Etiket: 2023

  • Ak-Kim Genel Müdürü Kipri: “2023 hedefimiz 750 milyon dolarlık ciroya yükselmek”

    Ak-Kim’in 40’ıncı kuruluş yıldönümünde konuşan Ak-Kim Genel Müdürü Onur Kipri, 2023 hedeflerinin 750 milyon dolarlık ciroya ulaşmak olduğunu aktardı.

    Kimya sektörünün büyük aktörlerinden Ak-Kim’in Genel Müdürü Onur Kipri şirketin 40’ıncı yıl kutlamaları kapsamında basın toplantısı düzenledi. Toplantıya Akkök Holding İcra Kurulu Başkanı Ahmet Dördüncü ve Akkök Holding İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Raif Ali Dinçkök de katıldı. Toplantıda konuşan Ak-Kim’in Genel Müdürü Onur Kipri, “40 yılda bin tondan 800 bin tonluk üretim kapasitesine yükseldik. 2023 hedefimiz 750 milyon dolarlık ciroya yükselmek, bunun yanında İnorganik büyüme fırsatlarını da değerlendiriyoruz” dedi.

    “Cari açığın yüzde 2’sini kapatmak istiyoruz”

    Akkök Holding İcra Kurulu Başkanı Dördüncü, 2017 yılının, çok önemli bir yıl olduğunu söyleyerek, 2023 yılında Türkiye’nin cari açığının yüzde 2’sini holding olarak kapatmayı hedeflediklerini dile getirdi. Gerek ulusal, gerekse uluslararası ölçekte kimya sektörünün gün geçtikçe daha fazla önem kazandığını anlatan Dördüncü, “Kimya sektörü bizim de odaklandığımız ana sektörlerden birisi. Kimya sektöründeki gelişmişlik seviyesi ülkelerin gelişmişlik düzeyi ile doğru orantılıdır. Türkiye’ye baktığımızda görüyoruz ki, kimya sektörü, otomotiv ve hazır giyim sektörlerinin ardından en çok ihracat gerçekleştiren üçüncü sektör. Ancak Türkiye’nin dış ticaret açığında kimya sektörünün 25 milyar dolar payı var. Bu sebeple kimyada önceliğimiz katma değer yaratan, inovatif ürünler geliştirmek” dedi.

    “Fırsatları değerlendiriyoruz”

    Ak-Kim Genel Müdürü Onur Kipri, Cumhuriyetin 100’üncü yılı olan 2023’e geldiğimizde Ak-Kim’in özel kimyasallar alanında sektörün bir numaralı oyuncusu olmasını istediklerini ifade ettiği konuşmasında, “2023’e geldiğimizde Ak-Kim’i 750 milyon dolar cirolu bir şirket konumuna getirmek istiyoruz. 40 yıldır organik ve inorganik büyümesini sağlıklı şekilde sürdüren Ak-Kim, yeni şirket satın alma fırsatlarını da değerlendirecek. Gizem Frit’in ardından bu yıl Alman Dinox’u satın aldık. Var olduğumuz pazarlarda daha da güçlenmeyi hedefliyoruz. Kimya sürekli gelişen ve geliştirilmesi gereken bir sektördür. Biz de Ar-Ge ekibimizi sürekli geliştirdik. Koç Üniversitesi ile birlikte yeni kurduğumuz araştırma merkezi bor tabanlı ürünler üzerinde çalışıyor. Bu ürünler zırhlarda ve çelik yeleklerde kullanılacak. Ümit ediyoruz ki askerlerimizin hayatını kurtaracak ve can kaybını azaltacak. Karayolları için yeni geliştirdiğimiz asfalt katkı maddesi ile asfaltın daha uzun ömürlü olmasını ve yakın gelecekte köprü ve otoban asfaltlarının her yıl değişmemesine katkıda bulunmayı hedefliyoruz” ifadelerini kullandı.

