Etiket: 2010

  • DSP’nin 2010 yılı adayı referanduma ‘evet’ için yollara düştü

    16 Nisan’da yapılacak olan ’yeni anayasa ve Başkanlık Sistemi’ referandumuna destek vermek için yollara düşerek Türkiye’yi gezmeye başlayan 2010 yılı DSP genel başkan adayı Erol Özavcı, referanduma Türkçe ve Kürtçe verdiği mesaj ile ‘evet’ oyu verilmesini istedi.

    Evli ve dört çocuk babası Erol Özavcı’nın, referanduma destek için çıktığı Türkiye turunda 36. durağı Afyonkarahisar oldu. Referanduma ‘evet’ için yaklaşık 1 ay önce Kocaeli’den yola çıkan Özavcı, geldiği Afyonkarahisar’da yolculuğu ile ilgili gazetecileri açıklamalarda bulundu. Aslen Vanlı olduğunu ifade eden Özavcı, gittiği yerlerde referandumda neden ‘evet’ denilmesi gerektiğini vatandaşlara anlattığını söyleyerek, “2010 yılında Demokratik Sol Parti’nin (DSP) Genel Başkan adayıydım. Referanduma ‘evet’ demek için Türkiye’yi karış karış geziyorum. Dava devlet, vatan ve millet davası. Bu siyasi bir dava değildir. Bayrağımızı, vatanımızı, milletimizi seviyorsak ‘evet’ dememiz gerekir. Artık kokuşmuş anayasanın değişmesini istiyoruz. İnsanlara zorla bir şeyler yaptırmanın manası yoktur, dayatmanın bir anlamı yoktur. Halk kendi anayasasını kendisi seçmelidir ve kendisi yapmalıdır. O yüzden ben de bu davaya, Cumhurbaşkanımıza, Başbakanımıza, vatanımıza, milletimize ve bayrağımıza olan sevgimizden dolayı Türkiye turuna çıkmış durumdayım. Bugün Cumhurbaşkanımız ülkemizin başımda olmasaydı inanın halimiz Suriye’den, Mısır’dan, Irak’tan farklı olmazdı. Cumhurbaşkanımızın bize Allah’ın bir lütfu, bir gerçek liderdir. Zira bir liderde olması gereken tüm vasıflar onda mevcut olduğu için ben de Türkiye yolundayım. Bir Kürt kardeşinizi olarak ben evet diyorum, siz de evet diyin” şeklinde konuştu.

    Özavcı, referandumda ‘evet’ denilmesi konusunda Türkçe ve Kürtçe olarak mesaj da verdi.

  • ATSO Başkanı Davut Çetin: “Tarım sektörü geliri 2010 yılından sonra yüzde 25 düşmüştür”

    Antalya Ticaret ve Sanayi Odasının (ATSO) Aralık Ayı Olağan Meclis Toplantısında konuşan ATSO Başkanı Davut Çetin, “Tarım sektörü geliri 2010 yılından sonra yüzde 25 düşmüştür” dedi.

    ATSO Aralık Ayı Olağan Meclis Toplantısı, Meclis Toplantı Salonu’nda gerçekleştirildi. Toplantıda konuşan Başkan Davut Çetin, geçtiğimiz haftalarda İstanbul’da, Kayseri’de, Suriye’de şehit olan asker, polis, sivillere Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı ve sabırlar diledi. ATSO Başkanı Davut Çetin, Ankara’da suikast sonucu öldürülen Rusya Büyükelçisi Karlov’a da Allah’tan rahmet diledi. Başkan Çetin, “Rusya Ticaret ve Sanayi Odalarına başsağlığı mesajımızı gönderdik, ama Oda olarak üzüntümüzü bir kez daha dile getirmek istiyorum” dedi.

    “Terör olayları ve büyükelçi suikastı büyük organizasyonlar”

    Terör olayları ve büyükelçi suikastının büyük organizasyonlar olduğunu belirten Çetin, “15 Temmuz’un ve bu olayların bütün yönleriyle aydınlatılmasını diliyorum. Bu olaylar aydınlanmadıkça Türkiye huzura kavuşamamaktadır. Büyükelçi suikastine rağmen Rusya ile ilişkilerin bozulmaması da önemli bir tesellidir. Hükümetin Rusya ve İran ile birlikte Suriye’de barışçı bir çözüme katkı vermesi doğru bir politika olmuştur” diye konuştu.

