Etiket: 2016

  • EXPO 2016 Antalya literatüre ’Bolçiçek Karanfili’ni kazandırdı

    EXPO 2016 Antalya Ajansı tarafından desteklenen ’Antalya Endemik ve Nadir Çiçekleri Projesi’ kapsamında dünya üzerinde sadece Antalya’da yayılış gösteren bilim dünyası için yeni bir bitki türü bulundu. Karanfil cinsine ait örnekler üzerinde yürütülen çalışmalar sonucu keşfedilen yeni türe ’Bolçiçek Karanfili’ (multiflorus) adı verildi.

    Akdeniz Üniversitesi Öğretim Üyeleri Dr. İsmail Gökhan Deniz ve Dr. Candan Aykurt tarafından yürütülen ve EXPO 2016 Antalya Ajansı tarafından desteklenen ’Antalya Endemik ve Nadir Çiçekleri’ projesi kapsamında Antalya’nın on endemizm merkezinde üç yıldır arazi çalışmaları düzenleniyor. Proje kapsamında ilk örnekleri 2015 yılında Gazipaşa-Taşeli Platosu arasındaki ormanlık bölgelerden kayıt edilen Karanfil (Dianthus) cinsine ait örnekler üzerine yürütülen araştırmalarla bilim dünyası için yeni bir bitki türü keşfedildi. Bir yıllık hayat döngüsüne sahip olan tür, yakın hemcinslerin ilk bakışta bir bireyde 300’e kadar çıkabilen çiçek sayısıyla ayrılıyor. Bilimsel isimlendirmesi türün bu özelliğine atfen ’Dianthus multiflorus Deniz&Aykurt (Bolçiçek karanfili)’ olarak yapıldı ve uluslararası literatürde yayımlanarak bilim dünyasına tanıtıldı (multi:çok, florus: çiçek).

    Proje yürütücüsü ve Akdeniz Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Deniz, “Ülkemizde yayılış gösteren 10 binin üzerindeki bitki türünün yaklaşık üçte biri topraklarımıza özgü. Antalya ülkemiz endemiklerinden 800’den fazlasına ev sahipliği yapıyor. Bu türler içerisinde öyle 250 tür var ki dünya üzerinde sadece Antalya’da lokal olarak yayılış gösteren, ilimize endemik türler. İlin sahip olduğu habitat zenginliği ve eşsiz topoğrafyası, Akdeniz’in dört mevsimin yaşandığı iklimiyle birleşiyor. Doğa ananın sadece ilimize bahşettiği güzellikler olarak karşımıza çıkıyor. EXPO 2016 Antalya Ajansı tarafından desteklenen projemizde ilimizin floristik zenginliğine katkıda bulunmanın sevincini yaşıyoruz” dedi.

    Proje kapsamında Antalya’da yayılış gösteren tüm endemik bitki türlerinin listelendiğini ifade eden Deniz, yapılan detaylı arazi çalışmalarında endemik ve nadir türlerin taranarak bulunduğunu ve tanıtıcı fotoğraflarının çekilerek akademik dilden uzak biçimde metinleştirildiğini söyledi.

    Proje kapsamında farklı aylarda ve bölgelerde çiçeklenen bitkilerin örneklendiği 333 endemik ve nadir bitki türü kitaplaştırıldığı bildirildi. Proje ve sonucunda yayımlanan ’Antalya Endemik ve Nadir Çiçekleri’ kitabının, EXPO 2016 Antalya’nın geride bırakacağı öne çıkan kültür miraslarından biri olacağı ifade edildi.

  • Rio 2016 Olimpiyatları’nda dereceye giren milli güreşçiler Ankara’ya geldi

    Rio 2016 Olimpiyat oyunlarında derece kazanan milli güreşçiler, Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç’ın eşliğinde Ankara’ya geldi.

