Etiket: 17.

  • Aşut: “Karşılıksız Çek Yüzde 49 Artarak 17,6 Milyar TL’ye Ulaştı”

    Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Başkanı Şerafettin Aşut, karşılıksız çeklerin parasal miktarının bu yılın ilk 8 ayında yüzde 49 artışla 17,6 milyar TL’ye ulaştığına dikkat çekerek, iş dünyasının, kendi talepleriyle kaldırılan karşılıksız çeke hapis cezası uygulamasının geri getirilmesini istediğini, ancak karekodlu çek uygulaması ile karşılıksız çeklerin önüne geçilebileceğini belirtti.

    MTSO Başkanı Aşut, yaptığı yazılı açıklamayla karşılıksız çeklerin giderek artığı uyarısında bulundu. Son zamanlarda iş dünyasına en çok sıkıntı oluşturan konulardan birinin de karşılıksız çek sorunu olduğunu vurgulayan Aşut, iş dünyasının, hapis cezası uygulamasının kendi talepleriyle kaldırılmasından pişman oldukları mesajını verdi.

    “KARŞILIKSIZ ÇEKLERİN PARASAL TUTARI İLK 8 AYDA 17,6 MİLYAR TL’YE ULAŞTI”

    “Bu konuda kendimize de çuvaldızı batıralım” diyen Aşut, “Çeklerin ödenmemesi veya karşılıksız çıkması durumunda iş insanlarına uygulanan hapis cezalarının kaldırılması bizlerin talebi ile kaldırılmıştı. O günlerde düşünce şuydu; hapishaneye girince bu çeklerin ödenme imkanı kalmıyordu ama en azından bu insanlar ticaretine devam ederse kazandığı para ile bu borcunu ödeyebilirdi. Ne yazık ki, reelde bu işe yaramadı. Şimdi iş dünyası bu uygulamadan şikayetçi ve eski uygulamayı istiyor” ifadelerini kullandı.

    Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi verilerine göre, 2015 yılı Ocak-Ağustos döneminde karşılıksız işlem yapılan çeklerin parasal tutarının yüzde 49 artışla 17,6 milyar TL’ye ulaştığı uyarısında bulunan Aşut, “Karşılıksız çek adedi ise ilk 8 ayda yüzde 21 artış gösterdi. Karşılıksız çek sayısı 490 bin oldu” dedi.

    “ÇÖZÜM KAREKODLU ÇEK UYGULAMASI”

    Hapis cezası uygulamasının geri getirilmesinin zorluklarına değinen Aşut, ticaret yasalarını değiştirmenin kolay olmadığının altını çizdi. Ancak, karşılıksız çek sorununu büyük oranda giderebilecek yeni bir uygulama olduğu bilgisini veren Aşut, şöyle devam etti: “Bilgi ve iletişim çağının yarattığı bir çözüm; karekodlu çek uygulaması. Karekodlu çek uygulaması ile karşılıksız çeklerin önüne geçilebilecek. Sıkıntılardan yola çıkılarak uygulamasına yeni başlanan karekodlu çeklerle karşılıksız çek alma oranını yüzde 84’e kadar azaltmak mümkün.”

    Karekodlu çek uygulamasının nasıl işlediğini de anlatan Aşut, “Geçmiş dönemlerde karşı tarafın bankacılık siciline, çek siciline ulaşabilmek için çek sahibinin onay vermesi gerekiyordu. Bu, çek zincirinde çok kolay değildir. Karekodlu çek ile bu çeki kullanmak isteyen kişinin bilgilerinin paylaşımına otomatik olarak izin veriliyor. Karekod, fiziksel olarak çek üzerinde karekod olması anlamı taşımıyor. Karekod, daha önce keşideciden alınmış bir izni gösteriyor. Karekodlu çek için de banka adı, şube kodu ve keşidecinin hesap numarası oluyor. Karekodlu çekin karekodu cep telefonuyla okutulunca bu bilgiler 3. kişilerin önüne çıkıyor. İbraz edilen ilk çek tarihi görülebiliyor. Yani bu kişi ne kadar süredir piyasaya çek veriyor, ilk çekini size mi yazmış, bir ay önce mi yazmış, uzun süredir ticaret mi yapıyor, Görebiliyorsunuz. İbraz edilen son çekin tarihine ulaşabiliyorsunuz. İbrazında ödenen çeklerin adet ve tutar olarak yüzdesini görebiliyorsunuz. Zamanında ödeme yapıp yapmadığı konusunda rakam kullanılmıyor, çünkü kimse ticaret hacminin büyüklüğünü paylaşmak zorunda değil. Yüzde gösteriliyor” diye konuştu.

