Etiket: 130.

  • 130 adrese eş zamanlı ’aranan şahıs’ operasyonu

    Adana’da polisin şafak vakti 130 adrese eş zamanlı olarak yaptığı operasyonda aranan 39 kişi gözaltına alındı.

    Adana Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü’ne bağlı İnfaz Büro Amirliği ekipleri değişik suçlardan aranan şahısların yerini tespit ederek bu sabah operasyon için düğmeye bastı. Polis sabahın ilk ışıklarıyla birlikte 130 adrese eş zamanlı özel harekat polisiyle birlikte operasyon yaptı. Özel harekat polisi karşı konulacağı tahmin edilen adreslere uzun namlulu silahlarla girdi. Operasyonda kaçakçılık, hırsızlık, yaralama, dolandırıcılık ve uyuşturucu ticareti yapma suçundan aranan 39 şüpheli yakalandı.

    Adana Adli Tıp Birimi’nde sağlık kontrolünden geçirilen zanlılar, daha sonra emniyet müdürlüğüne götürüldü.

  • Çeşme’de 130 sığınmacı yakalandı

    İzmir’in Çeşme ilçesinden Yunanistan’ın Sakız Adası’na yasa dışı yollarla kaçmaya çalışan 130 sığınmacı yakalandı.

    Edinilen bilgiye göre, Çeşme Körfezi’nde devriye görevi yapan TCSG Yaşam Sahil Güvenlik Gemisi, Çatalazmak mevkiinde 2 ayrı şişme botu durdurarak, Sakız Adası’na geçişlerini engelledi. Sabah 08.30 sıralarında ilk şişme botu tespit eden ekipler, şişme bottaki 54 sığınmacıyı TCSG Yaşam Sahil Güvenlik Gemisi’ne aldı. Kısa bir süre sonra ikinci şişme botu da tespit ederek durduran ekipler, şişme bottaki 76 kişiyi de gemiye aldı. Çeşme açıklarında demirleyen TCSG Yaşam Sahil Güvenlik Gemisi’ndeki 130 sığınmacı, Sahil Güvenlik’e ait SAGET botuyla Çeşme iskelesine taşındı.

    Aralarında çok sayıda kadın ve çocuğun da olduğu sığınmacılar, Sahil Güvenlik ekiplerinin yardımıyla SAGET botundan iskeleye çıkarıldı. Çeşme iskelesindeki sığınmacılar Suriye, Irak, İran, Fas uyruklu olduklarını beyan ettiler. Uluslararası Göç Örgütü temsilcileri, sığınmacılara içecek ve yiyecek dağıtarak ihtiyaçlarını karşıladı. Sığınmacıların, işlemlerinin tamamlanmasının ardından İzmir Göç İdaresi Müdürlüğüne gönderilecekleri öğrenildi.

  • Huzur Operasyonunda 130 İşyeri Denetlendi

    81 ilde eş zamanlı gerçekleştirilen ’’Türkiye Güven Huzur 3’’ operasyonuna Mardin’de 227 polis memuru katıldı, 2.521 şahıs sorgulandı ve 130 işyeri denetlendi.

    Ülke genelinde genel asayiş ve kamu düzeninin sağlanması amacıyla önleyici ve caydırıcı tedbirlerin alınmasının öneminin ortaya çıktığı sebeple yurt genelinde kamu kurum ve kuruluşları, stratejik önem arz eden bölgeler ile vatandaşların yoğun olarak bulundukları yerlerde mevzuata uygun olarak vatandaşların huzur ve güvenliğinin sağlanabilmesi amacıyla ülke genelinde eş zamanlı olarak gerçekleştirilen “Türkiye Güven Huzur 3” Uygulamasında Mardin genelinde Yol Uygulamaları Denetiminde; 53 Ekip, 144 polis memuru ile 24 sabit uygulama noktasında 5 arama köpeği ile yapılan denetimlerde 954 şahıs sorgulandı, 467 araç kontrol edildi, 28 araca 2610 TL cezai yaptırım uygulandı ve 7 araç trafikten men edildi.

    Mardin genelinde umuma açık yerlerin denetiminde; 33 Ekip, 227 Polis memuru ile yapılan uygulamada 2.521 şahıs sorgulandı, 3 aranan şahıs yakalandı, 6 şahsa adli ve idari İşlem yapıldı ve 130 işyeri denetlendi.

