Etiket: 1’inci

  • Seyitgazi’de 1’inci Uluslararası Zeybek Festivali heyecanla başladı

    Seyitgazi Belediyesinin 100’üncü yıl etkinlikleri kapsamında düzenlenen 1’inci Uluslararası Zeybek Festivali başladı. Türkiye’nin farklı illerinden ve yurtdışından festivale gelen efeler, meydanda hünerlerini sergiledi.

    Bu yıl Seyitgazi Belediyesi kuruluşunun 100’üncü yılı nedeniyle bir dizi etkinlikler gerçekleştirildi. Düzenlenen etkinlikler arasında, bu yıl ilki gerçekleşen Uluslararası Zeybek Festivali düzenlendi. Bursa, İzmir, Uşak, Aydın, İzmir (Bergama), Balıkesir (Dursunbeyli), Manisa (Soma) ve Afyon’dan gelen efelerin yanı sıra Yunanistan (Midilli), Bulgaristan ve Makedonya’dan da gruplar etkinliğe katıldı. İlçe halkının da yoğun ilgi gösterdiği festivale yüzlerce vatandaş yapılan gösterileri seyretme fırsatı buldu. Kırka Mehmet Akif Ersoy Ortaokulu bahçesinde yapılan festivalde, hemen her yöreden çalınan türküler eşliğinde efelerin oynadığı zeybeğe, ilçe halkı da zaman zaman katıldı.

    “Kırka’mızın dünyanın efe merkezi olmasını istiyoruz”

    Festival açılışında konuşma yapan Seyitgazi Belediye Başkanı Hasan Kalın, her insanın efe olamayacağını belirterek, “Biz zeybeği ruhumuzda yaşamalıyız. Biz zeybeği anlamalıyız ve anlatmalıyız. Efelik nedir, zeybek nedir, bunu çok daha iyi bilmeliyiz. Bunu bilmemiz için de efe olmanın şartlarını bilmeliyiz. Efelik öyle karşıdan göründüğü gibi sadece bir oynamaktan eğlenmekten ibaret değil. Efelik bu manevi ve kutsal toprakların mührü olan Seyit Battal Gazi’nin ruhunu korumaktır. Şeyh Şücaattin Veli’nin ruhunu korumaktır. Himmet Babaların, Hüryan Babaların ruhunu korumaktır. Efelik yiğitliktir, adalettir, yere düşeni kaldırmaktır. İşte onun için ben buradaki tüm efelerimize, tüm zeybeklerimize şükranlarımızı arz ediyorum. Onların yüreklerine, ayaklarına sağlık. Efeliğin ve zeybeğin bu topraklara ve etrafındaki coğrafyaya anlatmış olduğu birlik ve beraberlik içerisinde, kardeşlik içerisinde onların o güzel oyunu sergilediği her oyunun arkasında, her figürün arkasında bir anlamın yatıyor. Bu efeliği inşallah biz dünyanın efe merkezi olmasını istediğimiz Kırka’mızdan, efeler diyarımızdan tüm dünyaya haykırmak istiyoruz” ifadelerini kullandı.

    “Efelik bir insanlık makamıdır”

    Ardından konuşmasını yapmak üzere sahneye gelen AK Parti Eskişehir Milletvekili ve Kültür ve Turizm eski Bakanı Prof. Dr. Nabi Avcı, Başkan Kalın’ın ifadelerine katılıp, efeliğin sadece zeybek oynayarak icra edilen bir makam olmadığına dikkat çekerek, “Efelik, sadece oyunla zeybek oynayarak icra edilen bir makam değil. Efelik bir insanlık makamıdır. Yalansız, dolansız kardeşçe bir dünya kurmanın adıdır efelik. Düşeni kaldırmaktır efelik. Onun için gençlerimiz için çok güzel bir başlangıç yaptınız, bu programı başlatmakla sevgili başkanım siz çok teşekkür ediyorum. Bu programa katılan tüm değerli kardeşlerime, sanatçılarımıza zeybeklerimize, hanım kardeşlerime, kız kardeşlerime, evlatlarımıza çok teşekkür ediyorum. Bulgaristan’dan, Rumeli’nden gelen sevgili kardeşlerimize çok teşekkür ediyorum. Bu büyük organizasyonda emeği geçen bütün kardeşlerime, arkadaşlarımıza çok teşekkür ediyorum. İnşallah Kültür ve Turizm Bakanlığımızın da katkılarıyla bu program uluslararası festival olarak inşallah önümüzdeki yıllarda çok daha kapsama alanını genişleterek, büyüyecek. Böylece gençlerimiz, çocuklarımız için gerçek bir eğitim alanı oluşacak” şeklinde konuştu.