    Türkiye’de kimya sanayinin 300 bin kişiyi istihdam ettiğinin altını çizen Onur Kipri sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu rakam imalat sanayindeki toplam istihdamın yüzde 9’u kadardır. Aileleri ile baktığımızda 1 milyon 200 bin kişi doğrudan bu sektörden geçimini sağlamaktadır. Dolaylı istihdamla birlikte kimya sanayi, ülke için önemli bir iş kapısıdır. Ancak sektörün önemli sorunları da var. Hammaddede yurt dışına bağımlılık, kimyanın en çok dış ticaret açığı veren ikinci sektör olmasına yol açıyor. Türkiye’de 25-30 milyar dolarlık bir kimya üretimi var. 14 milyar dolarlık ihracata karşın, sektör 40 milyar dolarlık ithalat gerçekleştiriyor yani sektörün cari açığı 25 milyar dolar mertebesinde. Tüketim arttıkça kimyasal ihtiyacının da artacağı, 2023 ve sonrasında cari açığın, eğer önlem alınmazsa, 50 milyar dolara çıkacağı tahmin edilmekte. Bu cari açığı kapatabilmek için de sektörümüzün katma değeri yüksek performans kimyasallarına, Ar-Ge ve inovasyona ve petrokimya ürünlerine odaklanması gerekiyor.”

  • ADÜ’nün 2023 mezunu genç hekimleri önlüklerini giydi

    Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) Tıp Fakültesinden 2023 yılında mezun olacak olan hekim adayları beyaz önlüklerini giydi.

    ADÜ Tıp Fakültesi birinci sınıf öğrencilerinin uyum programı kapsamında Atatürk Kongre Merkezi Maiandraos Salonunda beyaz önlük giyme töreni yapıldı. Etkinliğe Rektör Prof. Dr. Cavit Bircan, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Recai Tunca ve Prof. Dr. Halil Kırnak, Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Serpil Demirağ, Tıp Fakültesi akademik ve idari personelinin yanı sıra çok sayıda öğrenci katıldı.

    Törende konuşan Rektör Prof. Dr. Cavit Bircan, öncelikli olarak ADÜ’yü tercih eden tüm öğrencilere hoş geldiniz diyerek Tıp Fakültesini tercih etmenin ve doktorluk mesleğinin önemini vurguladı. Bircan, insan hayatına dokunan bir mesleğe sahip olacak öğrencilerin ADÜ en iyi şekilde yetiştirilmesi için ellerinden gelenin en iyisini yapmaya devam edeceklerini söyledi.

    Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Serpil Demirağ ise, ADÜ Tıp Fakültesini tercih ettikleri için öğrencilere teşekkür ederek ADÜ’nün her geçen gün gelişerek olanaklarını arttırdığını ifade etti. Sözlerini sürdüren Prof. Dr. Serpil Demirağ, “Adını gururla taşıyacağınız bir Üniversiteye geldiniz. Burada en iyi şartlarda eğitim göreceksiniz ve sizlerin en küçük sıkıntınızda yanınızda olacağız” diye konuştu.

    Tıp Fakültesi birinci sınıf Koordinatörü Prof. Dr. M. Dinçer Bilgin, yeni öğrencilerin hem ADÜ hem Tıp Fakültesine uyum sağlamaları konusunda kendilerine yardımcı olacaklarını ifade etti.

    Konuşmaların ardından ADÜ Tıp Fakültesine en yüksek puanla giren Raika Hüsna Atay’a beyaz önlüğünü Rektör Prof. Dr. Cavit Bircan giydirdi. Beyaz önlük giyerek hekimliğe ilk adımlarını atan öğrencilerimiz tören bitiminde aileleri ile hatıra fotoğrafı çektirdi.

  • Muğla’nın sağlıkta 2023 hedefi; ’sağlık turizmi’

    Muğla Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreteri Dr. Rıza Murat Himoğlu, Muğla’nın sağlıktaki 2023 hedefinin sağlık turizmi olduğunu ve yeni hastanede organ nakli altyapısının da hazır olduğunu belirtti.

    Toplu Konut İdaresi (TOKİ) tarafından 12 Şubat 2014 tarihinde ihalesi yapılan Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi (MSKÜ) Eğitim ve Araştırma Hastanesi inşaatında inşaat aşaması tamamlanarak iç donanıma geçildi. 114 milyon 270 bin lira ihale bedeli bulunan hastane inşaatı yeni ilaveler ile birlikte 120 milyon liraya mal olması bekleniyor.