    “Çocuklara şiddet duygusu yerine sevgiyi öğretmeliyiz”

    Yılın son toplantısında olumsuz konularla ilgili konuşmak istemediğini söyleyen ATSO Başkanı Davut Çetin, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Şikayet ettikçe daha beteri oluyor, dolayısıyla artık iyi şeylerden söz etmek istiyorum. İlkokulda çocuklar idam ipi sallarsa, bu çocuklar için ve ülkenin geleceği için kaygılanmak gerekir. Çocuklara şiddet duygusu yerine sevgiyi öğretmeliyiz, aksi halde daha sonra radikal grupların etkisine girebilirler.”

    “Ekonomide aylardan bu yana dile getirdiğimiz talepler nihayet gündeme gelmeye başladı”

    Toplantıda ekonomide güzel şeylerden söz etmeye gayret göstereceğini belirten Davut Çetin, geçen hafta Avrasya, dün de Ilgaz Tüneli’nin açıldığına dikkat çekti. Çetin, “Geçen hafta İzmir’de 80 milyon dolarlık bir gıda fabrikası açıldı. Böyle sanayi yatırımlarını özlemiştik. Bunlar güzel gelişmeler. Diğer taraftan ekonomide aylardan bu yana dile getirdiğimiz talepler nihayet gündeme gelmeye ve önlemler alınmaya başlanmıştır. Şubat ayından bu yana biz Antalya’da bütün sektörlere dönük vergi ve sigorta prim ertelemesi ve kredi desteği verilmesi talebinde bulunduk. Nihayet ekonomide sıkıntı artınca Türkiye genelinde çözüm arayışı başladı ve bu önlemler alınmaya başlandı. Önce biz Odalar olarak kredi desteği için bir şeyler yapmak istedik” ifadelerini kullandı.

    “2 milyon 800 bin işletme ve ya esnaf 400 milyar lira KOBİ kredisi kullanmış durumda”

    Kredi Garanti Fonunun devreye girmesiyle KOBİ’lere kredi verilmesinin önünün açılmasını talep ettiklerini dile getiren Başkan Çetin, “Bütün çabamıza rağmen yüzde 9.90 faizle 5 milyar TL hacminde bir paketi oluşturabildik. Bu tutar özellikle büyük iller ve büyük odalar için yeterli olmadı ama bu adımlar hükümette ve bankalarda bir duyarlılık oluşturdu, model oldu ve arkasından yeni kredi paketleri gündeme geldi. Nefes kredisi, model olarak gerçekten ekonomiye bir nefes verdi. Arkasından KOSGEB faizsiz kredi uygulamasını başlattı, fakat 15 bin girişimciye 50 bin TL krediyle sınırlı kaldı. Bunun üzerine hükümet Nefes kredisini model aldı, Hazine’den kaynak ayırarak Kredi Garanti Fonu teminatıyla, 250 milyar TL hacminde bir kredi paketi kararı açıklandı. Böylece yine düşük faizli bir KOBİ kredisi sağlanacak. Bugün KOBİ kredisi dediğimiz zaman, 2 milyon 800 bin işletme veya esnaf 400 milyar lira KOBİ kredisi kullanmış durumdadır. Yani 250 milyarlık kredi paketi büyük bir paket. Henüz ortada somut bir düzenleme yok bekliyoruz” şeklinde konuştu.

    “Hükümetin SGK prim ödemelerinin ertelenmesi olumlu”

    Hükümetin SGK prim ödemelerinin ertelenmesini olumlu karşıladıklarını söyleyen ATSO Başkanı Çetin, “Aralık, Ocak, Şubat ödemeleri 9’ar ay ertelendi. Yani bu primler Ekim, Kasım, Aralık’ta ödenecek. Hem finansman hem istihdam açısından çok olumlu bir karar, esasen bu da bir nevi kredidir. Burada şu uyarıyı da yapmak isterim. Bu kredilerden gerçekten ihtiyacı olanlar, gerçekten can suyuyla tekrar canlanacak işletmeler yararlansın. Ayrıca, özellikle prim ertelemesi gibi durumlarda herkes hesabını iyi yapsın. Aksi halde 2017 Ekim’inde prim ve kredi ödemeleri başladığı zaman bu sorun çok daha büyük bir hale gelir. Bir başka olumlu gelişme 500 bin kişilik iş başı eğitim programıdır. Orta ve yüksek teknolojide yeni istihdama bir yıl boyunca asgari ücretin yarısı, ikinci yıl dörtte biri kadar destek getirilmiştir. Böylece işletme hem iş öğretecek hem çalıştıracak, bu kişiye devlet asgari ücret ödeyecek. Daha sonra işletme kişiyi işe alırsa, ücretinin bir kısmını yine devlet karşılayacak” dedi.

