Etiket: ABD-türkiye

  • ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Heather Nauret bugün gerçekleşen basın toplantısında Afrin, Münbiç ve ABD-Türkiye ilişkileri ile ilgili açıklamalarda bulundu

    Heather Nauret bugün gerçekleşen olağan basın toplantısında Afrin ile ilgili soruları yanıtladı.

    Bir gazetecinin Türkiye’nin Afrin şehrini kuşattığı, şehirde birçok ihtiyaca ulaşım imkanının olmadığı, su ve yiyecek ihtiyacının karşılanmakta zorlandığının duyulduğunu bu konuda ne düşündüğünün Nauret’e sorulması üzerine Nauret raporları gördüğünü ifade etti.

    Nauret sözlerine “Türklerin söylenenlere göre alanı kuşattı, bu raporların doğruluğunu teyit edemeyiz. O bölgeye giren ya da çıkan güçlerle bir bağlantımız yok. Bildiğiniz gibi o bölgede operasyon sürdürmüyoruz. Ama bölgede gelişen durum ilginin hedefimizden uzaklaşmasına sebep oluyor. Ve bizim hedefimiz ISIS’ı bitirmek” dedi.

    Bir başka soruda da “Birleşmiş Milletler ’in Suriye’de aldığı ateşkes kararının hala Afrin için de geçerli olduğunu düşünüyor musunuz” diye soruldu. Nauret bu soruya “Evet, bu konuda pozisyonumuz değişmedi” diyerek cevap verdi.

    Geçen hafta gerçekleşen Türkiye- ABD görüşmelerinden sonra Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun açıklamalarında yer alan ABD ile Münbiç konusunda anlaşıldığı ifadesinin YPG’nin şehri terk edeceği anlamına mı geldiği de Nauret’e soruldu. Nauret Türk hükümeti ile birçok konuda görüştüklerini, geçtiğimiz hafta bir buçuk günlük toplantıların olduğunu, halen bir antlaşmaya ulaşmaya çalıştıklarını ve bu konuda daha fazla konuşmayacağını ifade etti.

    Papaz Andrew Branson’ın FETÖ ile ilişkileri nedeni ömür boyu hapsinin istenmesi ile ABD vatandaşı ve ABD Konsolosluğu çalışanı Hamza Uluçay’ın serbest bırakılma talebinin reddi sorulduğunda ise Nauret, “Branson ile ilgili raporları gördük ve çok yakından takip ediyoruz. Bu aşamada kesinleşmiş bir ceza söz konusu değil, bu sebeple herhangi bir yorum yapmak istemiyorum” dedi.

    Konuşmaları sırasında dün Türkiye’yi ziyaret etmediğini ancak ABD’ye dönüşte İstanbul’dan uçtuğunu söyleyen Nauret, THY’nin ikram ettiği Türk Kahvesini denediğini ama bugüne kadar tattığı en sert Türk Kahvesi olmadığını söyledi.

  • Batuhan Yaşar: “Suriye’de Bir İlk: ABD-türkiye Ortak Operasyonları”

    İhlas Haber Ajansı ve TGRT Haber Ankara Temsilcisi Batuhan Yaşar, Türkiye Gazetesi’ndeki köşesinde, “Türkiye ile Amerika Suriye’de ne oldu da ortak operasyonlara başladı?”, “Ortak yapım operasyonlar daha ne kadar devam edecek?”, “Koordinatları kim veriyor, ABD istihbaratı nasıl doğrulatıyor?”, “Hava muhalefeti bahaneleri ne oldu da ortadan kalktı?”, “ABD Türkiye’ye verdiği sözleri tutuyor mu? Fırat’ın batısında neler oluyor?”, “Kandil’in gözü neden Suriye’den başka bir şey görmüyor?”, “Ne oldu da PKK’nın EYP’leri kendi ellerinde patlamaya başladı?” sorularına cevap aradı.

    Batuhan Yaşar’ın yazısının tamamı ise şöyle:

    “Ankara son dönemde Suriye sınırına ve ötesine odaklanmış durumda. Gelişmeleri kendi teknik imkânları ile yakından takip ediyor.

    Kendisine yakın Suriye muhalefeti ile temasları arttırdığını da söyleyebiliriz.

    Bir taraftan Cerablus hattında yaşananlar ve Fırat’ın batısı, diğer yandan da Türkmen Dağı büyüteç altında.

    Ama bunların ötesinde çok daha ilginç bilgilere ulaştık.

    ‘Stratejik ortak, sevgili müttefikimiz ABD bize geri mi dönüyor?’ sorusunu sormamızı gerektiren olaylar yaşanıyor.

    Bu yeni gelişmeyi bütün detaylarıyla birazdan paylaşacağız.

    Suriye konusunu bütün hatlarıyla ve muhataplarıyla araştırdık.

    Güvenilir kaynaklardan dikkat çekici bilgiler edindik.

    Ama öncesinde konunun PKK ile ilgili de bir boyutu var.

