Etiket: 2023

  • ’’2023 hedefimiz, 1,5 milyon ton sertifikalı tohum üretmek’’

    TÜRKTOB Yönetim Kurulu Başkanı Kamil Yılmaz, ’’Daha önce 2023 vizyon hedefimizi 1 milyon ton olarak açıklamıştık. Ancak son gelişmelerden sonra Ulusal Tohumculuk Strateji Belgesi, bakanlığın yapmış olduğu destekler ve özel sektörün üretim kapasitesinin artması neticesinde 2016 yılında 957 bin tonu gerçekleştirdiğimiz için 2023 hedefimizi 1,5 milyon ton sertifikalı tohum üretimi olarak açıkladık’’ dedi.

    TÜRKTOB’un (Türkiye Tohumcular Birliği), 1,5 yıldır TÜBİTAK’a bağlı Türkiye Sanayi Sevk ve İdare Enstitüsü (TÜSSİDE) ile birlikte yürüttüğü Tohumculuk Sektörü Ulusal Strateji Geliştirme Projesi’nin kapanış toplantısını İstanbul’da gerçekleştirdi. Ardından basın toplantısı düzenlenerek projenin sonuçları hakkında bilgiler verildi. Toplantıya sektör temsilcileri ve basın mensupları katıldı. Projenin temel amacının, tohumculuk sektöründe uygulanabilir etkin stratejiler ve politikalar ile farkındalık oluşturmak, yenilikçilik perspektifiyle; üretimin, ihracatın, verimliliğin, kullanım alanlarının ve katma değerinin arttırılarak yerel kalkınmanın ve tohumculuk sektöründe Türkiye’nin bölgesel ve uluslararası rekabet gücünün arttırılmasına katkı sağlamak olduğu bildirildi.

    Projenin sonucu değerlendiren TÜRKTOB Yönetim Kurulu Başkanı Kamil Yılmaz, ’’Türkiye tohumculuk sektörünün bir fotoğrafını çektik. Mevcut durum analizi yaptık. İhtiyaçları belirledik. Kendimize bir yol haritası çıkardık. Küresel tohum pazarında, Türkiye tohumculuk sektörü nasıl etkin olabilir. Küresel tohum pazarında nasıl rol alabilir. Türkiye’nin bitkisel üretiminde, sertifikalı tohum üretiminde kendi ihtiyacını nasıl karşılayabilir. Bununla ilgili eylem planlarımızı ve tedbirlerimiz ortaya koyduk. Sektör olarak ihtiyaç analizimiz yaptık’’ şeklinde konuştu.

    ’’Türkiye, tohumda kendi talebini karşılayabilecek düzeyde’’

    Yılmaz, Türkiye olarak, yurtdışından tohum ithal etmesek bile temel besin maddelerini içeren ürünlerde (buğday, mısır, ayçiçeği, patates, baklagiller, yem bitkileri) kendi talebini üretimiyle karşılayabilecek düzeydedir’’ dedi.

    Türkiye’de GDO’lu tohumların üretilmediğini vurgulayan Yılmaz, “Türkiye’de GDO’lu tohumların üretimi ve ticareti 2010 yılında çıkartılan ’Biyogüvenlik Yasası’ kapsamında yasaklanmış durumda. GDO üretimi bir teknoloji. Özellikle küresel tohumculuk sektöründe gelişmiş ülkeler bu teknolojiye sahip. Özellikle uluslararası firmalar bu teknolojiyle öne çıkmakta. Belirli ülkeler mısırda, ayçiçeğinde ve soyada ciddi oranda kullanıyor. Türkiye’de üretimin ve kullanımın yasak olduğunu söyleyebiliriz. Bununa ilgili ciddi tedbirler alınıyor’’ diye konuştu.

