’nin tanıtım resepsiyonu yoğun ilgi gördü. Lasmanın açılış konuşmasını yapan Acıbadem Ankara Hastanesi Direktörü A. Nihan Karaçam Salkaya, Acıbadem’in geliştirdiği iş modelleri ile her zaman fark oluşturan bir kültüre sahip olduğunu ve Omurga ve Omurilik Sağlığı, Hastalıkları ve Cerrahisi Merkezi ile Türkiye’nin kalbinde yeni bir uygulamaya daha imza attıklarını kaydetti.

    Daha sonra söz alan Beyin ve Sinir Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Ömer Selçuk Palaoğlu, omuriliğin sinir sisteminin önemli bir parçası olduğunu belirterek, “Omurilikle ilgili rahatsızlıklarda bir grubu tabi ilaçla tedavi edilebilir rahatsızlıklar ama bir grubu da cerrahi hastalık bunların. Bunlarla ilgili de çok ciddi bir bilgi birikimi ve tecrübe gerekiyor. Biz, bütün Türkiye’de çok iyi seviyede beyin cerrahisi klinikleri olduğunu biliyoruz. Hemen hemen Türkiye’nin her yerinde de güvenle bu ameliyatların yapıldığını da biliyoruz. Örneğin bel fıtıkları, boyun fıtıkları, tümörler bütün bu kapsamın içinde. Burada bizim yapmak istediğimiz iş, hastaların çok kısa sürede birçok disiplin tarafından değerlendirilip yapılması gerekenlerin hızla sıralanıp, hastaya en etkin, en güvenli, en çabuk, en ekonomik tedavinin uygulanmasıdır. Dünyanın birçok yerinde böyle merkezler kurulmaya başladı. Hastalar temel tedavi kesinleşmeden başka tedavilerle zaman kaybetmiyor ve hızlı bir biçimde de doğru kararla güvenle olabilecek en sağlıklı koşullarda evlerine gönderilmeye çalışılıyor” dedi.

    Omurga ve Omurilik Merkezi hakkında bilgi veren Prof. Dr. Emre Acaroğlu ise, omurga ve omurilik sağlığının herkesin problemi olduğunu ifade ederek, “Burada yapmak istediğimiz şey, daha çok bir yeriniz ağrırsa, beliniz ağrırsa, boynunuz ağrırsa bir süre devam ederse ne yaparsınız? Gidersiniz bir arkadaşınıza sorarsınız, bir dostunuza, ‘Tanıdığın iyi bir hekim var mı? Biz ona gidelim’ belimizi, boynumuzu gösterelim diye. Burada aslında bu yaklaşımdan kurtulmak istiyoruz. Bizim bu hastanemizin burada bir merkezi var, sizin belinizle ilgili ne problemiz olursa olsun gelin, bunu doğru yerlere yönlendirip sizi tedavi edebiliriz. İhtiyacınız eğer fizik tedavi ise biz sizi görürüz, ’sizin ihtiyacınız fizik tedavidir’ deriz, siz fizik tedaviye gidersiniz. Eğer ihtiyacınız cerrahi ise yine sizi görürüz, ’sizin ihtiyacınız cerrahi’ deriz, o zaman da sizi cerrahiye göndeririz. Standart yaklaşımdan farklı, standart yaklaşımda cerraha gidersiniz cerrah sizi mutlaka cerrahi yapmak istiyor, fizik tedavi hekimine gidersiniz, fizik tedavi hekimi mutlaka sizi fizik tedaviye kanalize etmeye çalışıyor. Biz bundan uzaklaşmaya çalışıyoruz. Hastayı görelim, hastayı bir bütün olarak değerlendirelim. Ondan sonra bütün olarak değerlendirdiğimiz hastanın neye ihtiyacı varsa onu verelim” diye konuştu.

    “OMURGA OKULLARI YAPMAYI DÜŞÜNÜYORUZ”

    Omurga okulları yapmayı düşündüklerini kaydeden Acaroğlu, “Omurga okulunda kastedilen şey, mesela bir konu alacağız, diyelim ki omurga ilikleri skolyoz. Skolyoz konusunda bir okul yapacağız. Okul dediğimiz şey herkese açık bir kurstur. Diyeceğiz ki; skolyoz konusunda bilgilenmek istiyorsanız, skolyoz konusunda bir şeyler sormak istiyorsanız gelin bunu yapalım. Aralık ayında skolyoz için yapacağız, daha sonra da önümüzdeki sene Şubat ayında bel ağrıları için, Nisan ayında da boyun ağrıları için yapacağız. Bunun çok yararlı olacağını düşünüyorum ben. İnşallah yeterli katılım olur” dedi.

    Geleneksel yöntemlerin aksine tam teşekküllü bir hastane ile bir araya gelindiğinde tüm ekipmanları ile sağlığı korumayı hedefleyen bir merkez ortaya çıkarttıklarını kaydeden Acaroğlu, burada Türkiye’de omurganın tüm sorunlarına bir ekip çalışması içinde yaklaşmanın önemli olduğunu ifade ederek, “Belli başlı örneklerden birisi olma iddiası taşıyor. Bu bütüncül yaklaşım sayesinde teşhis ve tedavi süreçleri hem hızlanıyor, hem çok güvenilir ve doğru hale geliyor, hem de ’hastalarımıza yalnız kendi kısıtlı bilgimiz içinde tedavi önerebiliriz’ yaklaşımından uzaklaşılmış oluyor. Etik ve uygun tedavi standart hale getiriliyor” diye konuştu.