    Rio 2016 Olimpiyat oyunlarında Türkiye için mücadele eden ve dereceye giren milli güreşçiler Taha Akgül, Rıza Kayaalp ve Soner Demirtaş, Gençlik Akif Çağatay Kılıç’ın eşliğinde Ankara’ya geldi. Milli güreşçiler, Ankara Esenboğa Havaalanı’nda vatandaşların sevgi gösterileri ile karşılandı. Saatler öncesinde millilerin Ankara’ya giriş yapacağı alanda biriken genç milli sporcular, olimpiyat oyunlarından dönen milli güreşçileri büyük bir coşku ile karşıladı.

    Ankara Esenboğa Havaalanı’na milli güreşçilerle birlikte gelen Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç, “Bugün sporcu arkadaşlarımız konuşacak, biz konuşmayacağız. Onların hepsine teşekkür ediyorum. Allah onlarda razı olsun. Milletimize zor günlerde güzel bir sevinci yaşattılar. Ülkemizin birliği ve beraberliği için vereceğimiz mücadele de bize güç kuvvet verdiler” diye konuştu.

    Olimpiyatlarda altın madalya alarak Rio’da İstiklal Marşı’nı okutan Milli Güreşçi Taha Akgül, şunları söyledi:

    “Buradan giderken 15 Temmuz sürecini yaşadık. Biz oraya tüm takım olarak büyük bir üzüntüyle gittik. Ülkemiz zor bir dönemden geçiyor. Benim şampiyon olduğum gün de Gaziantep’te patlama gerçekleşti ve şehitlerimiz, yaralılarımız oldu. Ben bunu şampiyon olduktan sonra öğrendim. Ben güreşene kadar ülkemizin altın madalyası yoktu. 3 tane gümüş, 4 tane bronz madalyamız vardı. Üzerimde bir sorumluluk hissettim. Altın madalya almam gerekiyordu son iki dünya şampiyonu olarak favori olarak girdiğim olimpiyatlarda altın madalyaya ulaşmam gerekiyordu. Allah’a hamdolsun rakibimi yenerek altın madalyaya ulaştım. Ülkemizin marşı orada ilk kez okundu, bu da bana nasip oldu. Ben bu madalyayı 15 Temmuz sürecinde ve PKK’nın yapmış olduğu eylemeler sonucunda hayatını kaybeden vatandaşlarımıza armağan ettim. Allah’a şükür tek eksik madalyam olimpiyattı. Artık Dünya Olimpiyat Şampiyonu apoletim var. İnşallah bundan sonrada hem Avrupa, hem dünya, hem olimpiyatlarda da ülkemize yeni altın madalyalar kazandırmak istiyorum. Annem ve babam tribündeydi. Tribünden canlı canlı dua ettiler. Babam güreşin içinden geldiği için kendisini tutamamış, atlamış tribünden. Ben de şok oldum. Bir baktım ki babam ağlıyor. Beraber sarıldık ve sevindik. Babama çıkması gerektiğini söyledim. Benim için çok özel bir andı.”

    “Olimpiyat şampiyonluğuyla güreş hayatımı bitirmek istiyorum”

    Erkekler grekoromen 130 kilogramda mücadele eden ve gümüş madalya kazanan Rıza Kayaalp, “Tek eksiğimiz olimpiyat altın madalyasıydı. Hedefim Avrupa ve dünya şampiyonluklarından sonra olimpiyat şampiyonu olmaktı ama nasip olmadı. Bayrağımı en yükseğe çektiremediğimden dolayı üzgünüm. Beni tetikleyecektir, daha yaşımız genç bir olimpiyatı daha güçlü bir şekilde görebilirim. O zamana kadar durmadan Avrupa ve dünya şampiyonalarında şampiyon olmaya devam edip inşallah olimpiyat şampiyonluğuyla da güreş hayatımı bitirmek istiyorum. Herkese söz verdim. Bu sözümde durabileceğime inanıyorum. Elimden geldiği kadar, sanki hiç başarılı olmamış gibi elimden geldiği kadar çalışmaya devam edeceğim. Geç olacak ama bronz ve gümüş madalyadan sonra olimpiyat altın madalyasını da kazanacağıma inanıyorum” dedi.