    Yapılan konuşmaların ardından devam eden zeybek gösterileri sonra sevilen sanatçı Orhan Hakalmaz, türkü dolu bir akşam yaşattı.

  • 1’inci Uluslararası İstanbul Çay Festivali’nin biletleri satışa çıktı

    Çay severleri yepyeni lezzetler keşfedecekleri keyifli bir yolculuğa çıkaracak olan 1’inci Uluslararası İstanbul Çay Festivalinin biletleri satışa çıktı. Tarihi Haydarpaşa Garında 29-30 Nisan tarihleri arasında yapılacak festivalde, farklı ülkelerden pek çok çay üreticisi İstanbullularla buluşacak.

    İstanbullular bahar günlerinin keyfini Haydarpaşa Garının tarihi atmosferinde yapılacak olan 1’inci Uluslararası İstanbul Çay Festivalinde çıkaracak. Çay tiryakilerinin dünyadan farklı çayları tadabilme deneyimi yaşayacağı 1’inci Uluslararası İstanbul Çay Festivalinin biletleri satışa çıktı.

    Sunay Akın’la çay kültürü sohbeti

    Marmara Babil’in organizasyonuyla 29-30 Nisan tarihlerinde yapılacak festivalde, dünyanın dört bir yanından çay üreticileri yer alacak. Ayrıca uygulamalı workshop’lar, yarışmalar, konserler, DJ performanslar ve eğlence aktiviteleri düzenlenecek. Festivalin konukları arasında yer alan şair ve yazar Sunay Akın, çay kültürü üzerine keyifli bir sohbet yapacak.

    ’Demli sohbetler’ başladı

    Bu yıl ilk kez yapılacak olan Uluslararası İstanbul Çay Festivali keyifli buluşmalarla kutlanıyor. 30 Mart’ta Beşiktaş’taki Shangri La Bosphorus’ta yapılan buluşmaya sosyal medyada çok sayıda takipçisi fenomen blogger’lar katıldı. Etkinlikte çeşitli çaylar özel tadım menüleriyle sunuldu. ’Demli sohbetler’ başlığı altında yapılan blogger buluşmaları festival başlayıncaya kadar devam edecek.

  • 2016-2017 eğitim öğretim yılı 1’inci dönem karne dağıtım töreni

    Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, yeni müfredata ilişkin, “Birinci İnönü Savaşı’ndan, İkinci İnönü Savaşı’ndan bahsedip de İnönü’den bahsetmemek olur mu?” Lozan Anlaşması’ndan bahsedeceksiniz, bu ülkenin bağımsızlığını sağlamış bir anlaşma, İnönü’den bahsetmeyeceksiniz; olabilir mi? Her iki konuda da söyledikleri doğru değil” dedi.

    Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, 2016-2017 eğitim öğretim yılı 1’inci Dönem Karne Dağıtım Törenine katıldı. Yeni müfredat taslağına yönelik eleştirilerle ilgili Bakan Yılmaz, müfredatın en son 2007’de genel bir müfredat değişikliği yaptıklarını ve ondan bu zamana kadar 10 yıl geçtiğini hatırlatarak, “Yaklaşık 5 bin sayfalık bir müfredatı halkımızın görüşlerine açtık. 500’e yakın konu içerisinde herkesin dile getirdiği husus üç; birisi Atatürkçülük, birisi İnönü diğeri de evrim teorisi. Demek ki gerileri hakkında söyleyecek hiçbir kelimeleri yok. Bu da demektir ki biz çok doğru yaptık. Dün Mecliste bir açıklama yaptım, Atatürk’ün sözü var. ’Cumhuriyet benim en büyük eserimdir’ diye. Eğer siz, cumhuriyeti güçlendirirseniz Atatürk’e hizmet ediyorsunuz, Atatürkçülüğün yolundasınız, onun ilkelerini yaşatıyorsunuz demektir. Eğer Türkiye Cumhuriyetini dışarıdan borç alır hale getirmişseniz, namerde muhtaç hale getirmişseniz o zaman sizin Atatürkçülüğünüz söz bir Atatürkçülüktür” açıklamasında bulundu.

    “Birinci İnönü Savaşı’ndan, İkinci İnönü Savaşı’ndan bahsedip de İnönü’den bahsetmemek olur mu?”

