Etiket: Acar’dan

  • Başkan Acar’dan gönüllü hizmette bulunan personele teşekkür

    Başkan Acar’dan gönüllü hizmette bulunan personele teşekkür

    Aliağa Belediyesi Milletin Ekibi personelleri, pandemi sürecinde zorunlu olarak izolasyona alınan 280 vatandaşa gönüllü olarak hizmet verdi. Aliağa Belediye Başkanı Serkan Acar tamamen gönüllü olarak hizmet veren ve ayın personeli seçilen gönüllülere teşekkür ederek belge takdim etti.

    Tüm dünya ile birlikte Türkiye’yi de etkisi altına alan pandemi, sokağa çıkma kısıtlamalarını ve enfekte vatandaşların izolasyonunu da beraberinde getirdi. İzolasyon süresince acil ihtiyaçları konusunda destek bekleyen vatandaşlar için Aliağa Belediyesi Milletin Ekibi birimi de tam mesai yaparak ihtiyaç sahibi vatandaşların yanında oldu. Milletin Ekibi görevlileri gecesini gündüzüne katarak Aliağa’nın her mahallesinde ihtiyaç sahibi vatandaşların hizmetine koştu.

    İzolasyon süresince 280 vatandaşın ilaç, maske, dezenfektan, market, manav gibi çeşitli ihtiyaçlarına yardımcı olan Milletin Ekibi görevlilerinden Mustafa Bora ve Murat Altıner ayın personeli seçildi. Belediye Başkanı Serkan Acar, makamında gönüllülük esasıyla yaptıkları hizmetlerinden ötürü Mustafa Bora ve Murat Altıner’e teşekkür ederek, ayın personeli belgesi takdim etti.

  • Elif Acar’dan yeni TSO Başkanı ve YK Üyesi Mehmet Mescier’e ziyaret

    Batı Karadeniz Kalkınma Ajansı (BAKKA) Genel Sekreter Vekili Elif Acar ve beraberindeki heyet Karabük Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Mescier’e hayırlı olsun ziyaretinde bulundu.

    Batı Karadeniz Kalkınma Ajansı (BAKKA) Genel Sekreter Vekili Elif Acar, Karabük Yatırım Destek Ofisi Koordinatörü Sakin Eren, Batı Karadeniz Kalkınma Ajansı Bilgi İşlem Sorumlusu Muhammed Temli, Karabük Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Mescier’e hayırlı olsun ziyaretinde bulundular.

    Elif Acar, Batı Karadeniz Kalkınma Ajansının yeni Yönetim Kurulu Üyesi olan Mehmet Mecsier’e ajans çalışmaları ve Yönetim Kurulu toplantıları ile ilgili de bilgiler verdi.

    Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren Mehmet Mescier, “Ajansın çalışmalarının her zaman gündemde tutulması gerektiğine inanıyorum. Tanıtımının çok iyi yapılması gerekiyor. Bölge yatırımcıları için önemli bir kurumsunuz. Biz de Ticaret ve Sanayi Odası Yönetimimizle birlikte üzerimize düşen ne varsa yapmaya hazırız” dedi.

  • Başkan Acar’dan Kocaoğlu’na açık teklif

    Aliağa Belediye Başkanı Serkan Acar, İzmir kamuoyunu uzun süre meşgul eden Aliağa-Çaltılıdere Mahallesi’ndeki 461 parsel numaralı 597 bin 546 dönümlük araziyle ilgili son noktayı koydu. Acar, “Taahhüt ettiği yatırımları yapması karşılığında arsayı bedelsiz olarak İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne devredeceklerini ifade etti.