    Rio Olimpiyatları’nda bronz madalya kazanan Soner Demirtaş ise “Madalya kazandırdım ülkeme. Mutlu ve sevinçliyim. Şükürler olsun elimiz boş dönmedik. Altın olmadı ama madalya oldu. Ben bu madalyayı 79 milyona armağan etmek istiyorum. Bizi destekleyen, dua eden herkesten Allah razı olsun” şeklinde konuştu. (CNR-GD)

  • UNESCO’nun 2016 Hoca Ahmet Yesevi yılı anısına ‘63’ isimli portre resmedildi

    Hoca Ahmet Yesevi’nin portresini resmeden Manas Üniversitesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Başbuğ, yaptığı çalışmaya ilişkin, “Yesevi’nin düşünce dünyasını vermeye çalıştım. Çünkü bir düşünce adamıdır, fikir adamıdır kendisi. Türk kültür ve dünyasında önemli birleştirici bir rol oynamıştır” dedi.

    Manas Üniversitesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Başbuğ, UNESCO’nun 2016 Hoca Ahmet Yesevi yılı anısına “63” ismini verdiği portreyi yaptı. Başbuğ, eserin ilerleyen dönemlerde Ahmet Yesevi Üniversitesi’nin Ankara’da yapacağı müzede sergileneceğini söyledi. 2016 yılının UNESCO tarafından Hoca Ahmet Yesevi yılı olarak kabul edilmesinin ardından böyle bir çalışma ortaya çıktığını belirten Prof. Dr. Başbuğ, “Çok değerli dostum Hayati Bice, Yesevi üzerine kitapları var, araştırmaları var. Kendisi daha önce bir kitap kompozisyonu seçmek için sosyal medyada anket açtı. O sosyal medyada yer alan resimler bir araya getirildi, oylama yapıldı. Oylamada benim 2006 yılında yaptığım portre öne çıkmıştı yüksek oy alarak ama o portre Ahmet Yesevi portresi değildi. Sadece ‘Yesevi’den Mevlana’ya’ isimli bir tablomdu. Daha önce sergilenmişti Konya’da, Türk dünyasını temsil eden bir sergiydi. O öne çıkmıştı. Oysa o Yesevi’yi temsil eden bir portre olarak düşünülmemiştir. Günümüz Türkistan’ında yaşayan bir insan portresiydi” şeklinde konuştu.

    2016’nın Yesevi yılı ilan edilmesi ile beraber bu resmi yapmaya başladığını anlatan Başbuğ, “Bununla ilgili sayısız araştırmalar yaptım. Türkistan’a da gitmiştim zaten, Hoca Ahmet Yesevi’nin bulunduğu o makamı ziyaret etmiştim. Orada da araştırmalarım ve çizimlerim oldu. Araştırmalar tabi oradaki giyim tarzına yönelikti. Kıyafetler oradaki çalışmaları inceledim. Sayısızca denseler çalıştım. Yapmış olduğum birçok eskiz var” ifadelerini kullandı.

    Resmi yapmadan önce uzun süre araştırma yaptığını kaydeden Başbuğ, eserdeki detaylara ilişkin ise şu bilgileri verdi:

    “Bu sene 850’nci yıl dönümü. O dönemin kıyafetlerini bilmemiz gerekir. Yani günümüzdeki bir kostümü o günün bir portresine giydiremeyiz. O sebeple biraz daha eski, günümüzde belki Türkistan’da aynı kıyafetler var ama başındaki giysi, sarık dediğimiz hocaların özellikle giyimi biraz farklı, üzerinde çapan dediğimiz hırka var. Burada bir yol var, tasavvuf bir yoldur. Burada bir ışık var, ışığın özellikle derinliğe doğru gitmesi tasavvuf düşüncesi ile ilgili ve portresindeki düşünce ile de Yesevi’nin düşünce dünyasını vermeye çalıştım. Çünkü bir düşünce adamıdır, fikir adamıdır kendisi. Türk kültür ve dünyasında önemli birleştirici bir rol oynamıştır.”