  • (Özel Haber) Çatıdan girdiği kuyumcudan 130 bin TL’lik soygun yaptı

    Kayseri’de kuyumcu atölyesine giren hırsız, matkap ile açtığı kasadan 130 bin TL değerinde altınları aldı. Güvenlik kameralarının açısını değiştiren hırsız, kayıt cihazını da alarak kayıplara karıştı.

    Kayseri’de, Kazancılar Çarşısı’nda bulunan kuyumcu dükkanına çatıdan giren hırsız 130 bin TL değerindeki altınları alarak kayıplara karıştı. Kuyumcu sahibi 28 yaşındaki Samet Sorgun, “Hırsız, çarşıya çatıdan girmiş. Bizim dükkanımızın bulunduğu alana da çatı katındaki camı kırarak girmiş. Dükkanımızı levye ile açan hırsız, güvenlik kameralarının açısını değiştirdikten sonra elmas uçlu matkap ile altınların bulunduğu kasayı açmış ve içinde yaklaşık yaklaşık 130 bin TL değerindeki altınları alarak kaçmış, Dişimizden tırnağımızdan artırdığımız her şeyi almış, şu anda bir gram sermayemiz kalmadı” dedi.

    Konuyu polis ekiplerine bildirdiklerini söyleyen Sorgun, “Hırsız bizden aldığı altın tozu var mecburen bunu işletmek zorunda kalacak. Bunun için kuyumcu atölyelerine gitmek zorunda kalacak. Meslektaşlarımızın duyarlı davranarak bu hırsızı polise bildirmelerini istiyoruz” diye konuştu. Sorgun, polis ekiplerinin de yapacakları çalışmayla hırsızı yakalamasını umut ettiklerini bildirdi.

  • Isparta’da 130 sanıklı FETÖ davasına devam edildi

    Isparta’da Fetullahçı Terör Örgütü-Paralel Devlet Yapılanması’na (FETÖ-PDY) yönelik soruşturma kapsamında haklarında dava açılan aralarında eski Isparta Valisi Memduh Oğuz, eski Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) Rektörü Hasan İbicioğlu, bazı eski rektör yardımcılarının da bulunduğu 48’i tutuklu 130 sanığın yargılanmasına bugün devam edildi.

    Isparta Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşma, sanık sayısının fazlalığı nedeniyle adliye konferans salonunda yapıldı. Duruşmada aralarında eski SDÜ Rektörü Hasan İbicioğlu, eski Rektör Yardımcıları Talip Türcan, Süleyman Seydi, eski Bilgi İşlem Daire Başkanı Halil Karakoç, örgütün bölge imamı olduğu iddia edilen Osman Demirhan ile bazı iş adamlarının da bulunduğu 48 tutuklu sanık ile tutuksuz yargılanan bazı sanıklar hazır bulundu. Akşehir Cezaevinde bulunun tutuklu eski Isparta Valisi Memduh Oğuz, duruşmaya SEGBİS aracılığıyla katıldı.

    Davanın bugünkü duruşmasında ilk olarak hakkında terör örgütü üyeliği suçlamasıyla açılan bir başka davaya ilişkin eski SDÜ Bilgi İşlem Daire Başkanı Halil Karakoç’un savunması alındı. Mahkeme heyetinin 2014 yılında çocuklarını FETÖ’ye ait eğitim kurumuna neden gönderdiği sorusu üzerine Karakoç, özel okul teşviğinden faydalanmak için gönderdiğini ve bu teşvikten de yararlandığını söyledi. Karakoç, 17-25 Aralık sonrası Bank Asya’daki hesap hareketlerine ilişkin soruya da, “Bankanın kredi kartını kullanıyordum. Bir başka bankadan yaptığım EFT’yle kredi kartı borçlarını ödemek içindi. Bunu yaparken bir sakınca görmedim” yanıtını verdi.