    Aliağa Belediye Başkanı Serkan Acar, söz konusu araziyle ilgili teklifinden önce belediyecilik hakkında açıklamada bulundu. Acar, “Hizmetlerin ağırlıkla belediyeler vasıtasıyla millete ulaştırıldığı bir sistem içinde görev alıyor, faaliyet yürütüyor olmaktan kıvanç duyuyorum. Bu hizmetlerin büyük çoğunluğunu doğrudan gündelik hayatınıza temas eden hizmetler oluşturuyor. Böyle olması belediyelerin hem en büyük avantajı, hem de en büyük sorumluluğu. Doğrudan gündelik hayatınıza temas ettiği için size getirilen hizmetlerin yeterli olması gerekir. Eğer gündelik hayatınızı doğrudan etkileyen bu hizmetlerden memnun değilseniz, hiçbir belediye başkanı utanmadan, sıkılmadan karşınıza çıkmaya cesaret edemez. Belediyelerin en önemli görevi milletin layık olduğu ve milletin istediği hizmetlere kavuşmasını temin etmek, o hizmetleri milletin ayağına götürmektir. Biz bu göreve bunları bilerek, inanarak talip olduk. Milletimizin layık olduğu hizmetlere kavuşmasını temin etmek temel şiarımız oldu. Milletimizin ihtiyacı olduğu halde ulaşamadığı hizmetleri, ihmal edilen hizmet alanlarını tespit edip bu hizmet alanlarıyla ilgili projeler geliştirdik. Hem hizmetin ulaştırılması için, hem de geliştirdiğimiz projelerin uygulanabilmesi için gereken finansmanı temin etmek de bizim işimiz, milletimizin bize yüklediği bir görev. Bu görevi bugüne kadar yüzümüzün akıyla yerine getirdik. Rabbim bizi mahcup etmedi, hamd olsun. Kanunen ilçe belediyesi olarak bizim görevimiz olmayan hizmet alanlarında da milletimizin ihtiyaçlarını temin etmeye çalıştık. Kanunun bize yetki vermediği hizmet alanlarındaki bu ihtiyaçların büyük kısmı İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin yapması gereken hizmetlerdi. Mesela ana caddelerin bakım onarımı, asfaltlanması, su ve kanalizasyon işleri, sinekle mücadele, mezarlıklar, otoparklar Büyükşehir Belediyesinin görev ve sorumluluğu altında. Fakat biz ’bu bizim görevimiz değil’ demeden bu hizmetleri de, tüm olumsuzluklara ve engellemelere rağmen, sevgili Aliağalılar’a ulaştırmaya gayret ediyoruz. Çünkü bu hizmetler yerine getirilmediğinde Aliağalılar, yani bizler mağdur olmaktayız.” dedi.

    Çanakkale-İzmir yolu, köprülü kavşaklar, eğitim, sağlık, güvenlik merkezi gibi hükümetin görev ve yetki alanındaki hizmetleri de ilçe halkına ulaştırmaya gayret ettiklerini belirten Başkan Acar, “Biz bu hizmetlerin kimin yetki ve görev alanında olduğuna bakmadan, ’Bu hizmetlere Aliağalılar layıktır’ diyerek halkımıza sunduk. Bu hizmetlerimizin vatandaşımıza ulaştırılmasında da birçok engellerle karşılaştık. Bunları mazeret olarak dile getirmiyorum. Sadece bir gerçeği açığa çıkarmak için, meseleyi ve gerçeklerin bilinmesi için söylemek durumunda kaldım.” ifadelerini kullandı.

    “Kentin ihtiyacına göre arsa üretmek belediyelerin görevi”