    Karekodlu çeklerde arkası yazılan, halen ödenmemiş çeklerin tutar ve adetsel oranlarının, gecikmeli ödenen çeklerin de adetsel ve tutar olarak oranlarının gözüktüğünü ifade eden Aşut, şunları kaydetti: “Karekod okutulunca karşınızda nasıl bir müşteri var görebiliyorsunuz. Bu çeki siz veriyorsanız ve çeklerinizi düzenli ödeyen bir tüccar iseniz, ‘Ben güvenilir bir kişiyim. Çek geçmişime bak ve ona göre satış yap’ imajı veriyorsunuz. Yani, teknoloji bize yeni bir imkan veriyor. İş dünyamız bu imkanı iyi öğrenmeli ve kullanmalıdır.”

  • LÖSEV 17. Yılını Kutladı

    Lösemili Çocuklar Haftası ve LÖSEV’in 17. kuruluş yıl dönümü çeşitli etkinliklerle kutlandı.

    Bursa’daki okullarda 2-8 Kasım süresince düzenlenen seminer ve etkinliklerle Lösemili Çocuklar Haftası ve LÖSEV’in 17. kuruluş yıl dönümü kutlandı. İllüzyon, Fit Dans Spor Okulu ve Bursalı sanatçı Burak Şenöz’ün gösterileri tüm çocuklar tarafından büyük ilgi gördü. Lösemi ve kanserden korunmak için broşürlerin paylaşıldığı etkinlikte kesilen LÖSEV’in 17. yıl pastası herkese ikram edildi. Etkinliklerde küçükler kadar büyükler de eğlendi.

    Ankara’da bir sandalye, bir masa ile çalışmaya başlayan LÖSEV’in 2014 yılında binlerce marka arasında sıyrılarak Türkiye’nin en itibarlı 10 markası arasında yer almayı başardığını belirten Bursa İl Koordinatörü Fusun Emecan Özcan, LÖSEV’in imece destekleriyle kurulduğunu 17 yıldır çocuk lösemi ve yetişkinlerde dahil tüm kanser hastalarına, ailelerine de sağlık hizmetlerinden manevi desteklere, kuru gıdadan yakacağa, et ürünlerinden kıyafete kadar tüm yardımları aralıksız ilettiklerini belirtti. Özcan, LÖSEV Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Üstün Ezer’in mektubu okuyarak, selam ve sevgilerini sundu.

  • Samsunspor İle Elazığspor 17. Kez Karşılaşacak

    PTT 1. Lig’in iddialı iki takımından Samsunspor ile Elazığspor ligin 10. haftasında yarın karşı karşıya gelecek.

    Geçen hafta kazanamayan ve haftaya puan kayıplarıyla giren iki takım, yarın saat 18.00’de Elazığ Atatürk Stadyumu’nda karşılaşacaklar. Daha önce iki takım arasında oynanan 16 resmi müsabakanın 9’unu Samsunspor kazanırken, 3 maçı da Elazığspor önde bitirdi. 4 maç ise beraberlikle sonuçlandı. İki takım arasındaki ilk resmi müsabaka 1975-76 sezonunda Samsun’da oynandı. Karşılaşmayı ev sahibi takım Samsunspor 4-0’lık skorla kazandı. İki takım son kez ise geçen sene PTT 1. Lig rövanş maçında karşı karşıya geldi. 14 Mart tarihinde Elazığ’da oynanan maç golsüz beraberlikle sonuçlandı.

    Elazığ’da oynanan 8 müsabakanın 3 ‘ünü Samsunspor kazanırken, Elazığspor ise 2 kez sahadan galip ayrılabildi. 3 maç ise beraberlikle sonuçlandı.

    İki takımın birbiriyle oynadığı 16 resmi müsabakada bugüne kadar toplam 36 gol atıldı. Bu gollerden 23’ünü Samsunspor atarken, Elazığspor ise rakip fileleri 13 kez havalandırdı.

