Etiket: 20’sini

  • Antalya turizm gelirinin yüzde 20’sini denizden kazanıyor

    Deniz Ticaret Odası (DTO) Antalya Şube Müdürü Cüneyt Koşu, ülkemizde turizm gelirlerinin önemli bir kısmının deniz turizmden sağlandığını belirterek, “Antalya’da yıllık turizm gelirinin yaklaşık yüzde 20’sini deniz turizminden kazanıyor” dedi.

    DTO Antalya Şube Müdürü Cüneyt Koşu, ülkemizdeki turizm gelirlerinin önemli bir kısmının deniz turizminden sağlandığına dikkat çekti. Turizmde Katma değerin öneminin her geçen gün daha da arttığını belirten Koşu, “Dalış turizminde Antalya olarak öncülük yapan bir İliz. Yaklaşık 70’in üzerinde sualtı sporları işletmesi ile yerli ve yabancı konuklarımıza sualtının güzelliklerini gösterme şansı ve imkânı buluyoruz. Şunu da unutmamak lazım, Antalya gelen turist sayısı açısından 14 milyonları bulan sayılar ile çok sevindirici turist sayılarına ulaşmış bulunuyor. Buna bağlı olarak turizmde Katma değerin de önemi her geçen gün ortaya çıkıyor. Unutulmamalıdır ki, bir dalış için ödenen para nerdeyse bir gece konaklama için ödenen para ile hemen hemen aynı” dedi.

    “Almanya’da her yıl 4 milyon insan tatilini sadece dalış odaklı yapıyor”

    Almanya’da her yıl 4 milyon insanın tatilini sadece dalış odaklı yaptığını hatırlatan Cüneyt Koşu, “Dünyanın üst düzey gelir grubuna ait ülkelerde de durum böyle. Dünyanın çeşitli noktaları var. Maldivler, Pasifikler, Meksika, İspanya Sahilleri, Mısır gibi yerleri çok tercih ediyorlar. Ama ülkemiz ve özellikle Antalya dalış turizminde çok büyük bir alt yapıya sahip. Öncelikle biz Antalya, turizm destinasyonuyuz. Ulaşım, konaklama ve turizm alt yapımız üst seviyede. Ayrıca dalış içinde, Antalya çok yakın geçmişi ile deniz ulaşım kanallarından bir tanesi. Bu neyi getiriyor. Batıklarımız var. Kaleiçi’nin açığında 2.dünya savaşında İngilizler tarafından batırılmış San Dieder gemimiz var. Özelliğini koruması itibarıyla dünyada sayılı batıklardan bir tanesi. Kemer açıklarında 1.Dünya savaşında Yüzbaşı Mustafa Ertuğrul tarafından batırılan Paris 2 batığımız var. Bunlar hikayesi olan batıklar. İnsanlar buralara dalmak ve o hikayeleri elle tutmak ve dokunmak, kalan objeleri orada görmek istiyorlar ve bu onlara çok büyük mutluluk veriyor. Bu batıkların yanı sıra çok güzel mağaralarımız var, çok özel fauna ve floramız var. Antalya sualtı değerleri ile görülmeye değer bir sualtı cennetidir.”

    “Tertemiz ve görüş mesafesi olarak 20 metreye yakın yerler var”

    Antalya’nın Akdeniz çanağında en temiz sahillere sahip olan bir nokta olduğunu kaydeden Koşu, sualtında görüş mesafesinin çok iyi olduğu için Antalya’nın çok daha fazla tercih edildiğini belirtti. Koşu, “Antalya’nın dalış noktalarında 20 metreye kadar görüş mesafesi olan yerler var. Kulak, burun ağız yapısında bir aksaklık olmayan herkes dalış sporuna başlayabilir. Bunun için de ciddi eğitimler de almak gerekiyor. Her dalış bir tecrübedir. Dalış aslında bir disiplin. İnsana da çok mutluluk veren bir şey. Çünkü bilinmeyen merak edilir ve heyecanlıdır” dedi.

    “Turizm gelirinin yüzde 20’si deniz turizminden kazanılıyor”

    Deniz turizminin, turizmin olmazsa olmazlarından bir tanesi olduğunu belirten Cüneyt Koşu, “Side’de ve Kemer’de açtığımız sualtı müzelerinin iki tane amacı var. Hem sualtında görülebilir obje çeşitliliğini arttırmak hem de çeşitliliği sağlayıp dalış severleri bu bölgelere çekmek. Ülkemiz, bir turizm ülkesi ve Antalya’mız da turizmin başkenti. Turizm gelirlerimiz yüksek ama yeterli değil. Bunu daha da yükseltmeye çalışıyoruz. Deniz turizmi, turizmimizin olmazsa olmazlarından bir tanesi. Antalya’nın yıllık turizm gelirinin yaklaşık yüzde 20’si deniz turizminden kazanılıyor. Marinalar, Kurvaziyer turizm, su sporları, dalış turizmi, mavi yolculuk, Yatlar, günü birlik tur tekneleri. Bunlar tahmin edilenin çok üzerinde katma değer kazandırıyor. Bu nedenle turizm dendiğinde, otel, restaurant, eğlence yerleri dendiğinde tamam ama denizde bu işe emek sarf eden, gelen misafirlerimizi memnun etmeye ve onları heyecanlandırmaya çalışan üyelerimizin de göz ardı edilmemesini diliyorum” diye konuştu.