    Acıbadem Ankara Hastanesi Omurga ve Omurilik Sağlığı Merkezi, omurga sağlığı alanında kurduğu bu özellikli merkezle omurga sorunu olan hastalara tıbbın tüm olanaklarını sunuyor. Merkez, hasta odaklı tedavi ilkesi ve multidisipliner yaklaşımla hizmet veriyor. Omurga ve omurilik cerrahilerinin yanı sıra Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon, Radyoloji, Nöroloji, Fizyoterapi, Psikoloji gibi ilgili tıbbi branşlarla birlikte tanı ve tedavi hizmetlerini gerçekleştiriyor. Uzmanlaşmış kadrosu, tanı ve tedavi sürecindeki kesintisiz hizmeti, multidisipliner ve etik yaklaşımıyla Acıbadem Ankara Hastanesi Omurga ve Omurilik Sağlığı Merkezi’nin omurga sağlığı alanında geniş bir hizmet yelpazesi bulunuyor. Ağrı hekimliğinden nörolojik tedaviye tüm alanları kapsayan bir merkezi Ankaralılar ile buluşturmanın mutluluğunu yaşayan Acıbadem Ankara Hastanesi, Ankara’daki üçüncü yıllarında başarılı projelere imza atmanın mutluluğunu da birlikte yaşadı. Sunumların ardından bol bol sohbet eden hekim ve davetliler, keyifli bir akşam geçirme şansına sahip oldu.

  • Acıbadem Eskişehir’den Prematüre Etkinliği

    Acıbadem Eskişehir Hastanesi ‘17 Kasım Dünya Prematüre Bebek Günü’ dolayısıyla prematüre doğan bebek ve aileleriyle bir araya geldi.

    17 Kasım Dünya Prematüre Bebek Günü dolayısıyla düzenlenen etkinlikte Acıbadem Eskişehir Hastanesi’nde prematüre olarak dünyaya gelen bebek ve aileleri bir araya geldi. Etkinliğe Eskişehir Valisi Güngör Azim Tuna, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen, Acıbadem Eskişehir Yönetimi, doktorlar ve çalışanlar katıldı. Etkinlikte aileler ve bebeklerde doktorlarla günün anısına fotoğraf çektirdi. Etkinlikte konuşma yapan Vali Tuna, Her doğan 10 bebekten birinin prematüre olarak dünyaya gelmesinin yüksek bir oran olduğuna dikkat çekti.

    Prematüre oranının giderek arttığını ifade eden Tuna, “Bu artışta beslenme bozuklukları, düşük sosyoekonomik düzey, alkol ve sigara tüketimi önemli rol oynamaktadır. Bütün bunlar dikkate alındığında sorunun birçok boyutu olduğu ve aslında bütün toplumu ilgilendirdiği görülmektedir. Prematüre bebekler beklenenden daha önce dünyaya geldikleri için bakımları ve gelişim süreçlerindeki takipleri elbette daha bir dikkat ve daha bir hassasiyet ister. Vücut ağırlıkları normalden düşük, organları tam olarak gelişmemiş bu yavrularımız, vaktinden önce açan çiçeklerimizdir. Onları yaşatmak ve ailelerin endişelerini bertaraf etmek tıbbi bir müdahalenin gereği olabilir. Ancak bu aynı zamanda; bir insana hayat vermenin bütün insanlığa hayat vermiş gibi değerlendirildiği değerler dünyamızın da bir gereğidir” dedi.

    Düzenlenen etkinlikten dolayı Acıbadem Eskişehir yetkililerine teşekkür eden Tuna, sözlerine şöyle devam etti:

    “Bir insana hayat veren bütün insanlığa hayat vermiş gibidir” İlahi Kelam’ının manasının doğrudan tecelli ettiği bir mesleği icra eden sağlık camiası, hayati öneminin yanı sıra hayati önemin daha ilerisinde bir vizyonla, ebedi öneme sahip bir mesleğin onurunu ve sorumluluğunu taşımaktadır.”