    ’’Bitkisel üretimde hibrit tohumlar önemli’’

    Hibrit (melez) tohumların öneminden bahseden Yılmaz, ’’Hibrit tohumların, verimliliği ve kalitesini ülke ihtiyacının karşılanması noktasında önemli misyona sahip. Normal bir popülasyon, dekara 200-300 kg verim verirken, kalite problemleri yaşarken, hastalıklara hassasiyet gösterirken, hibrit tohumlarda 2 tona yakın verim elde edilmekte. Kalite artmakta ve hastalıklara dayanıklı konusunda önemli işlevi yerine getirmektedir. Bitkisel üretimde hibrit tohumlar önemli, sertifikalı tohum kullanımı önemli, kaliteli tohum kullanımı önemli. Çiftçi aynı miktar sertifikalı ve hibrit tohumu kullanarak yüzde 25’den yüzde 100 yakın daha fazla verim alabilmekte’’ açıklamalarında bulundu.

    Yerel tohumda özellikle buğdayda, hububatta, bazı sebze türlerinde, yem bitkilerinde, meyve türlerinde ve baklagillerde Türkiye’nin önemli gen kaynağı merkezi olduğunun altını çizen Yılmaz, ’’13 bine yakın farklı bitki türümüz var. Bunların 3 bin 500 tanesi endemik bitki türü. Dünyanın hiçbir yer olmaya türler. Biz farkındalığı arttırmak için 2005 yılında bir ’Tohum İzinde’ projesi yaptık. Amaçlardan birsi yerel çeşitler, yerel tohumlarla ilgili farkındalığı arttırmak, toplumu bilinçlendirmek ve toplanan genetik kaynakların tanımlanması ve kayıt altına alınması ile ilgili maddi destek sağlıyoruz. Yerel tohumlar ve yerel çeşitler aynı zamanda tohumculuk sektöründe, bitki ıslah programlarında, Ar-Ge çalışmalarında ve yeni çeşitlerin geliştirilmesinde kullanılmaktadır’’şekline konuştu.

    ’’2023 hedefimiz, 1,5 milyon ton sertifikalı tohum üretmek’’

    Sertifikalı tohum miktarına değinen Yılmaz, 90’lı yılların sonunda 100 bin ton olan sertifikalı tohum üretimi 2002 yılında 45 bin tona çıktığını görüyoruz. 2015 yılına geldiğimizde bu rakam 896 bin ton, 2016 yılında 957 bin tona ulaştığını görüyoruz. Türkiye son 20-30 yılda sertifikalı tohum üretiminde önemli gelişmeler kaydetmiştir. Bunu rakamlarla ortaya koyabiliyoruz. Daha önce 2023 vizyon hedefimizi 1 milyon ton olarak açıklamıştık. Ancak son gelişmelerden sonra Ulusal Tohumculuk Strateji Belgesi, bakanlığın yapmış olduğu destekler ve özel sektörün üretim kapasitesinin artması neticesinde 2016 yılında 957 bin tonu gerçekleştirdiğimiz için 2023 hedefimizi 1,5 milyon ton sertifikalı tohum üretimi olarak açıkladık’’ dedi.

  • Bakan Kılıç: “2023, 2053 ve 2071 hedeflerimiz var”

    Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç, gençlere seslenerek, “Sizlerden tek bir isteğimiz var; sizlere verilmiş bu imkanları sonuna kadar kullanın, değerlendirin, kendinizi geliştirin ve milletimizin, devletimizin geleceği için en iyi yolda ilerlemeye gayret edin” dedi.

    Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç, ATO Congresium’da gerçekleştirilen “Gençlik Merkezi Günleri” açılış programına katıldı. Programda açılış konuşması yapan Kılıç, şu anda 279 olan gençlik merkezleri sayısını bu yıl sonunda 300’e çıkaracaklarını söyledi. Bakan Kılıç, gençlik merkezleri açmalarındaki amacın, “Gençlerin kabiliyetlerini açığa çıkartmak üzere ve aynı zamanda kendilerini geliştirmeleri için imkanlar sunmak” olduğunu vurguladı.