    “Ekonomide güven artırıcı önlemler her şeyden önce gelmelidir”

    Kredi ve istihdam teşviklerinin çok yararlı olduğunu söyleyen Davut Çetin, “TUİK, büyüme verilerini açıkladı ve milli gelirde revizyon yaptı. Buna rağmen 3’üncü çeyrekte ekonominin küçüldüğü görüldü. Temmuz-Eylül döneminde yalnızca turizmde değil, sanayi ve tarımda da üretim kaybı yaşanmıştır. Dördüncü çeyreğin olumlu geçmesi beklenirken, Amerika’dan Dolar darbesi, içerden de yeni bir terör darbesi geldi. Dolar darbesi gerçekten son dönemde ekonomiyi kötü etkilemiştir. Döviz mevduatları, Temmuz ayı başında 187 milyar dolardı, Kasım’ın ikinci haftasında 170 milyar dolara indi. Ekonomide güven artırıcı önlemler her şeyden önce gelmelidir. TL’ye güven için önce Merkez Bankasına güven tesis edilmelidir” diye konuştu.

    “Tarım sektörü geliri 2010 yılından sonra yüzde 25 düşmüştür”

    TUİK’in, 2001’den sonra ilk defa illerin üretim gelirlerini yayınladığını belirten Davut Çetin, tarım sektörü gelirinin 2010 yılından sonra yüzde 25 düştüğünü belirtti. Çetin konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Antalya’nın toplam gayri safi yurtiçi hasılası, yıllık brüt kar, ücret, kira ve faiz gelirleri 2004 yılında 18 milyar TL’yken, 2014 yılında 65 milyar TL’ye çıkmıştır. 2004 yılında Antalya GSYH değerinde beşinci il iken, 2014 yılında altıncı sıraya gerilemiştir. 2004-2014 döneminde kişi başına gelirin en az arttığı il Antalya olmuştur. Antalya, kişi başına gelirde 2004 yılında beşinci sıradayken, 2014 yılında dokuzuncu sıraya gerilemiştir. Kişi başı gelir artışında en sonda olmamızın bir nedeni Antalya nüfusunun iç göçle hızlı artması, diğer nedeni tarım gelirinin düşmesidir. Tarım sektörü geliri 2010 yılından sonra yüzde 25 düşmüştür. Tarımda fiyat ve gelir düşüşü halen devam etmektedir. Sonuç olarak 2004-2014 dönemi rakamlarının üzerine geçen yıl ve bu yıl turizmdeki ve tarımdaki büyük kayıplar eklenmiştir.”

    “2017 yılında Türkiye ekonomisinde büyük bir değişiklik beklemiyoruz”

    2017 yılında Türkiye ekonomisinde büyük bir değişiklik beklemediklerini ifade eden ATSO Başkanı Davut Çetin, Antalya’da daha iyi bir yıl ümit ettiklerini dile getirdi. ATSO Başkanı Çetin, “Avrupa’da terör korkusu devam ediyor ve Almanya’da satışlar İspanya’dan sonra Yunanistan’a kayıyor. Dolayısıyla temkinli olmak, dünya ve Türkiye ekonomisindeki riskleri yakından izlemek gerekiyor. 2017 yılında hem 2013-2016 stratejik planımızdaki hedeflerimizin tamamlanması için çalışacağız hem de 2017-2020 dönemi stratejik planını başlatmış olacağız” dedi.

    “Kültür turizmi, tarihle, din turizmi ile yapılır”

    Antalya’nın yeni yıla yine ışıklandırma yapmadan girdiğine dair çeşitli açıklamaların olduğunu söyleyen Çetin konuşmasını şöyle tamamladı:

