Etiket: 52’nci

  • Kesikbaş’tan ESO’nun 52’nci yılı mesajı

    Kesikbaş’tan ESO’nun 52’nci yılı mesajı

    Eskişehir Sanayi Odası (ESO) Başkanı Celalettin Kesikbaş, ESO’nun 52’nci kuruluş yıl dönümü dolayısıyla bir mesaj yayımladı.

    Bugünün gündeminin çok farklı olduğunu, dünya, ülke ve kent ekonomilerini derinden sarsan bir tecrübe yaşadıklarını ifade eden Kesikbaş, “Önceliğimiz sağlık olmak üzere ESO olarak gündemimizin temel maddesi üyelerimizin işlerini, üretimlerini ve istihdamını korumaktır. Bunun için yönetim kurulumuzla ve meslek komitelerimizle yoğun bir mesai harcıyor, üyelerimizin taleplerini ilgili bakanlıklar düzeyinde ulaşmasını sağlıyoruz. Ama en çok yeni projelerle üyelerimizin işlerini kolaylaştıracak, yeni pazarlara ulaşmasını sağlayacak bir ekosistem oluşturma gayretindeyiz” dedi.

    “Üreteceğiz, ülkemiz büyüyecek”

    Eskişehir Sanayi Odası’nın 52 yılında odayı kuran kurucu büyüklerle aynı heyecanı ve dinamizmi paylaştıklarına değinen ESO Başkanı Kesikbaş, “Eskişehir Sanayi Odası’nın 52. Kuruluş yıl dönümünde aynı heyecanla, çağın ötesine bakarak devraldıklarımızı bir adım öteye taşımak için çalışıyoruz. Tüm çabamızı, enerjimizi ve mesaimizi üyelerimizin gelişimi için harcıyoruz. Şehrimiz üretimini, istihdamını, mesleki eğitimini ve ihracatını arttırmak hedefiyle yürüyoruz. Demir ağlarla dünyanın dört bir yanına bağlanıyor, ihracat için büyük veriyi şehrimize ulaştırıyoruz. Pandemi ile birlikte oluşan yeni dünya pazarında üyelerimizin yerini alabilmesi için projeler hayata geçiriyoruz. Çünkü biliyoruz ki biz üreteceğiz, Eskişehir zenginleşecek, ülkemiz daha da güçlenecek” dedi.

  • 52’nci Ulusal Nöroloji Kongresi

    52. Ulusal Nöroloji Kongresi’nde Türk Nöroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Şerefnur Öztürk, her yıl 17 milyon kişinin inme geçirdiğini, bu kişilerden 6 milyonunun hayatını kaybettiğini söyledi.

    Türk Nöroloji Derneği’nin (TND) düzenlediği 52’nci Ulusal Nöroloji Kongresi’nde “Vasküler Nöroloji (Beyin Damar Hastalıkları)” tartışılıyor. Kongreyle ilgili düzenlenen basın toplantısında Türkiye’de en sık görülen nörolojik hastalıklar hakkında Türk Nöroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Şerefnur Öztürk, Türk Nöroloji Derneği İkinci Başkanı Prof. Dr. Yeşim Parman, Türk Nöroloji Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Ayşe Bora Tokçaer, Türk Nöroloji Derneği Saymanı Prof. Dr. Cavit Boz, Türk Nöroloji Derneği Yönetim Kurulu Üyeleri Prof. Dr. Bülent Elibol, Prof. Dr. Ali Akalın, Prof. Dr. Reha Tolon ve Prof. Dr. Neşe Çelebisoy bilgiler verdi.

    Türk Nöroloji Derneği Başkanı Şerefnur Öztürk, kongre ana temasının serebrovasküler hastalıkların önlenmesi, teşhisi ve tedavisini içeren “Vasküler Nöroloji” olarak belirlendiğini söyledi.

    Türkiye’de en sık görülen nörolojik hastalıklar

    Öztürk, toplumda her 6 kişiden birinde baş ağrısı, bel ağrısı, el ayak uyuşması gibi nörolojik semptomların görüldüğünü söyledi. Türkiye’de hala çok sık görülen akraba evliliklerinin nörolojik hastalıkların önemli bir nedenini oluşturduğunu vurgulayan Prof. Dr. Şerefnur Öztürk, “Akraba evliliği hastalık demektir, mutlaka önlememiz gerekir” diye konuştu.

