Etiket: 2016

  • EXPO 2016 Antalya’da ziyaretçi sayısı 3 milyonu aştı

    9 günlük Kurban Bayramı tatilini fırsat bilen yerli ve yabancı turistler EXPO 2016’ya akın etti. Günlük girişlerin 60 binlere dayandığı EXPO 2016’da ziyaretçi sayısının 3 milyonu geçtiği bildirildi.

    Cumhurbaşkanlığı himayesinde gerçekleşen ve Türkiye’nin ilk EXPO’su olma özelliği taşıyan, 112 hektarlık alanda 57 ülkenin katıldığı EXPO 2016 Antalya, özellikle 9 günlük bayram tatilinde yerli ziyaretçiler başta olmak üzere yoğun ilgi gördü. Günlük girişlerin bayram döneminde yoğun şekilde arttığı EXPO 2016’da rekor, Tarkan’ın ikinci kez konser verdiği 17 Eylül tarihinde geldi. Tarkan’ın ikinci konserinde yaklaşık 60 bin kişi EXPO 2016 alanını ziyaret etti.

    Dünyanın en özel starlarına ev sahipliği yaptı

    30 Ekim’e kadar ziyaretçilere açık kalacak olan EXPO 2016 Antalya, sabah 11.00’den gece 02.00’ye kadar gezilebiliyor. Çocuklar kadar yetişkinler içinde heyecan verici pek çok etkinliği içinde barındıran EXPO 2016’nın her köşesinde renkli etkinlikler ziyaretçilerini karşılıyor. Şimdiye kadar; Maroon 5, Elton John, Lara Fabian, OneRepublic, Enrique Iglesias, Ricky Martin, Yanni gibi dünyanın en özel starlarına ev sahipliği yapan EXPO 2016; yerli konser serileriyle de her gün ziyaretçilerini Türkiye’nin sevilen sanatçılarıyla buluşturuyor.

    Piyano ve Altın Portakal heyecanı EXPO 2016’da

    Tüm bunların dışında EXPO 2016 Antalya; sürpriz konserler, sergiler, uluslararası sempozyumlar, çocuk kongreleri, sahne sanatları ile kentin sosyal ve kültürel hayatına renk katmaya devam ediyor. 21 Eylül – 14 Ekim tarihleri arasında 17. Antalya Uluslararası Piyano Festivali’ne de ev sahipliği yapacak olan EXPO 2016, yine aynı şekilde ülkemizin en önemli film festivali olan 51. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin açılış ve kapanış töreninde de yerli ve yabancı üst düzey pek çok ismi ağırlayacak.

  • Yanni’den EXPO 2016 Antalya’da konser

    Dünyaca ünlü besteci ve piyanist Yanni, EXPO 2016 Antalya kapsamında konser verdi.

    EXPO 2016 Antalya’da Yunanistanlı piyanist ve besteci Yanni konser verdi. Ünlü piyanist, EXPO 2016 Antalya Kongre Merkezi’ndeki konseri öncesinde EXPO Tepesi’ne Bursa’dan transplantasyon yöntemiyle alana getirilen 173 yıllık zeytin (Olea europaea) ağacına su verdi. Ağacın etrafını gezerek sulayan Yanni, Yunanistan’ın güneyinde yer alan Kalamata’da doğduğunu ve orada yüzbinlerce zeytin ağacı olduğunu söyledi. Yanni, “Bu nedenle zeytin ağacı hakkında çok şey biliyorum. Bu ağaç, altın kadar değerli. Antik çağlardan bu yana bu ağaç insanların her şeyi, çok kullanışlı ve önemli. Zeytin ağacı her şey demektir. 200-300 yıl, hatta daha uzun yaşarlar. Dünyanın birçok yerinde ağaç diktim, hatta barış tohumları ektim. Çok onur duydum” dedi.

    Yanni, kendisine bu ağacın hediye edilmesinden duyduğu mutluluğu ise Türkçe “Teşekkürler” diyerek dile getirdi.

    Sosyal medya hesabında paylaştı

    Yanni, kendi sosyal medya hesapları için yaptığı çekimde ise şunları söyledi:

    “Elimde su tutuyorum. Bu ağaç, bana EXPO 2016’da Türk insanları tarafından adandı. Bu ağaç 173 yıllık bir zeytin ağacı. Gövdesi çok geniş. Çok sembolik ama ağacı suluyorum şimdi. Bu benim için çok büyük bir onur. Burada olduğum için çok mutluyum. Çok güzel bir gün benim için.”

    Yanni, ağaç dikiminin ardından konser öncesinde çocuklarla buluştu. Yaşları 3 ile 9 arasında değişen çocuklarla piyano çalan ve onlarla sohbet eden ünlü piyanist, birlik mesajları verdi.

    İlham veren müzikleri ve besteleriyle “new age” müziğin öncülerinden Grammy ödüllü Yanni, Kongre Merkezi’nde verdiği konserde müzikseverlere unutulmaz bir gece yaşattı. Şarkılarında dünyanın her kültüründen ezgiler barındıran Yanni, romantik aşkları anlatan müziğinin yanı sıra özel performansları ile de beğeni topladı. Konserde Yanni’ye kalabalık bir orkestra da eşlik etti. Yanni, eski bestelerinin yanı sıra bu yılın başında piyasaya çıkan “Sensuous Chiil” isimli albümünde yer alan bestelerini de çaldı. Dünya çapında milyonlarca hayranı olan ve uluslararası bir fenomen haline gelen Yanni, EXPO 2016 Antalya Kongre Merkezi’nde gerçekleştirdiği konserde de muhteşem performansıyla müzikseverleri büyüledi.