    “Kendilerinden olan ve olmayanlar şeklinde düzenleme vardı”

    Mahkeme heyeti, daha sonra davanın müştekilerinden eski SDÜ Kreş Müdürü Sema Özek’i dinledi. Özek, tutuklu sanık Hasan İbicioğlu’nun rektör olarak göreve geldikten sonra kendisine cemaat mensuplarının çocuklarının olduğu bir listeyi vererek bu çocukları ücretsiz kreşe alacağını söylediğini, kendisinin böyle bir şey yapamayacağını belirttiğini, bunun üzerine İbicoğlu’nun “Sen yapmazsan yapacak biri olur” dediğini ifade etti. Daha sonra hakkında çok sayıda soruşturma yürütülerek kızağa çekildiğini ve başka birimlere sürüldüğünü öne süren Özek, kendisine uygulanan mobingin en üst seviyeye ulaştığını söyledi. Gül ve Gül Ürünleri Araştırma ve Uygulama Merkezi’ne görevlendirildiğini aktaran Özek, bu merkezde uygun olmayan şartlarda üretilen temizlik ürünlerinin üniversite çalışanlarına İbicioğlu’nun talimatıyla satıldığını, elde edilen gelirin de döner sermayeye aktarıldığını iddia etti. Kendisine merkezde yer gösterilmediğini, oda için anahtar verilmediğini aktaran Özek, 4B’den personel alımlarıyla ilgili de, “Üniversitede kendilerinden olanlar ve olmayanlar ayrımı şeklinde hiyerarşik bir düzenleme vardı. 4B personel alımlarını da kendi bu hiyerarşik düzenlerine göre yapmışlardır” dedi. Özek, kreşte çalıştığı dönemde himmet parası toplandığını da söyledi.

    “SDÜ, FETÖ yapılanması tarafından işgal edildi”

    Duruşmaya damga vuran isim, müştekilerden SDÜ’nün eski Genel Sekreteri Aziz Bayrak oldu. 2011 Mayıs ayından sonra SDÜ’nün FETÖ yapılanması tarafından işgal edildiğini öne süren Bayrak, “O dönem sahte soruşturmalarla görevden alındım. Önce fakülte sekreteri, ardından bilgisayar işletmeni olarak görevlendirildim. Rektörlük seçimleri öncesi o dönem (davanın firari sanığı) Numan Tamer’in adı ağırlık kazandı. Daha sonra Hasan İbicioğlu adı öne çıktı. Bir platform kuruldu. Bu platformun amacı Fetullahçı adayın seçilmesini sağlamaktı. Böylece desteklenen aday seçildi. Seçimlerde oy verecek öğretim üyeleri de bu yapı tarafından İbicioğlu’nun desteklenmesi yönünde yönlendirildi. Numan Tamer, yardımcı olduktan sonra FETÖ akademik ve idari birimlerini işgal etti. Personel alımları da şu anda mevcut Rektör İ.Ç. tarafından organize edilmeye başlandı. Hatta (davanın tutuklu sanığı) Talip Türcan, Numan Tamer’in odasına gelerek saatlerce çalışmıştır. Numan Tamer’in bu yapının en önemli adamı olduğu açıkça ifade edilmiştir. Eleman alımlarını uhdesinde bulunduran Numan Tamer, bu işleri İ.Ç. ile götürmüştür. Ç., profesör olduktan sonra da İletişim Fakültesi dekanı olmuştur” dedi.

    Bayrak, zamanla FETÖ’nün kripto yapılanmasının ortaya çıktığını ve FETÖ’ye ait üniversitelerle işbirliği yapılarak bu üniversitelere SDÜ’den öğretim üyesi desteği sağlandığını, SDÜ’nün adeta bir ağabeylik görevi üstlendiğini, hatta bu desteğin 17-25 Aralık sonrası bile sürdüğünü söyledi. İbicioğlu’nun kendisine sürekli baskı uyguladığını öne süren Bayrak, “İbicoğlu’nun kendisine ’Bak Aziz Bayrak ben cemaatin desteğiyle seçimi kazandım. Cemaat senin burada durmanı istemiyor. Senin yerine benim seçilmemde yardım eden cemaatten birinin getirilmesi isteniyor. Benim hiddetimden kork’ dediğini söyledi. Daha sonra Numan Tamer’in kendisine görevi bırakması için yazı gönderdiğini, anahtarlarının elinden alındığını söyleyen Bayrak, “2012’nin sonlarında İ.Ç. bana gelerek ’Senin durumunla ilgili cemaatle görüştüm. Senin kalman için razı edemedim. Seni istemiyorlar’ dedi” ifadelerini kullandı.

