Etiket: 34.

  • İzmir, Türkiye Sağlıklı Kentler Birliğinin 34. Olağan Meclis Toplantısına ev sahipliği yaptı

    İzmir, Türkiye Sağlıklı Kentler Birliğinin 34. Olağan Meclis Toplantısına ev sahipliği yaptı

    İzmir Valisi Yavuz Selim Köşger, Karşıyaka Belediyesinin ev sahipliğinde düzenlenen Sağlıklı Kentler Birliği 34. Olağan Meclis Toplantısına katıldı. Gerçekleşen toplantıda sağlıklı kentlerin oluşturulması kapsamında yürütülen çalışmalar, sağlık odaklı sürdürülebilir kentsel çevre oluşturulmasına yönelik stratejiler ile kapasitelerinin arttırılması konuları ele alındı.

    Gerçekleştirilen toplantıya İzmir Valisi Yavuz Selim Köşger’in yanı sıra, Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği Başkanı Bursa Belediye Başkanı Alinur Aktaş, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, Balıkkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Yücel Yılmaz, Karşıyaka Kaymakamı Ali Rıza Çalışır, program ev sahipliği yapan Karşıyaka Belediye Başkanı Cemil Tugay ile birliğe bağlı olan belediyelerin belediye başkanları katıldı.

    Toplantının açılışında konuşan Vali Yavuz Selim Köşger, insan yaşamında kentlerin giderek daha fazla önem kazandığını dile getirerek, “Kentlerin, insanların ortak yaşamlarından doğan ve onların yaşam biçimleri ile şekillenen mekânlar olmalarının yanında tarihi, sosyal, kültürel, siyasi ve teknolojik öğeleri bünyelerinde barındırdığını bu yönleriyle de uygarlığın, gelişmenin, refahın, estetiğin ve kültürün merkezi olarak değerlendirildiğini ifade etti.

    “Sağlıklı Kentler Birliğinin önemli bir fırsat olarak değerlendirilmesi gerekir”

    Bugün gelinen noktada İzmir’in de aralarında bulunduğu birçok kentin plansız yapılaşmalar nedeniyle sağlıklı barınma, ulaşım, trafik, otopark gibi sorunların çözümünde ciddi sıkıntılar yaşandığını belirten Vali Köşger, “Bu nedenle vatandaşlarımızın daha sağlıklı, güvenli, kaliteli ve modern bir yaşam sürmelerine olanak sağlayacak çözümleri mutlaka ve ivedilikle önceliklerimiz arasına almamız gerekmektedir. Bu noktada kentlerin bilgi ve deneyimlerini paylaşarak vatandaşların mutlu ve huzurlu yaşayacakları alanlar, yaşanabilir sağlıklı kentler oluşturmayı amaç edinen Sağlıklı Kentler Birliğinin önemli bir fırsat olarak değerlendirilmesi gerektiğine inanıyorum” dedi.

    “Sorumluluk bilinciyle hareket etmeliyiz”

    Kentleri daha yaşanılır hale getirmek için sorumluluk bilinciyle hareket edilmesi gerektiği üzerine duran Vali Köşger, “Esasen kentlerimizi yaşanır halde tutabilmek, vatandaşlarımızın daha çağdaş, sağlıklı, güvenilir ve huzurlu mekânlarda insanca yaşayabilmelerini sağlamak, merkezi ve yerel yönetimle beraber kentlerde yaşayanların, sivil toplum kuruluşlarının, özel sektörün, bireysel ve toplumsal role sahip herkesin yani ilgili tüm aktörlerin aynı görev ve sorumluluk bilinciyle hareket etmelerini zorunlu kılmaktadır. Bu tür bütüncül yaklaşımların, kent sağlığı ile ilgili faaliyetlerin koordinasyonunu ve gelişimini kolaylaştıracağı, yaşanabilir sağlıklı bir kent ve sağlıklı bir çevre oluşturulmasına önemli katkılar sağlayacaktır” diye konuştu.