  • EXPO 2016 Antalya iki önemli konferansa ev sahipliği yapacak

    EXPO 2016 Antalya, Uluslararası Bahçe Bitkileri Üreticileri Birliği (AIPH) tarafından gerçekleştirilecek “Uluslararası Bahçecilik EXPO’su” ve “Uluslararası Yeşil Şehir” konferanslarına ev sahipliği yapacak.

    AIPH 68. Olağan Kongresi, 26 Eylül-1 Ekim tarihleri arasında Antalya’da gerçekleştirilecek. Kongre kapsamında “AIPH Expo Konferansı” ve “Uluslararası Yeşil Şehir Konferansı” düzenlenecek. Cumhurbaşkanlığı himayesinde 22 Nisan’da kapılarını “çiçek ve çocuk” teması, “Gelecek nesiller için yeşil bir dünya” mottosuyla açan Türkiye’nin ilk EXPO’su “EXPO 2016 Antalya’nın ev sahipliği yapacağı bu iki önemli konferansa AIPH Başkanı, AIPH Genel Sekreteri, Yönetim Kurulu üyeleri ve delegelerinin yanı sıra dünyadan ve Türkiye’den şehircilikle ilgili birçok profesyonel de katılım gösterecek.

    28-29 Eylül tarihleri arasında düzenlenecek olan “AIPH EXPO Konferansı’nın açılış konuşmasını AIPH Başkanı Bernard Oosterom yapacak. Konferans süresince Katar, Singapur ve Çin’den şehircilikle ilgili sunumlar yapılacak. Konferansın diğer katılımcıları ise bundan sonra EXPO yapacak olan ve yapmayı düşünen şehirlerin temsilcileri olacak.

    Konferansta İtalya’nın Milano şehrinde 2015 yılında gerçekleştirilen başarılı Dünya EXPO’su eski Genel Müdürü Piero Galli, ziyaretçi sayısının artırımı ve uluslararası katılımcıların güvence altına alınması konularındaki deneyimlerini paylaşacak. EXPO 2016 Antalya Genel Sekreter Yardımcısı Mücahit Şengül, EXPO deneyimleri ve kazanımları hakkında konuşma yapacak. AIPH Kıdemli Danışmanı Sven Stimac, Bahçecilik EXPO’su katılımcıları ile nasıl çalışma yapılması gerektiği hakkındaki önerilerini ve uluslararası katılımcıların nasıl güvence altına alınacağı konusundaki görüşlerini paylaşacak. Rixos Land of Legends Hoteli’nin peyzaj mimarı Nehir Humalı ise, ziyaretçilerin deneyimlerini artırmada peyzajın kullanılması konusundaki görüşlerini dile getirecek.

    AIPH Genel Sekreteri’nden çağrı

    AIPH Genel Sekreteri Tim Briercliffe, bu konferansın Bahçecilik EXPO’ları ile ilgilenen herkes için bilgiler sunacağına ve rehberlik sağlayacağına dikkat çekerek, “Başka hiçbir yerde bu konu hakkında bu kadar çok deneyimli insanın buluştuğunu ve fikir alışverişi yaptığını göremezsiniz. İster halihazırda EXPO düzenliyor olun, ister gelecekte EXPO düzenlemek ile ilgileniyor olsun EXPO 2016 Antalya’da gerçekleşecek olan unutulmaz ve oldukça değerli bu etkinlikte bize katılın’’ dedi.

    Konferansa katılan delegelere ayrıca Taichung/Tayvan (2018) , Beijing/Çin (2019), Gold Coast/Avustralya (2020) ve Almere/Hollanda (2022) Bahçecilik EXPO’ları hakkında güncel bilgiler verilecek. A1 kategorisinde Bahçecilik EXPO’su olan EXPO 2016 Antalya’nın Kongre Salonu’nda gerçekleştirilecek olan konferansın yanı sıra gelecek olan delegelere EXPO turu da düzenlenecek.

    “Yeşil Şehir Konferansı” ilham verecek

    27 Eylül tarihinde yine EXPO Kongre Merkezi’nde düzenlenecek olan “Yeşil Şehir” konferansında ise geleceğin şehir planlamasına ilham kaynağı olacak fikirler ele alınacak. AIPH Genel Sekreteri Tim Briercliffe’in açılış konuşmasını yapacağı konferansta Akdeniz Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Peyzaj Mimarlığı Bölüm Başkanı Prof. Dr. Veli Ortaçeşme, Antalya’daki yeşil alanların nasıl artırılabileceği ve diğer şehirlere nasıl örnek olacağını konularında konuşma yapacak. Lotus Garden Design firması peyzaj mimarı ve EXPO 2016 Antalya’daki AIPH/OAİB ’’Yeşil Vaha’’ bahçesi tasarımcısı Nilüfer Danış, şehirlerin gelişmelerinde peyzajın rolü ve EXPO 2016 Antalya’da bulunan ’’Yeşil Vaha’’ bahçesi tanıtımı konularını ele alacak. AgFacadesign&G Facadesıgn Pte Ltd. Müdürü Kelvin Kan ise ödüllü ‘Hanging Garden’ projesi, biyofil şehir kavramı ve bahçe konseptindeki şehir konularında konuşacak. Amerika Birleşik Devletleri’nden Skype program ile konferansa görüntülü olarak katılacak olan Richard Louv, çocukların gelişiminde kentlerin yeşillendirilmesinin önemi hakkında konuşma yapacak. Yangzhou Halk Kongresi Başkanı Xie Zhengyi, insanlara daha fazla iş imkânı sağlamak için yeşil alanların geliştirilmesi konusunda konuşma yapacak.