    Karşılaşma öncesinde Elazığspor 9 haftada aldığı 5 galibiyet 2 beraberlik ve 2 mağlubiyetle 18 puanla 3. sırada yer alıyor. Konuk takım Samsunspor ise 9 haftada aldığı 4 galibiyet, 4 beraberlik ve 1 mağlubiyetle 16 puanla ligin 4. sırasında kendine yer buluyor.

    Yarın Elazığ Atatürk Stadında 18.00’de karşılaşacak iki takımın maçını hakem Alper Ulusoy yönetecek.

  • 17. Ulusal Vasküle Ve Endovasküler Cerrahi Kongresi:

    Ulusal Vasküler ve Endovasküler Cerrahi Derneği Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Cengiz Köksal, bacak toplardamarındaki tıkanıklığın hayati önem taşıdığını belirterek, “Uzun süre hareketsiz kalmak, 6 saat uçak veya otobüs yolculuğu yapmak, aşırı kilo, hamile olanlar ayaklarını yukarı kaldırmalı ya da hareket ettirmelidir. Giyilecek bir varis çorabı kişiyi ani ölüm riskinden tamamen korur” dedi.

    17. Ulusal Vasküler ve Endovasküler Cerrahi Kongresi 8. Ulusal Fleboloji Kongresi” Antalya’da gerçekleştirildi. Kongre kapsamında düzenlenen basın toplantısında konuşan, Ulusal Vasküler ve Endovasküler Cerrahi Derneği Başkanı ve Kongre Başkanı Prof. Dr. İ. Tanzer Çalkavur, ağırlıklı olarak damar tıkanıklıkları üzerine konuşacaklarını belirterek, Türkiye’de ve dünyada olduğu gibi ölümün birinci nedeninin kanser değil damar sertliği olduğu altını çizdi.

    Damar sertliğini hızlandıran faktörler olduğunu dile getiren Prof.Dr. Çalkavur, “En önemlisi sigara kullanımı. Nüfusun 17 milyonu sigara kullanıyor. Yüksek kollestrol eğilimli bir toplumuz. Spor alışkanlığı olmayan toplumuz. Gelişmişlikle birlikte yaşlı nüfus artıyor. Bunların hepsi damar sertliği için risk faktörüdür. Damar sertliği giderek artıyor. Avrupa’nın çoğu ülkesine göre oran yüksek. Türkiye’de yapılan çalışmalarda 50 yaşın üzerinde, yaklaşık yüzde 20, yaş 70’lere çıktığı zaman bu oran yüzde 30’lara çıkıyor. Damar sertliği bir hastalık ve tıkanıklık yapıyor. Neresi tıkanmışsa ölümcül durumlarla karşılaşıyoruz. Ölümcül problemleri çözmek için bizde uğraşıyoruz” diye konuştu.

    “TEK SEÇENEK AMELİYAT DEĞİL”

    Damar sertliğinde ameliyatların tek seçenek olmadığını aktaran Prof. Dr. Tanzer Çalkavur, “Elimizde bir çok silah var. Son 10 yılda yeni teknolojiler gelişti. Sadece ameliyat yapmıyoruz. Küçük kataterlerle anjiyografi sayesinde küçük stenlerle damarları açıyoruz, küçük kesilerle ameliyat yapıyoruz. Hastalık yaygın ama farklı silahla onlarla savaşıyoruz. Damar sertliği en önemli silahımız ilaçlar. Toplumu risk faktörlerine karşı bilinçlendirmeye çalışıyoruz. Bu büyük patolojiyi daha iyi nasıl tedavi ederiz, bunu bulmak için kongre yapıyoruz. bin 200 katılımcımız var kongrede. En temel hedeflerimizden birisi meslektaşlarımızda bu konuda bilinçli olmasıdır ve tedavisi sağlamasını elde etmektir. Kendimizi eğitiyoruz. Farklı olarak 3 boyutlu ameliyat görüntüler var. İlk defa gösterilecek Türkiye’de” ifadelerini kullandı.

    Damar sertliğinin en önemli problemleri olduğunu kaydeden Prof.Dr. Çalkavur, “Kalbin damarlarını tıkıyor, enfaktüse neden oluyor, beyin damarlarını tıkıyor, felce neden oluyor. Böbrek atardamarları tıkanırsa böbrek yetmezliğine neden oluyor” dedi.