    Türkiye’de hem yurt içinde hem yurt dışından dış göçler yaşandığını ve hareketliliğin doğudan batıya doğru ilerlediğini kaydeden Başkan Acar, şöyle devam etti: “Öyle görünüyor ki bu hareketliliği durdurmak mümkün değil. Merkezi hükümetin alması gereken tedbirler, yerine getirmesi gereken yükümlülükler var. Bunları anlatacak, bunları masaya yatıracak değiliz. Gerekirse onu da yaparız ama göçün bizi ilgilendiren ve acil çözüm gerektiren birkaç noktası var. Bu sorunlardan en önemli iki tanesini arsa – arazi temini ve hizmet. Arsa – arazi üretimi hem mesken için, hem iş yerleri için, hem de dinlenme – eğlenme amaçlı yerler için gerekli. Bunu temin etmek de belediye olarak bizim görevimiz. Millete hizmet götürmek ise bizim asli görevimiz. Belediye olarak doğrudan sorumluluk alanımızda bu ikisi olduğu için bunları saydım. Yoksa göçün kültürel uyumdan demografik yapı değişimine kadar birçok alanı ilgilendiren yönlerinin olduğunun biz de farkındayız. Belediyelerin temel görevlerinden biri de hizmet ulaştırdıkları il yahut ilçede mesken veya iş yeri için kullanılmak üzere arsa ve arazi üretmesidir. Arsa ve arazi üretiminin milletin gündelik hayatına doğrudan temas eden yönleri de var. Biz belediye olarak böyle bir görevle de yükümlüyüz. Belediyeler bir kamu kurumudur ve kamu kurumu olmaları hasebiyle Belediyelere intikal eden arsa ve araziler vardır. Belediyeler bu arsa ve arazileri hem en önemli hizmetlerinden olan mesken ve iş yerleri için arsa – arazi temini için kullanırlar, hem de bu arsa ve arazileri satarak belediyeye gelir temin etmek için kullanırlar. Bu, belediyelerin en doğal hakkı ve üstelik yapması gereken bir iştir. Eğer Belediyeler arsa – arazi üretimi ve satışı yapmazsa hem ’hizmet kusuru’ işlemiş olurlar, hem de bu hizmetlerin millete ulaştırılmasında aksamalara sebep olurlar. Belediyeler arsa da satarlar, arazi de satarlar. Bunda yanlış bir şey yok. Eğer bir yanlışlık aranacaksa arazi satışından sonra yapılan imar değişikliklerine bakmak lazım. Yanlış olan arazinin satışından sonra imar değişikliği yapmaktır.”

    Çaltılıdere’deki arazinin yüzde 60’ı SİT alanı

    Çaltılıdere’deki 597 bin 546 dönümlük arazinin satışı ile ilgili yaşanan sorunlar sebebiyle uzun bir açıklama yapmak zorunda kaldığını ifade eden Başkan Acar, konuyla ilgili şunları söyledi: “Çaltılıdere’deki arazinin satılmasının niçin gerektiğini soran bir Allah’ın kulu çıkmadı şimdiye kadar. Yapılan sadece tezvirat. Söylenen sadece yalan. İftiraların hiç birinin tutar tarafı yok. Her şeyden önce kanun ’hisse sahiplerinden birinin talip olması durumunda öncelikle satışın hisse sahibi talipliye’ yapılacağını hükme bağlıyor. Biz kanunun bu hükmünü uygulayarak satışı hisse sahibi olan kişiye yaparsak bunda herhangi bir yanlışlık yok. Arazinin peşkeş çekilmesi diye bir durum ise asla mümkün olamaz. Çünkü arazinin metrekaresi, rayiç fiyatın neredeyse 8 buçuk katı bir fiyatla satılmış. Bunun neresi peşkeş, onu da anlamak mümkün değil. ’Arazi satıldıktan sonra imar planını değiştirmek’ şeklinde bir yalanı izah etmek için açıkçası utanıyorum. Bu bilgisizlik karşısında, bu kötü niyet karşısında açıkçası hicap duyuyorum. Çünkü 597 bin 546 dönümlük arazinin yüzde 60’ı birinci dereceden SİT alanı. Hepimiz biliyoruz ki birinci dereceden SİT alanına bir tek çivi dahi çakamazsınız. Arazinin geri kalan yüzde 40’lık kısmının ise tamamı rekreasyon alanı. Rekreasyon alanında neler yapılabileceği belli. Oraya da sadece mesire yeri, düğün salonu, kafeterya, spor alanları, aqua park gibi tesisler yapabilirsiniz, başka bir şey değil. Bu şekildeki mevcut imar planını değiştirebilecek kurumlar sadece Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve İzmir Büyükşehir Belediyesi. Bu gerçeklere rağmen ’satıştan sonra imar planını değiştirecek’ iftirası atılıyor. Bu sözleri duyunca onlar adına hicap duyuyor, onlar adına üzülüyorum. Bu yalanlara, bu tezviratlara itibar edecek olursanız biz çok kötü bir şey yapmışız. Oysa meselenin aslını bilirseniz bu meselede koparılan yaygaranın ’bir bardak suda fırtına koparmak’ tan pek farkı olmadığını görülür. Tüm bunlara rağmen kimse de çıkıp ’yahu kardeşim siz bu araziyi niçin satıyorsunuz?’ diye sormuyor. Bu arazinin satışı tümüyle bir ihtiyaçtan kaynaklanıyor. Biz bu millete hizmet için yola çıktık. Aliağalılar’ın layık olduğu hizmeti alabilmesi için her şeyi yaptık, yapıyoruz. Sayın Aziz Kocaoğlu’nun yapması gereken işleri de biz yapıyoruz. Çünkü Aliağalılar’ın mağdur olmasını istemiyoruz. Aliağa’yı dünya şehri yapma hedefimiz doğrultusunda yürüyoruz. Aliağa’nın hedefleri var. Hem hizmetlerin aksamadan yürütülebilmesi, hem de geliştirdiğimiz bir takım projelerin daha hayata geçirilebilmesi için finansman temin edilmesi gerekiyor. Fakat hizmetlerin yürümesi ve Aliağa’nın ihtiyacı olan projelerin ivedilikle yapılması gerekiyor. Çünkü bu bizim temel görevimiz. Muasır medeniyetler seviyesine yetişmek için acelemiz var.”