    “Daha önce söyledim, bir kez daha tekrar edeyim. Odamız, 2 yıl önce Kazım Özalp’te Belediyenin gösterdiği yerlerde ihale ile ışıklandırma yaptı. Rüzgarın kopardığı aydınlatma çerçevesi bir kişinin üzerine düştüğü için, sonradan başkan olarak ben yargılandım. Diğer yandan yılbaşı kutlaması haramdır diyenler de var. Yılbaşının, Noel ile ilgisi olmadığı halde, Hristiyanlık ile ilgisi olmadığı halde böyle bir düşünce oluşmuş durumda. Sayın Cumhurbaşkanımız geçen hafta Hıristiyanların Noel’lerini, Musevilerin Hanuka bayramını mesajla kutladılar. Bu güzel tutum bile örnek alınmıyor. Turizmi çeşitlendirelim, 12 aya yayalım diyoruz. Kültür turizmi, tarihle, din turizmi ile yapılır. Bu konuda büyük bir zenginliğimiz var. Osmanlı İmparatorluğu 600 yıl bütün dinleri, mezhepleri birlikte yaşattı. Fatih, Ayasofya’daki İsa ve Meryem fresklerini tahrip ettirmedi. Türk milleti, Mevlana’yı, Yunus’u, Hacı Bektaş Veli’yi boşuna bağrına basmamıştır. Tasavvuf, Türklerin İslam felsefesidir, Anadolu’nun din kültürüdür, hoşgörüdür, insan sevgisidir. Türkiye Cumhuriyeti laikliği aslında Osmanlı’nın, Anadolu’nun bu kültüründen almıştır. Bizim kendi kültürümüzdeki bu değerleri herkese iyi anlatmamız gerekiyor.”

    Öte yandan ATSO Aralık Ayı Olağan Meclis Toplantısı’nda 2017 yılı bütçesi 28 milyon 150 bin TL olarak belirlendi.

  • Sercan Yıldırım: “2010 ruhunu yakalarsak şampiyonluğa oynayabiliriz”

    Bursaspor’un golcü ismi Sercan Yıldırım, şampiyonluk yaşadıkları 2010 yılındaki takım ruhunu gördüğünü belirterek, “İnşallah o ruhu yakalarsak bence şampiyonluğa bile oynayabiliriz” dedi.

    Spor Toto Süper Lig’in 4. haftasında sahasında karşılaştığı Kayserispor’u 3-1 mağlup eden yeşil-beyazlılarda, mücadelenin son golünü kaydeden Sercan Yıldırım, açıklamalarda bulundu. Gol attığı için çok mutlu olduğunu ifade eden Sercan, “Bazı hocalar vardır seni öyle bir hazırlar ki yedek oturmana rağmen mutlu hissedersin kendini. Maçtan önce de benimle konuşuyor hoca. İlk 11 oynayandan bile daha önemli hissettirebiliyor bana. O yüzden de ona teşekkür etmek istiyorum. Beni çok iyi motive ediyor maça ve ben de onun hakkını vermeye çalışıyorum. Çok mutluyum, tüm takım arkadaşlarımı kutluyorum. Gerçekten 10 kişi kalmamıza rağmen mücadelemizi sonuna kadar devam ettirdik. O yüzden de galip geldiğimiz için mutluyum. Taraftarımız da çok iyiydi. Baskı altına aldık, 10 kişi kalmamıza rağmen önde karşılaşmaya çalıştık. Bazen taktik icabı geri çekildik ama nitekim golü de bulduk. Fikstür avantajımızın da olduğunu düşünüyorum. Bu avantajımızı değerlendirirsek, yukarıya oynayan bir Bursaspor takımı oluşturacağımızı düşünüyorum. Hoca da bunu hep belirtiyor. Biz bir aile olduk. O konuda da çok mutluyum. Ben bu takımın eskilerindenim. 2010’daki takım ruhunu görebiliyorum. İnşallah o ruhu yakalarsak bence şampiyonluğa bile oynayabiliriz” dedi.

  • Tküugd Genel Başkanı Yavuzaslan, Denktaş’la 2010 Yılında Yaptığı Görüşmeyi Anlattı

    Türkçe Konuşan Ülkeler Uluslararası Gazeteciler Derneği Genel Başkanı Güngör Yavuzaslan (TKÜUGD), 4 yıl önce vefat eden KKTC’nin Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş’la 2010 yılında yaptığı görüşmeyi anlattı.

    2010 yılında Araştırmacı Yazar Çetin Asma ile birlikte KKTC Lefkoşa’da Denktaş’ı ziyaret eden Yavuzaslan, yaptığı görüşmede Denktaş’ın kendisine özel yaptığı değerlendirmeleri kamuoyu ile paylaştı.