    Gençlik ve Spor Bakanlığı olarak görev alanları içerisinde hem gençlik hem spor olduğunu belirten Kılıç, “Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatları doğrultusunda inşa ettiğimiz spor tesislerimizle beraber, işte bu gençlik tesislerini de inşa ediyoruz. Sizlerden tek bir isteğimiz var; sizlere verilmiş olan bu imkanları sonuna kadar kullanın, değerlendirin, kendinizi geliştirin ve milletimizin, devletimizin geleceği için en iyi yolda ilerlemeye gayret edin” diye konuştu.

    “2023, 2053 ve 2071 hedeflerimiz var”

    “1923’de Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulduğunda devletimizin gelecek yürüyüşü de çok hızlı bir şekilde başlamıştır” diyen Bakan Kılıç, “2023’de Cumhuriyetimizin 100’üncü yılını kutlayacağız. Daha sonra 2053 ve 2071 hedeflerimiz var. Şunu çok iyi bilin, siz bugün bu bayrağı taşırken gelecekte çok daha yukarılara taşıyacaksınız. Bizim 100’üncü yıl hedefimiz nedir? Türkiye’yi dünyanın en büyük ilk 10 ekonomisi arasına taşımak. İnşallah bunları hep beraber başaracağız” açıklamasını yaptı.

    “15 Temmuz’da en başta gençler meydanlara sokaklara indi”

    15 Temmuz’da Fethullahçı terör örgütünün (FETÖ) gerçekleştirmeye çalıştığı darbe girişimine karşı gençlerin meydanlara ilk çıkanlar olduğunu ifade eden Bakan Kılıç, şunları kaydetti:

    “Bizi durdurmaya çalışanlar olacaktır ve bizi durdurmaya çalışanlar FETO terör örgütü gibi, PKK gibi hainleri ve bütün terör örgütlerini bize karşı kullanmak için harekete geçeceklerdir. 15 Temmuz gecesi FETÖ terör örgütünün başı çektiği hainlerin bu ülkeye yaşatmak istediği karanlıktan nasıl çıktığımızı hiçbir zaman unutmayacağız. En başta gençler Sayın Cumhurbaşkanımızın çağrısına cevap verip meydanlara, sokaklara indi. Türkiye’ye ihanet etmeye çalışanları defetti. Üzerinizdeki sorumluluk büyüktür ama Türk gençliğinden şüphe duyanlara karşı 15 Temmuz gecesi ortaya koymuş olduğunuz duruş büyük bir cevap olmuştur. Bu aziz milletin evlatları kaç yaşında olursa olsunlar, nerede olursa olsunlar vatan, millet, bayrak ve inanç söz konusu olduğunda bir olurlar, beraber olurlar ve önlerindeki her türlü engeli yıkarlar.”

    Öte yandan, ATO Congresium’da yapılan açılış programı içresinde Şükriye Tutkun, Volkan Arslan ve Esat Kabaklı gibi sürpriz isimler gençlerle birlikte birbirinden değerleri eserleri icra edecek. Tüm gün boyunca 81 ilden gelen 275 gençlik merkezi, ziyaretçilere gençlik merkezlerinde yer alan kulüpler ve atölyeler kapsamında ürettikleri ürünleri ve faaliyetlerini sergileyecek. Ayrıca gün içerisinde Rıza Kayaalp, Hasan Öztürk ve Erem Şentürk gibi değerli isimler gençlerle “Kariyer Sohbetleri”, Bekir Develi ile Necati Şaşmaz ise “Gençlik Sohbetleri”ni gerçekleştirecek.

  • Kamu Başdenetçisi Malkoç “2023 Hedeflerinde Yeni Türkiye Vizyonu” konferansına katıldı

    GİRESUN (İHA) – Kamu Başdenetçisi Şeref Malkoç, Giresun’da “2023 Hedeflerinde Yeni Türkiye Vizyonu” konulu konferansa katıldı.