    İç donanım için her gün tırlarla malzemenin taşındığı hastanede hummalı bir çalışma yapılırken, her hasta yatağında Muğla’nın tarihi ve ören yerlerinden bir resim yer alıyor. Hastanenin perdeleri ile iç ve dış mekan tabelaları İzmir Foça ve Aliağa cezaevindeki mahkumlar tarafından üretildi. Hastane altyapısı teknoloji olarak fiber optik ağlarla örülürken, organ nakline de hazır hale getirildi.

    Muğla Sıtkı Koçman Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Ümit Başar Semiz, hastane inşaatının tamamlandığını, hastane yönetimi olarak bütün güçleri ile iç donanımı ve yerleştirmesine devam ettiklerini açıkladı. Semiz, “İnşallah en kısa zamanda bunları tamamlayıp hastanemizi, Muğla’mıza, vatandaşlarımıza en iyi sağlık hizmetini en iyi şekilde vermenin gayreti içerisindeyiz. Eski şehir merkezinde bulunan hastanemizde biz 30 bin metrekarelik bir kapalı alanda içerisinde sağlık hizmetini yürütüyorduk. Yeni hizmete girecek Eğitim Araştırma Hastanemizde ilk aşamada toplam 103 bin metrekare kapalı alanda sağlık hizmeti vereceğiz. İlave olarak daha sonra hizmete girecek olan bir bölümümüz ile birlikte bu alanımız 110 bin metrekareye çıkacak. Mevcut eski hastanemizde 410 olan yatak kapasitemiz önce 567’ye, bilahare 615’e kadar çıkacak. Yoğun bakım ve ameliyathanelerde de oldukça ciddi hizmet artışlarımız olacak. Halen hizmet verdiğimiz hastanemizde 38 tane yoğun bakım yatağımız var. Burada da ilk aşamada 58, hizmete daha sonra girecek bölümümüz ile birlikte 115 yoğun bakım yatağımız olacak. Ameliyathane sayımız da inşallah 10’dan 19’a çıkacak. İç donanımlarımız ile ilgili satın almalarımızı büyük oranda tamamladık. Ağırlıklı olarak Devlet Malzeme Ofisi olarak iç donanımlarımızı temin ettik ve en kısa sürede hizmete girecek” dedi.

    “Muğla’nın sağlıktaki 2023 hedefi sağlık turizmi”

    Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreteri Dr. Rıza Murat Himoğlu ise, Türkiye’nin 2023, 2051, 2071 hedefleri gibi Muğla’nın da hedefleri bulunduğunu söyledi. Himoğlu, “2023 hedeflerinde Muğla’nın sağlık turizmi başkenti olma hedefi vardı. Bunun için de en önemli yerimiz akademik olarak hazır olan kadromuza fiziki şartları ve teknik şartları olan güzel bir ortam sağlamaktı. İlk adım bitmek üzere. Bayramdan sonra bu süreci tamamlayacağız inşallah. Halkımızı ve yabancı hastalarımızı yeni yerimizde kabul etmeye başlayacağız. Muğla’mızı bir sağlık başkenti haline getirmek için emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” diye konuştu.

    Yerli ve bölge malzemeleri kullanılıyor

    Himoğlu, şöyle devam etti:

    “Hastanemizin perdelerini ve hastanemizin hem içerideki, hem de dışarıdaki tabelalarımızı İzmir Foça ve Aliağa’daki cezaevinde kalan arkadaşlarımızın üretimi olarak temin ettik. Alacağımız bütün ürünlerde yerli ve bölgemizin malzemelerini kullanmaya çalışıyoruz. Muğla’da sağlık için yöne bir dönem başlıyor. Bundan sonra kış turizminin de sağlık sayesinde olacağına inanıyorum.”

    Organ naklinin altyapısı hazır

    Genel Sekreter Himoğlu, ameliyathane sayısının 10’dan 19’a çıkacağını belirterek, “Bunlardan üçü 65 metrekare civarında olan ve hibrit ameliyathane dediğimiz çok özellikli ameliyathaneler olacak. İleride ekibimiz organ nakli de yapmayı planlarsa bunlara da hazırlıklı olacak. Buna altyapımız hazır. Burada yapılan ameliyatları fiber optik bağlantılar ile kıtalar arası, Amerika’dan, İngiltere’den Japonya’dan hocalar ile birlikte tartışılarak ameliyatlarını gerçekleştirebilecekleri ortam hazır olacak” dedi.