    “50 YAŞINDAN SONRA SIKLIKLA GÖRÜLÜR”

    Ulusal Vasküler ve Endovasküler Cerrahi Derneği ve Kongre Genel Sekreteri Prof. Dr. Tankut Akay, a damar sertliğinin sadece kalp damarlarında değil, vücudun bütün atardamarlarında olabilen, oluştuğu zaman da beslediği organı tıkadığını ve ardından hastalığa yol açtığını söyledi.

    Şah damarları tıkanması beyni besleyen anadamarın tıkınması anlamına geldiğini Kaydeden Prof. Dr. Akay, “Bu felç anlamına gelir. Felç kısa ve uzun süreli olabilir. Kardiyovasküler olaylarda ikinci sırada dünyada da ölümlerde üçüncü sırada yer alır. Türkiye’deki risk olarak yüksek hasta popülasyonu var. Tansiyon, şeker, sigara kullanımı bu hastalığın oluşmasında önemli bir etkendir. Bu hastalık ileri yaş hastalığı 50 yaşından sonraki bireylerde sıklıkla görülmektedir. Teşhisi kolaydır. Gözlerde kararma, göze perde inme, konuşma bozukluğu, güç kaybı bu hastalığın oluşmasında önceki nedenleri olabilir. Kişi basit bir ultrason kontrolü ile hastalığın olup olmadığını öğrenebilir. 50 yaşın üzerindeki her kişi 2 yılda bir ultrason çektirmelidir” diye konuştu.

    Ulusal Vasküler ve Endovasküler Cerrahi Derneği Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Cengiz Köksal, bacak toplardamarındaki tıkanıklık hakkında bilgiler verdi.

    “6 SAAT YOLCULUK YAPANLAR DİKKAT”

    Doç.Dr. Köksal, “Hareketsiz kalmak, 6 saatten fazla uçak ve otobüs yolculukları, bilgisayar karşısında çok fazla kalmak, biraz yaşlılık ve biraz kiloluysanız hayatı tehdit edebilir. Bu problem o kadar önlenebilir şey ki, sağlıklı bireylerde bile olabilir. Toplardamarlarda pıhtı oturması esas nedenidir. Eğer çok uzun süre hareketsizseniz, bilgisayar başında uzun süre hareketsiz kalıyorsanız ev son dönemde bu Türkiye’nin ciddi problemidir. 6 saati geçen uçak veya otobüs seyahati yapıyorsanız, sağlıklı olabilirsiniz. Daha önce hiçbir probleminiz olmayabilir. Ama ani ölüm riski taşıyorsunuz. Hareketsiz kalmak, birazda kilolu olmak, hamilelik dönemi toplardamarlarda pıhtı oluşumu için zemin hazırlıyor. Az sıklıkla olan bir şey değildir. Eğer bu pıhtı akciğere atarsa ciddi bir sorun hayatı tehdit eder” ifadelerine yer verdi.

    “VARİS ÇORABI GİYMEDEN YOLCULUĞA ÇIKMAYIN”

    Problemin tanımlanması ile çözümün çok kolay olduğunu aktaran Doç. Dr. Cengiz Köksal, “Uzun süre hareketsiz kalıyorsanız, uçak veya otobüs yolculuğu yapılıyorsa aktif olarak ayağı hareket ettirmek bacak kaslarını çalıştırmak veya bacakları yüksekte tutmak veya aşırı kiloluk veya hamilelik dönemindekiler ve yaşınızda ileri ise giyilecek bir varis çorabı kişiyi ani ölüm riskinden tamamen korur. Problemin farkındalığı önlenmesi için çok önemlidir. Son dönemde 12 saat bilgisayar başında kalan bir çocuk yurt dışında öldü. Nedeni akciğerlere pıhtı atmasıydı. Nedeni uzun süre hareketsiz kalması ve bacaklarına pıhtı oturmasıydı. Bütün sağlıklı bireylerin uzun süre yolculuklarda, bilgisayar karşısında olunca, biraz yaşlı ve kiloluysanız ayakları hareket ettirin. Ayaklarınızı yüksekte tutun. Mümkünse varis çorabı giymeden yolculuğa çıkılmamalıdır” şeklinde konuştu.