    EXPO 2016 Antalya’daki Katar Bahçesi Komiseri Fayqa Abdulla Ashkanani, sıcak iklime sahip şehirlerin yeşillendirilmesi ve Katar’daki yeşil alanlar ve parklar hakkındaki görüş ve deneyimlerini paylaşacak. Communities in Bloom Başkanı Bob Lewis ile Communities in Bloom jürisi ve peyzaj mimarı Richard Daigneault ‘Communities in Bloom’un ne olduğu ve nasıl dahil olunacağı, 2015 yılında Antalya’nın nasıl ödül kazandığı ve diğer şehirlerin katılmalarındaki faydalar konularında konuşma yapacaklar.

    Konferansın konusu hayati önem taşıyor

    AIPH Yeşil Şehir Komitesi Başkanı Karen Tambayong, fiziksel, zihinsel ve ruhsal açıdan sağlıklı yeni nesiller için daha yeşil şehirlere ve sağlıklı sürdürülebilir bir çevreye ihtiyacımız olduğuna dikkat çekerek, “Bu bakımdan konferansın konusu hayati önem taşımaktadır. Umarım birçok şehrin yetkilileri ve karar vericileri daha yeşil alanların yaratılmasının aciliyetinin farkındadırlar’’ dedi.

    “Gelecek nesiller için yeşil bir dünya” mottosuyla düzenlenen EXPO 2016 Antalya’nın Genel Sekreteri Fırat Işık ise, ’’Hepimiz yeni nesillere bırakacağımız bu dünyadan sorumluyuz. Bu sorumluluk EXPO 2016 Antalya’nın temasının temellerini de oluşturmaktadır. Bu prestijli Uluslar arası konferansa ev sahipliği yapmaktan ve tüm dünya şehirlerinin, yeşil şehirlerin önemini anlamalarında üzerimize düşen görevi yapmaktan mutluluk duyuyorum.’’

  • Antalya Turizm Sektörü Değerlendirme Toplantısı 2016

    Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcı, 2017 turizminin kültürel faaliyetlerin etkisiyle ülke genelinde eskisinden daha parlak bir tablo çizeceğini söyledi.

    Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcı, Antalya’nın Manavgat ilçesinde düzenlenen “Antalya Turizm Sektörü Değerlendirme Toplantısı 2016″ya katıldı. Toplantıya Antalya Valisi Münir Karaloğlu, Antalya milletvekilleri Gökçen Özdoğan Enç, İbrahim Aydın, Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel ve turizm temsilcileri katıldı. Basına kapalı gerçekleşen toplantının ardından gazetecilere açıklamada bulunan Avcı, iki gündür Antalya’da verimli etkinliklere katıldığını söyledi. Dün akşam katıldığı 17. Uluslararası Antalya Piyano Festivali’nin coşkulu bir izleyici profili ile açıldığını hatırlatan Avcı, “Bu tür etkinlikler sadece sanatsal etkinlik olarak değil, aynı zamanda ülkemizin doğru tanıtımına da katkıda bulunan yararlı etkinliklerdir. Uluslararası Piyano Festivali de her şeye rağmen Türkiye’nin teröre boyun eğmediğini, rutinlerini ve etkinliklerini planladığı şekilde sürdürdüğünü bütün dünyaya müzik üzerinden mesaj vererek gösteren bir etkinlik oldu” dedi.

    Turizmde 2017 planları

    Antalya’da üçüncü defa turizm temsilcileriyle bir araya geldiklerini belirten Bakan Avcı, “Bugün de hem daha önceki toplantılarımızda dile getirilen taleplerin, değerlendirmelerin, önerilerin bugün ne durumda olduğunu, bunlardan hangilerinin ne kadar gerçekleştiğini, hangilerinin ne kadar gerçekleşmediğini, gerçekleşenlerin daha ileriye taşınması için neler yapılması gerektiğini konuşma fırsatımız oldu. 2016’da özellikle turizm alanında ciddi sıkıntılar yaşadık. Bunun nedenleri üzerine daha önceki danışma toplantılarımızda konuşmuştuk. Bugün daha somut veriler üzerinden 2016’da yaşanan sıkıntının yapısal konjonktürel nedenlerini, yapısal nedenlerini, gelecekte yine benzer sıkıntılara yol açmaması için ne tür değişiklikler yapılması gerektiğini, konjonktürel olarak da 2017 için neleri yapmamız, neleri yapmamız gerektiği konusunda sektör temsilcisi arkadaşlarımızın görüşlerini, önerilerini aldık. İnşallah 2017 turizm sektörünün başka alanlarda olduğu gibi tekrar eskisinden de iyi duruma geleceği yılların başlangıç yılı olacak diye ümit ediyorum. Bunun için hem içeride hem dışarıda, hem ürün çeşitlendirmesi, pazar çeşitlendirmesiyle bunlara yönelik farklı iletişim stratejileri ile mesafe alacağımızı görüyoruz, hissediyoruz, biliyoruz. Ben sektör temsilcisi arkadaşlarımıza çok iyi çalışılmış önerilerle geldikleri için teşekkür ediyorum” diye konuştu.