    Öztürk, belli başlı nörolojik hastalıklar ve görülme sıklıkları hakkında da, “Türkiye’de de en sık görülen AKUT nörolojik hastalık olan inme, ülkemizde de ölüm nedenleri arasında ikinci sırada bulunmaktadır. Her yıl 17 milyon kişi inme geçiriyor, bu kişilerden 6 milyonu hayatını kaybediyor. Ülkemizde yaklaşık 400 bin Alzheimer hastası, 750 bin epilepsi (sara) hastası, 100 bin parkinson hastası, 40 bin civarında da MS hastası bulunmaktadır. Yine baş ağrıları nüfusun yüzde 50’sini, migren ise nüfusun yüzde 15’ini etkilemekte. İstatistikler, hayatımız boyunca bir kez epilepsi (sara) nöbeti geçirebileceğimizi gösteriyor. Amacımız, nörolojik hastalıklar giderek artarken sağlıklı yaşlanmak. Unutulmamalıdır ki sağlıklı beyin sağlıklı yaşam için vazgeçilmez unsurdur. Bu nedenle beynimizi sevmeli, onu iyi korumalıyız. Bu nedenle yılda bir kez mutlaka nöroloğa gidilmesini öneriyoruz” dedi.

    Dünyada bir yılda her 2 saniyede bir kişinin inme geçirdiğinin altını çizen Öztürk, “İnme belirtilerinin toplum tarafından tanınması, hastaların tedavi olanaklarına vakit kaybetmeden ulaşmasında en önemli faktördür” şeklinde konuştu.

    “En etkin tedavi olan trombolitik tedavi uygulanma oranı yüzde 3”

    Prof. Dr. Şerefnur Öztürk günümüzde inme tedavisini etkin olarak uygulayabilmek için asgari şartların mevcut olduğunu ancak inmenin kanıtlanmış, en etkili tedavisi olan trombolitik tedavisinin yani damar içindeki pıhtıyı giderici tedavinin uygulanma oranının sadece yüzde 3 olduğuna dikkat çekti. Prof. Öztürk, “Bu durum antibiyotik ile tedavi edilecek bir hastaya antibiyotik vermemek kadar kabul edilemezdir. Ancak, bu tedavi imkanlarının daha yaygın olarak uygulanabilmesi için bir nöroloji uzmanı yönetiminde, inme konusunda özelleşmiş ünitelerin sayısı ve olanakları artırılmalı, yeterli insan gücü sağlanabilmesi için eğitimler sürdürülmelidir” diye konuştu.

    Tokçaer: “Demans unutkanlıkla eş anlamlı bir kelime değildir”

    52. Ulusal Nöroloji Kongresi’nde TND Genel Sekreteri Prof. Dr. Ayşe Bora Tokçaer de, demans ve bu hastalığın en sık görülen nedenlerinden Alzheimer ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Demansın tek bir hastalık olmadığını, birçok neden ve hastalıklar sonucunda ortaya çıkan bilişsel bir bozukluk olduğunu belirten Prof. Tokçaer, “Demans unutkanlıkla eş anlamlı bir kelime değildir” dedi.

    Türk Nöroloji Derneği Beyin Damar Hastalıkları Çalışma Grubu adına konuşan Prof. Dr. Mustafa Bakar ise, “İnme beyin damarlarının tıkanması veya kanaması sonucu ani olarak gelişen acil bir hastalıktır. İnmenin yüzde 85’i tıkayıcı yüzde 15’ i ise kanayıcı beyin damar hastalığı şeklindedir. İnme, kalp ve kanserden sonra en fazla ölüme sebebiyet veren bir hastalık olup hastaları özürlü bırakması açısından da birinci sırada bir hastalıktır. Dünyadaki görülme sıklığına bakıldığında son verilerde her 2 saniyede bir inme vakası oluştuğu bildirilmiştir. Dünyada her yıl 17 milyon kişi inme geçirmekte ve bunun sadece üçte biri tam olarak düzelip işine gücüne dönebilmekte, üçte biri bağımlı olarak yaşamakta, kalan üçte biri ise hayatını kaybetmektedir. Her yıl ABD’de 700 bin kişi, ülkemizde de 200 bin kişi inme geçirmektedir. İnme aynı zamanda Alzheimer hastalığından sonra en sık olarak demansa yol açan bir hastalıktır. İnme erkeklerde yüz binde 174, kadınlarda ise yüz binde 122 kişide görülmektedir” ifadelerine yer verdi.

