Etiket: 8’incisi

  • Uluslararası Gıda ve Beslenme Forumu’nun 8’incisi için geri sayım başladı

    Dünyada gıda ve beslenmeye ilişkin sorunları analiz etmek amacıyla kurulan Barilla Gıda ve Beslenme Vakfı (BCFN), 4-5 Aralık 2017 tarihlerinde Milano’da Hangar Bicocca’da düzenlenen etkinliğe ev sahipliği yapacak. Bu yıl 8’incisi gerçekleştirilecek Uluslararası Gıda ve Beslenme Forumu’nda, gıda konusunda sürdürülebilir kalkınma hedefleri, beslenme konusunda bugün ve gelecekte karşılaşılabilecek sorunlar ele alınacak.

    Bu yıl 8’incisi gerçekleştirilecek Uluslararası Gıda ve Beslenme Forumu için geri sayım başladı. Gıda, beslenme, tarım konusunda dünyanın dört bir yanından gıda uzmanları, bilim insanları, fikir önderleri, aktivistler, şirket temsilcileri ile genç yetenekler, 4-5 Aralık tarihinde gıda konusunda sürdürülebilir kalkınma hedefleri, beslenme konusunda bugün ve gelecekte karşılaşılabilecek sorunlar için bir araya gelecekler.

    Dünyada açlıkla mücadele aktivisti Bob Geldof, mavi ekonominin kurucularından Gunter Pauli, Papa Francis’e ilham veren yazar ve ekonomist Jeffrey Sachs’ın yanı sıra dünyaca ünlü uzmanlar iki gün boyunca gıdaya odaklanarak, beslenme sistemimizdeki paradokslara çözüm arayacak. Organizasyon kapsamında yiyeceklerin rolü, biyoçeşitliliği koruma ve sürdürülebilir kalkınma açısından gıda sistemi ile iyi yemek yeme alışkanlıkları ile dengeli beslenme düzeni Guido Barilla ve Slow Food’un babası olarak görülen Carlo Petrini ile tartışılacak.

    İtalya’da düzenlenecek organizasyon ile Birleşmiş Milletler’in 2030 gündeminde belirlenen ’Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerine’ ulaşmak için bilimsel verilerle en iyi uygulamaların paylaşılması, insanların ve gezegenin sağlığına saygı gösteren gıda modellerinin inşa edilmesi amaçlanıyor. Gıda tüketimi, açlık, gıdaya erişim ve obezite ile ilgili paradoksa dikkat çekilecek bu yılki BCFN Forum ile ilgili olarak BCFN Başkan Yardımcısı Luca Virginio şöyle konuştu; “815 milyon insan ya da başka bir deyişle dünya nüfusunun yüzde 11’i açlıkla mücadele ediyor. 2015 yılında bu rakam 777 milyonken, 2016 yılında 38 milyon artış gösterdi. Fazla kilolu veya obez insan sayısı hala yüksek olmakla birlikte, dünya genelinde üretilen yiyeceklerin üçte biri sofralara ulaşamadan atılıyor. Bu nedenle, BM’nin 2030 gündeminde belirtilen sürdürülebilirlik hedeflerini gerçekleştirmek istiyorsak, gıda modellerimizi yeniden düşünmemiz gerekiyor. Geleceğimiz üzerinde daha az ağırlığı olması için her gün tabağımıza koyduğumuz yemeklerle başlayarak somut tedbirler almalıyız. Zira yiyecek tercihlerimiz hem kendi sağlığımız hem de gezegenimiz için çok önemli”.

    Dünyada açlıkla mücadele aktivisti Bob Geldof 8’incisi gerçekleştirilecek BCFN Forum ile ilgili olarak şöyle konuştu: “Kısa süre sonra İtalya’da Barilla Gıda ve Beslenme Vakfı ile birlikte olmayı merakla bekliyorum. Yaptıkları çalışmalar hakkında çok iyi şeyler duydum. Ancak böyle kurumların çalışmaları sayesinde insanlığın gelecekte karşılaşacağı sorunları aşma şansımız olacak”.