  • Maliye Bakanı Naci Ağbal: “Bütçenin yüzde 20’sini eğitime ayırdık”

    Bayburt Üniversitesi’nin 2016-2017 Akademik Yılı açılışı dolayısıyla düzenelenen törene katılan Maliye Bakanı Naci Ağbal bütçenin yüzde 20’sini eğitime ayırdıklarını söyledi.

    Bayburt Üniversitesi Yeni Külliye Konferans Salonu’nda düzenlenen törene Maliye Bakanı Naci Ağbal, Vali İsmail Ustaoğlu, Bayburt Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Selçuk Coşkun, Milletvekili Şahap Kavcıoğlu, Garnizon Komutanı Jandarma Albay İbrahim Ayhan Vural, Belediye Başkanı Mete Memiş, Cumhuriyet Başsavcısı Hasan Uğurlu, kamu kurum ve kuruluşlarının amirleri, öğretim görevlileri ve öğrenciler katıldı. Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan tören Bayburt Üniversitesi’nin tanıtım filmi gösterimiyle devam etti.

    Bayburt Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Selçuk Coşkun akademik yıl açılışı dolayısıyla yaptığı konuşmada 15 Temmuz darbe girişiminin ardından akademisyenler olarak görevlerinin daha da önemli hale geldiğini söyledi. Bayburt Üniversitesinin kurulduğu günden bugüne kadar sürekli geliştiğini ifade eden Bayburt Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Selçuk Coşkun, “Temel hedefimiz yeni Türkiye’nin yenilikçi üniversite modelini ortaya koymaktır. Bu yöndeki gayret ve çalışmalarımız devam etmektedir.” dedi.

    Bayburt Belediye Başkanı Mete Memiş ise üniversitelerin şehirleri doğru tanzim etme noktasında fikir bildirmesi gerektiğini belirterek, “Bir şehir, bir medeniyet belki yer altı ve yer üstü kaynaklarını kullanmadan başarılı olamayabilir. Bu çok önemli olmasa gerek ama bir medeniyet nitelikli insan kaynaklarını doğru ve verimli kullanamazsa kalkınmasından bahsetmek mümkün değildir.” diye konuştu.

    Bayburt Üniversitesinin çok eski bir üniversite olmadığını dile getiren Milletvekili Şahap Kavcıoğlu da, “Bizim buradaki en önemli amacımız üniversitemizi kısa sürede şehirle bütünleştirerek bir kültür şehri yanında bir kültür ve tarih üniversitesi haline getirmek.” ifadesini kullandı.

    Türkiye’nin gelişimi ve kalkınması yönünde attığı adımların devam edebilmesi için beşeri sermayesini iyi yetiştirmek zorunda olduğunu dile getiren Vali İsmail Ustaoğlu, “Bilgiyi talep eden, aldığı bilgiyi inanç ve kültür değerleriyle harmanlayabilen ve bu bilgiyi paylaşabilen bir nesil yetiştirmek hepimizin ortak sorumluluğudur. Bu sorumluluğun en büyüğü şüphesiz üniversitelerimizdedir. Üniversiteler; bir yandan ülkemizin gelişmesi için gerekli olan nitelikli insan gücünü yetiştirirken, diğer taraftan da birlikte yaşama ve hoşgörü kültürünün yerleşmesine önemli katkı sağlarlar. Sevinerek ifade etmeliyim ki bu katkı özellikle son dönemde gittikçe gelişmektedir.” şeklinde konuştu. Sözlerine törene katılan öğrencilere seslenerek devam eden Vali İsmail Ustaoğlu, “Şehrimizi ve ülkemizi çok sevdiğinizi biliyoruz. Sizden beklentimiz, kendiniz, aileniz ve ülkeniz için çalışmak ve daha çok çalışmaktır. Bilginin ve bilgeliğin peşinde olun. İnsanı sevin. Yunus’un diliyle söyleyin. Düşünce coğrafyanızı sloganların istila etmesine izin vermeyin. Araştırın ve kendinizi geliştirme gayreti içinde olun.” dedi.

    “Bir taraftan öğrenci sayımızı artırırken diğer taraftan eğitim kalitesini artıracağız”

    Maliye Bakanı Naci Ağbal ise Bayburt Üniversitesi’nin kurulduğu günden bugüne kadar önemli ilerlemeler kaydettiğinin altını çizdi. Üniversitenin Bayburt açısından kritik bir öneme sahip olduğunu belirten Maliye Bakanı Naci Ağbal, “Eğer Bayburt kadim bir kültür şehriyse, bin yıldır bu topraklarda bulunduğumuzun tescili ise Bayburt Üniversitesi’nin de buna uygun olarak kendisini büyütmesi ve geliştirmesi lazım.” ifadelerini kullandı.