    “Araziyi bedelsiz veririz”

    İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’na çağrıda bulunan Başkan Acar, “Bizim araziyi elden çıkarmak gibi bir derdimiz yok. Bizim derdimiz hizmetlerin yürütülmesi, projelerin uygulamaya konulabilmesi. Biz araziyi İzmir Büyükşehir Belediyesine verelim. İzmir Büyükşehir Belediyesi de bunun karşılığında Çaltılıdere’deki araziye modern düğün salonları, kafeteryalar, restaurantlar, mesire ve spor alanlarının yanı sıra kuzey İzmir’e hitap edecek bir aquaparkı gelecek yaza kadar yapsın. Araziyi bedelsiz İzmir Büyükşehir Belediyesine verelim. Arazi için vermeleri gereken para ile de Yeni Şakran’ın kanalizasyonunu yapsın. Üstelik Yeni Şakran’ın kanalizasyonunu yapmak İzmir Büyükşehir Belediyesinin işi, onların görev ve sorumluluğu altında. Biz Büyükşehir’den para almayalım. Yeter ki İzmir Büyükşehir Belediyesi artık Aliağa için bir şeyler yapsın.” dedi.

    Açıklamasının sonunda, Aliağa’ya hizmet etmekten gurur duyduklarını belirten Başkan Acar, “Aliağa’ya hizmet bizim asli görevimiz. Hizmetlerimizi aksatmak istemiyoruz. Yeni projelerle hizmet ağımızı genişletmek istiyoruz. Çaltılıdere’deki arazinin satışının en önemli sebebi budur. Gerisi laf -ı güzaftır.” diye konuştu.

  • Başkan Acar’dan şehit Taşbaş’a büyük vefa

    Afyonkarahisar Dinar Belediye Başkanı Saffet Acar, meclis kararı ile Şehit İzzet Alper Taşbaş olarak ismi değiştirilen Cebri Boru Sokağın yeni tabelasını kendi elleri ile monte etti.

    Türkiye Harp Malulü Gaziler Dul ve Yetimleri Derneği Dinar Temsilcisi Hasan Ceylan, şehit aileleri ile birlikte geçtiğimiz aylarda Başkan Acar’ı ziyarete ederek ilçedeki şehitlerin isimlerinin sokak ve caddelere verilmesi talebinde bulunmuştu. Talep üzerine harekete geçen Başkan Acar, belediye meclisine Pazar Mahallesinde bulunan Cebri Boru Sokağın isminin “Şehit İzzet Alper Taşbaş” olarak değiştirilmesini önerdi. Başkan Acar’ın önerisi ile alınan meclis kararı doğrultusunda sokağın ismi Şehit İzzet Alper Taşbaş olarak değiştirildi. Sokağın yeni isminin tabelasını ise Başkan Acar kendi elleri ile monte etti.

  • Acar’dan İşletmelere İş Güvenliği Uyarısı

    Safranbolu Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ali Sami Acar, 1 Temmuz tarihi itibariyle 50’den az çalışanı olan ve az tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinin iş sağlığı ve güvenliği uzmanı ve işyeri hekiminden iş sağlığı ve güvenliği hizmeti alınması zorunlu hale geldiğini ifade etti.