    Yavuzaslan şöyle konuştu: “KKTC Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş son vasiyetinde, ’Anavatanın bir ağacının yaprağına bile zarar gelmemesi için titiz davranınız, duygulu davranınız. Anavatana gelecek her zarar biliniz ki on misli ile belki de yüz misli ile bize de zarar verecektir’ diyerek, Türk dünyasına sesleniyor. KKTC Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş ’O yalnızlık günlerimde devamlı suretle devletimizi düşündüm, sizleri düşündüm, özelikle gençleri. Devletsiz olmak demek, her şekli ile aciz kalmak demektir. Başkalarının desteğine ihtiyaç içinde yaşamak demektir. Bu destek gelmeyince de her şeyi kayıp etmek demektir. Dünyada devletsiz yaşayan insan bulunabilir ama devletsiz yaşayan millet yoktur. Kıbrıs Türkleri; milli bir toplumdur, Türk milletinin ayrılmaz bir parçasıdır. Devletini kurmak için vermiş olduğumuz mücadeleyi unutmadık, unutturmayacağız. Bu mücadelenin ne zorluklarla geçtiğini, nelere katlandığımızı sizler bilirsiniz, çocuklarınız bilmeyebilir. Onlara bugünleri, mücadeleyi, Rumların yapmak istediklerini, niye yapamadıklarını anlatmak hepimizin vazifesidir, borcudur’ demişti.”

    “DİK DURUN, EĞİLMEYİN”

    Denktaş’ın Kıbrıslı Türklere dik durmaları çağrısında bulunduklarını da kaydeden Yavuzaslan şöyle devam etti: “Bugün geriye bakmayınız, ileriye bakınız. Geriye bakarak, ’şunlar, bunlar oldu’ diyerek, kendinizi üzmeyiniz. İleriye bakarak, ’geçmişte olanlar olmayacaktır, yaptırmayacağız, boyun eğmeyeceğiz’ diyerek dik durun dik yürüyün. Başınız daima yukarıda olsun. Hiçbir şekilde Türklüğünüzden, Atatürk ilkelerinden ödün vermeyen sizler; gelecek yıllarda da andınızı devamlı suretle yenileyiniz ve ilerleyiniz. Unutmayınız ki devlet demek; hürriyet demektir, kendimize hakim olmak demektir, kimsenin boyunduruğu altına girmemek, ayakta durmak demektir. Devletsiz iseniz çulsuz bir insan gibisiniz. Atatürk, ’devlet’ dedi, ’bağımsızlık’ dedi, ’bağımsızlık benim karakterimdir’ dedi. Bağımsızlıktan asla fedakarlık yapılamayacağını, devamlı suretle hem söyledi, hem fiilen kanıtladı. Biz onun nesliyiz. Bu nedenle devletten taviz verilemeyeceğini, bağımsızlığımızdan fedakarlık yapılamayacağını bilerek yaşıyoruz. Masada bunları bilerek oturuyoruz. ’Rum tarafı şunu bunu istiyormuş’; dilin kemiği yoktur derler ise, dilleriyle söyleseler de biz de neleri vermeyeceğimizi söyleyelim. Türkiye ’Maraş’ konusunda kati sözü söyledi’ değerlendirmesinde bulundu.”

    Denktaş’ın Güzelyurt ile düşüncelerini de paylaşan Yavuzaslan konuşmasına şu sözlerle son verdi:

    “Denktaş, ‘Güzelyurt konusunda halkımız kati sözü söylemiştir. Dolayısıyla ’harita konuşulacakmış’, yakında harita konuşulacaksa şunu bilelim, ben de harita konuştum, geçmişte biliyorsunuz. Bu haritayı konuşurken Genelkurmay ile çok sıkı işbirliğinde oldum. Genelkurmay; ’Karpaz stratejik önemi olan bir yerdir’ dedi, buradan asla taviz verilmeyeceğini o zamanda söylediler. O zaman da Rumlara duyurduk. Güzelyurt aynı durumdadır. Ekonomik açıdan, tabii kaynaklar açısından önemi büyüktür. Binlerce insanımızın yerleştiği bir yerdir. Buraları Rum’a terk ederek insanları tekrar göçmen yapmaya hakkımız yoktur. Kimse ’sen şuraya git, buralar senin’ diyemez. Kimseye böyle bir hak tanımayacağız, tanımıyoruz. Kendinizden emin olunuz, anavatana güveniniz. Anavatanın bir ağacının yaprağına bile zarar gelmemesi için titiz davranınız, duygulu davranınız. Anavatana gelecek her zarar biliniz ki on misli ile, belki de yüz misli ile bize de zarar verecektir. Hepinizin de bu düşünceler ile bu yola devam etmesini temenni ederim. Bu bağımsızlık yoludur, egemenlik yoludur, vatan yoludur, devlet yoludur, Türklük yoludur, Türkiye yoludur. Bu hizmeti verirken kendimizden emin olalım. Kimseye muhtaç olmadığımız bilinci içerisinde yaşayalım. Önümüzdeki yıllarda gelmekte olan, dünyayı sarmakta olan ekonomik zorluklar ile karşılaşacağız. Ekonomik zorlukları atlatabilmekte elimizdedir. Problemleri üzerine yürüyerek halledeceksiniz. Halledilemeyen problem yoktur, olmaz olmaz demeyin. Devlet haysiyettir, namustur, ciddiyettir, bir varlıktır, evlat gibi varlıktır. Bugün 20 yaşını aşmış bir devletimiz vardır. Gelişen, güçlenen, büyüyen… Bunun adı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olarak konmuştur. Bu evladı yaşatmak, buna zarar verenlere ’dur’ demek, hepimizin görevidir’ demiştir.”