    İklim değişikliği, göç ve gıda araştırması

    Dünyada açlık, iklim değişikliği ve göçlerin akışı arasındaki bağlantılara dair önemli veriler BCFN Forum’da açıklanacak. BCFN ve Lucio Caracciolo liderliğinde kurulan MacroGeo şirketinin gerçekleştirdiği araştırmaya göre gıdalardaki güvensizliğin her yüzdesel artışında göç, yüzde 1,9 artıyor. Bu veriden hareketle gıda ve gıda sistemlerine ilişkin kaynakları, göç akışlarını ve rotalarını analiz eden BCFN ve MacroGeo, Avrupa-Akdeniz bölgesinde göç ve gıda konusunda yaptıkları detaylı araştırmayı paylaşacak.

    Gıda sürdürülebilirlik endeksinin kapsamı genişletildi

    The Economist Intelligence Unit (EIU) iş birliği ile gerçekleştirilen ve ilki geçtiğimiz yıl yayımlandıktan sonra büyük ses getiren ’Gıda Sürdürülebilirlik Endeksi’nin 2017 verileri açıklanacak. BCFN Vakfı ve Ekonomist Intelligence Unit (EIU), yiyeceklerin lezzetin ötesinde ’gerçekten iyi’ olduğu ülkeleri belirlemek amacıyla Gıda Sürdürülebilirlik Endeksinin yeni edisyonunu sunacaklar. Gıda Sürdürülebilirlik Endeksi, yiyecekler açısından dünyanın en sürdürülebilir ülkelerini küresel ölçekte belirliyor. Dünya nüfusunun üçte ikisini ve gayrisafi küresel hasılanın yüzde 87’sini temsil eden 25 ülkedeki gıda ve beslenme sürdürülebilirliğini belirleyen 2016 endeksinin yeni edisyonu, İspanya, Fas, Yunanistan, Portekiz, Tunus, Lübnan, Ürdün, İsveç ve Macaristan olmak üzere 9 ülkeyi daha kapsayacak şekilde genişletildi. Gıda Sürdürülebilirlik Endeksi için kullanılan metodoloji çeşitli yeni göstergeler eklenerek daha rafine hale getirildi ve güçlendirildi.

    Gıda sürdürülebilirilği medya ödüllerine 72 ülkeden başvuru

    BCFN ile Thomson Reuters Vakfı’nın geleceğimizi tehdit eden gıda ve beslenme konusuna ışık tutmak için başlattığı ’Gıda Sürdürülebilirliği Medya Ödülleri’ne 72 ülkeden 500 fotoğraf, video ve makale ile başvuru gerçekleşti. Küresel gıda sisteminin üç ikilemi olan ’Açlık ve Obezite’, ’Gıda ve Yakıt’, ’İsraf ve Açlıktan Ölüm’ konularına ışık tutmak, bu konuları ele almanın yollarını bulmak ve kamuoyunun dikkatini çekmek için başlatılan yarışmanın kazananları BCFN Forum’da açıklanacak.

    Genç araştırmacıların en iyi projeleri ödüllendirilecek

    İlki 2012 yılında yapılan ve dünyanın farklı ülkelerinden tarımsal gıda sisteminin sürdürülebilirliğini somut bir biçimde teşvik eden araştırma projelerinin değerlendirildiği BCFN YES yarışmasının bu yılki kazananları da BCFN Forum 2017’de açıklanacak. 35 yaşından genç doktora öğrencilerine ve doktora sonrası araştırma yapan akademisyenlere açık olan BCFN YES!’e bu yıl beş kıtadaki 43 ülkeden başvuran 135 proje, her biri 20 bin euro değerinde 3 teşvik ödülü için yarıştı.

  • Divan-ı Hikmet Sohbetlerinin 8’incisi düzenlendi

    UNESCO 2016 Yılı Ahmet Yesevi anısına 8’incisi düzenlenen ’Divan-ı Hikmet Sohbetleri’, Türkiye İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA) konferans salonunda gerçekleşti.