    “TÜRKİYE’DE YILDA 155 BİN PREMATÜRE BEBEK DÜNYAYA GELİYOR”

    Günün önemi hakkında konuşan Uzm Dr. Mehmet Kuşku, Prematüre bir bebeğin doğduğu zaman vücudunun mor olduğunu söyledi. Türkiye’de yılda 155 bin prematüre bebeğin dünyaya deldiğini ifade eden Kuşku, “Onlar için önem arz eden ısı kayıpları da en fazla baş kısmında olmaktadır. Bu nedenle mor patik ve şapka prematüre bebekleri temsil etmektedir. Buna destek vermek için bugün Boğaziçi Köprüsü mor ışıkla ışıklandırılacak. Bugün Yunanistan Milli Takımı ile karşılaşacak olan Türkiye A Milli takımımız mor bir forma ile karşılaşmaya çıkacak. Dünya Sağlık Örgütü 37 haftanın yani 259 günü altında doğanları prematüre olarak kabul etmektedir. Dünyada her yıl 130 milyon bebek doğmaktadır. Bunun yüzde 5 ile 18 arasında değişen bir prematüre bebek oranı gözleniyor. Dünya’da prematüre doğum oranı yüzde 10 civarındadır. Bu dünyada yaklaşık 13 milyon bebeğin prematüre olduğunun göstergesidir. Maalesef bu bebeklerin 1 milyonu vefat etmektedir. Ülkemize baktığımızda 2010 yılında doğan çocuk sayısı 1 milyon 293 bin 300’dür. Türkiye’de ki prematüre doğum oranı ise yüzde 11.97’dir” dedi.

    Etkinlikte 585 gram dünyaya gelen Zeynep Azra Keleş’in babası Celil Keleş, “Kızım 125 gün hastanede kaldı. Şuanda kilosu 3 kilo 900 gram oldu. Emeği geçen herkese teşekkür ederim” dedi. Anne Güneş Keleş ise, hastane çalışanlarına teşekkür etti.

    Şuanda 2 yaşında olan Muhammet Emir Kaya’nın annesi Meryem Kaya ise, evliliklerinin 21 yılında çocuk sahibi olduklarını belirterek, “Çok fazla düşük yapmıştım. Bununda tehlikeli olduğunu söylediler. Ancak doğum yaptım. 600 gram olarak dünyaya gelmişti. 4 ay hastanede kaldık. Şuanda 2 yaşında emeği geçen herkese çok teşekkür ederim. Burada anlatırken bile duygularıma hakim olamıyorum. Çocuk sahibi olmamda Eskişehir Acıbadem’in büyük katkısı vardır” dedi.

  • Acıbadem Ticaret Odası Ortaokulu’nda

    Acıbadem Eskişehir Hastanesi ve Ticaret Odası Ortaokulu işbirliği ile 7. sınıflara yönelik, “Fen ve Teknoloji” dersi kapsamında, iç salgı bezleri ve hormonlarla ilgili eğitim verildi.

    Fen ve Teknoloji dersi öğretmenlerinin bu girişimden memnuniyet duyduğunu belirten Acıbadem Eskişehir Hastanesi Endokrinoloji Uzmanı Doç. Dr. Deniz Gökalp, öğrencilerin büyük ilgisiyle eğitimini tamamladı. Eğitimin sonunda tüm öğrenciler, merak ettikleri soruları uzmanından öğrenme fırsatı buldular. Okul Müdürü Enver Yılmaz, Müdür Yardımcısı Ayla Aydın ile Fen ve Teknoloji Öğretmeni Müjgan Atakan’a ayrıca teşekkürlerini sunan Dr. Gökalp, “Bu tür eğitim ve seminerleri Acıbadem Eskişehir Hastanesi olarak desteklemeye devam edeceğiz” dedi.

  • Acıbadem Ankara Hastanesinde Meme Sağlığı Etkinliği Düzenlendi

    Acıbadem Ankara Hastanesi 1-31 Ekim “Meme Kanseri Farkındalık Ayı” etkinlikleri kapsamında çalışanlarını bir araya getirdi.

    Söyleşiye misafir konuşmacı olarak katılan Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, Cerrahi Tıp Bilimleri Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Tuğbay Tuğ; kadınlarda en sık rastlanan kanser türünün meme kanseri olduğunu, görülme sıklığının da her geçen gün arttığını belirterek, meme kanserinde erken tanının tedavide başarı şansını arttırdığını vurguladı.

    Her ay düzenli yapılan kendi kendine meme muayenesi, yılda bir kez kişinin yaşına uygun şekilde yapılan görüntüleme yöntemleri ve doktor muayenesinin önemini vurgulayan Prof. Dr. Tuğbay Tuğ, kişinin ailesel öyküsü, yanlış beslenme alışkanlıkları, sigara ve alkol kullanımı, erken adet görme ve geç menopoz yaşı, geç çocuk sahibi olma ve emzirmeme, bilinçsiz kullanılan hormonal ilaçların risk faktörlerinin başında geldiğini belirtti.

    Meme görüntüsünde değişiklik, portakal kabuğu görüntüsü, şişlik, ele gelen kitle, meme başından gelen akıntı ve meme başının içeri doğru çökmesi, kabuklanma ve yaraların meme kanseri belirtisi olabileceğinin altını çizen Prof. Dr. Tuğbay Tuğ, belirtilerin gözlenmesi durumunda hekime başvurmakta geç kalınmaması gerektiğini söyledi.

    Öte yandan etkinlikte Acıbadem Ankara Hastanesi Kadın Doğum ve Doğumhane Sorumlu Hemşiresi Ebru Toprakçı tarafından 20 yaşından sonra her ay yapılması gereken ’Kendi Kendine Meme Muayenesi’ ayrıntılı bir şekilde anlatıldı.