    “Sağlıklı Kentler gibi birliklerin birer çözüm ortağı olarak katkıları yadsınamaz”

    Sağlıklı Kentler gibi birliklerin kentlere olan katkılarının önemine değinen Vali Köşger, “Bu bakımdan bireysel ve toplumsal role sahip tüm aktörlerin, insanlarımızın fiziksel, psikolojik ve çevresel refahlarını geliştirmeyi amaçlayan, kurumlararası uyum, koordinasyon, destek ve yardımlaşmanın güzel bir örneğini teşkil eden Sağlıklı Kentler gibi birlikler birer çözüm ortağı olarak katkıları yadsınamaz. Biz de Valilik olarak İzmir’de belediyelerimizin bu hususta yaptıkları çalışmaları büyük bir memnuniyetle yakından takip ediyor ve katkı vermeye özel önem veriyoruz. Yerel yönetimlerimizin yaşanabilir ve sağlıklı kentlere dair, sağlık ve sağlığı ilgilendiren tüm kentsel ve çevresel konulara dair görevlerini de aynı başarıyla yerine getireceklerine inanıyorum. Sağlıklı ve standardı yüksek ortamlarda doğmak ve yaşamak, herhangi bir şarta ve imkâna bağlı olmaması gereken, yaşama hakkını bütünleyen temel bir haktır. Ve ülkemizde Anayasal bir hak olup; çeşitli düzenlemelerle koruma ve garanti altına alınmıştır. Yerel yönetimlerimizin birbirleriyle ve diğer kentsel aktörlerle işbirliği ve dayanışma içinde yürütecekleri çalışmalarla, kentlerimizde insanlarımız için sağlıklı ve standardı yüksek bir ortam oluşturabileceklerine yürekten inanıyorum” dedi.

    Aktaş: “Pandemi sürecinde belediyeler çok önemli roller üstlendi”

    Programda konuşan, Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği ve Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, pandemi sürecine değindi. Pandemi nedeniyle sadece Türkiye’nin değil, tüm dünyanın zorlu bir süreçten geçtiğini ifade eden Başkan Aktaş, yaşadığımız bu süreçte gerek belediyelerin ve birliğe bağlı üye belediyelerin işlerini aksatmadan çalışmalarını yürüttüklerini ifade etti. Pandemi sürecinde tüm belediyelerin gerçekten çok ağır sorumluluklar içinde büyük özveriyle çalıştığını ve çalışmaya devam ettiğini dile getiren Başkan Aktaş, “Gerek valiliklerimiz bünyesinde kurulan vefa destek gruplarına verilen desteklerle, gerekse vatandaşlarımızın ihtiyaçlarına verilen destekler konusunda belediyelerimiz çok önemli roller üstlendiler. Biz de bu süreçte ülkemizdeki ve yurtdışındaki belediyelerin iyi uygulamalarını sizler için bir araya getirmeye çalışıyoruz. Basılı yayınlarımızda dünyadan ve ülkemizden iyi uygulama örneklerini paylaşıyoruz” dedi.

    Soyer: “Yürüttüğümüz tüm çalışmaların üstünde sağlıklı kent olma çabası var”

    İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer ise sağlıklı kent kavramının, kentlilerin yaşam koşullarının iyileştiği, ekonomik ve sosyal refahın artığı, psikolojik olarak da iyi hali temsil ettiğini söyledi. Belediyelerin kentlilere hizmet ederken katılımcılığı sağlayarak bunu sürdürülebilir hale getirilmesinin sağlıklı kentin temel şartı olduğunu dile getiren Soyer, “Kentleri de canlı organizmalar gibi tanımlayabiliriz. Ketlerin yaşamını sürdürebilmesi için tüm yapıların, kentte yaşayan insanların, tarihi ve kültürel değerlerin, altyapının, ekonomik ve sosyal yapının doğru ve sağlıklı işlemesi çok önemli. Yönettiğimiz kentlerdeki bu olumsuzlukları bugünden yarına değiştirmek mümkün olmayabilir. Esas olan kentlerimiz için sağlık bilincini koruyarak, geliştirerek bir kent yaratma anlayışına sahip olmamız. Yürüttüğümüz tüm çalışmaların üstünde sağlıklı kent olma çabası var” diye konuştu.

    Konuşmaların ardından Başkan Alinur Aktaş, İzmir Valisi Yavuz Selim Köşger’e katılım ve katkılarından dolayı hediye takdiminde bulundu.