    “Birinci İnönü Savaşı’ndan, İkinci İnönü Savaşı’ndan bahsedip de İnönü’den bahsetmemek olur mu?” diye soran Yılmaz, “Lozan Anlaşması’ndan bahsedeceksiniz, bu ülkenin bağımsızlığını sağlamış bir anlaşma, İnönü’den bahsetmeyeceksiniz; olabilir mi? Atatürk rahmetli 38’de ölmüş, yerine bir cumhurbaşkanı seçilecek. İkinci cumhurbaşkanı İnönü olmuş. Ondan bahsetmemek olur mu? Demokrasiye geçmişiz 46 seçimleri var. 50 seçimlerinden sonra, dolayısıyla demokrasi seçiminden bahsedip de demokrasiye geçişte Türkiye’nin çağdaş uygarlık seviyesine bir adım daha yaklaşmasını sağlayan bir uygulamaya geçiyoruz burada İnönü’den bahsetmemek olur mu? Bu her iki konuda da söyledikleri doğru değil” değerlendirmesinde bulundu.

    “’Bu taslakta öğretmenlerin görüşü alınmadı’ doğru değil”

    “Taslakta öğretmenlerin görüşü alınmadı” yönünde eleştiriler olduğuna değinen Bakan Yılmaz, “Yine görüyorum. Bu müfredatta öğretmenlerin görüşleri alınmadı, deniyor. Kesinlikle o da doğru değil. Şu ana kadar çerçeve, taslak. Lütfen inceleyin, bakın. Bu taslağı katkılarınızla daha iyi hale getirelim, diyoruz. ’Bu taslakta öğretmenlerin görüşü alınmadı’ doğru değil. Bütün çalışanlar öğretmenlerimiz. Türkiye’de bu ana kadar her seçime giderken, anket yaparlar. ’Bu anketörlerin gelip, hiçbiri beni görmedi, bana sormadı’. Bana sormadı, diye bu anket doğruyu yansıtmıyor, diyebilmek mümkün mü? İlla ki bir işin doğru olduğunu kabul etmek için anketörün size mi gelmesi lazım veya o öğretmen arkadaşımın o çalışmaya katılması mı gerekiyor. O da doğru değil” şeklinde konuştu.

    ‘Bakan olmak isteyen öğrenciye’ tavsiye

    Ankara Fen Lisesi 12-A sınıfı öğrencilerine karnelerini dağıtan Yılmaz, sınıftan Göksel Yılmaz isimli öğrencinin ‘İleride bakan olmak istiyorum ne tavsiye verirsiniz’ sorusu üzerine, “Çok çalışacaksın, doktor olursan doktorlukta başarılı olacaksın, mühendisken mühendislikte başarılı olacaksın. Her mesleğin başarıları ve topluma hizmet amacı içinde olan herkesin yolu açıktır. Başbakanımız dedi, ‘ben Erzican’ın Refahiye ilçesinin Kayıköyü’nden geldim.’dedi. Anamuhalefet partisi Tunceli’den gelme, Milli Eğitim Bakanı Sivas’tan gelme. Türkiye’deki bu demokrasi ve cumhuriyet herkesin önünü açtı. Cumhurbaşkanımız Rize’den gelme, Kasımpaşa’dan gelme. Türkiye’de gidilebilecek makamlar hiç kimseye engel değildir. Açıktır. Bunu Cumhuriyete, demokrasiye, milletimizin ferasetine ve basiretine borçluyuz. Çok çalışacağız” ifadelerini kullandı.

    “Gönlümden geçen Ekonomi Bakanlığı”

    Bakan olmak için tavsiye isteyen 12.sınıf öğrencisi Göksel Yılmaz ise şunları kaydetti:

    “Kütahya Tavşanlı ilçesinden geliyorum. Ankara Fen Lisesinde yatılı okuyorum. Karnelerimiz güzel. Bizim okuldaki her öğrencinin karnesi güzel, herkes belirli bir seviyenin üstünde. Herkes zeki çocuklar çalışkanlar. Benim hedefim ilk olarak mühendislik okumak istiyorum. Ardından sosyal bilimler ekonomi okuyarak ülkemize hayırlı bir evlat olarak çalışmak istiyorum. Ama gönlümden geçen Ekonomi Bakanlığı. Siyasete atılmayı düşünüyorum. Hedefim içimden geçen 1 lirayı 2 Euro yapmak istiyorum hedefim o. Benim düşüncem hepimizin belli rasyonel zekası var. Bu zekamızı yöneticilikte de siyasette de kullanmalıyız. Üniversite Boğaziçi’ni düşünüyorum.”