    Giresun Üniversitesinin 11. kuruluş yıldönümü dolayısıyla düzenlenen etkinlikler kapsamında Giresun’a gelen Kamu Başdenetçisi Şeref Malkoç, “2023 Hedeflerinde Yeni Türkiye Vizyonu” konulu konferansa katıldı. Güre yerleşkesi Şehit Ömer Halisdemir konferans salonunda düzenlenen konferansta protokole ve öğrencilere hitaben konuşan Malkoç, “Bugün 17 Mart üniversitenin kuruluş yıl dönümü yarın da 18 Mart Çanakkale zaferimizin yıl dönümü. Çanakkale zaferi deyip bir çırpıda geçmemek gerekiyor. Gerçi Allah rahmet eylesin İstiklal Marşımızın şairi Mehmet Akif Ersoy, öyle bir destanlaştırmış ki onu en azından bu akşam ve yarın Çanakkale’deki şehitlerimize bu vatanın birliği bütünlüğü için şehit olan askerimize polisimize dua edip kuran okurken Çanakkale şiirini de bir okuyalım, bir hafızamızı tazeleyelim, çünkü geçmişi bilmeyenler geleceği inşa edemezler. Bu vatan için şehit olanların kıymetini bilmeyenler geleceği kavrayamazlar. Ben bütün şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum” dedi.

    “Yüze yakın ülke nüfusu kadar Türkiye’de mülteci var”

    Türkiye’de 4 milyon mülteci olduğunu bunun 3 milyonunun Suriyelilerin oluşturduğunu belirten Malkoç, “Bu rakamları telaffuz etmek kolay, bu 3 milyon dediğimiz rakam dünyadaki yüze yakın ülkenin nüfusu kadar. Sahil güvenlik komutanlığı ege denizi sularından 185 bin insanı denizden boğulmaktan kurtardı, başka ülkelerin güvenlik güçleri botlara şiş batırıyor ki botları batsın ölsünler diye. Yine Türkiye’de şu anda 500 bin Suriyeli çocuğa milli eğitim bakanlığımız eğitim veriyor okullarda. Niye yapıyoruz bunu biz de Avrupalılar gibi kapıları kapatamaz mıydık? Onlar savaştan kaçıyorlar onların anneleri babaları ölmüş onlar yetim masum çocuklar, biz bu anlamda Allah’a çok şükür Türk milleti olarak insanlığın onurunu temsil ediyoruz, haysiyetini koruyoruz. Böyle bir millete mensup olmaktan da gururluyuz mutluyuz” ifadelerini kullandı.

    Avrupa’da popülizmin ve ırkçılığın yükseldiğini vurgulayan Malkoç, “ Şu anda Avrupa’da seçimler var popülizm yükseldi, ırkçılık yaygınlaştı yabancı düşmanlığı arttı ve İslam karşıtlığı zirvede ama bu Avrupa’nın kendi kültürünün batı medeniyetinin ürünüdür, Avrupa medeniyeti üç sac ayak üzerinde yükselir, birisi yunanın putperest anlayışı, ikincisi romanın devlet anlayışı üçüncüsü de Hristiyanlık. Roma’nın devlet anlayışında Romalılar ve diğerleri vardı şimdi Avrupalılar ve diğerleri, onların insan hakları diplomasi hukuk dediği şeyi en son Hollanda olayında yaşadık. Bir bayan bir bakan, uluslararası hukuka göre koruması olan bir bakan, ama bütün o değerlerini çok rahat ayaklar altına aldılar niçin, Romalılar ve diğerleri, Avrupalılar ve diğerleri, ama bizim medeniyetimizde biz şunu biliyoruz bize şunu öğrettiler insan eşrefi mahlukattır biz yaratılanı severiz yaratandan ötürü. Avrupa’da da vicdan sahibi ahlak sahibi insan haklarına değer verenler yok mu? Var ama bir avuç Nazi bozuntusu öyle sesleri çok çıkıyor ki bunları bile bastırdılar ama inşallah 21. yüzyılda yeni kurulacak medeniyetin bizim medeniyetimiz olacaktır. İlimle, halkla bütünleşen dünyanın ufkunu açan medeniyet olacak bundan tereddüdümüz yok. Dünyanın gidişatı da buna doğrudur. Bugünkü zorluklar bizi yıldırmasın” şeklinde konuştu.