  • Atatürk Üniversitesi Türkiye’nin en girişimci ve yenilikçi üniversiteleri arasında 34. sırada yer aldı

    Atatürk Üniversitesi Türkiye’nin en girişimci ve yenilikçi üniversiteleri arasında 34. sırada yer aldı

    Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) öncülüğünde oluşturulan “2018 Yılı Girişimci ve Yenilikçi Üniversite Endeksi (GYÜE) ” sonuçları açıklandı. Endekse göre Atatürk Üniversitesi 164 üniversite arasında 34’üncü, Devlet üniversiteleri arasında ise 27’nci sırada yer aldı.

    2012 yılından beri her yıl açıklanan ve Türkiye’nin en girişimci ve en yenilikçi ilk 50 üniversitesinin sıralandığı, 2018 yılı TÜBİTAK Girişimci ve Yenilikçi Üniversite Endeksinde Atatürk Üniversitesi büyük bir başarıya imza attı. 2013 yılında 37’nci, 2014’te 43’üncü, 2015’te 50’nci, 2016 yılında ise 48’inci sırada yer alan Atatürk Üniversitesi 2017 yılında sıralamaya giremezken, 2018 yılı derecesiyle tarihinin en iyi sıralamasını yapmış oldu.

    Konuyla ilgili açıklama yapan Rektör Prof. Dr. Ömer Çomaklı: “Önceki yıl sıralamaya giremeyen Üniversitemiz bu başarısıyla bilimsel ve teknolojik araştırmaya, ekonomik katkı ve ticarileşmeye, girişimcilik ve yenilikçiliğe, iş birliği ve etkileşime verdiği önemin ve aynı zamanda yeni nesil üniversite tasarım ve dönüşüm projesi doğrultusunda atılan adımların meyvelerini almaya başlamıştır. Yeni YÖK vizyonu çerçevesinde ortaya koyduğumuz bu dönüşüm hareketinin her aşamasında yanımızda olan ve böylesine prestijli bir endekste yer almamızda katkısı bulunan Üniversitemizin kıymetli akademisyenlerine şükranlarımı sunuyorum.” diye konuştu.

    Endeks Nasıl Oluşturuluyor?

    2018 GYÜE oluşturulurken, üniversitelerin yalnızca girişimcilik ve yenilikçilik performansları dikkate alındı. Öğretim üye sayısı 50’nin üzerinde olan 164 üniversiteden toplanan 1 milyon hücrelik veri seti 9 ay süren çalışmayla değerlendirildi. TÜBİTAK öncülüğünde yürütülen bu çalışmaya, Hazine ve Maliye Bakanlığı, Yükseköğretim Kurulu, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı, KOSGEB, TÜRKPATENT, Türkiye Bilimler Akademisi, Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı, Avrupa Birliği Eğitim ve Gençlik Programları Merkezi ve üniversitelerin aralarında bulunduğu 247 kurum katkı sundu.

    Girişimci ve Yenilikçi Üniversite Endeksi beş boyut ve 23 göstergeden oluşuyor. Sıralama belirlenirken, üniversitelerin bilimsel ve teknolojik araştırma yetkinliği, fikri mülkiyet havuzu, iş birliği ve etkileşimi, girişimcilik ve yenilikçilik kültürü ile ekonomik katkı ve ticarileşmede gösterdikleri başarı puanları değerlendiriliyor.

  • 34. Anadolu Odaları Platformu

    34. Anadolu Odaları Platformu Çankırı’da gerçekleştirildi.

    Çankırı SMMMO ev sahipliğinde yapılan Anadolu Serbest Muhasebeciler ve Mali Müşavirler (SMMM) Odaları Platformu Toplantısı bir otelde gerçekleştirildi.

    Gerçekleştirilen programın açılış konuşmasını yapan Çankırı SMMO Başkanı Hüseyin Yakar, Çankırı’nın tarihi ve kültürü hakkında bilgi vererek, “Çankırı değişen her türlü hayat şartlarına ve tarzına rağmen gelenek ve göreneklerinden ’öz olarak’ çok şey kaybetmeyen nadir bir ilimizdir. Nitekim Anadolumuzda geçmişte ortak kültürel değer olarak uygulanan töre ve adetlerin birçoğu bozulmadan halen devam ettiği görülmektedir” dedi.