    “2017 parlak tablo çizecek”

    Kültürel faaliyetlerin 2017 yılında Antalya’dan başlayıp tüm ülkede etkisini göstereceklerini kaydeden Bakan Nabi Avcı, “2017’de Antalya’dan başlayarak turizmin de kültürel faaliyetlerin de hem bu bölgede hem de Türkiye genelinde eskisinden daha parlak bir tablo çizeceğini müjdeleyebilirim. Türkiye son 1 yıl içinde büyük badireler atlattı. Buna rağmen çok şükür Türkiye dimdik ayakta. Sektörümüz heyecanını kaybetmemiş durumda. Bundan sonra ne yapabiliriz diye kolları sıvamış vaziyette. Hepimiz gece gündüz çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Önümüzdeki yıllar daha iyi olacak. medyanın da bu alanda yapacağı katkıların büyük önemi var” dedi.

    TÜRSAB Başkanı Ulusoy: “Ekmeğimizle oynadılar”

    Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) Başkanı Başaran Ulusoy da, “Turizmin geleceğini tartışıyoruz. Bir milyon deli kuyuya taş attı, 79 milyon bunu çıkardı. Ekmeğimizle oynadılar. Bunu toparlamaya çalışıyoruz. Yurt dışındaki algıyı değiştirmeye çalışıyoruz. Bu gemi bizim gemi, karşılaştığımız fırtınaları değil, gemiyi limana nasıl yanaştıracağımız önemli. Rusya ile olan sıkıntımız çözülmüştür. 30 bine yakın Rus turist son dönemde ülkemizi ziyaret etti. Sakalımız kesildi ama kolumuz kesilmedi. Sakalımız yeniden çıkar” dedi.

    TÜROFED Başkan Yardımcısı Çorabatır: “60’ın üzerinde tanıtım yaptık”

    Türkiye Otelciler Federasyonu (TÜROFED) Başkan Yardımcısı Sururi Çorabatır ise, “Turizm sektörü geçen yıla oranla kayıp yaşadığı sezon oldu. Çözümleri birlikte paylaşıp devreye geçirmek. Kayıplarımızla ilgili 2017 yılı için 60’ın üzerinde tanıtım çalışmaları yaptık. 2016’yı bu dinamizmle birlikte sektörün çok çabuk atlatacağına inanıyoruz. 2017 satışları Kasım ve Aralık aylarında başlayacak. 2017 yılından ümitliyiz.”

    Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel de, “Çok faydalı ve verimli bir toplantı oldu. Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcı, 4 ayda üçüncü defa geldi. Antalya’nın dünyanın en huzurlu, güvenli, sakin şehri olduğunu söylüyoruz. Güvenlik tehdidi halkın olağan akışını değiştirme amacı taşır. Antalya’da hayatın olağan akışı değişmediği gibi kültürel, sosyal, sanatsal etkinlikleri ile hayat devam ediyor” diye konuştu.

  • Eğitime Bakış 2016 İzleme ve Değerlendirme Raporu

    Memur-Sen ve Eğitim-Bir-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, “Eğitime Bakış 2016: İzleme ve Değerlendirme Raporu”na göre ilk ve ortaokullarda yaklaşık 60 bin derslik ihtiyacı olduğunu, 40 bin norm fazlası ile 130 bin öğretmen açığının giderilmesi gerektiğini söyledi. Yalçın, her 5 lise öğrencisinden 1’inin kronik devamsız olduğunu da kaydetti.

    Eğitim- Bir- Sen Genel Merkez’de düzenlenen basın toplantısında Eğitime Bakış 2016: İzleme ve Değerlendirme Raporu’nu açıklayan Ali Yalçın, 402 bini aşkın üyesiyle eğitim hizmet kolunun yetkili sendikası ve Türkiye’nin en büyük sivil toplum kuruluşu olarak 24 yıldır özlük ve özgürlük mücadelesi verdiklerini ifade ederek, şunları söyledi:

    “Eğitim çalışanlarının mali ve sosyal haklarını korumak ve geliştirmek, sorunlarını gündeme getirmek ve çözmek, ‘herkes için ve daha iyi eğitim’ anlayışıyla eleştiri ve öneriler ortaya koymak, ücretlerde ve gelir dağılımında adaleti sağlamak hedefleri için çalışıyor ve üretiyoruz. Medeniyetimizin kök değerlerini idrak etmiş, daha özgür, daha müreffeh ve daha mutlu insanların yaşadığı ‘daha güçlü, daha huzurlu, daha adil Türkiye’yi inşa etmek amacıyla çıktığımız sendikal yolculukta, hem sendikacılık hem de sivil toplum noktasında yeni eşikler oluşturmaya devam ediyoruz. Bu çerçevede, akademik çalışmalarımızla geçmişe, güne ve geleceğe ışık tutuyor, eğitim çalışanları için elde ettiğimiz kazanımlarla emeğin değerini artırıyor, akademik sendikacılık anlayışının hakkını veriyoruz. Üniversitelerde başörtüsü yasağının kaldırılmasının arkasında sendikamızın ürettiği baskı var. Üniversiteye girişte uygulanan katsayı adaletsizliğinin sona ermesinde kararlılığımız; Kur’an-ı Kerim, Siyer ve Temel Dini Bilgiler derslerinin ders programlarına dahil edilmesinde talebimiz ve takibimiz var. Kesintisiz eğitim dayatmasının tarih olmasında, 4+4+4 kademeli eğitim anlayışının hayat bulmasında, eğitim konusuna siyasi değil, pedagojik bakışımız var. Vesayetçi eğitimin kartviziti konumundaki Milli Güvenlik Bilgisi dersinin kaldırılmasında özgürlükçü ve sivil eğitim sistemi/felsefesi perspektifimizle Eğitim-Bir-Sen olarak ortaya koyduğumuz ısrar var. Bu çerçevede yakın tarih olarak nitelenebilecek son on beş yıllık süreçte eğitime dair millet eksenli, pedagoji eksenli, insan ve irfan eksenli değişikliklerde katılım, katkı, öneri ve eleştiri zemininde öncü/paydaş sıfatıyla etkileyici ve belirleyici olduk.”