    Ankara Fen Lisesi 12.sınıf öğrencisi Erdal Taşdemir, heyecanlı olduklarını belirterek, “Tıp düşünüyorum. 2 ay sonra YGS sınavımız var. Bu yolda çalışıyoruz. Çabalıyoruz. İnşallah emeğimizin karşılığını alırız. Ankara’da kalmayı düşünüyorum Hacettepe Üniversitesini düşünüyorum” diye konuştu.

    Ankara Fen Lİsesi 12.sınıf öğrencisi İlkim Yerlikaya, Dişhekimliği okumak istediğini belirterek, Yeditepe Üniversitesini kazanmak istediğini ifade etti. Yerlikaya, “Tatil benim için ilk hafta çalışmayı düşünüyorum. YGS, LYS sınavımız var. İkinci hafta dinlenmeyi düşünüyorum. Yoğun biraz ama iyi olacağını düşünüyorum sonuçların. Cengiz Aymatov’un kitabını verdiler” dedi.

  • Yrd. Doç. Dr. Aysuda Kölemen Luge: “Kadın milletvekili oranında Ruanda 1’inci, biz 125’inciyiz”

    İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi İktisadi İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Aysuda Kölemen Luge, Türkiye Cumhuriyeti’nin 5 Aralık 1934’te kadınlara tanıdığı seçme ve seçilme hakkına rağmen kadınların siyasette temsiliyetinin dünyaya kıyasla kötü olduğunu belirterek, “Kadın milletvekili oranında Ruanda 1’inci, biz 125’inciyiz” dedi.

    Kadınların dünyanın hemen her ülkesinde siyasette azınlıkta kaldığına dikkat çeken Yrd. Doç. Dr. Aysuda Kölemen Luge, “2016 yılında dünya parlamentolarına baktığımızda Türkiye’nin yüzde 14.9 gibi çok düşük bir kadın milletvekili oranı ile 192 ülke arasında 125. sırayı Çad ve Mısır ile paylaştığını görmekteyiz. Ancak kadın temsiliyetini incelerken sadece millet meclisine odaklanmak hata olacaktır. Yerel yönetimler de kadın temsiliyeti konusunda en az millet meclisi kadar önemli. Ne yazık ki, yerel seçim sonuçlarına bakıldığında Türkiye’de daha da vahim bir tablo ortaya çıkmaktadır. 2014 yılı belediye seçimleri sonucunda Türkiye’deki 30 büyükşehir belediye başkanının sadece 3’ü, 50 il belediye başkanının sadece 1’i ve 919 ilçe belediyesinin 33’ü kadın olmuştur. İl ve ilçelerdeki toplam 34 kadın belediye başkanının 22’si BDP’den seçilmiş, CHP, AKP ve MHP’den seçilen kadın belediye başkanlarının toplam sayısı 12’de kalmıştır. Yani Güneydoğu Anadolu Bölgesi dışında kadınlarımız yerel yönetimlerin tamamen dışında bırakılmışlardır. Bugün görev yapmakta olan 65. Hükümet’te ise 26 bakandan yalnızca 1’i kadındır” dedi.

    “Kadınları siyasete çekebilecek mekanizmalar geliştirilmeli”