    Çankırı’nın kültür mirası bakımından oldukça zengin olduğunu dile getirerek konuşmasına başlayan Belediye Başkanı Hüseyin Boz, Çankırı’nın aynı zamanda şifa şehri olduğunu da vurguladı.

    Çankırı’da 495 vakıfın kurulduğunu aktaran Boz, “Bugün Batı’dan almaya çalıştığımız hayvan haklan, insan hakları gibi konularda ecdadımız asırlar önce kurduğu imaretlerle, vakıflarla bu konularda çalışmalar yapmıştır” dedi.

    “Ben bu şehre daha önce de geldim” diyerek sözlerine başlayan TÜRMOB Yönetim Kurulu Başkanı A. Masis Yontan, “Gerçekten 2 gündür bizi çok iyi ağırladıkları için oda başkanımız Hüseyin Yakar ve çalışma arkadaşlarına çok teşekkür ediyoruz. Bugün de tuz mağarasına gittik gerçekten çok harika bir yer. İnanıyorum 4-5 sene sonra buraya geldiğimiz zaman o tuz mağarası ayrı bir kimliğe bürünecek. Orası sanat galerileri restoranlar alışveriş merkezleri ile dünyaya açılacak bir yer” diye konuştu.

    Son konuşmacı eski Devlet Bakanı ve TÜRMOB Yönetim Kurulu Üyesi Masum Türker ise, “Bugün Çankırı’da aslında Türkiye’de birlik ve dayanışmanın ne kadar önemli olduğunu hep birlikte sergiliyoruz. Türkiye’nin birlikte olmaya, dayanışma içinde olmaya ve bizi kuşatan özellikle ekonomimize karşı yöneltilen, ekonomiyi kontrol etme olan duruma karşı mali müşavirler olarak hep birlikteyiz. Bizim için vatan her şeyin önünde gelir” ifadelerini kullandı.

    Yapılan konuşmanın ardından plaket takdimi yapıldı.

    Platforma Çankırı Valisi Hamdi Bilge Aktaş, kamu kurum ve kuruluş temsilcileri, siyasi parti ve STK temsilcileri katıldı.

  • Başkan Gürün: “Muğla’yı 34,5 yaptırmayacağız”

    Muğla Büyükşehir Belediyesi tarafından iki gün sürecek ’Doğa Hakları Çalıştayı’ Menteşe’de Gazi Mustafa Kemal Atatürk Kültür Merkezi’nde başladı. Çalıştaya Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Gürün, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcıları Orhan Sarıbal ve Gülizar Biçer Karaca, CHP milletvekilleri, ilçe belediye başkanları ve vatandaşlar katıldı.

    Gürün, bürokratik engelleri anlattı

    ’Yaşam Alanları İçin Adalet’ sloganı ile yapılan çalıştayda konuşma yapan Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Gürün, Muğla’da çevre ile ilgili yaptıkları çalışmalar sırasında karşılaştıkları bürokratik engellerden bahsetti. Gürün, “Bodrum’da yapacağımız katı atık depolama tesisi için izinlerimizi aldık, belgelerimizi tamamladık. Herşey hazırken sit derecesini değiştirerek bize engel oldular. Datça’da yapacağımız hafriyat alanı için bize yine yer verilmedi. Kıyı temizliği için 500 metrekare yer istedik. 3,5 yıldır bekliyoruz. Vahşi sulamayı bırakıp damlama yöntemine geçilsin istedik. İsraf var dedik. Kooparatifleri lağvettiler. Bozulmamış, kendi tohumumuzu üretmek istedik. Bunu da yasakladılar. Meraları ıslah ettik. Bir kanun da o konuda çıktı. Bu çalışmalarımız engellendi” dedi.

