Etiket: ablası

  • Vezirköprü’nün Bazlambaç Ustası Meral Ablası

    Samsun’un Vezirköprü ilçesinde 45 yaşındaki Maral Gülep, 20 yıldır yöresel damak tadı hamur işi bazlambaç kültürünü yaşatıyor.

    Yöresel hamur işlerine elinin yatkın olduğunu belirten Meral Gülep, 20 yıl önce hiçbir destek almadan kendi imkanları ile bazlambaç işini yapmaya başladığını, amacının sadece maddi kazanç olmadığını, geleneksel hamur işleri ile ilgili yemek kültürünü de yaşatmak olduğunu söyledi. Vezirköprü’ye has yaptığı bazlambacın yapılışının ve tellenmesinin, lezzetinin farklı olduğunu iddia eden Gülep, ilçe dışından da pişirdiği bazlambaçlara talep olduğunu, geleneksel hamur işlerini yanındaki 3 bayanla yaptığını kaydetti. Geleneksel yemek kültürüne vurgu yapan Gülep, yaptığı işi sadece geçim kaynağı olarak görmediğini vurgulayarak, bu kültürün yaşatılması ve gelecek kuşaklara aktarılması konusuna dikkat çekti.

    Vezirköprülü vatandaşlar, bazlambaç deyince akıllarına “Meral Abla” geldiğini, kendisinin tam bir bazlambaç ustası olduğunu belirttiler.

    Bir çocuk annesi Meral Gülep, destek olunması ve pazar bulunması halinde daha birçok kadının bu işi yapacağını ve kadınlara yeni istihdam alanlarının açılacağını sözlerine ekledi.

  • (Özel Haber) Eskişehir’in Balıkçı Ablası “Hülya Reis”

    Eskişehir’de eşi ve oğluyla birlikte yaklaşık 8 yıldır balıkçılık mesleğiyle uğraşan Hülya Akkoyun, işletmedeki diğer çalışanlar ve müşterileri ile artık bir aile olduklarını, hiç kimsenin diğerini ötelemediğini anlattı.

    Balıkçılık, halk arasında erkek mesleği olarak biliniyor. Eskişehir’de yaşayan 2 çocuk annesi Hülya Akkoyun yaklaşık 8 yıldır bu mesleği yaparak bu tezin aksine eşi ve oğluna her konuda yardımcı oluyor. Akkoyun’un eşi dükkan içerisinde satış işleriyle ilgilenirken, oğlu ise balıkları temin etmekle uğraşıyor. Güler yüzüyle dikkat çeken Hülya Akkoyun ise, dükkan içerisinde bir yandan kasaya bakarken, işlerin yoğun olduğu zamanda ise eşine yardım ederek balık tartıyor, poşetliyor ve müşterileriyle ilgileniyor. Akkoyun, çalışkan yapısıyla müşterilerinin takdirini kazanırken, kadınların da üstesinden gelemeyeceği iş olduğunu herkese açıkça gösteriyor. Uzun yıllardır bu işi yaptığı için artık alıştığını söyleyen Akkoyun, müşterileriyle bir aile olduklarını dile getirdi.

    “BİRBİRİMİZİ BÖYLE HİÇBİR ŞEKİLDE ÖTELEMİYORUZ”

    İşini severek ve keyifle yaptığını ifade eden Hülya Akkoyun, eşi ve oğluyla birlikte bu işe emek vererek bir şeyler ürettiklerini söyledi. Gelen müşterilerden kadın olduğu için fazla tepki almadığını belirten Akkoyun, “Çünkü çalışan erkek arkadaşlarımla beraber aynı şekilde giriyoruz, aynı şekilde çıkıyoruz. Bayan veya erkek gibi bir problemimiz yok. Birbirimize yardımcı oluyoruz, birbirimizi topluyoruz. Emek veriyoruz. Biz emekçi kadınlarız” dedi.

    Akkoyun, son dönemlerde çıkça rastlanan kadına karşı şiddetin önüne geçilebilmesi için çocukların çok iyi yetiştirilmesinin önemine değindi. Kız çocuğu olmadığını ve evinde eşiyle birlikte 3 erkek olduğunu aktaran Akkoyun, erkekten de de kızdan da övgüyle bahsedilmesi gerektiğini bildirdi. Çocuklarıyla hep güzellikten bahsedilince her şeyin güzel olabileceğine dikkat çeken Akkoyun, eskiden insanların birbirine daha yakın olduğunu ifade etti. Akkoyun, “Eskiden mahallerimizde ne olursa olsun geçerken “Abla nasılsın?” denirdi. Birbirimize böyle çok uzak olmasak keşke” dedi.