    “63 denmesinin sebebi ise maddi hayatla iletişimini kesmesi”

    Eserin isminin 63 olmasının sebebini Hoca Ahmet Yesevi’nin maddi hayatla bağını keserek manevi hayata yönelmesi ile açıklayan Başbuğ, “Bunun sebebi ise Hoca Ahmet Yesevi, 63 yaşına geldiğinde Peygamberimiz 63 yaşında vefat ettiği için o da 63 yaşına gelince bu dünyada peygamberimizin yaşadığı yaştan daha fazla yaşamak istemiyor. Kendini maddi dünyaya kapatarak manevi dünyaya kendini veriyor ve kendini bir hücreye kapatıyor ve hayatını ibadetle geçiriyor. 63 denmesinin sebebi ise maddi hayatla iletişimini kesmesi” dedi.

    Portrenin kitap kapağı ve posta pulu olarak kullanıldığına değinen Başbuğ, “Bu portreyi şuan Sayın Hayati Bice kendi kitabına bastı, PTT posta pulu olarak kullanıldı. Önümüzdeki sezon Hoca Ahmet Yesevi Üniversitesi Ankara’da bir müze yapıyor. O müzeye konulacak, onun için üniversitenin koleksiyonuna girmiş olacak” diye konuştu.

    Portrenin yapım süreci ile ilgili ise Başbuğ, 2016 Mart ayında çalışmalara başladığını, bitmesinin ise yaklaşık 1 ay sürdüğünü söyledi.

  • EXPO 2016 TIR’ı Gümüşhane’de

    Dünyanın en önemli organizasyonlarından biri olan EXPO 2016 Antalya Fuarının tanıtımı için Türkiye’yi dolaşan tırlar Gümüşhane’ye geldi.

    İki gün süreyle 15 Temmuz Zafer Meydanı’nda vatandaşların ziyaretine açılan tırlardan birinde sinema perdesinden, diğerinde ise dev ekranda EXPO tanıtımı ile ilgili olarak görseller izlettiriliyor.

    EXPO 2016 Antalya Fuarı’nın tanıtım tırları sorumlusu Mevlüt Can, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayram’ında açılan ve 30 Ekim’e kadar devam edecek olan EXPO 2016’nın tanıtımı için şimdiye kadar 35 il gezdiklerini söyledi.

    Gümüşhane’nin 36. il olduğunu kaydeden Can, “İki gün boyunca tırlarımızı Gümüşhanelilerin ziyaretine açtık. Daha önce Giresun’da idik, Gümüşhane’den sonra da Trabzon’a gideceğiz. 17 ilde daha stant açacağız. Tırlarımızın birinde 104 kişilik mobil sinema var. Burada fuarın tanıtımlarını içeren sinevizyon gösterileri yapıyoruz. Diğer tırımızda ise büyük ekrandan tanıtım filmleri izlettiriyoruz. Ayrıca ziyaretimize gelen çocuklarımıza; maske, çiçek tohumlu kitap ayracı, tohumlu toprak seti, tanıtıcı takvim ve broşür gibi küçük hediyeler veriyoruz” diye konuştu.

    EXPO 2016 Antalya Fuarı ile ilgili bilgiler de veren Can, 112 hektarlık bir alanda yapılan endemik bitkilerin yer aldığı özel bahçelerin sergilendiği fuarda dünyaca ünlü müzik gruplarının da sahne aldığını, EXPO Antalya’da tüm Türkiye den bitkilerin sergilendiği Botanik Bahçeleri olduğunu belirterek, “Sergi alanı Antalya’nın doğusunda, havalimanına 10 dakika uzaklıktaki Aksu ilçesi sınırlarında 112 hektarlı alan üzerine kurulu. EXPO 2016 Antalya, insanlığın ve ekolojinin devamlılığını sağlayacak olan gereksinimleri temel alarak ‘Gelecek Nesiller İçin Yeşil Bir Dünya’ felsefesini benimsemiştir. Buna bağlı olarak. Teması ’Çiçek ve Çocuk’tan yola çıkarak, slogan olarak ‘Geleceği Yeşertmek’ ve alt tema olarak, Tarih, Biyo-çeşitlilik, Sürdürülebilirlik ve Yeşil Şehirler başlıkları belirlenmiştir. EXPO 2016 Antalya’da ziyaretçiler bahçecilikle ilgili bilgileri, birbirinden farklı bahçelerin keyfini sürerken deneyimleyerek öğreniyorlar. Temamız uluslararası toplum tarafından kabul görmüş ve katılan ülke sayısı açısından bir EXPO rekorudur. Katılımcı ülkeler Ulusal Bahçelerindeki bitkisel çeşitliliklerini İç Bahçelerde ve Açıkhava Sergi Alanlarında sergiliyor. Kurumsal Bahçelerde ise, Türkiye’nin farklı illeri ile kurumlarının bahçeleri yer alıyor. Tıbbi ve Aromatik Bitkiler, Kaktüs ve Sukkulent Bitkiler, Sucul Bitkiler ve Jeofit Bahçeler gibi Tematik Bahçelerin yanı sıra, ülkemizi temsilen Türkiye Biyoçeşitlilik Tema Parkuru ile Osmanlı Bahçesi sergi alanında ziyaret edilebiliyor” dedi.