    Türk Nöroloji Derneği Nörolojik Yoğun Bakım Çalışma Grubu adına konuşan Prof. Dr. Hadiye Şirin ise, “Nörolojik hastalıkların sıklığı tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de hızlı bir artış göstermektedir. Bu hastalıkların, özellikle ani gelişen ve ölümcül olabilen gruplarının (inme felç- beyin krizi, kontrol edilemeyen epilepsi nöbetleri, solunum ön planda olmak üzere hayati fonksiyonları tehdit eden kas ve sinir hastalıkları, beyin ve beyin zarı enfeksiyonları gibi) tedavileri nöroloji pratiğinin ayrılmaz bir parçası olan Nörolojik Yoğun Bakım Üniteleri’nde yapılmaktadır. Bu ünitelerde yapılan tedavilerin, yukarıda bahsi geçen hastalık durumlarında iyileşmeyi arttırdığı ve ölüme yol açabilecek süreçlerin ve komplikasyonların önüne geçilmesini sağladığı tekrar tekrar gösterilmiştir. Sağlık Bakanlığı verileri ışığında halihazırda ülkemiz çapında 15’i özel sağlık merkezlerinde, 323’ü Sağlık Bakanlığı’na bağlı merkezlerde ve 127 üniversite hastanelerinde olmak üzere toplam 465 nörolojik yoğun bakım yatağı mevcuttur” diye konuştu.

    Tolon: “Anjiyo yöntemi tedavi uygulaması yapıyoruz”

    Prof Dr. Reha Tolon da beyin damarları tıkanıklığında anjiyo yöntemi tedavi uygulaması yaptıklarını söyledi. Tolon, “Beyin damarlarının açılmasına ilişkin anjiyo yöntemi uyguluyoruz. Bu konuda yetişmiş bir merkezimiz var. 20 nörolog doktor yetiştirildi. Eğitim gören nörologlar da var. Bu durumda merkezimizin daha verimli hale gelmesi için destek bekliyoruz” dedi.

    (ST-SÇ-SO-Y)

  • 52’nci Uluslararası Antalya Film Festival Direktörü Elif Dağdeviren:

    52’nci Uluslararası Antalya Film Festival Direktörü Elif Dağdeviren, “Bizim hayalimiz yarın bir gün herkesin koşarak Antalya’ya gelip otel bulamayıp fazla fazla para ödeyip ev kiralaması, festivalin bu hale gelmesi. Arabaların deli gibi kiralanıp restoranların dolmasıdır” dedi. Festivale davet edilen uluslararası konukların rastgele seçilmediğini, bir matematik ve düzen içerisinde belirlendiğini de kaydeden Dağdeviren, Jeremmy Irons, Kathlen Turner gibi sanatçıların katıldığı festivallerin sosyal medyada çok fazla bir etki gördüğünü ve tanıtımının iyi yapıldığını söyledi. ANSET Genel Müdürü Gaye Doğanoğlu ise kortej için SMS üzerinden 500 bin kişiye davet gönderildiğini ifade etti.