    “EN YAKININDAKİ BİRİNE ANLATTIĞINDA MUTLAKA ÇÖZÜMÜ VARDIR”

    Şiddet görüp sessiz kalan kadınlara da seslenen Hülya Akkoyun şöyle konuştu:

    “Bence en yakınındakine anlatsın hemen. Elbette ki bir çözümü vardır yani. En yakınındaki birine bunu anlattığında bunun mutlaka bir yardımcısı vardır. Hani insan yalnız değildir. Bence değildir. Biz bir toplumsak, en azından birine sesini duyurur. Bur yakını vardır mutlaka. Ona sesini duyurduğu zaman, mutlaka çözümü olacaktır. Ama hiç kimseye sesini duyurmazsa bu şekilde gider. Ama mutlaka yanında ona yardımcı olabilecek ona yolu gösterebilecek biri mutlaka vardır.”

  • (Özel Haber) Ablası Öldürülen Kardeşten Kadınlara ’Korkmayın’ Çağrısı

    Eskişehir’de ablasının eşi tarafından öldürülmesine şahit olan Serpil Biçergil, şiddet gören kadınların korkmadan polis ve adliyeye başvurarak haklarını aramaları gerektiğini, korkan kadınların öldürüldüğünü söyledi.

    Türkiye’de yılda yüzlerce kadın erkeklerin, kurbanı oluyor. Eşi veya başka erkekler tarafından öldürülen kadınlara her geçen gün yenisi eklenirken binlerce kadın ise şiddete maruz kalıyor. Şiddet gören kadınların birçoğunda kalıcı yaralar oluşurken bir kısmı ise psikiyatri tedavi görmek zorunda kalıyor. Hayatını kaybeden kadınların birçoğu ise kocaları tarafından öldürülüyor. Bu tür olayların aslında yıllara dayanan geçimsizlikten ya da kadınların şiddet görmesinin ardından susmalarından kaynaklandığı yapılan araştırmalarda ortaya çıkıyor.

    Eskişehir’de 1 yıl önce ablası Yasemin Varıcı’nın eşi tarafından öldürülmesine şahit olan ve olay sonrasında uzun bir süre psikolojik sorunlar yaşayan Serpil Biçergil, ablasının evlendiği zamandan başlayan şiddet olaylarına uzun yıllar maruz kaldığını söyledi.

    “BİR GÜN ABLAMA TELEFON EDİP ‘SENİN CANINI ALACAĞIM’ DEDİ”

    Ablasının çocuğunun olmasına rağmen şiddet görmeye devam ettiğini belirten Biçergil, kardeşinin çocuğuna kendisinin baktığını ve her akşam kavgayla evine geri döndüğünü ifade etti. Ablasının gözünün ününde öldürülmesi olayını anlatan Biçergil, “Bahçede çalışmak için kardeşimle bahçeye gidip geliyoruz. O ara yine kocası onu rahatsız ediyor. Bir gün yine bahçeye gittim. Bir kadına temizliğe gidiyordum, temizlikten sonra akşam 10’da oraya geldim. Kocası yine içmiş kapının önünde zil zurna sarhoş. Zile basıp basıp küfrediyordu. Sonra telefon ettim ‘Eşin burada, gelme!’ diye. Ben dolanırken o arada içeri girip evde ne var ne yok, televizyonu kırmış, yatağı kesmiş, buzdolabına zarar vermiş, evde ne varsa darp etmiş. Biz polis çağırdık. Polisler geldi. Uzaklaştırma verildi. Bir gün telefon edip ‘Senin canını alacağım.’ diyor. Onların bir kedisi vardı. Kedinin beli kırılmıştı. Kediyi götürürken o yine oralarda geziniyordu. “Polis çağıralım öyle çıkalım” dedim. O da “Bir şey olmaz” dedi. Sonra ablam aşağı inip kuaförün önüne oturdu. Koşarak kocası geldi ve ablam içeri girdi. Kuaförün içine girince kapıda yalvardı “Ben çocuğumu görmek istiyorum, çocuğumu özledim. Aç kapıyı bir şey olmayacak. Çocuğumu görüp gideceğim” diye. Ablam da öyle deyince açtı kapıyı. O arada ilk bıçak darbesini aldı. Sonra içeriden dışarı çıkınca ablam düştü. Ablam düşünce kaç bıçak vurduğunu bilmiyorum. Ben de sandalye alıp vurana kadar bayağı şey oldu. Sandalyeyle vurunca ben ablam içeri girdi. Ve 7 saat sonra hastanede can verdi” dedi.