    “Paralel yapı gitmem için her şeyi yaptı”

    Kendisi hakkında cinsel tacizde bulunduğu yönünde şikayet dilekçesi verildiğini belirten Bayrak, “Bu konuyla ilgili dilekçe verilmeden önce dönemin valisi (davanın tutuklu sanığı) Memduh Oğuz’la telefon görüşmem oldu. Bana ne zaman emekli olmayı düşündüğümü sorup, hakkımda taciz dilekçesi olduğunu, emeklilik dilekçemi verdiğim halde bu dilekçeyi geri aldırabileceğini söyledi. Ben de böyle bir şey yapmadığımı, o nedenle getirmeyeceğimi söyledim. Bana, ’Aziz Bey gelinin, damadın var. Aklanıncaya kadar birkaç sene geçer, üzülürsün’ dedi. Ben de bir yerel gazetenin sahibi olan İsmail Rüştü Çelik’i arayarak şantaj kokusu aldığımı söyledim. İsmail Bey Vali ile görüşmüş. Telefonda Vali ’Bana bu telefonu İbicioğlu açtırdı. Aziz Bey hakkında suç duyurusunda bulunulmuş, ben bir şekilde o dilekçeyi el çektireceğim’ demiş ve görüşme bitmiş. Daha sonra ben emniyete gittim. Vali ile yapılan görüşmeden sonra dilekçenin verildiğini gördüm. Bu nedenle bende Vali Bey’in FETÖ kumpası içinde yer aldığı düşüncesi hasıl oldu” ifadesini kullandı.

    14 ayrı soruşturma geçirdiğini ve hepsinden ceza aldığını söyleyen Bayrak, kendisinin üniversiteden gitmesi için paralel yapının her türlü rezaleti ve ahlaksızlığı yaptığını öne sürdü.

    “Gel kozlarımızı paylaşalım” iddiası

    28 Haziran 2014 tarihinde kendi evinde olduğu sırada İbicoğlu’nun aracıyla evinin önünden geçtiğini, daha sonra evinin oraya gelerek kendisine “Gel dağa çıkalım kozlarımızı paylaşalım” dediğini anlatan Bayrak, “Ben de ona gel gücün yetiyorsa burada paylaşalım dedim” diye konuştu.

    İddianamede yer alan Yüksek Öğrenim Sosyal Kalkındırma Eğitim ve Kültür Derneğinin faaliyetlerine ilişkin soruya da Bayrak, “Dernek yöneticileri kafeterya, kantin işletmecilerini haraca bağlayarak para topladılar. Para vermeyen işletmeciler taciz edildi” yanıtını verdi.

    Bayrak, üniversiteye gelen yabancı öğrencilerden öğrenim harcı dışında para alınamayacağını belirterek, öğrenci koçluğu adı altında gayri yasal para toplanarak öğrencilerin getirildiğini, toplanan paraların öğretim üyelerine dağıtıldığını iddia etti. Bayrak, Mevlana Öğrenci Değişim Programı kapsamında FETÖ’nün yurt dışındaki üniversiteleri ile protokol imzalandığını, böylece FETÖ militanlarının yetişmesinin sağlandığını da söyledi. Aziz Bayrak, sanık avukatları ve sanıkların sorularını yanıtlarken, İbicioğlu’nun sorularına “Sana cevap vermek istemiyorum” şeklinde karşılık verdi.

    “Öğrencilerin FETÖ yurtlarına yönlendirilmesi istenildi”

    Müşteki Hülya Özmeren de, şartları yerine getirmesine rağmen İbicioğlu döneminde kendisine kadro verilmediğini, 20 ay bekletildiğini söyledi. Özmeren, kadrosunun verilmeme nedeninin çevresinden duyduğu kadarıyla örgütün evlerine maddi destek sağlamadığından kaynaklandığını söyledi.

    Müşteki eski SDÜ Bilgi İşlem Daire Başkanı İlksen Bağcı da, İbicioğlu’nun Arnavutluk’ta FETÖ’ye ait bir üniversitede öğretim üyeliği yaptığını, bu şekilde İbicioğlu’nun rektörlüğe hazır hale getirildiğini söyledi. İbicioğlu’nun göreve başlamasının ardından kendisinden üniversiteye kayıt yaptıran öğrencilerin listesinin ve bu öğrencilerin FETÖ bağlantılı yurtlara yönlendirilmesinin istendiğini belirten Bağcı, kendisinin bunu kabul etmediğini ve bu nedenle görevinden alındığını sözlerine ekledi.

    Mahkeme heyeti, duruşmayı yarına erteledi.