    “Amerika’yı 50 yıl sonra göreceğiz”

    Amerika’nın kuruluşunun 230 yıl önce olduğunu ama Osmanlının yıkılışının bile 300 yılı bulduğunu ifade eden Malkoç, şunları kaydetti:

    “Amerika birleşik devletleri dünyada en etkili güç ekonomik, siyasi, sosyal ve askeri olarak. Amerika Birleşik Devletleri kurulalı ne kadar oldu? 230 yıl, bizim Osmanlı Devletinin sadece gerileme ve çökmesi 300 yıl sürmüştü. Göreceğiz 50 yıl sonra Amerika’yı da yeni bir çıkmaza giriyor veya Avrupa fiyakasından yanına yaklaşılmıyor ama ırkçılık, faşizm, yabancı düşmanlığı, İslam düşmanlığı zirveye varmış, insanın en temel değerlerini ayaklar altına alıyorlar. Avrupa Birliği zaten hiçbir değere çare olamadı, Bosna savaşını bitirebildi ne Kosova’yı halledebildi ne de 2008’deki krizi çözebildi. Biz Türk milleti olarak Avrupa ve Amerika’da böyle faşist dalgaların, insan haklarına aykırı gelişmelerin olacağını tahmin ediyorduk çünkü bunun bir benzerini 1929’daki krizden sonra dünya yaşadı, o büyük krizden sonra Amerika’daki olan olaylara, Avrupa’da olan olaylara. 1929’dan sonra Hitler çıktı, Mussolini çıktı veya onların türevleri çıktı. 2008’den sonraki krizden sonra da böyle bir şey bekleniyordu ama bu kadar çabuk olacağı veya böyle evrensen insan hakları beyannamesinden anlatılanlar Avrupa insan hakları sözleşmesinde yazılanların bu kadar çabuk deforme olacağını tahmin edemiyorduk.”

    Konuşmanın ardından Giresun Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cevdet Coşkun, Kamu Başdenetçisi Şeref Malkoç’a teşekkür belgesi ve çiçek takdim etti. Konferansa Giresun Valisi Hasan Karahan, AK Parti Giresun Milletvekili Cemal Öztürk ve çok sayıda davetli katıldı.

  • Bakan Eroğlu: “2023, 2053, 2071 büyük hedeflerinin gerçekleşmesi için ‘evet’ mührüne basacağız”

    Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, “2023, 2053, 2071 büyük hedeflerinin gerçekleşmesi için ‘evet’ mührüne basacağız” dedi.

    Kırklareli Atatürk Kapalı Spor Salonu’nda 4 milyon TL’lik iki yatırımın temel atma törenine katılan Bakan Eroğlu, Kırklareli halkına teşekkür borcu olduğunu belirterek, “Sevgili kardeşlerim, özellikle sizlere teşekkür borcum var. Hain FETÖ, alçak, tarihimizin en kanlı, darbe teşebbüsü, yani ülkeyi parçalama, bölme, işgal ettirme teşebbüsü aslında öyle hain bir teşebbüs ki tarihte böyle bir örneği yok. Fakat Allah’a şükür milletimizin kahramanlığı, Recep Tayyip Erdoğan’ın cesareti, herkesin gayreti neticesinde darbe girişimi püskürtüldü. Evladı Fatihan olduğunuzu gösterdiniz. Bundan sonra darbeciler, darbeyi rüyalarında bile göremeyecekler. O bakımdan teşekkür ediyorum” dedi.