    Safranbolu TSO Yönetim Kurulu Başkanı Ali Sami Acar açıklamasında, “6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu 38´inci maddesinde yapılan düzenleme ile Kamu kurumları ile 50´den az çalışanı olan ve az tehlikeli sınıfta yer alan işyerleri için 01 Temmuz tarihinden itibaren iş sağlığı ve güvenliği uzmanı ve işyeri hekiminden iş sağlığı ve güvenliği hizmeti alınması zorunlu bulunmaktadır. İşverenler, iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerini, işyerinde iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi niteliğine sahip çalışan varsa bu kişilerin görevlendirilmesi suretiyle veya iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerini dışarıdan bu hizmeti veren hizmet sağlayıcıları ile anlaşma yaparak alabileceklerdir”dedi.

    İş Sağlığı ve Güvenliği konusunda işverenlerin sıkıntı yaşamaması adına 1 Temmuz’un son tarih olduğunu belirten Acar, açıklamasında şu ifadelere yer verdi;

    “6331 sayılı iş Sağlığı ve Güvenliği Yasası, tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfında bulunan tüm işletmelere, işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanı çalıştırma veya bu hizmeti ortak sağlık güvenlik hizmeti şirketlerinden alma zorunluluğu getirmişti. Şimdi 1 Temmuz 2016´dan itibaren 1 kişi dahi çalıştıran az tehlikeli işyerleri de, örneğin bakkal da manav da, kısacası tüm işyerleri bu kapsama girecek. Belirlenen niteliklere ve gerekli belgeye sahip olmayan ancak 10´dan az çalışanı bulunan ve az tehlikeli sınıfta yer alan bakkal, manav gibi küçük esnaf ya da serbest meslek sahipleri kendi işyerleri için işverenleri veya işveren vekili tarafından Bakanlıkça ilan edilen eğitimleri tamamlamak şartıyla işe giriş ve periyodik muayeneler ve tetkikler hariç iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerini yürütebilecekler. Mesleki risklerin önlenmesi ve bu risklerden korunmasına yönelik çalışmaları da kapsayacak, iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin sunulması için işveren; Çalışanları arasından iş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi ve on ve daha fazla çalışanı olan çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde diğer sağlık personeli görevlendirir. Çalışanları arasında belirlenen niteliklere sahip personel bulunmaması hâlinde, bu hizmetin tamamını veya bir kısmını ortak sağlık ve güvenlik birimlerinden hizmet alarak yerine getirebilirler. İşletme ve işyerlerinizin tehlike sınıfı ve faaliyet alanına göre yasal yükümlülüklerini yerine getirebilmeniz için alanında profesyonel C sınıfı iş güvenliği belgesini haiz uzmanlar: ‘Az Tehlikeli’ olarak sınıflandırılan işyerlerinde; B sınıfı iş güvenliği belgesini haiz uzmanlar:’Az Tehlikeli ve Tehlikeli’ olarak sınıflandırılan işyerlerinde; A sınıfı iş güvenliği belgesini haiz uzmanlar: ‘Bütün Tehlike Sınıflarında’ yer alan işyerlerinde görev yapabileceklerdir.”

    “İŞVERENE 6 BİN İLE 13 BİN ARASI CEZA VERİLİR”

    Acar, 1 Temmuz 2016 tarihi itibariyle İş güvenliği konusunda yasal zorunlulukları yerine getirmeyen işverenleri bekleyen cezalara da dikkat çekerek, “Eğer işyeri az tehlikeli sınıftaysa işyeri uzmanı ve hekim çalıştırmamanın aylık cezası 6 bin 511 TL ile 9 bin 766 TL arasında değişiyor.Tehlikeli sınıfta 6 bin 511 TL ile 13 bin 022 TL, çok tehlikeli işyerlerinde ise 9 bin 766 TL ile 19 bin 533 TL arasında değişiyor. Ayrıca risk değerlendirme, acil durum planı yapılmamışsa, işe girenlerden sağlık raporu alınmamışsa hepsinin ayrı ayrı cezası var. Bu cezaların muhatabı olmamak için yaklaşan takvim itibariyle işverenlerimizi uyarıyor tedbirlerini almalarını tavsiye ediyorum.” dedi.