    Programda açılış konuşması yapan Prof. Dr. Muhittin Şimşek, bu tür programların keyifle yapılmak istendiğini ancak elim olaylardan dolayı büyük üzüntü yaşadığını belirtti. Prof. Dr. Şimşek, Ahmet Yesevi Üniversitesi olarak İstanbul ve Kayseri’de şehit olan vatandaşları rahmetle, minnetle, şükranla andıklarını ve yaralılara acil şifa dilediklerini belirtti.

    Prof. Dr. Muhittin Şimşek, “Dün ülkemizin dostluğuna, kardeşliğine sıkılan kurşunları şiddetle kınıyoruz. Ama bilinmelidir ki, bizim tüm aşkımız, şevkimiz bu ülkenin bekasıdır. Bunun için Ahmet Yesevi’nin hikmetlerine ihtiyaç vardır. Dünyanın buna, kardeşliğe, barışa, huzura ihtiyacı vardır. 8’incisini düzenlediğimiz Divan-ı Hikmet Sohbetlerini tertip edeli bugün bir yıl oldu. Bu düşünceyi ortaya atan ve gerçekleştiren değerli kardeşim Prof. Dr. Musa Yıldız’a teşekkür eder, şükranlarımı sunarım. Gerek Türkiye’de, gerek dünyanın birçok yerinde Ahmet Yesevi’yi anlatmak için çok programlar yapılıyor ve buna ihtiyacımız olduğunu hepimiz biliyoruz. 17 Ocak 2017 tarihinde Divan-ı Hikmet Sohbetlerinin 9’ncusunda, Dr. Hayati Bice beyefendi bizlerle olacak. Bugün birinci yılı doldurmuş oluyoruz. İnşallah bunlar gelenekselleşir, her daim devam eder. Bu düşünceler, bu mefkureler dalga dalga yayılır ve umarız ki dünya barışına bir nebze de olsa katkıda bulunuruz. Allah ülkemizi korusun. Hürmetle sizleri selamlıyorum” dedi.

    “Böyle metinlere sahip olmak her türlü takdire değer”

    Programa konuşmacı olarak katılan Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Emekli Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Demirci ise Ahmet Yesevi’nin Tasavvuf Edebiyatına tesiri ve Yesevi’nin Divan-ı Hikmetleri hakkında şunları kaydetti:

    “Hoca Ahmet Yesevi’nin çeşitli yönleri var, başta gelen özelliği ise onun tasavvuf adamı olması ve Türkler arasında yayılan ilk tarikatın kurucusu olmasıdır. Divan-ı Hikmet Sohbetleri düzenledikleri için Ahmet Yesevi Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Prof. Dr. Musa Yıldız’ı tebrik ederim. Güzel bir girişim olmuş ve yeni bir gelenek başlatmış. Divan-ı Hikmet 850-900 senelik metinlerdir. Tarihleri henüz 100-200 senelik geçmişe sahip milletlerle kıyaslayacak olursak, kültür varlığımız olarak böyle metinlere sahip olmak her türlü takdire değer. 800-900 seneden beri bu aşk, muhabbet bütün Türk toplumlarını mayalamakta ve bu şifahi kültür olarak devam etmektedir. Türkiye Ahmet Yesevi’yi 1990’ların sonunda keşfetmeye başladı. Divan-ı Hikmet’ten besteler yapıldı. Ahmet Yesevi’nin yolundan, onun öğretilerinden feyz alarak devam ediliyorsa, işte bunun gibi toplantılar sayesindedir. Bu ruhu canlandırabilirsek Anadolu’nun, Rumeli’nin fethindeki ilahi kelimetullah anlayışının tekrar canlanmaması için hiçbir sebep yok” ifadelerini kullandı.

    Program, Danıştay Başsavcısı Halil Yılmaz’ın Prof. Dr. Mehmet Demirci’ye plaket takdim etmesiyle son buldu.