  • Fındıkta 2023 yılına kadar 3,5 milyar dolar ihracat beklentisi

    İstanbul Fındık ve Mamülleri İhracatçıları Birliği (İFMİB) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Haydar Gören, 2023 yılına kadar 3,5 milyar dolar ihracat hedeflediklerini belirterek, “350 ile 400 bin ton hedeflerine hızlı bir şekilde koşuyoruz” dedi.

    Zonguldak Alaplı ilçesinde düzenlenen İstanbul Fındık ve Mamülleri İhracatçıları Birliği aylık olağan yönetim kurulu toplantısında konuşan Ali Haydar Gönen, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’ya teşekkür ettiklerini belirterek, “Geçen hafta Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından fındık politikası açıklandı. 10 lira levant, 10,5 lira Giresun fındığının alımı hususunda yeni bir açıklama yaptı. Tabii ki ihracatçılar olarak fiyatın ucuz veya pahalı olması hususunda herhangi bir görüş bildirmemiz söz konusu değildir. Bizim için mühim olan uzun vadeli sürdürülebilir ürün politikasıdır. Bildiğiniz gibi üreticinin sosyal refahı çok büyük önem taşımaktadır. Üreticinin rahat olmasının, ihracatçıların uzun vadeli olarak önünü görebilecek politikaların oluşması açısından önem taşıdığı kanaatindeyiz” diye konuştu.

    Gören, 2023 yılına kadar 3,5 milyar dolar ve 350 ila 400 bin ton ihracat hedefinde olduğunu işaret ederek, şunları kaydetti:

    “Bu hedeflere hızlı bir şekilde koşuyoruz. Fakıbaba’nın sezon başlamadan önce yaptığı açıklamaların önümüzü açacağı kanaatindeyiz. Verimli bir sezon geçecektir. Geçmiş yıllara göre rekoltenin 700 bin ton civarında olması, bu sezon gerçekleşen 235-240 bin ton arasındaki ihracatı, 270-280 bin tonlara taşıyacağımız kanaatindeyiz. Uzun vadede ihracatı hem miktar bazında hem de değer bazında artırmaktadır. Rakip üretici ülkelerin, üretimlerini artırması ve dünya pazarına girmesi, bizi kamçılamakta. Hedefimiz, hem dünya ticaretindeki üretimi hem de ihracat ve ticaretteki payımızı tekrar yüzde 80’lere taşımaktır.”

  • Bakan Özlü: “Hedefimiz Ar-Ge payını 2023 yılında yüzde 3,5 seviyesine çıkarmaktır”

    Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, Ar-Ge payını 2023 yılında yüzde 3,5 seviyesine çıkarmayı hedeflediklerini söyledi. Bakan Özlü, “Sadece içeride değil, dışarıda Türkiye’yi içe kapanmaya zorlayanlar olabilir. Özellikle son zamanlarda Avrupa Birliği’nin bazı tutumları, bizim açımızdan kabul edilemez” dedi.

    Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Dr. Faruk Özlü, Uluslararası Yatırımcılar Derneği’nin (YASED) İstanbul Levent’te düzenlediği ‘Yabancı Sermaye İşadamları Toplantısı’na katıldı.