    Terör örgütlerinin Türkiye’nin gelişmesini istemeyen güçler tarafından üretildiğini kaydeden Bakan Eroğlu, “Özellikle şunu belirteyim, Türkiye çok büyüdü gelişti. Esasen bir takım terör örgütlerinin hareketleri, milletimizdeki bu kalkınma, refah seviyesinin artması, dünyanın en büyük yatırımlarının yapılması, IMF’ye olan borcumuzun ödenmesi, bazı Batılı devletlerin, güçlerin dikkatini çekti. Ya artık bu Türkiye çok oluyor önünü keselim diye habire terör örgütlerini salıyor üzerimize. Bakın PKK öyle çıktı, DAEŞ onların ürettiği bir şey, PYD keza onlar üretti. Bu özellikle FETÖ alçak terör örgütü hep onların ürünü, arkasında onlar var. Ama Türkiye büyüyor, gelişiyor. Şunu da şöyle bilin 2017 yılı, 2016 yılından çok daha iyi olacaktır ekonomik açıdan” diye konuştu.

    “16 Nisan’da söz de karar da milletindir”

    Bakan Eroğlu, 16 Nisan referandumunda millete güvendiğini ifade ederek, “Artık diyoruz ki ‘16 Nisan’da söz de karar da milletindir.’ Milletimize güveniyoruz. Ne için ‘evet’ diyoruz, Türkiye’nin istikrarı ve istikbali için ‘evet’ diyoruz. 2023, 2053, 2071 büyük hedeflerinin gerçekleşmesi için ‘evet’ mührüne basacağız. Ayrıca istikrar ve gerçekten hızla karar verilen güzel bir yönetim için ‘evet’ diyoruz” dedi.

    Türkiye’de mevcut sistemle kurulan hükümetlerin ömrünün 9 ay olduğunu, bu kadar kısa sürede hizmet edilemeyeceğini söyleyen Bakan Eroğlu, “Türkiye çok zaman kaybetti. Artık tek başlı bir yönetim olacak, sürekli, en az beş yıllık bir sürede büyük yatırımlar gerçekleşecek. Çünkü 9 ayda veya 14 ayda bir bakan, bakanlığın hangi kapısından girip hangi kapısından çıkacağını öğrenemez. Dolayısıyla gayet açık, sürekli, kararlı, istikrarlı bir yönetim için bütün milletimize diyoruz ki 16 Nisan’da sandığa gidelim ve ‘evet’ mührünü vuralım diyoruz. Çünkü mesele parti meselesi değildir, mesele memleket meselesi olunca gerisi teferruattır. Bu mesele milletin geleceği meselesidir. Sürekli istikrar için, büyük Türkiye için bu şart diye düşünüyoruz. Bazıları da diyor ki ‘rejim elden gidiyor.’ Rejim falan gitmiyor. Şu andaki mevcut sistemde cumhurbaşkanımıza vatana ihanet etme dışında suçlama yapamazsınız. Ama şimdi cumhurbaşkanımıza, yürütmenin başı olacağı için hesap sorulabilir hale getiriyoruz. Özellikle şunu ifade edeyim, demokrasi yerinde, Cumhuriyet yerinde, özellikle anayasanın ilk 4 maddesine dokunmak bile söz konusu değil, ima bile söz konusu değil. Bunlar yerinde merak etmeyin. Ben diyorum ki onlara ‘Lütfen 18 madde 18 dakikada okunur.’ Başta Sayın Kılıçdaroğlu olmak üzere bu 18 maddeyi teker teker okusa, hangisine itiraz ediyor baksa, o da diyecek ki ‘ya ben yanlış düşünüyorum’, vicdanının sesini dinleyerek o da ‘evet’ verecek” diye konuştu.

    Konuşmasının ardından Bakan Eroğlu, protokol üyeleri ile birlikte düğmeye basarak 4 milyon TL maliyetli iki yatırımın temeline attı. Ardından kura çekilerek orman köylerinde yaşayan üreticilere gelir sağlayabilecekleri badem gibi ağaçların fidanları dağıtıldı.