    Kuruldukları günden bu yana eğitimin, eğitim çalışanlarının, milletin, ülkenin sorunlarının tespitine ve çözümüne yoğunlaştıklarını, çözüme katkıda bulunarak, ufuk açıcı öneriler ortaya koyarak, ilgili ve yetkili kişi ve kurumlarla ortak çalışmalar yaparak olması gerekene ulaşmak için yol bulmaya, yol haritası oluşturmaya çalıştıklarını kaydeden Yalçın, “Biz, slogan değil, çözüm üretmenin; sorun pazarlamanın değil, ortak akılla çözüm için yol almanın peşinde olduk. Bu yüzden söz üretmedik, bilimsel araştırmalarla çözümün bir paydaşı, öznesi olduk. Eğitim çalışanlarının profesyonel gelişimine destek olmanın ve öğretmenlik mesleğinin itibarını yükseltmenin yanında eğitim politikalarının oluşturulmasına ve eğitimde kalitenin artırılmasına dönük araştırma, izleme ve değerlendirme içerikli çalışmalar, raporlamalar yaptık. Bu noktada eğitime, eğitimciye, eğitim sistemine dair raporlarımızın, çalışmalarımızın, çalıştaylarımızın, yayınlarımızın, seminer, sempozyum ve kongrelerimizin eğitimle ilgili, ilişkili her kişi ve kurum tarafından takip ve takdir edilmesinin sorumluluğunu büyük bir onurla taşıyoruz. Bununla birlikte, bu sorumluluk, eğitimle ilgili spesifik konu ve mecraların ötesinde Türkiye’nin eğitimle ilgili durumunu, konumunu, olana dair verilerini ve olması gerekene yönelik analizleri içeren daha kapsayıcı ve aynı kapak altında kamuoyuna sunulacak yıllık rapor çalışması yapmak noktasında bir karar almayı ve bunun gereğini yapmayı gerektirdi. Eğitime Bakış 2016: İzleme ve Değerlendirme Raporu’nun fikri ve düşünsel altyapısı bu şekilde gelişti ve oluştu. Raporumuz, Türkiye’de eğitimle ilgili hemen hemen bütün göstergeleri içeren, farklı açılardan değerlendiren, her birine yönelik analizlere yer verilen ve bu yönleriyle bu alanda bugüne kadar hazırlanmış en kapsamlı çalışmadır. Rapor hazırlanırken, eğitime dair ulusal ve uluslararası göstergeler, parametreler incelenmiştir. Raporumuzun, birçok veriyi toplu olarak sunmak niteliğiyle, gerek öğretmenlerin ve eğitimle ilgili araştırma yapan akademisyenlerin gerekse eğitim politikalarıyla siyasi ve idari karar alıcıların çalışma masalarında yer alacak temel bir kaynak olacağına inanıyoruz” şeklinde konuştu.

    Tarafsız bakış ve yapıcı yaklaşım çerçevesinde yürütülen uzun soluklu bir çalışmasının eseri olan Eğitime Bakış 2016’nın Eğitim-Bir-Sen’in eğitimi izleme ve değerlendirme raporlarının ilkini oluşturduğunu dile getiren Yalçın, “Bundan sonra ‘Eğitime Bakış’ ana temasıyla her yıl izleme ve değerlendirme raporu yayımlamak konusundaki kararımızı da bu vesileyle sizlerle ve eğitim camiasıyla paylaşmış olalım. Böylece, Türkiye’de eğitimin mevcut durumunu ve küresel görünümünü sürekli ve istikrarlı bir disiplinle mercek altına almış olacağız” ifadelerini kullandı.

    Mesleki eğitime devam eden öğrenci oranı OECD ortalamasının üstüne çıktı

    Genel Başkan Ali Yalçın’ın açıkladığı, Türkiye’nin mevcut eğitim durumunu ortaya çıkaran raporda yer alan konulardan bazıları şöyle:

    “- 6-13 yaş aralığında net okullaşma neredeyse yüzde 100’e ulaştı

    Ülkemizde son yıllarda bütün eğitim kademelerinde okullaşma oranlarında kayda değer bir büyüme kaydedilmiştir. 2015-2016 eğitim öğretim yılında ilkokul çağını kapsayan 6-9 yaş grubunda yüzde 98,81 ortaokul çağını kapsayan 10-13 yaş grubunda ise yüzde 99,05 net okullaşma oranlarına ulaşıldığı görülmektedir.

    – Lise çağındaki her 100 gençten 15’i eğitimin dışında

    Ortaöğretimin 2012 yılından itibaren zorunlu eğitim kapsamına alınmasıyla bu kademede okullaşma oranları son yıllarda ciddi artış göstermiştir. Ancak, ortaöğretimi kapsayan 14-17 yaş grubundaki her 100 öğrenciden yaklaşık 15’i eğitimine devam etmemektedir. Bu durum, yeni politikaların geliştirilmesinin gerekliliğini ortaya koymaktadır.