    Maliye Bakanı Naci Ağbal, 2019 yılına kadar Bayburt Üniversitesine gelmesi hedeflenen öğrenci sayısının 15 bin olduğunu aktararak, “Üniversitenin Aydıntepe ve Demirözü’ne gitmesi çok önemliydi. Bu konuda da güzel adımlar attık. İnşallah oradaki birimlerimizi de önümüzdeki yıllarda büyüteceğiz. Bir taraftan öğrenci sayımızı artırırken diğer taraftan eğitim kalitesini artıracağız.” diye konuştu. Tarımsal üretim noktasında Bayburt’un üniversitenin öncülüğüne ihtiyaç duyduğunun altını çizen Bakan Ağbal, üniversite bünyesinde kurulacak yeni uygulama ve araştırma merkezleri için çeşitli çalışmalar yapılacağının bilgisini verdi.

    Maliye Bakanı Naci Ağbal, üniversite eğitiminin önemi dikkat çekerek, “Üniversite eğitimi toplumda gelir dağılımının düzelmesine katkı sağlar. Eğitim seviyesi arttıkça daha yüksek eğitim seviyelerinden mezun olanların sonraki dönemlerde toplum içerisinde sahip olduğu işler ve ekonomik kazanımları daha iyi. Bu açıdan hükümet olarak özellikle yüksek öğretime erişimi artırmamızın sebeplerinden bir tanesi de toplumdaki büyümeyi ortak bir zemin üzerinde gerçekleştirmek. Gelir dağılımını düzeltmek. Onun için yüksek öğretimi büyütme politikamızı bundan sonra da devam ettireceğiz.” ifadelerini kullandı.

    “Bütçemizin yüzde 20’sini tek başına eğitime ayırıyoruz”

    Bütçeden en fazla payı eğitime ayırdıklarını ifade eden Bakan Ağbal konuşmasının devamında şu ifadelere yer verdi:

    “Hükümet olarak birinci önceliğimiz eğitim. Önce elimizdeki kaynakları en yüksek şekilde eğitime ayırıyoruz. 2002 yılında bütçenin büyüklüğü yaklaşık 116 milyar liraydı. Buradan eğitime ayrılan kaynak 11 milyar liraydı. 2017 bütçemiz 645 milyar lira, buradan eğitime ayırdığımız kaynak 122 milyar lira. Bütçemizin yüzde 20’sini tek başına eğitime ayırıyoruz. Bu son derece önemli bir kaynak. İnşallah önümüzdeki yıllarda bugünden daha fazla eğitime kaynak ayıracağız. Ekonominiz kötüyse bunları yapamazsınız. Birileri gelir bütçenizi sizin önünüze koyar. AK Parti hükümeti devraldığında böyle bir dönem içerisindeydik. Uluslararası Para Fonu’yla (IMF) yapılan anlaşmalar her birisi başarısız ve sürekli bir ekonomik kriz arka arkaya geliyor. Ülke hem ekonomik olarak hem siyasi olarak bir türlü kendini toparlayamıyor. Böyle bir dönemde bütçe yaptığınız zaman ‘Bu nasıl bir bütçe olur?’ birkaç örnek vereyim. Bütçenin iki tane temel gideri vardır: Bunlardan bir tanesi faiz gideri. Bütçeler eğer açık veriyorsa borçlanırsınız. Borçlanırsanız da faiz ödersiniz. Faiz önce ödenir. O borçtur. Onu ödemezlik yapamazsınız. Faizden geriye ne kalırsa onu da diğer masraflarınıza harcarsınız. Sene 2002. Bütçemizde faize ayırdığımız kaynak yüzde 43. Geriye yüzde 57 kalıyor. Onunla eğitim, sağlık diğer bütün harcamalarınızı karşılamanız lazım. Karşılayabiliyor musunuz? Ortalama bir yatırımın bitmesi 8 ile 9 yıl alırdı. Şimdi 4 yıla kadar düşürdük. Bugün yaklaşık olarak 100 lirada 9 lira faiz ödüyoruz. Yüzde 9’a kadar düşürdük. Geriye 91 lira kalıyor. Bu 91 lirayı ülkemizin kalkınmasına yarayacak her türlü iş için harcıyoruz. Dolayısıyla bugün bir projeye başladığımız zaman hemen bitirebiliyoruz.”

    AK Parti hükümeti olarak çeşitli alanlarda yapılan yatırımlardan bahsederek konuşmasını sürdüren Bakan Ağbal, akademik yıl açılışı dolayısıyla salonda bulunan üniversite öğrencilerine Bayburt Üniversitesine ait kütüphanenin kapasite olarak artırılacağını müjdeleyerek sözlerini noktaladı.

    Tören sonunda Bayburt Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Selçuk Coşkun tarafından Maliye Bakanı Naci Ağbal ve Milletvekili Şahap Kavcıoğlu’na katılımları dolayısıyla hat yazılı tablo hediye edildi. Bakan Ağbal kendisine hediye edilen tabloyu kapasite artırımı yapılacak üniversite kütüphanesine hediye etti.