    Luge, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Dünyadaki farklı siyasal sistemleri incelediğimizde de, siyasette kadın temsiliyetinin yükselmesinde dört temel mekanizmanın rol oynadığını fark edebiliriz. Bunlardan en kolay tahmin edilebilecek olan kadın erkek eşitliğinin ekonomik, sosyal ve eğitim alanlarında artması, kadınların toplumdaki statülerinin yükselmesi, kadınların zekâ ve yöneticilik becerileri hakkındaki olumsuz önyargıların zamanla kırılması ile beraber kadın aday sayısının artması ve seçmenlerin bu adaylara daha az ayırımcılık yapmaya başlamasıdır. Ancak dünyanın her ülkesinde bazı erkek seçmenlerin kadın adaylara sadece kadın olmaları nedeniyle daha az oy vermesi, kadın adayların seçilme olasılıklarını erkeklere göre daha azaltmaktadır. Kadın erkek eşitliğinin tam anlamıyla gerçekleştirilebildiği bir toplum olmadığı için, kadın temsiliyetini artırmak için kimi ülke ve partiler özel bir kota mekanizması oluşturmuşlardır. Bu da kadın siyasetçi oranının artırılmasının ikinci yoludur. Özellikle Avrupa’daki sosyal demokrat ve yeşil partilerin bir kısmı, aday listesine kadın kotası koyarak, adaylarının belirli bir yüzdesinin kadın olması şartı getirmektedir. Bazı Afrika ülkelerinde anayasal bir değişiklikle mecliste kadın oranına asgari bir kota getirilmesi sonucu seçilmiş kadın oranı hızla yükselmiştir. Örneğin Ruanda günümüzde kadın milletvekili oranı açısından dünya birincisidir. Siyasette kadın temsiliyetini artırmanın üçüncü mekanizması ise seçim sistemini daha nisbi hale getirmektir. Yani seçim bölgesi daraldıkça, kadınların seçilme ihtimali azalmakta, seçim bölgesi genişleyip, bölgeden seçilen milletvekili sayısı çoğaldıkça, kadın milletvekili sayısı çoğalmaktadır. Dördüncü mekanizma ise, partilerin kadın üyelerini aktif siyasete çekmek için çaba sarf etmesi, kadın adayları seçilebilir sıralardan aday göstermesi, kadınların siyasete atılmasını teşvik edecek mekanizmalar geliştirmesi ve siyasette erkek egemenliğini kalıcı hale getiren uygulama ve yönetmeliklerini yeniden düzenlemesi ile olmaktadır. Görüldüğü gibi kısa dönemde kadın milletvekili sayısının artmasında en önemli görev, başta kota sistemi olmak üzere, kadınları siyasete çekebilecek mekanizmalar geliştirme imkanı olan siyasal partilere düşmektedir.”

    “Kadınların siyasette seçilmişler olarak rol alması neden önemlidir?”

    Bu konuda Batı ülkelerinde yapılan çalışmalara göre kadın ve erkek milletvekilleri pek çok konuda parti ideolojisine uygun oy verirken, kadınlara dair konularda kadın ve erkek milletvekillerinin farklı oy kullanabildiğini söyleyen Luge, “Yani milletvekilinin cinsiyeti, kadınlarla ilgili yasalar konusundaki tavrında belirleyici olmakta, hatta parti çizgisinden uzaklaşmalarına sebep olabilmektedir. Dolayısıyla, kadın milletvekili oranının yüzde 15’te kaldığı bir ülkede iktidardaki partinin ideolojisi ne olursa olsun kadın erkek eşitliğine imkan verecek yasalar yapılmasını ve bunların hayata geçirilmesini beklemek gerçekçi değildir. Bunun da ötesinde erkek ve kadınların siyaset gündemi farklılaşabilir. Dünya genelinde kadın seçmenlerin eğitim ile çocuk ve kadın güvenliği gibi konulara öncelik verdiği gözlemlenmektedir, ancak erkeklerin egemen olduğu siyasal organlarda, bunlar ikinci derece öneme haiz konular olarak görülmeye devam edecek ve toplumun tercihleri karar alma süreçlerine gerçek anlamda yansıyamayacaktır” dedi.

  • 1’inci Uluslararası Demokrasi Film ve Kültür Festivali 2017’de yapılacak

    Her yıl 15 Temmuz-10 Ağustos tarihleri arasında Türkiye ve dünyada halkın seçilmiş ve meşru temsilcilerine karşı girişilen komplo ve darbe girişimlerini lanetlemek amacıyla “Uluslararası Demokrasi Film ve Kültür Festivali” düzenlenecek.

    Uluslararası Demokrasi Bilinci Derneği tarafından organize edilecek festivalde, demokrasinin değeri ve önemini vurgulayan filmler seyirciyle buluşacak. Festival süresince film gösterimi ve ödüllü kısa film yarışması dışında, seçkin ve saygın isimlerin katılımıyla panel ve seminerler yapılacak, sergiler düzenlenecek.

    Böylece, uluslararası kamuoyunun da 15 Temmuz’da Türkiye’de yaşananlarla ilgili doğru bilgilenmesi sağlanacak.

    Festivalin tüm konuklarının katılacağı gezi, keşif ve yarışmaların yanı sıra 15 Temmuz’u demokrasi şölenine dönüştürecek tiyatro gösterimleri ve konserler gerçekleştirilecek.

    Bir “Demokrasi müzesi” kuruluşuna da öncülük edecek olan festival, demokrasi nöbetlerinin tutulduğu 15 Temmuz-10 Ağustos tarihleri arasında hayata geçirilecek.