    – Mesleki eğitime devam eden öğrenci oranı OECD ortalamasının üstüne çıktı

    – Mesleki eğitim kapsamına giren okul türlerine devam eden öğrencilerin tüm öğrenciler içerisindeki payını ifade eden meslek lisesi öğrenci oranı 1990-1997 yıllar arasında yüzde 45 seviyesinde seyretmiştir. 28 Şubat sürecinde alınan katsayı kararına bağlı olarak, meslek lisesi öğrenci oranı 2002 yılına kadar sürekli azalmış ve yüzde 35 seviyesine gerilemiştir. Daha sonraki yıllarda söz konusu oran 2014 yılına kadar sürekli artış göstermiş ve yüzde 50’ye ulaşmıştır. Türkiye’de 15-19 yaş grubu ortaöğretim öğrencilerinin genel ve meslek lisesi program türüne göre oransal dağılımı bazı ülkelerle karşılaştırıldığında, Türkiye’de meslek lisesi öğrenci oranının (yüzde 47), OECD geneli meslek lisesi öğrenci oranının (yüzde 41) biraz üzerinde olduğu görülmektedir.

    – Özel öğretim kurumlarının sayısı artıyor

    Okul öncesinden ortaöğretime tüm kademeler göz önünde bulundurulduğunda, 1990 yılında 157 bin civarında olan özel öğretim kurumu öğrenci sayısı, 2000 yılında 272 bine, 2010 yılında 498 bine, 2015 yılında ise 1 milyon 174 bine çıkmıştır.

    Oransal olarak bakıldığında özel öğretim kurumlarına devam eden öğrencilerin, açık öğretim öğrencileri dâhil, tüm öğrenciler içerisindeki payı 1990 yılında yüzde 1,5 civarında iken, 2000 yılında yüzde 2,1’e, 2010 yılında yüzde 3,0’a, 2015 yılında ise yüzde 6,7’ye yükselmiştir.

    – Temel liselerde kayıtlı öğrencilerin beşte üçü 12. sınıf öğrencisi

    2015-2016 eğitim-öğretim yılında dershanelerden dönüşen toplam bin 205 temel lise bulunmaktadır. Bu kurumlarda toplam 22 bin 67 öğretmen çalışmış ve 182 bin 876 öğrenci eğitim görmüştür. Temel liselerin tüm özel öğretim kurumları içerisindeki payı yüzde 41; temel liselerdeki öğrencilerin özel öğretim kurumlarına giden tüm öğrenciler içerisindeki payı yüzde 39 ve temel liselerde çalışan öğretmenlerin özel öğretim kurumlarında çalışan tüm öğretmenler içerisindeki payı ise yüzde 38 civarındadır. Söz konusu eğitim-öğretim yılında temel liselere devam eden öğrencilerin sınıflara göre dağılımı incelendiğinde oldukça çarpıcı bir tablo ortaya çıkmaktadır. İlgili yönetmelikte temel liselerin her sınıf düzeyinde kayıtlı öğrenci sayısının toplam kontenjanın yüzde 40’ını geçemeyeceği belirtilmiş olmasına rağmen, 12. sınıfa devam eden öğrenci sayısı, toplam kayıtlı öğrencilerin yüzde 58’ine denk düşmektedir. Başka bir ifadeyle, temel liseye kayıtlı öğrencilerin yaklaşık beşte üçü 12. sınıf öğrencisidir.

    – Açık öğretimdeki öğrenci artışı sinyal veriyor

    Açık öğretimde (ortaokul ve lise) öğrenim gören toplam öğrenci sayısı 2007 yılından itibaren sürekli artış göstermektedir. 2015 yılında toplam 1.874.210 açık öğretim öğrencisi bulunurken, bu öğrencilerin 1.536.135’i açık lise öğrencisi, 338.075’i ise açık öğretim ortaokulu öğrencisidir. Ortaöğretimde 2015 yılı başında açık öğretim öğrenci sayısının toplam öğrenci sayısına oranı yüzde 26,45’i bulmuştur. Başka bir ifadeyle, her dört öğrenciden biri açık ortaöğretim lisesine gitmiştir. Geçen yıl yapılan değişiklikle, TEOG yerleştirmelerinde herhangi bir örgün öğretim kurumuna yerleşemeyen öğrenciler zorunlu olarak açık öğretim lisesine yerleştirilmektedir. Ayrıca, iki yıl üst üste sınıf tekrarı yapan lise öğrencileri de açık ortaöğretime kaydırılmaktadır. Buna bağlı olarak, açık öğretim lisesi, öğrencileri için nitelikli bir alternatif olmaktan ziyade sistemde başarısız öğrencilerin yönlendirildiği depo kurum haline gelmiştir.

    – Eğitim düzeyi arttıkça iş gücüne katılım artıyor

    Türkiye’de eğitim düzeyi arttıkça iş gücüne katılım ve istihdam oranları da belirgin bir şekilde artmaktadır. 2015 yılı için işgücüne katılım oranları yüksekokul ya da fakülte mezunlarında yüzde 80; lise dengi meslek okulu mezunlarında yüzde 65; genel lise mezunlarında yüzde 54; lise altı eğitim düzeyinden mezunlarda ise yüzde 43 olarak gerçekleşmiştir. Söz konusu yıl için istihdam oranları yüksekokul ya da fakülte mezunlarında yüzde 71; lise dengi meslek okulu mezunlarında yüzde 58; genel lise mezunlarında yüzde 47; lise altı eğitim düzeyinden mezunlarda ise yüzde 39 olarak gerçekleşmiştir. Yükseköğretimin, özellikle kadınların iş gücüne katılımında ve istihdamında oldukça fazla dönüştürücü gücü bulunmaktadır. Örneğin, 30-64 yaş nüfusta olan kadınlarda yüksekokul ya da fakülte mezunu olan kadınların iş gücüne katılma ve istihdam oranları daha düşük eğitim düzeyindeki kadınların işgücüne katılma ve istihdam oranlarından yaklaşık iki kat daha yüksektir.