    Türkiye’nin, coğrafyasına sıkışıp kalmayan proaktif bir devlet geleneği içerisinde olduğuna vurgu yapan Bakan Faruk Özlü, “Bizler tarihin hiçbir döneminde içe kapanık bir ülke, bir toplum olmadık. Aksine çok yönlü, proaktif bir devlet geleneğinin temsilcileri olmaya devam ettik. Dışa açılan, dünyanın gerisine düşmeyen, trendleri doğru okuyan ve kendi ekonomisini zor şartlara karşı dirençli kılan hedefleri benimsedik. Kendi coğrafyasına sıkışıp kalan bir ülke değil, ufku geniş bir Türkiye idealini; bütün planlarımızın, projelerimizin merkezine koyduk. Açıkça ifade etmek isterim ki; Türkiye’nin bu dosdoğru çizgisinden, hedefinden ve anlayışından geri dönüş olmayacaktır. İçe kapanan bir Türkiye isteyenler büyük ve tarihi bir yanılgı içindedirler. 15 yıllık AK Parti iktidarının ekonomi politikasını eleştirenler eski kafalılık yapmaktadırlar. Artık geçerliliğini, değerini ve anlamını yitirmiş birtakım kabullerle eleştiriler yapmanın çağdaş olmadığını söylemek isterim. Elbette sadece içeride değil, dışarıda Türkiye’yi içe kapanmaya zorlayanlar olabilir. Özellikle son zamanlarda Avrupa Birliği’nin bazı tutumları, bizim açımızdan kabul edilemez” diye konuştu.

    “Biz, herkes için sadece güvenli değil, istikrarlı bir ülkeyiz”

    Yabancı sermayenin önemine de değinen Doktor Faruk Özlü, “Yabancı sermaye gerçeğine alerjisi olan bazı grupların olduğunu biliyoruz” dedi. Özlü, “Yabancı sermayeyi zaman zaman eski alışkanlıklar gereği yanlış takdim edenler olabilir. Bu tutumlarını çok acil gözden geçirsinler. 2016 yılında ülkemize 12,1 milyar dolar doğrudan yabancı yatırım girişi olmuştur. Etrafımız kan gölüne dönmüşken, coğrafyamızda istikrarsızlık artarken; biz bu rakamı son derece anlamlı bulmaktayız. Doğrudan yabancı yatırım, güvenli ülkeler arar. Biz, herkes için sadece güvenli değil, istikrarlı bir ülkeyiz. Bütün manüplasyonlara rağmen, Türkiye yabancı sermaye çekmeye devam ediyorsa, bu bir başarının, istikrarın ve güvenin net göstergesidir. Bu noktada bizim bütün çabamız; sürdürülebilir, rekabetçi, yatırım iklimini iyileştirici, yatırımların önündeki engelleri kaldıran politikaları oluşturmak ve takip etmektir” ifadelerini kullandı.

    “Hedefimiz, Ar-Ge payını 2023 yılında yüzde 3,5 seviyesine çıkarmaktır”

    2017 yılında Ar-Ge için başlangıç ödeneği olarak 8 milyar 174 milyon lira ayırdıklarını belirten Özlü, “2016 yılında Ar-Ge faaliyetleri için merkezi yönetim bütçemizden 7 milyar 508 milyon lira harcama yapılmıştır. Bu miktar, 2015 yılına göre yaklaşık yüzde 22’lik bir artışı ifade etmektedir. Yine 2017 yılında Ar-Ge için başlangıç ödeneğimiz 8 milyar 174 milyon lira seviyesindedir. Ar-Ge faaliyetlerine yönelik vergi indirimi ve istisnalarının toplamı 2016 yılında 1 milyar 927 milyon TL’dir. Dolaylı Ar-Ge desteği 2017 yılı için ise 2 milyar 141 milyon TL olarak tahmin edilmektedir. 2015 yılında Ar-Ge harcamalarımızın merkezi yönetim bütçesindeki payı yüzde 1,08 olarak gerçekleşmişti. 2002 yılında Ar-ge’ye yüzde 0,48 pay ayırmışken, bugün bu payı yüzde 1,14 düzeyine getirmiş bulunmaktayız. 2015 – 2016 yılları arasında Ar-Ge bütçemizdeki yüzde 21,6 artış memnuniyet vericidir. Hedefimiz, Ar-Ge payını 2023 yılında yüzde 3,5 seviyesine çıkarmaktır. Bu anlamda özel sektörümüzün ve Türk sanayicilerinin de bu konuya özel önem göstermesi, orta ve uzun vadeli planlamalarını yaparken Ar-Ge gerçeğini maksimum düzeyde tutmaları gerekmektedir. İhracatımızda yüzde 3’ler düzeyinde olan yüksek teknoloji ürünlerinin payını artırmanın yegane yolu yine Ar-Ge, inovasyon ve tasarım olacaktır” diyerek sözlerini sonlandırdı.