    “YILLARDIR İLK KEZ SİNEMA ODAKLI FESTİVAL YAŞANDI”

    Antalya’da bu yıl 52’ncisi düzenlenen Uluslararası Antalya Film Festivali bugün ödül töreniyle sona erecek. Final gecesi öncesinde Festival Direktörü Elif Dağdeviren, ANSET Genel Müdürü Gaye Doğanoğlu festivali değerlendirdi. Kısa süre içerisinde büyük bir işe hazırlandıklarını ve erteleme nedeniyle birçok işe sıfırdan başlamış gibi tempoyla yeniden toparladıklarını ifade eden Dağdeviren, ilk defa sinema odaklı bir festival yaşadıklarını söyledi. Konukların yüzde 90’ının memnun kaldığını belirten Dağdeviren, “Yıllardır ilk defa sinemaya odaklı bir festival yaşadık. Yabancı konuklar da çok memnun kaldı. Birbirimize alışıyoruz. Raylar yerine oturuyor. 52 senelik festival, geleneklerini koruyor ancak olduğu gibi devam edilmiyor ve yenilikler yapılıyor. 12 farklı işi aynı anda yapmaya çalışıyoruz. Gördüğüm kadarıyla bu geceden sonra önümüzdeki senenin iyi izlerini vererek ayrılacağız” dedi.

    “YABANCI KONUKLARI MATEMATİKSEL DÜZENE GÖRE SEÇİYORUZ”

    Festival yapılırken salonların dolmasının ve sahiplenilmesinin önemli olduğu vurgusu yapan Dağdeviren, “Konuklar memnuniyetlerini bildirdi ama bunun dışında sürekli söylediğim bir şey vardır. Bir festival hem yaşadığı şehre hem de sinemaya hizmet etmek zorunda. O nedenle Antalya birlikteliğine çok ihtiyacımız vardır. Antalya’nın ve sektörün alkışlaması önemliydi. Bu sahiplenmeye layık olmaya çalışıyoruz. Gelecek senelere AKM yetmeyecektir diye düşünüyoruz” dedi. Festivale davet edilen uluslararası konukların rastgele seçilmediğini bir matematik ve düzen içerisinde belirlendiğini de kaydeden Dağdeviren, Jeremmy Irons, Kathlen Turner gibi sanatçıların katıldığı festivallerin sosyal medyada çok fazla bir etki gördüğünü ve tanıtımının iyi yapıldığını söyledi.

    Festival Direktörü Dağdeviren, festivalle ilgili olumlu eleştiriler kadar olumsuz eleştirilerinde yapıldığını belirterek bunun gayet normal olduğunu söyledi. Festivalle ilgili gelecek yıllardaki hayallerini de ifade eden Dağdeviren, “Bizim hayalimiz yarın bir gün herkesin koşarak Antalya’ya gelip otel bulamayıp fazla fazla para ödeyip ev kiralaması, festivalin bu hale gelmesi. Arabaların deli gibi kiralanıp restoranların dolmasıdır” dedi.

    “KORTEJ İÇİN SMS ÜZERİNDEN 500 BİN DAVET YAPILDI”

    ANSET Genel Müdürü Gaye Doğanoğlu, kortejin her yıl coşkuyla yapıldığını ve kentte bir hava oluşturduğu ancak bu yıl sönük geçtiği ve vatandaşlar tarafından ilgi görmediği eleştirisini değerlendirdi. Antalya’nın eski Antalya olmadığını artık büyüdüğünü de belirten Doğanoğlu, “Şehir büyüdü, eski Antalya değil artık. Eskiden Antalya’da festival olunca sanatçılar aynı otelde kalırdı. Hala Antalya Kültür Merkezi’nde yapıyoruz. Kortej hava muhalefeti söz konusuydu. Yapılıp yapılmayacağı endişesi vardı. Sokaklar kalabalıktı 500 bin kişiye SMS gönderildi. Sokaklar kalabalık, sanatçılar çok memnundu. Eski bayramlar gibi festivallerde eski tadında olmuyor. Ama gençlerin ilgisi güzeldi. Daha çok insanların gelmesini isterdik biz her şeyi yaptık sunduk takdir halkımızın. Biz ev sahipliğimizi yapıyoruz” dedi.

  • 52’nci Uluslararası Antalya Film Festivali Başladı

    52’nci Uluslararası Antalya Film Festivali başladı. Festivalin açılışında “Yaşam Boyu Onur Ödülü” sahiplerini buldu.