    – Eğitim düzeyi arttıkça ekonomik kazanç artıyor

    Ayrıca, eğitim düzeyi arttıkça ekonomik kazanç da beklendiği üzere artmaktadır. 2014 yılı TÜİK verilerine göre genel lise mezunu olma referans noktası olarak alındığında, yüksekokul ve üstü olanların yıllık gelirlerinin genel lise mezunu olanların gelirinden 2,4 kat daha fazla olduğu görülmektedir. Meslek lisesi mezunu olmanın, genel lise mezunu olmaya göre yıllık brüt gelir açısından avantaj sağladığı da belirgin şekilde ortaya çıkmaktadır. Yıllık ortalama brüt gelir temelinde, meslek lisesi mezunu olmak 2014 yılında genel lise mezunu olmaya göre 1,3 kat avantaj sağlamaktadır.

    – İlk ve ortaokullarda yaklaşık 60 bin derslik ihtiyacı var

    İlk ve ortaokul kademelerinde ikili eğitim yapan okul ve öğrenci oranları 2010 yılından (sırasıyla yüzde 22 ve yüzde 51) 2015 yılına (sırasıyla yüzde 19 ve yüzde 46) az miktarda düşüş göstermiştir. 2015 yılında dersliklerin yaklaşık yüzde 16’sında ikili eğitim yapılmıştır. Buna göre, sınıf mevcutları ve okullaşma oranları ile ilgili veriler sabit kalması durumunda ilk ve ortaokullarda ikili eğitim uygulamasına son verebilmek için yaklaşık 60 bin derslik ihtiyacı vardır. 2015-2016 eğitim-öğretim yılı için Türkiye genelinde ilköğretimdeki öğrencilerin yaklaşık yüzde 8’i; ortaöğretimdeki öğrencilerin yaklaşık yüzde 11’i taşımalı eğitim kapsamında merkez okullara taşınmaktadır.

    – Öğretmen dağılımındaki dengesizlik fırsat eşitsizliğinin en büyük gerekçesi

    Türkiye’de öğretmenlerin tecrübe açısından bölgelere ve illere göre dengesiz dağılımı, eğitimde fırsat eşitliği bağlamında endişe verici boyuttadır. Türkiye genelinde kamu çalışanı öğretmenlerin hizmet süresi ortalaması 11,7 yıl iken, Kuzeydoğu Anadolu, Ortadoğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde sırasıyla 6,0, 6,7 ve 7,2’dir. Öğretmen hizmet süresi ortalamasının en yüksek olduğu iller sırasıyla İzmir (15,6), Aydın (15,5), Karabük (14,9), Ankara (14,9), Yalova (14,8) ve Balıkesir (14,8) iken, en düşük olduğu iller sırasıyla Şırnak (1,8), Hakkâri (2,0), Ağrı (2,8), Muş (3,1) ve Bitlis’tir (3,9).

    Onuncu Kalkınma Planı’nda belirlenen hedef doğrultusunda, öğretmenlerin dezavantajlı bölgelerde ve okullarda uzun süreli çalışması özendirilecek birtakım düzenlemelerin yapılması gerekmektedir. Özellikle öğretmenlerin özlük hakları ile ilgili bir düzenlemenin bu doğrultuda etkili bir politika aracı olacağı düşünülmektedir.

    – Öğrenciler öğretmen, öğretmen adayları ise atama bekliyor

    Eğitim fakültelerindeki mevcut öğrenci sayıları, yeni kayıt öğrenci sayıları ve mezun sayıları birlikte değerlendirildiğinde ve ayrıca fen-edebiyat fakültelerinin mezunlarına verilen pedagojik formasyon sertifikalarının sayısı göz önünde bulundurulduğunda, önümüzdeki yıllarda da öğretmen arzının birçok alanda öğretmen talebinden daha fazla olacağı öngörülmektedir. 2015 yılında 417.480 öğretmen adayı KPSS Eğitim Bilimleri Testine girmiştir.

    – 130 bin öğretmen açığı giderilmelidir

    Kamu okullarında çalışan 40 bin civarında norm fazlası öğretmen bulunmaktadır. Kurum (okul) bazlı 130 bin öğretmen ihtiyacı varken (Şubat 2016 verisi), öğretmenlerin yüzde 5’inin ihtiyaç fazlası olarak ihtiyacı olmayan okullarda görev yapıyor olması eğitimde fırsat eşitliği bağlamında ve kamu kaynaklarının etkin ve verimli kullanımı açısından son derece sorunlu bir durumdur. Anayasal haklar kapsamında tanınan aile bütünlüğünün korunması ve sağlık ihtiyaçlarının giderilmesi gibi haklar ihlâl edilmeden bu sorunun çözümüne yönelik politikalar geliştirilmelidir.