  • Su ürünleri 2023 hedefi için yol haritasını çizdi

    Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürü Mustafa Altuğ Atalay, su ürünleri sektörünün 2023 hedefleri doğrultusunda büyümesini sağlamak için bakış açısının değiştirilmesi gerektiğini belirterek, “Su ürünleri tesislerine nükleer santral algısı ile bakılıyor, bu değiştirmeli. Su ürünleri yetiştiriciliği çiftlikleri çevreye duyarlı, hassas bir üretim şeklidir, bunu kabul ettirmemiz gerekiyor” dedi.

    İhracatın yıldız sektörlerinden su ürünleri sektöründe 2023 yılı hedeflerine ulaşmak için yol haritasını belirlemek amacıyla Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği tarafından, Çeşme Sheraton Otel’de “Su Ürünleri Sektör Değerlendirme Toplantısı” gerçekleştirildi. Yaşam Boyu Gelişim Merkezi (YAGEM) Müdürü Selçuk Karaata’nın moderatörlüğünde gerçekleştirilen toplantıya Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürü Mustafa Altuğ Atalay, Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Sinan Kızıltan, Kemerburgaz Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Emre Alkin, akademisyenler, üretici birlikleri, devletin sektörel temsilcileri katıldı.

    İhracatın parlayan yıldızı

    Toplantı, Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Sinan Kızıltan’ın açılış konuşmasıyla başladı. Toplantının oldukça verimli geçeceğini belirten Kızıltan, sektörün tüm paydaşlarının bir araya geldiğini ve hem devletin hem de üretici birliklerinin neler yapması gerektiği noktasında çözüm önerilerinin paylaşılacağını ifade etti.

    Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürü Mustafa Altuğ Atalay su ürünleri sektörünün ihracatta yıldızı parlayan bir sektör olduğunu belirterek, 2003’ten sonra sektörün iki kat hızla büyüyen güçlü bir sektör haline geldiğini ve tarımsal hasıla olarak bakıldığında da yüzde 3’lük kısmı oluşturduğunu söyledi.

    “Nükleer santral algısı değiştirilmeli”

    Sektörün ivmeyle büyümesini hızlandırmak için yapılması gerekenleri de anlatan Atalay, “Birincisi su ürünleri tesislerine nükleer santral algısı ile bakılıyor, bu değiştirmeli. Aslında su ürünleri yetiştiriciliği çiftlikleri çevreye duyarlı, hassas bir üretim şeklidir, bunu kabul ettirmemiz gerekiyor. İkinci olarak hem yerelde hem de diğer sektörlerle yaşadığımız sıkıntılar var. Aşılama sıkıntısını 2008’den bu yana çözemedik. Aşılama yerleri çözülemedi. İzmir ve Muğla’da lojistik ihtiyaçları sağlayacak iskele alanları çözülememiş. Bunları çözmek için neler yaptık? Hem Kültür ve Turizm Bakanlığı hem de Çevre ve Şehircilik Bakanlığına bilgiler gönderdik, sunumlar yaptık. Onlara sıkıntıları anlattık. Kültür ve Turizm Bakanlığında iki genel müdür bu sorunlarda mı yaşanıyor, çözeriz dediler. Görüşmelerimizde hem yazılı olarak hem de sözlü olarak çözüleceğine dair ifadeleri tutanak altına aldık. Sektörle ilgili sıkıntılardan biri de kiralama sistemi, özel idarelere ve belediyelere geçmek üzereydi. Daire başkanımız ile Meclis’te sabahlara kadar bekledik, fakat merkez birliğinin çalışması sonucunda kiralamalar 2 yıl daha Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığına kalacak şekilde uzatıldı. Bu aslında şunu gösterdi; sektör ve bakanlık daha çok bir arada olursa, daha kısa sürede sonuca ulaşırız” diye konuştu.

    Konuşmaların ardından Prof. Dr. Emre Alkin makro ekonomik verilerin yorumlanması konusunda sunum gerçekleştirdi. Ardından katılımcılar sektör hakkında görüş, değerlendirme ve önerileri paylaşarak, genel değerlendirme yaptı.