  • Yılın ilk 9 ayında 970 terörist öldürüldü

    Terörle Mücadele Dairesi Başkanlığı tarafından, 81 ilin TEM Şube Müdürlüğü’nün katılımıyla ‘2012 Yılı Terörle Mücadele Değerlendirme ve Koordinasyon Toplantısı’ yapıldı.

     

    Toplantının yapılış amacı, ‘Merkez ve taşra birimlerinin bilgi ve tecrübelerini paylaşabilmeleri ve daha başarılı operasyonlar için kendi aralarında koordinasyon sağlayabilmeleri’ olarak açıklandı. Toplantıda, terör olaylarının önlenmesi ve etkisizleştirilmesi için yapılan operasyonel çalışmalara ara verilmeden devam edileceği kararı alındı. Ayrıca, terör örgütlerine katılımı önlemek için bilgilendirme ve önleme faaliyetlerinin sürdürüleceği belirtilirken, yapılan toplantının faydalı olduğu ve devam ettirilmesi gerektiği kararlaştırıldı. 2012 yılında meydana gelen terör olayları ve gerçekleştirilen operasyonların genel olarak değerlendirmesinin yapıldığı toplantı ile terör olaylarının engellenmesi için önümüzdeki döneme ait uygulama stratejisinin belirlenmesi amaçlandı.

     

    10 AYDA ŞEHİT SAYISI 123

    Milli Savunma Bakanlığı ‘nın verilerine göre, şehit sayısı 2009’da 56, 2010‘da 88, 2011‘de 99 ve 1 Ocak-31 Ekim 2012 tarihleri arasında 123.

     

    İçişleri Bakanlığı ‘nın verilerine göre ise 2002-2011 yılları arasında ülke genelinde meydana gelen terör olaylarında 81 polis, 734 asker olmak üzere, toplam 815 güvenlik mensubu şehit oldu. Toplam 5 bin 94 asker ve polis de yaralandı. Son 8 ayda terör örgütü 85 vatandaşı kaçırdı, 75’ini serbest bıraktı.

     

    Bakanlığın, 2012 yılındaki terör operasyonlarıyla ilgili raporu ise şöyle:

    “Yılın ilk 9 ayında Türkiye kırsalı ve Kuzey Irak‘ta düzenlenen operasyonlarda 970 terörist öldürüldü, 174’ü teslim oldu. Örgüt üyesi, milis, sempatizan ile örgüte yardım yataklık eden 6 bin 300 kişi PKK /KCK soruşturmalarında gözaltına alındı. Operasyonlarda, toplam 300 kilo RDX (C-4, A-4 plastik patlayıcı) ile 2 ton 900 kilogram el yapımı patlayıcı ele geçirildi.

     

     

    Kara ve hava harekatlarıyla PKK’daki 5 bin 500 – 6 bin dolayında olan eleman sayısı 4 – 4 bin 500’e geriledi.” Şu anda Türkiye kırsalında bin 500 – bin 600 dolayında silahlı teröristin bulunduğu bildirildi. Bordo Bereliler, Jandarma Özel Harekat, Polis Özel Harekat ve komando birliklerince icra edilen operasyonlarda 400 adet Kaleşnikof, M-16 ve Kanas gibi uzun namlulu silah ele geçti, 800 adet el bombası yakalandı. Savunma tipi el bombaların Rusya ve Almanyamenşeli olduğu bildirildi.