    EXP0 2016 Antalya’da bitki heykelleri oluşturmada dünyanın zirvesindeki “Kanada Mosaiculture Internationales Montreal” sanatçılarının tasarımlarının da görülebileceğini kaydeden Can, “Ziyaretçiler, geleneksel Türk bahçecilik ürünlerini Bitkisel Endüstri Ürünleri Sergi Alanı’nda ziyaret edebiliyor. EXPO Sergi Alanı’nda simülasyon ve interaktif destekli etkinlikler düzenleniyor. EXP0 2016 Antalya, sayısız kültürel ve sanatsal faaliyetlerin yanı sıra ulusal ve uluslararası konferanslar, paneller, toplantılar ve seminerlere de ev sahipliği yapıyor” şeklinde konuştu.

  • Hayat Eli Sadaka Derneği 2016 kurban bedellerini açıkladı

    Hayat Eli Sadaka Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği, 2016 vekâletle kurban kesim bedellerini açıkladı. Buna göre vekâlet kurban bedelleri Türkiye’de 750 TL, Asya ve Afrika’da ise 295 TL olarak belirlendi.

    Dernek yönetiminden yapılan açıklamada, vekâleten kesilen kurbanların bir bölümünün Türkiye’de, bir bölümünün de yurt dışında açlık, yoksulluk ve iç çatışmaların yoğun olarak yaşandığı ülkelere ulaştırılacağına vurgu yapılırken, şu mesaj paylaşıldı:

    “Derneğimiz, bu yıl vekâlet yoluyla kurban kesim bedellerini yurt içinde 750 TL, yurt dışında da 295 TL olarak belirledi. Kurbanların kesimi Türkiye, Asya ve Afrika olmak üzere 3 bölge ve 6 ülkede yapılacaktır. Kurban kesimi yapılacak ülkeler kurban bağışına göre netleşecektir. Ülke sayısında bağışa göre artışlar öngörülmüş ve hazırlıklar bu yönde yapılmıştır.”

    Kurban bedellerini ilgili banka hesaplarına yatırıldığı esnada kurban hisse sahibinin adının, kurbanın adak mı, akika mı, vacip mi olduğu bilgisinin yanı sıra dernek görevlilerinin telefonla vekâlet alabilmeleri için mutlaka telefon bilgisinin verilmesi hakkında yarıda bulunuldu.

    Kurban kesimlerinin tamamen İslami kurallar çerçevesinde yapılacağına ve kurban kesim görüntülerinin kurban sahiplerine gönderileceğine yönelik bilgi verilen açıklamada, “Vatandaşlarımız, www.sadaka.org.tr internet adresinden online bağış yapabilmenin yanı sıra Kuveyt Türk ve Türkiye Finans bankalarının bağış ekranından ‘Sadaka Derneği’ne ayrıca Albaraka Türk TR89 0020 3000 0259 1555 0000 01 iban numarası ve 130 60 524 numaralı PTT posta koduna kurban bağışında bulunabilirler” ifadelerine yer verildi.