    “Muğla’nın talan edilmesini önlememiz gerekiyor”

    “Betonlarla çevrilmiş İstanbul’u bitirenlerin yeni alanlar keşfetmek, istila etmek için Muğla’ya doğru hareket ettiğini görüyoruz” diyen Başkan Gürün, “Muğla’nın 34,5 olmasına izin vermeyeceğiz. O toprakları binalar yapmak, tesisler yapmak için topraklarımızı gerçekten ortadan kaldırmaya çalışıyorlar. Sadece topraklarımızı değil, denizlerimizi kıyılarımızı yaşanmaz hale getirmeye çalışıyorlar. İnsan dışarıdan baktığı zaman gerçekten çok ürküyor. Bir takım kanun ve yönetmeliklerle buna imkan veriliyor. Fakat bilmedikleri birşey var. Muğla’nın en büyük zenginliği Muğlalılar. Muğlalı değerlerine sahip çıkmaya alışmış, korumacılığı özümsemiş durumda. Ben bu süreçte kendi halkıma seslenmek istiyorum. Muğlalılar, bizim birbirimizi eleştirmek yerine, hep birlikte ana hedefimize yönelmemiz gerekiyor. Muğla’nın talan edilmesini önlememiz gerekiyor” diye konuştu.

    Programda konuşma yapan CHP Genel Başkan Yardımcıları, çalıştayın Muğla’da yapılmasının nedeninin bu mücadele olduğunu belirtti.

  • Yılmaz, “34 ülkede 78 tane Türk şehitliği yer almakta”

    Düzce Üniversitesi İşletme Fakültesi’nden Dr. Öğr. Üyesi Ayhan Nuri Yılmaz, Dünya haritasına bakıldığı zaman Türkiye’nin yer aldığı konumun dünyanın merkezi olarak görülebildiğini, bu durumun birçok Avrupa ülkesinin dikkatini çektiğini ve ülkemiz için olumsuz olabilecek hareketlere sebep olduğunu söyledi.

    Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından düzenlenen “Türkiye’nin Etki Sahası” başlıklı konferansta, Düzce Üniversitesi İşletme Fakültesi’nden Dr. Öğr. Üyesi Ayhan Nuri Yılmaz, Cumhuriyet Konferans Salonu’nda öğrencilerle bir araya geldi. Dünya haritasına bakıldığı zaman Türkiye’nin yer aldığı konumun dünyanın merkezi olarak görülebildiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Ayhan Nuri Yılmaz, bu durumun birçok Avrupa ülkesinin dikkatini çektiğini ve ülkemiz için olumsuz olabilecek hareketlere sebep olduğunu söyledi.

    Türkler olarak genel anlamda yabancı devletlere ve o ülkelerde yaşayan insanların yaşamlarına ilgi duyup onlara özendiğimize işaret eden Yılmaz, yaşamış olduğu deneyimlerden yola çıkarak aksine birçok ülkede de Türklere hayranlık duyulduğunu ve 34 ülkede 78 tane Türk şehitliği yer aldığını sözlerine ekledi. Öğrencilere, Türk etki sahasının dünyanın her yerinde karşılarına çıkabileceğini dile getiren Düzce Üniversitesi öğretim üyesi, gelişen olaylarla birlikte bunun bazen olumlu bazen de olumsuz bir şekilde olabileceğini söyledi. Avrupa, Asya ve Afrika’nın birçok ülkesinde gittiğini ve Türkçe dili ile çoğu zaman insanlar ile anlaşabildiğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Ayhan Nuri Yılmaz, bunun sebebini ise Türk dilinin etkisinden kaynaklandığı şeklinde açıkladı.

    Osmanlı veya daha eski zamanlarda göç eden Türkler ile ilgili çok hikayelere şahit olduğunu dillendiren Ayhan Nuri Yılmaz, bunlara lalenin Avrupa serüveni, Hollanda’daki Türkiye adlı köyü, Belçika’da her yıl Türk bayraklı Festivalleri örnek göstererek Türkiye’nin etki sahasının ne kadar geniş olduğunun altını çizdi. Hikayelerimizin önemini vurgulayan Yılmaz, Türk toplumunun bu hikayeleri dinleyerek ecdadımızın yaşamış olduğu zorlukları bilmesi gerektiğine dikkat çekti. Aksi halde hayran olduğumuz ve özendiğimiz yabancı insanların hikâyelerini dinlemek zorunda kalacağımız uyarısında bulunan Dr. Öğr. Üyesi Ayhan Nuri Yılmaz, Düzce Üniversitesi öğrencilerinin sorularını yanıtlayarak konferansını sonlandırdı.

    Programa; Akçakoca Belediye Başkan Yardımcısı Nazmi Yemenici, Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Bora Büken, öğretim elemanları ve öğrencileri katıldı.