    İsterseniz önce ona bakalım;

    Biliyorsunuz terör örgütü Türkiye’de kaybetti, hüsrana uğradı, bozguna uğradı, deyim yerindeyse dağıldı.

    Ama şu kadarını söyleyelim, daha bunlar PKK için iyi günler.

    Terörle mücadele kararlılıkla sürüyor.

    Asker, polis ve istihbarat omuz omuza terör örgütünün üzerine gidiyor.

    Terör örgütü şehirlerden kazındı. Akabinde terörle mücadelede ikinci aşama için start verildi.

    Dağ ve kırsal kesime yönelik hava destekli operasyonlara ağırlık veriliyor.

    Kuzey Irak’ta da PKK’nın âdeta nefesi kesilmiş durumda.

    İstihbarat da çok iyi çalışıyor.

    PKK’nın el yapımı bombaları yâni EYP’leri artık ellerinde patlamaya başladı.

    Bomba konulan yerler, menfezler hemen tespit ediliyor.

    Bölge halkı da en az istihbarat kadar iyi çalışıyor.

    Her gün yüzlerce ihbar yapılıyor.

    PKK artık Türkiye sınırları içinde hiç rahat değil.

    Bu yüzden bütün Kandil’i Suriye’ye taşıdı.

    Terör örgütü PKK şimdilerde PYD-YPG maskesi altında Suriye’de kazanımlar peşinde, büyük balığın peşinde.

    O yüzden YDGH’lı teröristleri ölüme terk ettiler.

    PKK için şu an varsa yoksa Suriye.

    O vakit biz de Suriye’ye geçelim.

    ABD Suriye’de hem CIA hem de Pentagon ile operasyonel durumda.

    Türkiye CIA ile daha rahat anlaşıyor..

    Daha rahat çalışıyor..

    Bunları bir tarafa yazın, ama sizinle özellikle son 1 ayda olup biteni paylaşalım..

    Çok dikkat çekici gelişmeler var:

    – Suriye’de ilk kez, ABD-Türkiye ortak yapımı operasyonlar gerçekleştiriliyor.

    – ABD’nin yukarıdan aldığı istihbarat Türkiye’ye yakın Suriye muhalefeti ile doğrulatılıyor.

    – Sadece Cerablus hattı değil birçok bölgede bu bilgiler hava harekâtları ile değerlendiriliyor. Hava harekâtlarına Türkiye sınırdan topçu desteği veriyor.

    – Ankara’nın İncirlik’e ilettiği koordinatlar ABD tarafından ikiletilmeksizin âdeta düzleniyor. (Kilis’e düşen roketler nedeniyle 20 gün öncesine kadar stratejik ortağımız bu hedeflerin vurulması noktasında çok gönülsüzdü. Hatta iki kez hava muhalefeti sebebiyle hedefleri görememişti!)

    Ama bitmedi daha..

    Bir de Cerablus ve Fırat’ın batısı konusu var. Gelin isterseniz kısaca bir de o tarafa bakalım:

    – Ankara’nın sahadan kendi millî imkânlarla edindiği bilgilere göre, şu ana kadar Türkiye’nin hassasiyetlerine uyuldu.

    – Fırat’ın batısı ile ilgili Türkiye’yi rahatsız edecek bir gelişme yaşanmadı.

    – Askerî anlamda çok iyi bir uyum ve koordinasyon mevcut.

    Tabii bu ne kadar böyle devam edecek kimse tahmin edemiyor.

    ABD’nin Türkiye’nin istediği hedefleri vurması zaten başlı başına bir olay. Çok gönülsüz davranıyor, daha doğrusu oralı bile olmuyordu biliyorsunuz.

    Ama onca yaşananlardan sonra ABD’nin ne ölçüde sözünü tutmaya devam edeceğini görmek için temkinli bekleyişte de yarar var.

    Menbiç demişken, PYD yeni bir hamle peşinde. Türkiye sınırından, yani kuzeyden değil de güney taraftan, Menbiç’ten Afrin’e doğru bir birleştirme yapmaya çalışıyor.

    Şu bilgiyi de paylaşalım; Türkiye uluslararası koalisyonla eş güdüm içerisinde Suriye’deki operasyonlara katılıyor.

    Halep koridorunun açık tutulması için Türkiye’nin muhalefete yoğun topçu desteği de sürüyor.

    ‘Türkmen Dağı ne olacak?’ diyorsunuz değil mi?

    Türkiye hiç bırakır mı orayı?

    Kaybedilen Kelez, İsapınarı ve Akçabayır köyleri rejimin elinden geri alındı.

    Düşen bir top mermisi nedeniyle de dünden beri Fırtına obüsleri rejim hedeflerini aralıksız, yoğun bir şekilde dövüyor.

    Ne dersiniz stratejik ortağımız bize geri mi döndü?

    Bekleyip göreceğiz.

    Ama daha önce de yazmıştık. Türkiye’nin 930 kilometre sınırını kimse göz ardı etmesin. Kısa vadede kazanmış gibi görünenler yarın millet gidince kimle baş başa kalacak dersiniz…”