    “ATEŞ DÜŞTÜĞÜ YERİ YAKIYOR”

    Ablasından sonra yaşanan kadın cinayetlerinde içinin yandığını ifade eden kardeş Biçergil, sözlerine şöyle devam etti:

    “İnsanın başına gelince o zaman anlıyor. Ateş düştüğü yeri yakıyor. Şimdi televizyonda bir kadın öldürüldüğünü duyunca sanki benim içim yanıyor. Kadınlar çalıştıkları zaman çok iyi. Erkeklere güvenmesinler, onlara bel bağlamasınlar. Bundan sonra mücadelem hep kadınların arkasındayım. Ne kadar kadın varsa arkasındayım. Zaten kadınları destekliyoruz. Her zaman da destekleyeceğim kadınları. Korkmasınlar. Her zaman polisimiz savcımız arkamızda. Zaten korktukları için kurban gidiyorlar ya. Korkmayacaklar artık kadınlar. Kadınların artık ön plana çıkmaları lazım.”

    “SİSTEMİN GÜÇLENDİRİLMESİ VE DÜZELTİLMESİ GEREKİYOR”

    Kadınlar olarak mücadelelerinin Türkiye’deki ve dünyadaki can mücadelesi olduğunu belirten Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Eskişehir Temsilcisi Fatma Kurt, kadınların korumayla ilgili taleplerini ısrarla istemeleri gerektiğini bildirdi. Korumaların çok iyi işlemediği zamanların da olduğuna dikkat çeken Kurt, “Şu anda kadını korumakla görevli olan polisin öldürüldüğü durumlarla da karşılaşabiliyoruz. Zaten bu sistemin güçlendirilmesi gerektiğinin de en büyük kanıtı yani. Kadını koruması için görevlendirilen polis dahi öldürülebiliyor. Ancak artık bu sistemin düzeltilmesi gerekiyor. Bunun için de bu emeği vererek ailelerimizle, kadın cinayetlerini durduracağız platformuyla, Türkiye’deki kadın mücadelesi yürüten kadınlarla, bu emeği verenlerin çözüm olarak sunduğu yasal düzenlemelerin ve iyileştirmelerin yapılması gerekir. Eğer kadına karşı şiddeti durdurmak istiyoruz diyorsak bunlar yapılmalıdır. Kadın arkadaşlarımız yalnız olmadıklarını bilsinler ve canları için mücadele etsinler” ifadelerini kullandı.

  • Hocaefendi, Erzurum’daki ablasıyla internet üzerinden bayramlaştı

    Hocaefendi, Erzurum’daki ablasıyla internet üzerinden bayramlaştı

    Bir Kurban Bayramı’nı daha gurbette hüzünle karşılayan Fethullah Gülen Hocaefendi’yi sevenleri yalnız bırakmadı.

     

    Bayram namazını, ziyaretine gelen dostları ile birlikte eda eden Hocaefendi, her bayramda olduğu gibi yine çocukları sevindirdi. İki hafta önce kardeşi Hasbi Nidai Gülen’i kaybeden Hocaefendi, Erzurum’da yaşayan ablası Nurhayat Seven’in bayramını, internet üzerinden yaptığı canlı görüşmeyle kutladı. Ablasının, Hocaefendi’ye sürekli dua ettiği duyuldu. Ablasının duasına, ‘amin, cümlemizi inşallah…’ gibi sözlerle cevap veren Gülen’in gözyaşlarını zorlukla tuttuğu görüldü.

    Bayram namazını ziyaretine gelenlerle birlikte kılan Fethullah Gülen Hocaefendi, ‘Tekbir’ yani ‘Allahu Ekber’ ifadesinin anlamı, kurbanın manası, insanın Allah ile olan irtibatında kurbanın önemini içeren hutbeyi zaman zaman gözyaşlarıyla dinledi. Hutbenin ardından yapılan duada Suriye’de akan kanın durması, Müslümanların birlik-beraberliği, insanlığın refahı ile huzuruna Kurban Bayramı’nın vesile olması niyaz edildi.

     

     

    Kesilen kurbanın ardından ziyaretine gelenlerin çocuklarını da sevindiren Hocaefendi, her bayramda olduğu gibi küçüklere harçlık ve çikolata verdi. Minik ziyaretçilerinin başını okşayıp onlardan kendisi için dua etmelerini isteyen Gülen, daha sonra Türkiye’deki yakınları ile telefonla ve internet üzerinden görüntülü konuştu. Hocaefendi’yi Amerika’da yaşayan yeğenleri de yalnız bırakmadı. Aileleri ile gelen yeğenleriyle bayramlaşan Hocaefendi, her biri ile ayrı ayrı ilgilendi.