    Yarım asrı geride bırakan ve bu yıl ilk defa adındaki “Altın Portakal” sıfatını kaldırarak start alan 50 Bin Euro’luk büyük ödülün verileceği festivalde 52’nci Uluslararası Antalya Film Festivali kırmızı halı geçişiyle resmen başladı. Kırmızı halıda boy gösteren sanatçı, oyuncu ve yönetmenler şıklıklarıyla göz doldurdu. Türk sinemasının Sultan’ı Türkan Şoray, Ayşen Gruda, İngiliz oyuncu Jeremy Irons, Kathleen Turner, Catherine Deneuve kırmızı halıda boy gösterdi.

    Kırmızı halıda Türk sinemasından kolajlarla oluşturulan kıyafeti ile göz dolduran ve ilgiyi üzerinde toplayan Yonca Evcimik barış mesajı verdi. Dünya yıldızlarının Antalya’ya gelmek için sıraya gireceğini belirten Evcimik, “Savaşmayalım lütfen barışalım. Bu savaşların neden olduğunu anlamış değiliz bugün varız yarın yokuz. Birbirimizi severek yaşamaktan daha güzel bir şey yok bence” dedi.

    Sunuculuğunu Burcu Esmersoy’un yaptığı festivalin açılışı Cam Piramit’te gerçekleştirildi. Açılışta hayatını kaybeden sanatçıların fotoğrafları slayt halinde gösterildi. Yakın zamanda hayatını kaybeden sanatçı Levent Kırca’nın fotoğrafının gösterildiği an salondaki davetliler merhum sanatçıyı uzun süre alkışladı.

    Gösterinin ardından açılış konuşmasını yapan Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkanı Menderes Türel, Antalya Film Festivali’nin yeniliklere yürüyen bir festival olduğunu söyledi. Antalya’da bir sinema ve film yarışması yapmaktan öte Antalya’yı dünya sinemasının merkezi halinde getirmek istediklerini belirten Başkan Türel, “Antalya Film Festivali ilk kez bu kadar büyük bir çıkış yapıyor. Bu yıl yağmurlu bir yılımız. Gerçek yağmur lider ve hizmet yağmuru şimdide yıldız yağmuru yağıyor. Akdeniz’in ortasında Antalya bu zirvelere başarıyla ev sahipliği yapıyor. Mutluluklar terör ve savaşla masum insanların Tahir Elçi gibi barış elçilerinin dramlarıyla gölgeleniyor. Terör nedeniyle her yerde acılar yaşamaya devam ediyoruz. Sanatın insanlara sevgiyi ve insanları hatırlatmasını arzuluyoruz. İnsan sevgisini bilmeyenler vatan sevgisi ile bağdaşmaz. Sinema ve müziğin sevgi, barış ve insanlık mesajına hiç olmadığı kadar ihtiyacımız var. Antalya her zaman barışın ve dostluğun şehri olacaktır” dedi.

    YAŞAM BOYU ONUR ÖDÜLLERİ SAHİPLERİNİ BULDU

    Ödülünü almak üzere ilk olarak sahneye Ayşen Gruda çıktı. Gruda ödülünü cansız bedeni kıyıya vuran Suriyeli Aylan Kürdi için aldığını belirterek şöyle konuştu:

    “Bu ödülü Aylan bebek için alıyorum. Onun anısına alıyorum. Hırslı politikacı amca ve teyzeleri nedeniyle okula bile gidemeyen aramızdan çabucak ayrılan Aylan bebek için alıyorum. Bütün dünya duysun bütün dünya.”

    “DANGALAK BEYNİN YARATTIĞI SANSÜRLE UĞRAŞTIK”

    Yaşam Boyu Onur Ödülü sahiplerinden biriside ünlü oyuncu Kayhan Yıldızoğlu oldu. Yıldızoğlu, ödülünü sanatçı arkadaşları adına aldığını belirtti. Geçmiş yıllarındaki filmleri değerlendiren Yıldızoğlu, “Ben bu ödülü 68 sene benimle birlikte olan tüm değerli sanatçı arkadaşlarım adına alıyorum. Bu ödülün zerrelerinde onların sevgisi ve enerjisi yaşıyor. Bunu hissediyor ve onları anıyorum. Yaşlanıp çenesi düştü diye düşünmeyin. Bu yıllarda yaşadığım sanatçıların hepsi çok değerlidir. Dangalak bir beynin yarattığı bir sansür ve kurallarla uğraştık. Ona rağmen bunları yapabildik. Çok değerli sanatçılar ve yönetmenlermiş onları saygıyla anıyorum” dedi.