    – Her 5 lise öğrencisinden 1’i kronik devamsız

    Öğrenci devamsızlığıyla ilgili veriler, özellikle liselerde özürlü ya da özürsüz 21 gün ve üstü devamsızlık yapan öğrencilerin oranlarının yüksek olduğunu göstermektedir. 2014-2015 yılı verilerine göre, her 100 lise öğrencisinin yaklaşık 19’u 21 gün ve üzeri devamsızlık yapmıştır. Ortaokullarda her 100 öğrenciden 10’u; ilkokullarda ise her 100 öğrenciden 5’i 21 gün ve üstü devamsızlık yapmıştır.

    – Ortaöğretimdeki sınıf tekrarı sorun olarak varlığını sürdürüyor

    Ortaöğretimde sınıf tekrarı oranı 2010 yılından 2014 yılına kadar geçen süre zarfında belirgin bir şekilde artmıştır. 2010 yılında yüzde 4,3 olan söz konusu oran 2014 yılında yüzde 5,7’ye yükselmiştir. Sınıf tekrarı yapanların sınıflara göre oransal dağılımı incelendiğinde, sınıf tekrarının özellikle 9. sınıf öğrencileri arasında yaygın olduğu görülmektedir.

    Sınıf tekrarı yapanların okul türüne göre dağılımı incelendiğinde oldukça çarpıcı bir tablo ortaya çıkmaktadır. 2010-2011 eğitim-öğretim yılında sınıf tekrarı yapan tüm öğrencilerin içerisindeki meslek liseli öğrencilerin oranı yüzde 57 iken, bu oran son verilere göre yüzde 87 gibi oldukça yüksek bir orana ulaşmıştır.

    – Ortaöğretim mezuniyet oranları hâlâ düşük

    Türkiye’de ortaöğretim mezuniyet oranı giderek artmaktadır. 2008 yılında yüzde 53,4 olan toplam mezuniyet oranı 2014 yılında yüzde 79,5’e yükselmiştir. Diğer taraftan, gelişmiş ülkelerle kıyaslandığında Türkiye’de ortaöğretim mezuniyet oranı hala düşük düzeydedir. OECD verilerine göre, OECD genelinde söz konusu oran yüzde 85’dir. Yeni Zelanda, Portekiz, İrlanda ve Japonya gibi bazı ülkelerde ortaöğretim mezuniyet oranlarının yüzde 100’e yakın gerçekleşmiş olması Türkiye’deki olumsuz durumu daha da belirginleştirmektedir.

    – Yükseköğretime geçişte fırsat eşitsizliği

    Yükseköğretim programına yerleşen öğrencilerin mezun oldukları lise türüne göre detaylı analizi, üniversiteye geçişte lise türleri arasındaki başarı farkını açıkça ortaya koymaktadır. 2015 yılı yerleştirme sonuçlarına göre, lisans programlarına yerleşme oranı açısından, Sosyal Bilimler Lisesi, Özel Fen Lisesi, Anadolu Öğretmen Lisesi ve Özel Lise (yabancı dil eğitim verenler), Fen Lisesi ve Anadolu Lisesi diğer tüm lise türlerine göre belirgin bir şekilde daha başarılı olmuştur. Lise türlerine göre lisans programlarına yerleşme oranlarındaki uçurum, yükseköğretime geçişteki fırsat eşitsizliğini gözler önüne sermektedir.

    – Öğrenci başına yapılan harcamalar artıyor ama yetersiz

    Türkiye’de temel eğitim ve ortaöğretim genelinde öğrenci başına harcama düzenli olarak artış eğilimindedir. Ancak, mevcut son verilere göre, öğrenci başına yapılan harcama açısından Türkiye, OECD ülkeleri arasında son sıralarda yer almaktadır.

    “Ne terörist öğretmen olmalı ne de öğretmen terörist olmalı”

    Terör bağlantısı olan öğretmenlerin açığa alınmasına ilişkin soruyu yanıtlayan Başkan Çetin şunları söyledi:

    “Biz şimdiye kadar bu konuda hep net cümle kurduk. Ne terörist öğretmen olmalı ne de öğretmen terörist olmalı dedik. Dolayısıyla öğretmenlik mesleği milletin çocuğunu teslim ettiği ve geleceğe hazırlaması noktasında misyonu yüklediği bir meslektir. Dolaysıyla öğretmenin görevi çocukların eline kalem tutuşturmak, onu geleceğe hazırlamaktır. Öğretmenin görevi asla çocuğun eline silah tutuşturmak, terör örgütüne sempatizan ya da militan yetiştirmek olamaz. Bu anlamda, bu tartışmaların sendikalar üzerinden yürütülmesi son derece yanlış. Dolayısıyla sendikaların görevi de teröre payandalık yapmak, terör örgütünden talimat almak asla değil. Sendikaların görevi eğitim çalışanlarının, üyelerinin haklarını, menfaatlerini, özlük haklarını korumak geliştirmek. Dolayısıyla ikisini bir birinden ayırmak gerekiyor, bu tartışmayı sendikalar zemininde yürütmek son derece yanlış olur. Bizim üyelerimizden hem FETÖ kapsamında hem PKK kapsamında alınmış öğretmenler var. Biz bir konuda net konuşuyoruz, o da şu; Eğitim-Bir-Sen olarak üyemizin bir terör örgütü ile bağlantısı, irtibatı ve onun için çalışması söz konusuysa, bu konuda sendikal kapsamı dışına çıkmış demektir. Ama kişi böyle bir iddia ile herhangi bir mağduriyet taşıyacaksa, sendikal kurumumuz ve sendikal savunmamız altındadır. Dolayısıyla bir kişinin bile mağdur olmaması için elimizden gelen bütün gayreti gösteririz.“