    Yaşam Boyu Onur Ödülü alan Kathleen Turner de eserlerinin takip edilmesinden dolayı teşekkürlerini iletti. Yaşam Boyu Onur Ödülü sahibi olan bir başka sanatçı Erden Kıral da memnun olduğunu belirtti.

    Yaşam Boyu Onur Ödülü’ne layık görülen İngiliz Oyuncu Jeremy Irons, ödülünü Uluslararası Antalya Film Festival Direktörü Elif Dağdeviren’den aldı. Irons konuşmasının giriş bölümünü Türkçe yaptı ve “Bayanlar ve baylar Antalya’da olmaktan çok mutluyum” dedi. Seyircilere sinemaya gidilmesi yönünde tavsiyede bulunan Irons, Türkiye’nin de sinema alanında güçlü olarak yola devam etmesi dileğinde bulundu.

    Fransız sinemasından Catherine Deneuve’ye Yaşam Boyu Onur Ödülü’nü ise Türk sinemasının sultanı Türkan Şoray ve Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel birlikte verdi. Sahneye çıkan Şoray’a Deneuve elini uzatarak çıkmasına yardımcı oldu. Deneuve, Antalya’da bu ödülü aldığı için çok gururlu olduğunu söyledi.

    Yıldırım Önal Özel Ödülü ise Tijen Par’a verildi. Par, Yıldırım Önal’ı yakından tanıma fırsatının olduğunu belirterek ödülün kendisine önemli bir yerinin olduğunu söyledi ve “Atatürk’ün de dediği gibi yurtta ve dünyada barış dileğiyle” diyerek ödülünü aldı.

  • 52’nci Uluslararası Antalya Film Festivali Ünlüler Kortejiyle Başladı

    52’nci Uluslararası Antalya Film Festivali, ünlülerin katıldığı kortej geçişiyle başladı.

    Üstü açık lüks araçlarla konakladıkları otelden alınan sanatçılar, Konyaaltı Caddesi, Cumhuriyet Meydanı, Işıklar, tarihi Kaleiçi, Üç Kapılar’ı takiben Antalya Büyükşehir Belediyesi önüne geldi. Kortejin en önünde Jeremy Irons beyaz lüks bir araçla yer alırken kortejin devamında Kathleen Turner, Tarık Ünlüoğlu gibi Türk ve yabancı dizi film oyuncularının yer aldığı kalabalık bir sanatçı kadrosu takip etti. Kortej, çevredeki vatandaşlar tarafından oldukça ilgi görürken, kortejin en önünde bulunan İngiliz oyuncu İrons, sık sık kalabalığa karanfil attı.

    Antalya Büyükşehir Belediyesi önünde son bulan kortejde Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel, sanatçıları belediye giriş kapısı önünde karşıladı. Sanatçılarla tek tek ilgilenen Başkan Türel, daha sonra birlikte belediye binasına geçti. Burada açıklama yapan Türel, sanatçıların kendisine G20 zirvesinde liderlerin görüşlerinin nasıl olduğunun sorulduğunu söyledi. Festivalin güzel başladığını da belirten Türel, “Geçtiğimiz dönemde Cannes Film Festivali ile yarışıyorduk. Şimdi yeniden o kaliteyi film festivalimize kazandırmaya çalışıyoruz. Çok önemli yıldızlarımız var. Antalya’ya yakışır bir festivali yaşıyoruz” dedi.

    Antalya ile ilgili görüşlerini belirten İngiliz oyuncu Jeremy İrons ise, “Sabah müzeyi gezdim. Antalya Fransa’nın Cannes şehri gibi. Burada olmak çok güzel. Yapılan misafirperverlikten çok memnunum. İnsanlar, kadınlar bizi sevgi dalgasıyla karşıladı çok memnunuz” diye konuştu.